Özellikle dış yüzeyi parlak, mümkünse güzel süslemeleri olan derince bir kazan alın. Öyle ya ilk bakışta bunun bir cadı kazanı olduğu anlaşılmasın. İlk olarak kazanı ağzına kadar zina ile doldurun. Taşarsa da sorun etmeyin hiç. Sonrasında biraz burjuva ikiyüzlülüğü ve aç gözlülüğü koyun, ardından bir tutam ahlaksızlık, iğrençlik ve dedikodu (tercihen hizmetçi dedikodusu) ekleyin. Bundan sonraki malzemeleri belli bir sıra olmaksızın bolca ilave edin: Birbirini dolandıran ve boynuzlayan eşler; evin beyi tarafından cinsel istismara uğrayan ve diğer komşular tarafından da metres olarak kullanılan, evin hanımları tarafından yemek verilmeyen, hor görülen, itip kakılan, erkekler tarafından hamile bırakılıp tek başına doğum yapmak zorunda kalan, çalıştıkları evin her türlü kirli çamaşırını ifşa etmekten çekinmeyen, hırsızlık yapan ve tüm bunlara rağmen efendilerinden daha namuslu kalabilen hizmetçiler; anne ve babalarıyla yaşayan, onların iğrençliklerine katlanan, ailesine sevgi ve saygısı olmayan, babalarının ölmesini akbabalar gibi dört gözle bekleyen ve miras kavgasına tutuşan evlatlar; anneleri tarafından zengin erkeklerin koyunlarına sokulmak istenen, adeta orospuluğa teşvik edilen genç kızlar; yiyecek bir lokma ekmeği olmayıp, günlerce aç kalmayı göze alıp konu komşuyu zenginliğimle çatlatacağım diye şaşaalı partiler düzenleyen apartman sakinleri; namuslu geçinen ev sahipleri; evlenme bahanesiyle kandırılan gençler; bir şekilde yozlaşmış 78 adet karakter ve kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir topluluğun örf ve adetlerini de unutmayın. Tüm bunları olduğu gibi, acımasızca fokur fokur kaynatın. İşte karşınızda Zola’nın burjuva ve orta sınıf için hazırladığı enfes bir 19 yy yemeği. Haliyle bu yemeği yiyen burjuvanın midesi kalkıyor, yemeyenler bile görüntüsünden