·
Okunma
·
Beğeni
·
3.929
Gösterim
Adı:
Çağlayanlar
Baskı tarihi:
20 Ekim 2015
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059960236
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgeoğuz Yayınları
"Ey Türk! Bu satırlarda mâzînin destanlarını, hâlinin hicranlarını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi..."

"Asırlardır, dînin, milletin aşkına başına yağan, sonu gelmez bir belâdır... Yurdun nihâyetsiz bir Kerbelâ'dır... Memleketin, içinde cenâze namazı kılınan, cenâze duâsı okunan bir mâbed hâlini aldı. Ne yoncan, yongan kaldı. Bir Allah'ın, bir de Muhammed'in kaldı."

Ahmet Hikmet Müftüoğlu, bu eserindeki hikâyelerde dertlerimizin milli ve dini köklerimizden kopmaktan kaynaklandığını; çarenin de dini ve milli değerlerlerimizle birlikte çağdaş ilim ve fenne dayalı bir eğitim sisteminde bulunduğunu gösteriyor.
141 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İncelememe bu kısma yer vermeden başlamak istemedim. BU KISMI ÖZELLİKLE OKUYUN ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM!
~~~
"Türkeli Zeybeklerine
Bu kitabı düşünerek, sizin için yazdım. Belâ gecelerinde,yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım.
Ey Türk! Bu satırlarda mâzînin destanlarını, hâlinin hicran-
larını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi...
Bu kemanı ana vatanın sînesinden yonttum. Tellerini kalbi-nin damarlarından çıkardım. İstedim ki bu sazın âhengini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun.
Cihânın târihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi
vatanına sâhip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senin-
d okir, ya kimsenin!...
Dünyânın her tarafındaki taşsız mezarların, azametinin mâ-likâneleridir.
Göğsünde tutuşan gönül, gönül değil, cebhâne oldu. Bu uğurda parçalandıkça kînin ve feyzin çoğaldı.
Ey Zeybek! Bu kitabın yapraklarını hançerinle yırt! Ve han-çeri onun kalbinin üzerinde bırak! Bundan sonra silâhının siperi bir kitap olsun..."
~~~

Türkeli Zeybeklerine” başlığıyla yazdığı sunuşta belirttiği gibi, “Bu vatan ya senindir, ya kimsenin!” diyerek okura seslenen, onu vatana, örf, adet ve dinine sahip çıkmaya çağıran 16 hikayeden oluşuyor.

Biraz Dede Korkut hikayelerini anımsatan hikayeleri var ve bazılarında 1920'li dönemleri anlattığı görülüyor.

Milli Edebiyat ruhuyla kaleme alınmış olup , Serveti Fünun dönemi dili de yer yer kullanılmıştır. Dilde sadeleşme dönemi eserlerinden olduğu bellidir.

16 hikayeden en çok beğendiğim "Bayram" oldu. Gerçekten iç çektiğim bir bölümdü. Aşırı duygulandım... Hasret kaldığımız o bayramları anlattığı için sanırım.

Tarih severlere kesinlikle tavsiye edebileceğim harika bir kitap!
(O girişi okuduysanız beni anlayabilirsiniz.)

Umarım güzel bir inceleme sunabilmişimdir. Keyifli okumalar dilerim.
%73 (80/111)
Servet-i Fünun yazarlarından olan Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun sadeleştirilmiş,içinde 16 adet hikaye bulunan kitabıdır.Kitabın ismi Çağlayanlar olunca kendi çevremden bişiler bulurum sandım,yanıldım :) iş ve arkadaş çevremi anlatacak hali yok Kurtuluş dönemi yazarının tamam ama bu ne propagandadır be kardeşim.Tamam Vatanseveriz,safkan Türk olmasak bile ''Ne mutlu Türk'üm diyene'' sözünü benimsemişiz eyvallah ama bu ne faşizmdir be abicim.Her hikasinde ağır ve bazen saçma övgülerle vurguladığı Türklük,bi zamandan sonra bunalttı.Saf bir Yunanın eline ver bu kitabı,okusun,babasını keser ben Türk'üm diye.Övünmenin de bir şirazesi olur.Abartılı ve sıkıcı.Kötü seçimlerimden dolayı şuan kendimi çok pis yargılıyorum.Türk töresi kurşuna dizilmemi emreder!
144 syf.
·4 günde·6/10
Temel eserler arasında yer alan yazarlarımızın eserlerini okumamizda fayda olacağını düşünüyorum. Bu da o eserlerden biri.

Çağlayanlar bir hikaye kitabı olup, yazılış amacının açıklandığı "Türk İli Zeybeklerine" ile başlayıp Türk'ün Tanri'ya "Yakarış" ı ile son bulan toplamda 20 hikayeden oluşmaktadır. Dede Korkut hikayeleri tarzında yazılan "Alparslan masali", yazarın Avrupa seyahatlarindan elde ettiği izlenimlerini aktardığı "Turhan nasıl çıldırdı", karamsar bir bakış açısıyla sevgiliye bakış açısıni içeren "gözyaşı çeşmesi", "matem kuvveti" ve savaş yıllarında yaşanmış bir "bayram" olmak üzere farklı konuları içeren hikayelerden oluşur. Hikayelerin genel teması Türkçülük ve Osmancılik üzerinedir. Savaş yılları ve vatan sevgisi hikayelere şekil vermiştir.

Dikkatimi çeken iki nokta vardı birincisi yaklaşık olarak 1920 yıllarında işlenmiş konuların günümüzdeki hukumetlerin bunları siyasette kullanmaları ikincisi ise bir asır önce bir bayram günü için yazılan "bayram" hikayesinin yine bir asır sonra bendeniz tarafından bir bayram günü okunması farklı bir duygu oluşturdu.

Akıma kapılıp gitmeyecekseniz okuyun derim
141 syf.
·10/10
Öğretmen olsam bütün öğrencilerime okuturdum bu kitabı hatta imkanım olsa hepsine hediye ederdim. İçinde öykülerde hem özeleştiriler hem de övgüler var, tarih sevenler için çok faydalı bilgilerde var. Okurken bazen hüzünlendim bazen de gururlandım. Yazarın önsözü bile bir manifesto niteliğinde. Bana kitap soran herkese öneriyorum...
141 syf.
·2 günde·8/10
"Bu kitabı sizi düşünerek,sizin için yazdım.Bela gecelerinde,yaşım sızarak,yüreğim sızlayarak yazdım.Bu satırları yazarken masallarımı süslemedim.Senin ruhun gibi sade olmasını istedim.Ötesinde,berisinde eğer varsa,göreceğin özentiler sana beğendirmek,gururunu okşamak içindir.Gurur!O,her Türk'ün yaratılışındadır.Biz birbirimizi bundan tanırız değil mi?"
Ahmet Hikmet Müftüoğlu
ŞİŞLİ,1922

A.Müftüoğlu Çağlayanlar'ı tamamen milli ve vatani duygularla yazmıştır.Konusu Türk tarihinden,Türk destanlarından ve şahit olduğu savaşlardan olan hikayeler Türk edebiyatındaki yerini almıştır.

Yazar bazı gerçekleri çivi gibi çakıyor insanın yüzüne.Hikayelerini aslında o çağın insanlarına değil de daha sonraki nesillere öğüt mahiyetinde kaleme almış.Günümüzün siyasi yapısını 1920'lerden resmini çekmiş ve kaleme dökmüş.Bunları da anekdotlarıyla bir bir hikayelendirmiştir.
141 syf.
·14 günde·10/10
Ahmet Hikmet Müftüoğlu´nun okuduğum ilk kitabı Çağlayanlar. Serveti Fünun Dönemi´nde eser vermiş Milli Edebiyat döneminde de devam etmiş Türkçü bir yazar. Kendisiyle yeni tanıştım ve gerçekten etkilendim.

Öncelikle kitap kısa kısa hikayelerden oluşuyor. Genelde halk çevresinde geçen acıklı olayları ele almış. Yazdığı hikayeler 1911-22 civarı yaşanan olaylar, milletin durumunu ele alıyor.
Yazılmış tarihi, tarih kitaplarından okuyoruz zaten ama bir de o dönemde yaşamış birinin gözünden, ilk elden halkın durumunu okumak -belki herkes için aynı durum söz konusu olmaz ama- beni çok etkiledi.
Müftüoğlu ayrıca, sonradan görme medeni Avrupa´nın asırlarca süren ve hâlâ sürmekte olan Türk korkusunun, İslam düşmanlığının sembolü olan birçok tablo, eser, heykel örneklerini sunmuş bize. Çoğunu araştırdım bazılarını bulabildim arada 'vay be!' dedim.
Merak edenlere tavsiye ederim.. Ve kitaptan sevdiğim bir cümle paylaşırım:

Vatan ne Türkiye´dir, Türklere ne Türkistan;
Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan!
141 syf.
·Puan vermedi
Kısa kısa öykülerden oluşan kolayca okunabilir bir eser. Çoğu öykünün altında tarih yazıyordu bu yüzden yaşanmış olaylar mı pek anlayamadım. Yurtdışında okuyan o iki TÜRK öğrencinin yurduna, savaşa gelmesini anlatan, ülkesi için faydalı işler yapmaya çalışan insanları okudukça içimden VATAN SİZE MİNNETTAR dedim durdum.
141 syf.
·Beğendi·10/10
Türk Milliyetçiliğinin bilinmeyen yüzlerinden. Hem edebi hem de siyasi kariyeri olan bir isim. Zaten döneminde Galatasaray Lisesi içinde okuyup da ünlü olmayan kalmadı sanırım. Türk Toplum Yapısını konu edinen yazarımız nereden bilebilirdi ki kendinden sonra bir adam gelecek ve Türkleri tek bir merkezde toplayıp; vefatından sonra bile en çok sevilen insan olacaktı. Kim derdi ki ilk hikayesi “Alparslan” Masalı adını taşıyacaktı. Ellerine sağlık be Ahmet Hikmet! Ellerine Sağlık!
Kitabımızın konusu nedir? Bu güzel soruya şöyle cevap verelim. Aslında dönemin yazarların sıkça serzenişte bulunduğu “Bağımsızlık, Mücadele, Yurt, Millet Sevgisi ve tabii Türkçe” konuları. Mamafih görüyoruz ki yeni çıkan bir kitabın dahi popüler olduğu şu zamanda yıllanmış ve doğruları yazan; içeriği de halen devam ettiğini gördüğümüz bu durum devam etmekte. Buna rağmen aydınlanmak adına nadiren de olsa bu tarz eserleri okumamayı tercih ediyoruz. Bu kitap aydınlanmış gelecek güzel günler için hediyemiz olsun diyelim.
Henüz vaktimiz olduğunu görmekteyim. Belki bir kitap daha bitirecek vaktimiz olur. Esen kalın, kitaplarla kalın. Kendinize iyi bakın efendim..
141 syf.
·Beğendi·7/10
Türklerin çocukluk çağı Hunlar'dan İslam'la müşerref olup en nadide meyveleri verdiği olgunluk çağı'na kadar olan dönem sanki kesik kesik gözümün önüne geldi. Yazar küçük hikayelerle kalplerde büyük tesirler bırakıyor. Şamil olduğumuz bütün hassasiyetimizi, değerlerimizi, ince kültür hazinemizi ve bunların bizi biz yapan yegane cihetlerini tedricen müşahede edeceğimiz güzel bir eser.
141 syf.
·Beğendi
Ey Türk!Bu satırlarda mazinin destanlarını, hâlinin hicranlarını söylemek ve inlemek istedim.Bir Kenan gibi...
Bu kemanı ana vatanının sinesinden yonttum.Tellerini kalbimin damarlarından çıkardım.İstedim ki bu sazın âhengini yalnız sen duyasın.Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun... Etkileyici bir üslupla anlatılan Çağlayanlar halka milli ve vatani bir şuur kazandırmak amacıyla da kaleme alınmış muhakkak okunması gereken bir kitap ...
141 syf.
·3 günde·5/10
" -Evet, bu zavallı vatanın yarasını kanatan sizsiniz, sizin gibi onu beğenmeyenler, ona i'timad etmeyenler, dâima onun kusurunu gören onun sevgilileridir. "
Fakat bu kadar turan hayali kuran bir yazarın bu kadar yabancı kelime kullanmış olması tam bir hayal kırıklığıydı. Türk milletinin mimaride, dansta, edebiyatta hiç de geri kalmadığını anlatmak için Farsça, Arapça kelimeler kullanmak ne kadar etkili olabilir? Gerçek Türkçülük bunu mu gerektirir?
146 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Çağlayanlar || Ahmet Hikmet Müftüoğlu(Kitap Yorumu)
.
.
Herkese yeniden merhaba. Haftanın ilk günü olan pazartesi ile aranız nasıldı? Sendromsuz geçmiştir umarım . Benim hala sınav haftam devam ediyor. Neyseki bu hafta son. Sınavları olan arkadaşların sınavları umarım iyi geçiyordur. Neyse iyi dileklerimi sonlandırıp kitap hakkında olan düşüncelerime geçeyim.⬇️
Kitap 16 öyküden oluşmakta. Bu öykülerin hepsinde Türk tarihinden,Türk destanlarından ve şahit olduğu savaşlardan esinlendiklerini yazmış. Çok sert ve coşkulu bir üslûbu var. Bana hikayeden ziyade deneme okuyormuşum gibi hissettirdi. Bu kitap hakkında kimler ne düşünüyor diye merak edip bayağı yorum okudum. Çoğunluk olumlu düşünüyor. Bazıları ise her hikayde Türklük kavramını bu kadar çok vurgulanmasını faşizm olarak görüyor. Bu kadar çok övünmenin yersiz olduğunu dile getirip sıkıldıklarını dile getirmişler. Şimdi kitap öykü kitabı olunca insanlar farklı şekilde öyküler beklemiş olabilirler belki. Bu yüzden beklentileri kırılmış olabilir. Ama ben eleştiri yaparken şunları göz önünde bulundurmalarını isterdim: Şöyleki adam servetifünun dönemi yazarı. İkinci Meşrutiyet'ten sonra Turancılık etkisinde bu yazıları yazmış. O nedenle öykülerinde Türklüğü bu kadar coşkulu bir şekilde yazmış olmasını pek yadırgamadım. Ayrıca o dönemde olan Balkan Savaşları var. Adamın tutup da çiçek böcek yazacak hali yok. Biraz halkı harekete geçirmek için de böyle abartılı bir üslup kullanmış olabilir diye düşündüm. Sonuçta halk savaşlardan dolayı yorgun. Maddi ve manevi olarak her şey sıfırın altında. Bu nedenle insanları bir araya getirecek bir ülkü bir tutku olmalı. Bunun için Türkçülüğü bu nedenli baskılayarak yazmış olabilir. Şimdi biz normal şartlarda bu kitabı okuduğumuz için yer yer yazılan şeyler çok abartı gelmiş olabilir bize. Bilmiyoruz ki o dönemin insanına nasıl hitap etti. Benim de çok abartılı ve hayalî bulduğum yerler tabi ki oldu. Ama dönemin şartlarını ve yazarın yazdığı durumu düşünerek nesnel bir tutum sergilemek istiyorum. Mesela hikayelerin birinde şöyle bir yer var:"Bu kitabı sizi düşünerek,sizin için yazdım. Bela gecelerinde,yaşım sızarak,yüreğim sızlayarak yazdım.Bu satırları yazarken masallarımı süslemedim." Yani kitabın yazılış amacı belli zaten. Türklük gururunu artırmak. Insanların bu görüşü benimseyerek bir arada durmasını sağlamak. Ben kesinlikle alın okuyun ya da asla okumayın diyemem. Eğer ilginiz varsa,yazarın onun yaşadığı döneme onun perspektifinden bakmak isterseniz okuyabilirsiniz. Çünkü ben bu yüzden okumuştum bu kitabı. Ama böyle bir içerikle karşılaşacağımı hiç tahmin etmemiştim.Umarım kitap hakkında az da olsa bir fikre sahip olmuşsunuzdur. Benim kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Sevgiyle kalın .
''Macaristan’da bir inanç varmış.Katili bulunamayan ölülerin cesetleri önünden katil zanlılarını geçirirlermiş.Eğer suçlu bunların arasında ise yaralayan tam öldürülenin
hizasına gelince naaşın yarası kanarmış.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çağlayanlar
Baskı tarihi:
20 Ekim 2015
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059960236
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgeoğuz Yayınları
"Ey Türk! Bu satırlarda mâzînin destanlarını, hâlinin hicranlarını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi..."

"Asırlardır, dînin, milletin aşkına başına yağan, sonu gelmez bir belâdır... Yurdun nihâyetsiz bir Kerbelâ'dır... Memleketin, içinde cenâze namazı kılınan, cenâze duâsı okunan bir mâbed hâlini aldı. Ne yoncan, yongan kaldı. Bir Allah'ın, bir de Muhammed'in kaldı."

Ahmet Hikmet Müftüoğlu, bu eserindeki hikâyelerde dertlerimizin milli ve dini köklerimizden kopmaktan kaynaklandığını; çarenin de dini ve milli değerlerlerimizle birlikte çağdaş ilim ve fenne dayalı bir eğitim sisteminde bulunduğunu gösteriyor.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 7 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0