·
Okunma
·
Beğeni
·
290
Gösterim
Adı:
Arafın Ruhları
Baskı tarihi:
Eylül 2020
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050602388
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Üç Nokta Yayınları
Baskılar:
Araftaki Ruhlar - İlle Venus
Arafın Ruhları
XVII. Yüzyıl Sevilla’sında, soylu bir ailenin tek oğlu olarak dünyaya gelen Don Juan de Marana, dindar bir anne ve savaşçı bir baba tarafından yetiştirilir. Annesi, onun tıpkı kendisi gibi dinine bağlı biri olarak yetişmesini arzu ederken, babası, tıpkı kendisi gibi cesur bir savaşçı olmasını ister. Küçük Don Juan, zamanının çoğunu balkabaklarına karşı kılıç talimleriyle ya da tahtadan küçük haçlar yapmakla geçirir. Fakat gençlik çağı gelip de Salamanka’da üniversite yılları başlayınca, tanıştığı yeni arkadaşı onu hiç tatmadığı duygularla, yepyeni hazlarla ve günahlarla tanıştırır. Don Juan’ın dünyası artık bütünüyle değişmiştir. Doğaüstü olayları gerçekçi bir çerçevede aktaran ; edebî dehasını ve hayal gücünü birleştirerek imkânsızı mümkün kılan ve bizleri hiç tanımadığımız ve bilmediğimiz bir Don Juan ile buluşturan Mérimée, Arafın Ruhları ve Ille Venüs’ü gibi hikâyeleriyle, fantastik edebiyat türünün ilk ve en önemli temsilcileri arasında yer almaktadır.

“Şehre gelen yabancılara Don Juan Tenorio’nun evi gösterilir ve hiç kimse, hiçbir sanat dostu Charité Kilisesi’ni ziyaret etmeden Sevilla’dan ayrılmaz. Orada, alçakgönüllülüğü nedeniyle ya da aksini düşünmek isterseniz kibri nedeniyle, üzerinde “Burada dünyaya gelmiş en kötü adam yatıyor” yazan Marana Şövalyesi’nin mezar taşını görürsünüz. Hâlâ onun varlığından şüphe mi duyuyorsunuz ? Bu iki yapıyı gördükten sonra rehberiniz size hikâyeler anlatacak. Don Juan’ın katedralin Mağrip usulü kulesi boyunca uzanan Giralda’nın bronz heykeline ne acayip tekliflerde bulunduğunu ; Giralda’nın bunları nasıl kabul ettiğini ; yine bir gün, Don Juan’ın sıcak rüzgârlar altında, Guadalquivir Nehri’nin sol yakasında dolaşırken, nehrin karşı yakasında sigarasını tüttüren bir adamdan ki bu adam şeytanın vücut bulmuş halinden başka bir şey değildir nasıl ateş istediğini ve onun da nehrin karşı yakasından kolunu uzatarak yakması için sigarasını
verişini ; artık hiçbir uyarıya kulak asmayacak kadar duygusuzlaşmış olan Don Juan’ın da sigarasını hiçbir şaşkınlık belirtisi göstermeden yakışını anlatır size.”
176 syf.
·10/10
“IIle Venüs’ü” Prosper Merimée’nin ilk kez 1837’de yayınlanmış olan fantastik bir hikâyesidir. Hikâye birinci ağızdan anlatılmaktadır; bu hikâyede Prosper Merimée’nin tarihi bilgisinin ve arkeolojiye olan ilgisinin harmanlanmış olduğu açıkça görülür. Hikaye, bölge halkından olan Mösyö Peyrehorade’ın daveti üzerine arkeolojik araştırmalar yapmak için les Pyrénées-Orientales’e gelen ve aynı zamanda hikayenin anlatıcısı olan bir antikacının bölgeye ziyareti ile başlar. Ziyareti esnasında rehberi ona Mösyö Peyrehorade’a ait, kısa bir süre önce buldukları bronz bir heykelden söz eder. Bunun üzerine büyük heyecana kapılan antikacı vakit kaybetmeden Mösyö Peyrehorade’ın evine doğru yol alır.

“Illle Venüs’ü” okuyucusunu endişelendirecek kadar gizem dolu bir hikaye. Ancak Prosper Merimée’nin asıl amacı elbette sadece okuyucusunu heyecanlandırmak veya ürkütmek değildir.

Yunan mitolojisindeki karşılığı Aphrodite olan Venüs mitolojideki en önemli tanrıçalardan biridir. “Roma Mitolojisinde başlangıçta üzüm bağlarının koruyucusu ve bitkilerin yeşermesinden sorumlu iken zamanla aşk, güzellik ve bereket tanrıçasına dönüşen bir figür olup Vulcan’ın karısı, Mars’ın sevgilisi, Cupid’in anasıdır.” Mitolojideki yeri aşk ve güzellik ile ilişkili olmasına rağmen, daha hikâyenin en başında, yöre halkından biri olan rehber tarafından uğursuz bir figür olarak sergileniyor Venüs.


Heykel aynı şekilde Mösyö Peyrehorade’ın dindar eşinin de nefretini kazanmıştır. Daha ilk ortaya çıktığı gün, onu bulanlardan birinin kaza eseri bacağını kırması üzerine, zaten batıl inançlı olan kadının heykele karşı olan kini daha da artmıştır.

Anlatıcımız heykel ile ilk kez karşılaştığında şaşkınlığını gizleyemez. Tüm kasaba halkının tersine, onun güzelliği karşısında dili tutulur. Onda uğursuzluktan ziyade bir yırtıcılık, temsil ettiği aşka yapılan saygısızlıkları cezasız bırakmayacak bir “küçümseme, alaycılık, zalimlik”görür.

Yazarın konu olarak neden Venüs’ü seçtiğini ve okuyucusuna asıl iletmek istediği mesajın ne olduğunu ancak bu güzel hikayeyi okuyarak anlayabiliriz.
“Hemen bütün Yunan heykellerindeki gibi küçük olan baş hafifçe öne eğikti. Yüze gelince, tipi hatırladığım eski heykellerin hiçbirininkine benzemiyordu, garip ifadesini asla anlatamam. Bu, hiç şaşmadan bütün çizgilere muhteşem bir hareketsizlik veren Yunan heykeltıraşlarına has o sakin ve ciddi güzellik değildi. Burada, bilakis sanatkârın şirretliğe varana kadar şeytaneti ifade etmek hususiyetindeki açık niyetini hayretle görüyorum. Bütün çizgiler hafifçe kasılmıştı; gözler biraz verev, ağız, köşelerinden kalkık, burun kanatları kabarıkçaydı. Küçümseme, alaycılık, zalimlik, gene de inanılmayacak derecede güzel olan bu yüzde okunan işte bunlardı. Gerçekten, insan, bu harikulade heykele baktıkça, bu derecede kusursuz bir güzelliğin tam duygusuzlukla nasıl birleştiğine şaşıyordu.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Arafın Ruhları
Baskı tarihi:
Eylül 2020
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050602388
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Üç Nokta Yayınları
Baskılar:
Araftaki Ruhlar - İlle Venus
Arafın Ruhları
XVII. Yüzyıl Sevilla’sında, soylu bir ailenin tek oğlu olarak dünyaya gelen Don Juan de Marana, dindar bir anne ve savaşçı bir baba tarafından yetiştirilir. Annesi, onun tıpkı kendisi gibi dinine bağlı biri olarak yetişmesini arzu ederken, babası, tıpkı kendisi gibi cesur bir savaşçı olmasını ister. Küçük Don Juan, zamanının çoğunu balkabaklarına karşı kılıç talimleriyle ya da tahtadan küçük haçlar yapmakla geçirir. Fakat gençlik çağı gelip de Salamanka’da üniversite yılları başlayınca, tanıştığı yeni arkadaşı onu hiç tatmadığı duygularla, yepyeni hazlarla ve günahlarla tanıştırır. Don Juan’ın dünyası artık bütünüyle değişmiştir. Doğaüstü olayları gerçekçi bir çerçevede aktaran ; edebî dehasını ve hayal gücünü birleştirerek imkânsızı mümkün kılan ve bizleri hiç tanımadığımız ve bilmediğimiz bir Don Juan ile buluşturan Mérimée, Arafın Ruhları ve Ille Venüs’ü gibi hikâyeleriyle, fantastik edebiyat türünün ilk ve en önemli temsilcileri arasında yer almaktadır.

“Şehre gelen yabancılara Don Juan Tenorio’nun evi gösterilir ve hiç kimse, hiçbir sanat dostu Charité Kilisesi’ni ziyaret etmeden Sevilla’dan ayrılmaz. Orada, alçakgönüllülüğü nedeniyle ya da aksini düşünmek isterseniz kibri nedeniyle, üzerinde “Burada dünyaya gelmiş en kötü adam yatıyor” yazan Marana Şövalyesi’nin mezar taşını görürsünüz. Hâlâ onun varlığından şüphe mi duyuyorsunuz ? Bu iki yapıyı gördükten sonra rehberiniz size hikâyeler anlatacak. Don Juan’ın katedralin Mağrip usulü kulesi boyunca uzanan Giralda’nın bronz heykeline ne acayip tekliflerde bulunduğunu ; Giralda’nın bunları nasıl kabul ettiğini ; yine bir gün, Don Juan’ın sıcak rüzgârlar altında, Guadalquivir Nehri’nin sol yakasında dolaşırken, nehrin karşı yakasında sigarasını tüttüren bir adamdan ki bu adam şeytanın vücut bulmuş halinden başka bir şey değildir nasıl ateş istediğini ve onun da nehrin karşı yakasından kolunu uzatarak yakması için sigarasını
verişini ; artık hiçbir uyarıya kulak asmayacak kadar duygusuzlaşmış olan Don Juan’ın da sigarasını hiçbir şaşkınlık belirtisi göstermeden yakışını anlatır size.”

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0