Aşk Bitmesin

8,5/10  (2 Oy) · 
2 okunma  · 
1 beğeni  · 
51 gösterim
  • Baskı Tarihi:
    1970
  • Sayfa Sayısı:
    421
  • Çeviri:
    Okbal Akban
  • Yayınevi:
    Altın Kitabevi
  • Kitabın Türü:
Necmettin Zafer 
18 Oca 16:59 · Kitabı okudu · 6 günde · 7/10 puan

Rougon-Macquart serisinin bu 2. kitabında İkinci İmparatorluk Dönemi Parisi’ndeyiz. 3. Napolyon iktidarı ele geçirmiş, Paris köklü değişimlerim yaşandığı bir şehir haline gelmiştir. Peşi sıra yıkılan ve ucuza alınıp fahiş fiyata satılan binalar, inşa edilen yeni bulvarlarla şehir kentsel dönüşüme girmiştir. Ancak bu şehirde yıkılan sadece binalar değildir, manevi değerlere dair ne varsa onlar da yerle bir olmaktadır. Ahlaki çöküntü, şehirdeki dönüşümden çok daha hızla dibe doğru seyretmektedir. Tüm bu hengâme içinde ahlaki konuları hasıraltı eden, kolay yoldan zengin olmak isteyen bir orta sınıf türer. Tüm kişisel ilişkiler sadece tatminiyet üzerine kuruludur. Aile, arkadaş, sevgililer arasındaki ilişkiler “Son zamanlarda benim için ne yaptın?” ya da “Yarın benim için ne yapabilirsin?” gibi cümleler üzerine kuruludur. Kitabımızın kahramanlarına bakalım. 3 tane öznemiz 1 tane de gizli öznemiz var: Zengin olmak için her çareye başvurmaktan çekinmeyen bir adam, kişilikten yoksun bir evlat, gençliğin tadını doya doya çıkarmaya çalışan bir eş. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş bir aile.

Aristide Rougon köyden indim şehre misali, Paris’in taşı toprağı altın diyerek çoluk çocuğu alıp Paris’e taşınır. Aristide, sülalenin Rougon tarafındandır ve serinin diğer kitaplarına aşina olan okurlar Rougonlar’ın paraya, başarıya karşı olan ateşli düşkünlüklerini iyi bilirler. Serinin önceki kitaplarından birinde Aristide için kolay ve çabuk yoldan para kazanmak isteyen biri olarak bahsedilir. Burada da bu kehanetin doğruluğuna şahit oluyoruz.

Aristide eşi ölünce küçük kızını da abisine postalar ve eşinin kırkı çıkmadan zengin biriyle evlenir. Abisi “burada iş yapacaksan adını değiştir, çünkü namuslu duracağına güvenemiyorum, benim adımı da lekeleme” gibisinden laflarla bizimki adını değiştirir ve Saccard koyar, bundan böyle tüm seride onu Saccard olarak biliriz. Saccard ismi de çok tuhaftır. Aristide bu ismi paradan çıkan sesi çağrıştırmasından dolayı seçer. Saccard bence Zola’nın en canlı karakterlerinden biridir. Gözleri fır dönen, paranın kokusunu bir köpekbalığının hassas burnu gibi kilometrelerce uzaktan duyan, kafasında 40 tilkinin döndüğü birini hayal edin. Abisinin yardımıyla belediyede iş bulur ve çok sıkı çalışarak, etrafındaki herkesle iyi geçinerek, her şeye kayıtsızmış gibi görünüp radarları sürekli açık, olup biten her konuşmayı kaydeder. Belediyenin imar planlarına ulaşarak kentsel dönüşüme girmiş şehirde yolların geçeceği yerlerden arsalar alarak belediyeye değerinin çok üstünde geri satarak ve çeşitli spekülasyonlar yaratarak kısa zamanda parayı vurur. Gizli öznemiz paradır bu arada. Para her şeyi satın alabilir mi? Romana göre cevap kesinlikle evet. Para her şeyden önce gelir ve onu elde etmek için her türlü yol son derece meşrudur ve bunda bir sakınca yoktur. Parayı seven yalnız Saccard değildir, etrafını saran herkes için durum aynıdır. Para ve aşkta sürekli inişler çıkışlar yaşayan Saccard’ın bir de ikinci karısına bakalım.

Renee ise Saccard’ın ikinci eşidir ve Saccard kızın namusunu kurtarmak kisvesi altında yüklü miktardaki çeyizine konabilmek için onunla evlenir. Ancak arada ne bir aşk ne bir sevgi vardır. Sadece alan memnun satan memnun bir ilişkileri olur. Zola, Renee’yi mutsuz bir evliliğe sıkışmış genç ve güzel bir kadın olarak tasvir ediyor. Aklımıza hemen Madame Bovary ya da Anna Karenina geliyor. Üçü arasında benzerlikler çoktur. Renee hiçbir şeyden tatmin olmayan, hep daha fazla isteyen, her seferinde yeni fantezi ve arzular peşinde koşan ve üvey oğluyla ensest ilişkiye kadar gidebilen birisidir. Tüm bunlara rağmen Renee okurda bir acıma duygusu uyandırıyor. Okur illa bir karaktere sempati duyacaksa Renee’ye duyar. Çünkü yaptıklarının sorumluluğunu üzerine almış ve tüm günahlarının kefaretini ödemiş tek kişi odur.

İlginç bir aşk romanı olması dışında “Tazı Payı” toplumsal bir yergi, tarihsel bir belge olarak da değerlendirilebilir. Zola, Renee’yi burada bırakıyor ama Saccard’la daha işi bitmediğinden serinin devam kitaplarından “Para” isimli romanında Saccard’ı yardımcı erkek oyunculuktan başrole getiriyor.