Aşk Cephesi, Bahadır Yenişehirlioğlu’nun edebi çizgisini yakından tanıyan bir okur için sürpriz barındırmayan, ancak yazarın temel temalarını bir kez daha güçlü biçimde ortaya koyan bir roman. Aşk, inanç, kader ve insanın iç mücadelesi; bu romanda da merkezde yer alıyor. Ancak tam da bu noktada, romanın hem güçlü hem de tartışmaya açık yönleri belirginleşiyor.
Roman, günümüz Ege’sinde yaşayan Selim’in, Rodos’ta bir otelde çalışan Angela’dan gelen bir mektupla içsel ve fiziksel bir yolculuğa çıkmasıyla başlar. Bu mektup, aslında yüzyıllar öncesinden gelen bir aşkın kalbi kırık izlerini taşır. Selim, bu çağrıyla Çanakkale Cephesi’ne doğru yola koyulur; yanında bir “kitap” taşır. Bu kitap, geçmişte yaşayan iki âşığın Akhisarlı Ali ile Anzak askeri Joe’nun ve Rum sevgilisi Adara ile Kerim’in ayrılıklarını ve özlemlerini anlatan mektuplarla örülü bir hikâye anlatır.Bu yapı, geçmiş ve bugün arasında bir paralellik kurarak yalnız aşkı değil, ayrılığı, hasreti ve insan ruhunun zamanla yüzleşmesini merkeze alır.
Aşk sadece bireylerin birbiriyle duygusal birleşimi değil, zamanın sınavından geçen bir bağlılık olarak ele alınıyor. Geçmişte yaşanan aşk hikâyesi, bugün yaşayan karakterlerin hayatını belirliyor bu da aşkı zamanın ötesinde bir bağa dönüştürüyor.
Çanakkale Cephesi, sadece tarihsel bir olay değil, ayrılıkların, göçlerin ve kavuşamamanın mekânı olarak kullanılıyor. Savaşın yıkıcılığı, kişisel ilişkilerin parçalanmasına nasıl yol açtığını somutlaştırıyor
Aşk Cephesi, klasik bir romantik roman olmaktan çıkarak aşk, ayrılık ve savaşın insan ruhuna etkilerini bir araya getiren özgün bir edebî eser olarak okunabilir. Yazarın geçmişle bugün arasında kurduğu bağ, okura sadece duygusal değil düşünsel bir yolculuk da vaat ediyor. Bu roman, aşkın yalnızca iki kişi arasındaki