Sezai Karakoç'un ilk okuduğum kitabı "Armağan" olmuştu. 24 Temmuz Cuma günü Mübarek Ayasofya Camii'nin açılışıyla birlikte içimde büyük bir sevinç ve o gün -Ayasofya Camii'nin açılış günü- orada bulunma isteği vardı. Bu zamanlarda ikâmet ettiğim şehir ve yakınlarında bulunan il ve ilçelerden uzaklaşamadığım için o gün, bu güzel haberi haber ekranlarından seyretme fırsatı yakalayabildim. Camii içi, bin beş yüz kişi civarı alıyormuş zannedersem: evet alıyormuş da bir de camii etrafında bulunan o kalabalığı görünce -ilk günün tesiri ile bir de- üzüldüm biraz. Her neyse...
İşte o gün cuma vakitinden sonra içimde bulunan büyük bir sevinç ve kendimi sevindirme isteğiyle kendime, "Armağan" kitabını ve aynı yazarın bir başka kitabını aldım. Daha önce "Armağan" isimli kitabı görmüştüm internette. Belki de gözüm aşina olduğu için, hemen kitapçının kitaplığından çektim bu kitabı.
Kitaba hemen başlamadım. Bu kktaptan önce Tutunamayanlar kitabını okuyordum ve o kitabı bitirip de bu kitaba başlamak istedim. Dün Tutunamayanlar kitabını bitirdim ve birkaç saat sonra "Armağan" kitabına başlamıştım.
Kitaba başlamamla bitirmem bir olduğunu söyleyebilirim. Bu kitabın kısalığından dolayı -otuz üç sayfalık bir kitap- Birkaç saat sonra ikinci kez okudum kitabı ve üzerinde tefekkür etmeye başladım. Üçüncü, dördüncü, beşinci... derken, dünden bugüne beş kere okumuşum. Okudukça tefekkür edebilmeye çalışmıştım. (Her bir olayda bir tefekkür gizlidir, biz az düşünüyoruz, belki görmediğimizden.) Kitap; Fuzuli'nin "Hadikat-üs Suada" kitabından uyarlama. "Armağan" kitabı, uyarlama bir kitap olduğu için kısa fakat keşke daha uzun olsaydı dedim.
.
Hz. Yusuf ve Hz Yakup arasında geçen kıssadan oluşuyor. Piyes -Tiyatro- uslûbu kullanılmış kitapta. Iç açıcı, ferahlatıcı bir kitap bence.
Benim için
Fuzuli'nin Hadikat-üs Suada'sından uyarlama bir Yusuf peygamber ve babası Yakup Peygamber hikayesi. Yakup(a.s)'ın aradığı sonunda aldığı güzel bir haberi anlatıyor.
Çerez gibi geldi nasıl bitti anlamadım.
Keyifli okumalar...
Bu kitap( kitapçık da denebilir) Merhum Fuzûlî'nin Hadikatü's Süeda'sına yazılmış bir uyarlama.
20 dakika bilemediniz yarım saatte okuyabileceğiniz ancak hikayesi ile etkileyici ,ferahlatıcı bir üslubu ile Sezai Karakoç Üstad'ın sizi etkilemesi kaçınılmaz.
"Tek başına, zulme karşı ayakta duran hakikat medresesidir bu zindan."
11.s
Üstad Sezai Karakoç Hz. Yusuf'un hayatından ilhamla kaleme aldığı eserine zindan hayatına atıfta bulunarak başlar ve yine çilekeş peygamberin zindanda yerlerin ve göklerin hakimine, gerçek özgürlüğün kaynağına yönelişiyle bitirir.
Zindanlar asırlar sonrasında bile inançlı insanların sembolleşmiş direnişini Yusufi Medrese adıyla andıkları manevi birikim yerleridir.
"Yusuf daha nice yıllar zindanda kaldı." (Yusuf, 12/42)] ayetinin ihbarı ve sırrıyla Yusuf Aleyhisselam mahpusların piridir. Ve hapishane bir nevi Medrese-i Yusufiye olur."
Bediüzzaman Said Nursî
Zindan bir dinlenme yeri değil bilakis Rahman'a kul olanların çileli bir sabır mektebi, müptezel kimselerin üstünlük aldanışlarının şahididir. İnkârcıların kendilerini sonsuz cennette davet edenler için uygun gördükleri intikamlarıdır. İçinde nifak barındıranların maskelerinin düştüğü yerdir.
Geride bekleyenlerin payına Yakup Peygamberin teslimiyeti rehberlik eder. Sezai Karakoç vuslatsız haberin bile nasıl büyük bir anlamının olduğunu en veciz ifadelerle betimler:
"Çaresiz bir derdin ilacını getirmiş gibi. Ölmüş birinin sağlık ya da diriliş muştusunu getirmiş gibi." 19.s
Üstad Sezai Karakoç'un Fuzuli'nin Hadikat-üs Suada'sından uyarladığı kısacık ve okuyucular için güzel bir ARMAĞAN niteliği taşıyan Hz. Yusuf ve Hz Yakup'u konu aldığı tadımlık tiyatro eseri. Kısa ama sayfalarındaki tüm cümleleri alıntılamak isteyeceğiniz kadar güzel ve etkileyici. Ben çok beğendim. Okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar:)
Herkese selamlar,
Bugün Üstad Sezai Karakoç'un, Fuzûlî'nin Hadikatü's Süada'sından uyarladığı kısa ve şiirsel bir tiyatro eseriyle karşınızdayım. İyi ki tanıdığım dediğim yazarlardan biri olur kendileri.Eserde kardeşleri tarafından kuyuya atılan Hz.Yusufun hayatına tanıklık ediyoruz.Zindanda bulunan Yusuf peygamberin, babası Yakup peygambere bir deve ve bir Arabi aracılığı ile haber yollamasının hikayesi aktarılmaktadır.Kısa lâkin çok etkileyici bir eserdi.mutlaka okumalısınız. Kitapla kalın.
"Gökten indikte bela bulmazdı menzil konmaya
Olmasaydı arsa-ı alemde hak-i Kerbela."
( Eğer Kerbela toprağı olmasaydı belalar yeryüzüne inecek yer bulamazdı. FUZULİ)
Hz. Hüseyin ve ailesinin Kerbela'da şehit edilmesini anlatan bir Fuzuli eseri olan Hadikatü's-Süeda'dan ( Saadetlilerin Bahçesi) esinlenerek kaleme alınmış bir piyes.
Yalnız Karakoç, konu olarak Kerbela Olayını değil de "zindandaki Yusuf" peygamberi ve "hüzünler evinin sahibi" Yakup peygamberi almıştır.
Bu seçimde tasavvufta üç büyük aglayışa ( peygamberin ölümünden sonra Fatıma'nın, Yusuf'u kaybettikten sonra Yakup'un, Hüseyin şehid edildikten sonra Seyyide Zeynep'in) müthiş bir gönderme var
Kahır ve çile, rahmet ve armağana gebedir, vurgusunu hissedeceğiniz kısa ve hoş bir eser.
Sezai Karakoç'un kaleminden sıcacık bir piyes...
Hz. Yûsuf'un kaybolmasının ardından kendini "hüzün evi"ne kapatan Hz. Yakub'a, zindanda olan Hz. Yûsuf'un bir yolcu ile haber yollamasını anlatan 5 tablo/sahneden oluşan şairane kısacık bir eser. Fakat, yükte hafif pahada ağır cinsinden...
Okumanızı tavsiye ederim, naçizane...
Tadı damağımda kaldı, hikayede ki Arabi olasım geldi. Dünya ahiret mutluluğuna erişen ender insanlardan. Bu nasıl bir nasiptir sen iki Peygamberi de gör..
Sezai KarakoçArmağan
Üstad Sezai Karakoç'un, Fuzuli 'nin Hadikat-üs Suada'sından uyarladığı bir kitap hatta kitapçık... Kitap bir tiyatro/senaryo formatında olsa da aslında Hz. Yakup ve Hz. Yusuf arasında geçen bir kıssa'nın senaryolaştırılması... Çok kısa olmasına rağmen etkileyici bir kitaptı. Kitap her ne kadar birçok bölümden oluşsa da esas ana ve uzun bölümler ilk iki bölüm onun dışında ki bölümler genellikle tek paragraflık bölümler... Farklılık isteyenler okuyabilir...
Babası Yasin Bey orta halli bir tüccar olup I. Dünya Savaşı'nda Kafkasya Cephesi'nde çarpışırken Ruslara esir düşmüştür. Dedesi Hüseyin Bey de Plevne Savaşı'na katılmış, Gazi Osman Paşa'nın teşekkürünü kazanmıştır. Annesinin ismi ise Emine idi ve ev hanımıydı.
Ahmet Sezai Karakoç İlkokul eğitimini 1938-1944 yılları arasında Ergani'de tamamladı. 1944 yılında sınavlara girip Maraş Ortaokulu'nda parasız yatılı olarak okumaya hak kazandı. 1947-1950 yılları arasında lise eğitimini yine parasız yatılı olarak Gaziantep Lisesi'nde tamamladı. Lise eğitimi boyunca Felsefe dersine ilgi duydu ve Felsefe okumaya karar verdi. Üniversite eğitimi için İstanbul'a geldi. Babası onun ilahiyat fakültesinden mezun olmasını istiyordu. İmkanları dahilinde eğitimine devam edebileceği yatılı tek bölüm Siyasal Bilgiler Fakültesi idi. Üniversite sınavlarına hazırlanırken kazanamama ihtimalini de göz önüne alarak her ihtimale karşı Felsefe bölümüne kayıt yaptırdı.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanarak başladığı yüksek öğrenimini 1955'te fakültenin Maliye Bölümünden mezuniyetle tamamladı. Altan Öymen'le aynı dönemdendi. Mecburi hizmet sebebiyle Maliye Bakanlığında Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi bölümüne atandı.
Daha sonra Maliye Müfettişliği sınavına girdi ve sınavı kazandı. 11 Ocak 1956'da müfettiş yardımcılığı görevine başladı. 1959 yılında İstanbul'da gelirler kontrolörü oldu. Bir ara Ankara'ya çağrılıp Yeğenbey Vergi Dairesi'nde görevlendirildiyse de kısa bir müddet sonra yine İstanbul'daki görevine döndü. Görevi icabı Anadolu'yu çok gezdi ve birçok il ve ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı buldu. 1960-1961 yıllarında yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra İstanbul'daki görevine kaldığı yerden devam etti. 1965'ten 1973'e kadar birçok kez istifa etti. 1973'ten sonra da hiçbir resmi görev almadı.
İstanbul'da Diriliş Yayınları ve "Diriliş" dergisini kurdu. 1990 yılında "güller açan gül ağacı" amblemiyle Diriliş Partisini kurdu. Yedi yıl partinin genel başkanlığını yürüttü. Ancak bu parti 19 Mart 1997'de üst üste iki genel seçime girmediği için kapatıldı.
2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ile ödüllendirildi. Bakanlığa, ödülün para kısmının kültür sanat işlerine harcanmasını, diğer kısmınınsa posta ile bildirdiği adrese yollanmasını rica ettiği bir mektup yolladı.
2007 yılında Yüce Diriliş Partisini kurdu ve partinin genel başkanlık görevini yürütmüştür. 2007 yılının Nisan ayından ölümüne kadar her cumartesi akşamları, Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Başkanlığında değerlendirme konuşmaları yapmıştır. Bu konuşmalar partinin internet sitesinden canlı olarak yayınlanmıştır.
Karakoç, 2011 yılında Cumhurbaşkanlığı Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü fakat kendisine verilen plaket ve para ödülünü reddederek bu ödülü almaya gitmedi.
16 Kasım 2021'de yaşlılığa bağlı geçirdiği kalp krizi sebebiyle İstanbul'daki evinde öldü. 17 Kasım günü Şehzadebaşı Camisi'nde kılınan ikindi namazına müteakip aynı caminin haziresine defnedildi.
Eserleri
Şiir
- Şiirler I (Monna Rosa)
- Şiirler II (Şahdamar-Körfez-Sesler)
- Şiirler III (Hızırla Kırk Saat)
- Şiirler IV (Taha'nın Kitabı, Gül Muştusu)
- Şiirler V (Zamana Adanmış Sözler)
- Şiirler VI (Ayinler/Çeşmeler)
- Şiirler VII (Leylâ ile Mecnun)
- Şiirler VIII (Ateş Dansı)
- Şiirler IX (Alınyazısı Saati)
Gün Doğmadan (Toplu Şiirler)
Çeviri Şiir
- Batı Şiirlerinden
- İslâmın Şiir Anıtlarından
Deneme
- Edebiyat Yazıları I Medeniyetin Rüyası Rüyanın Medeniyeti Şiir
- Edebiyat Yazıları II Dişimizin Zarı...
- Edebiyat Yazıları III Eğik Ehramlar
Düşünce
- Ruhun Dirilişi
- Kıyamet Aşısı
- Çağ ve İlham I-II-III-IV
- İnsanlığın Dirilişi
- Diriliş Neslinin Âmentüsü
- Yitik Cennet
- Makamda
- İslâmın Dirilişi
- Gündönümü
- Diriliş Muştusu
- İslâm
- İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü
- Düşünceler I-II
- Dirilişin Çevresinde
- Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi I-II-III
- Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı I-II
- Samanyolunda Ziyafet
- Unutuş ve Hatırlayış
- Varolma Savaşı
- Çağdaş Batı Düşüncesinden
- Çıkış Yolu I-II-III
İnceleme
- Yunus Emre
- Mehmet Âkif
- Mevlânâ
Tiyatro
- Piyesler I
- Armağan
Hikâye
- Hikâyeler-I Meydan Ortaya Çıktığında
- Hikâyeler-II Portreler
Günlük yazılar
- Farklar
- Sütun
- Sûr
- Gün Saati
- Gür
Röportaj
- Tarihin Yol Ağzında
- Unutuş ve Hatırlayış
- Çıkış Yolu I
- Çıkış Yolu II
- Çıkış Yolu III
Belgesel
- Gün Doğmadan