Çığlık

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.365
Gösterim
Adı:
Çığlık
Baskı tarihi:
1 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753637510
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredı Yayınları
Baskılar:
Çığlık
Çığlık
Çığlık
Çığlık
Çığlık
Konuşan hayvanların, susan insanların, sesli ve sessiz çığlıkların öykülerini okuyacaksınız bu kitapta. Sonsuz sayıda gerçekçilik yönteminin olduğuna inanan yazar, bu öykülerinde, bunlardan birkaçını deniyor. Öykü sanatının öykünme olmadığına inanan bir kalemden çıkmış bu kitapta, insanlarla hayvanlar, dünle bugün, ayrılmaz bir bütün oluşturuyor... ve okuru yazmaya çağırıyor.
94 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Uzun zamandır bir şeyler paylaşamıyorum. Bu paylaşamamak eylemi de en çok bana koyuyor. Şu an yazdıklarımı da paylaşmaktan ziyade son zamanlarda okuduğum kitaplara ilişkin bir öneri mahiyetinde kabul edin.

Uzun süredir düşsel düzlemde yaşıyordum, nerdeyse hayatla bağımı kesmiş gibiydim ya da bir diğer deyişle hayatı dondurmuştum. Son iki haftadır hayata yeniden döndüm. Sorumluluklar öyle birikmiş ki anlatamam. Neredeyse günlük 12 saate yakın hayatın zorunlulukları ve şahsıma yüklediği sorumluluklar üzerinde çalışıyorum. Kitap okumaya bile yatmadan önce bir bilemediniz iki saat ayırabiliyorum. Yazmayı bırakın neredeyse düşünmeye bile vaktim yok.

Son zamanlarda okuduğum kitaplara gelince, gömülü şamdan zweig'in muhteşem uslubuyla bir mistik hikaye. Kitabın her yerinde mistik bir havanın içerisindesiniz. Bu arada yedi kollu şamdan yahudilik de çok önemli bir unsur ve hikaye bunun üzerine.

Bernhard'ın kireç Ocağına gelince Bernhard yine o muhteşem uslubuyla karşınızda. Fiilimsi, fiilimsi ve bir daha fiilimsi ile devam eden yaklaşık bir sayfalık akıcı cümleler.

Gorki'nin yaşanmış hikayeleri çok muhteşem benzetmeleri belki başka hiçbir kitapta bulamayacağınız benzetmeleri bünyesinde barındırıyor.

Diğer okuduğum hikaye kitaplarından Şişhane'ye yağmur yağıyordu ve şu an yorum yaptığım çığlık kitabını çok beğendim. İkisi de kütüphaneden aldığım kitaplardı ve ikinci defa gittiğimde Haldun Taner'in bir kitabını daha aldım. Çığlık kitabını da ikinci gittiğimde almıştım. Bu akşam elime aldım ve elimden bırakamadım. Bir daha ki gidişim de bir kitabını daha kesinlikle edineceğim. Zaten beni kitap yorumlamaya iten de bu kitap oldu. Kesinlikle yorumladığım kitaplar içerisinde Çığlık kitabını ayrı bir yere koyarım. Şiddetle de tavsiye ederim.

Seviliyorsunuz. Sağlıcakla..

Herkese keyifli okumalar dilerim..
94 syf.
·3 günde
Ferit Edgü'den okuduğum ilk eser. Okuduğum kitaplar hakkında yazmama kararımı yıktı. Tanımıyorum, bu satırları yazarken hakkında hiçbir şey bilmiyorum ve kendimi test etmek için önce yazıp sonra araştıracağım. Utanmaya, yanılmaya hazırım. Kitabı bitirdikten sonra kahve yapmak için mutfağa gittim, çocuklar için alınmış bir tüp çokokrem gördüm. Yıllar sonra tüp ambalajdan ilk defa çikolata yedim. Bunlar ruh halimi anlatmak için. Kısa öykücülükte bence en önemli isim olabilir sayın Edgü... Bu kadar kısa ve bu kadar etkileyici. Farklı bir şeyler var Ben bu kadar geç ulaştıysam - kendi eksikliğimi göz ardı etmiyorum - yine ülkem de hak ettiği değeri bulamayanları arasında bir yazar tanıdım diye düşüneceğim. Kitaptan çok yazar ilgilendiriyor bu saatte beni...
94 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Çığlık Ferit Edgü'den okuduğum ikinci kitap. Yazar Hakkari'de Bir Mevsim ile gönlümde taht kurmuştu. Bu hikaye kitabı ile bir kez daha gösterdi ki bu adam okunur.

Hele kitabın ilk hikayesi Üç Düş/Üş fevkalade bir empati hikayesi. Üç farklı düş ve üçünde de ayrı bir kahramanın yerinde, sırayla Kuş-Avcı-Köpek oluyor. Aşırı etkiledi beni ya nasıl anlatacağım da bilmiyorum. En iyisi alın siz de okuyun zaten 4 sayfa. Okuyun da üstüne konuşalım.

https://i.hizliresim.com/zjna4j.jpg
https://i.hizliresim.com/6amrnv.jpg


Sonra Papağan hikayesi var. Uzun uzun cümlelerin ne kadar anlamsız olduğunu görüyoruz burada da biraz. Kısa ve öz konuşmanın önemi de diyelim. Bir papağanın sorulara verdiği kısa ve net cevaplar ile anlıyoruz. Aslında o kadar da uzun uzun anlatmaya gerek yok bazı şeyleri bunu da gösteriyor bize. Tabii anlayana. Bazen öyle çok konuşmak isteriz ki, anlatırız da anlatırız ama bilmeyiz ki sussak daha çok şey anlatacağız.

Kedi İle Fare hikayesi de baya etkiliydi. İnsanların kedileri sevmesi, farelerden nefret etmesi durumu. Aynı şekilde kedilerin de farelerden nefret etmesi durumu ele alınmış. İlginç olan ise en ufak farenin bile ilk defa gördüğü bir kediden kaçması. Kedi bunu fareye sorduğunda fare sadece korku olarak tanımlıyor bu durumu. Korku duygusu insana da hayvana da aynı şekilde her türlü durumu yaptırabilecek kadar güçlü bir duygu. Kediler ile insanların ortak yönlerini de ele almış.

Kör ve Oğlu hikayesi de yüreğe dokunan hikayelerdendi. Gözleri açıkken çoğu şeyin farkında olmayan bir baba gözleri kör olduktan sonra her şeyin farkına varıyor. Kendinin farkına varıyor, insanların sahteliğinin ve körken yazmaya başlıyor. Tabii ki kendi değil oğlu yazıyor. Oğlu ile okuma yazma üzerine sohbetleri de ayrı bir keyifti. Ferit Edgü bu hikayenin hikayesini de, yaşamının sonlarına doğru gözleri görmeyen Borges'in hikayelerini seksenini aşmış annesine yazdırmasını öğrenmesi olarak açıklıyor.

Sahaf hikayesi ise beni Hakkari'de Bir Mevsim'e götürdü. Okuyanlar bilir orada Süryani bir sahaf vardı. İşte o sahaf bu kitapta İsveç'de karşımıza çıkıyor. Demir Özlü ile beraber ve çok ilginç bir kurgu ile. Gerçekten etkilenmemek mümkün değil. Kitabın sonunda ise hikayenin açıklaması var. Okuyunca görürsünüz. Ben hikayeyi okurken vayy bee falan dedim. Sonunu okuyunca ise abi hadi yaa falan oluyorsunuz. :)

Sonrasında parçalar bölümü var. Yazar bu bölümü, daha sonra öyküleştirmek için kaleme aldığı ancak yarım kalan yazılar olarak açıklıyor. Dileyen bunları tamamlayabilir diye de not düşmüş :) Aslında çok da güzel olur. Etkinlik falan düzenlense. Daha önce hikaye tamamlama etkinliği oluyordu. Burada ise bir yazarın yarım bırakılmış metinlerini hikayeleşirme durumu olacak. Gerçekten çok farklı bir şey olabilir. Var mı gönüllü acaba? Hikaye yazacak olanlar varsa ben bölümleri tek tek fotoğraflayıp atayım oradan okuyup devamını getirin.

10.01.2019
94 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öykü tarzını en çok beğendiğim yazarlardan biridir, Ferit Edgü. Gözünüzün önünde bir fotoğraf karesini canlandırın ve Ferit Edgü ile o anın çevresinde dolaşın. Yeri gelir aynı öykü içinde hem kahraman, hem kurban hem de suçlu olursunuz yeri gelir yaşanan olaylara dokunmayan bir seyirci. Değişmeyen tek şey, okurken sizi o karede yaşıyormuş hissini vermesi. Yine böyle bir kitap, 22 öykü ve öykü denemesinden oluşan derleme.
94 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
"Bir kuşum. Uçuyorum. Boşlukta süzülmekten duyduğum mutluluktan soluğum tıkanacak gibi. Uyku ile uyanıklık arasındaki ana (o ara-bölgede) kuş değilim, kuş olmadığımın bilincindeyim, bir başka deyişle kuş olmadığını bilen, ama bir kuş olan, bir kuş gibi uçabilen, boşlukta süzülen bir yaratığım. Kuş olmadığını biliyorsun, diyorum kendi kendime. Uçtuğuna aldanma, insansın. Gördüğün bir düş. Düşte insan da uçabilir. Ama bir kuş olarak değil, diye yanıtlıyorum kendi kendimi."

Kitabın kapağını açtığımda beni karşılayan bu Üç Düş/Üş öyküsüne kapıldım, sonra da peşinden sürüklendim. Çoğu kez yaşadığım ve tekrarlanan düş olayını gözlerim açıkken bana yeniden yaşattı. (O yüzden en sevdiğin öyküsü hangisi diye sorulacak olursa, diğerlerinden az bir farkla bunu seçerdim.)

Öykü kitabı okumaktan çok keyif aldığım söylenemez(di), birkaç kez -belki de yanlış zamanda yanlış isimlerle- denemiştim şansımı olmayınca zorlamadım daha fazla. Ferit Edgü ismini ise Hakkari'de Bir Mevsim kitabıyla duymuştum. Çoğunlukla herkesin başarılı bulduğu bu isimle ben, bir öykü kitabında tanışmanın daha doğru olacağını düşündüm kendi açımdan. Dedim ki, başarısız denemelerimden sonra öykülerinden bir tat alırsam beni öykü kitaplarına yeniden yönlendirebilirse beğenmeyeceğim bir kitabı da olmaz büyük ihtimalle. Sonucunda da o nasıl bir tarz nasıl güzel bir dil demekten kendimi alamadım. Çok keyif aldım kitabını okurken. Kitabın sonunda bulunan tamamlanmamış parça öyküleri için de üzerinde yazılacak oyun, öykü veya romanlar için bir hak iddia etmeyeceğini okur-yazarlara iletmiş olmasıyla da yazarın karakterine hayran kaldım. Bundan sonra okuyacağım tüm kitaplarıyla ilgili olumlu ön yargılara sahip oldum tek kitabıyla. Tavsiye ediyorum kesinlikle.

Herkese keyifli okumalar.
94 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Çığlık kitabı, yazarla tanışma kitabım oldu. Konuşturulan hayvanların öyküleri oldukça etkileyiciydi. Kedi besleyen biri olarak, bir kedinin iç sesinin, öyküleştirildiği hikayeyi çok sevdim. Sergilediği hareketlerle konuşmasını öyle güzel bağdaştırmış ki yazar, ancak böyle güzel anlatılabilirdi bir kedinin duyguları... Kör ve Oğlu öyküsün de kalıtımsal bir hastalık sonucu yaşamının sonlarına doğru gözleri görmeyen Arjantinli büyük yazar Borges'in öykülerini, seksenini aşmış annesine yazdırmasından etkilenip yazmış Ferit Edgü. Öykü ve kör bir babanın yazdığı notlar çok etkileyiciydi. Yirmi iki öyküden oluşan kitap öykü severlerin yanından ayıramayacağı bir keyifli bir eser.
104 syf.
·Puan vermedi
Kitabı bitirdikten sonra

1. Etrafınızdaki eşyalarla dahi empati kurabiliyorsunuz.

2. 'Görme yeteneğini yitiren biri nasıl olur da daha çok görmeye başlar' sorusuna cevap buluyorsunuz.

3. Hayvanları kendinize daha yakın hissedebilmeyi ve onlarla nasıl empati kurabileceğinizi okuyorsunuz.

Bunlar bu kitaptan bana kalan anahtarlardan sadece birkaç tanesiydi.. Siz de kitabı okuyarak kendi anahtarlarınızı çıkartabilirsiniz :)
94 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
bir oturuşta okunabilecek ama hafızada da yer edebilecek hikayeler oluşan mini bir kitap diye tanımlardım ben bu kitabı...
bazı hikaye sonlarında "sesli güldüm" bazılarında yüreğim buruldu.
ferit edgü farklı tarzıyla bir kez daha beğenimi kazandı.
sevgiyle okuyun : )
94 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
‘Denizin bu değişkenliğini izliyorsunuz.Ve diyorsunuz ki,ne mene bir dünya bu deniz! Durmadan değişiyor,rengi,akıntısı,dalgası,balıkları.Ama bu değişimler için seviyorsunuz denizi.Herhangi bir denizi değil,kendi denizinizi.’
Damakta kalan tat misali akıla yerleşen öyküler ve kısa metinler.. Denizden gelen tılsımlı bir at,fareyle dertleşen bir kedi,kanatlanıp uçmaya çalışan bir insan evladı fark eder mi? Gerçeğin üstü de altı da bir olamaz mı kelimelerle?
Özellikle ‘çığlık’ ve ‘sahaf’ öyküleri pek güzeldi~
94 syf.
·53 günde·9/10 puan
Vay be! diyorum. Kitap beni daha ilk öyküsünde (Üç Düş/üş) etkiledi. Okuduğum bir kaç öykü kitabından biri ve sanırım en etkileyeni. Bu kitabı lise edebiyat kitabımız da yazarın sadece küçük bir bölümü yer alan Çığlık adlı öyküsünü okuyup çok beğendiğim için aldım. Ama içinde birbirinden güzel bu kadar öykü olacağını tahmin etmiyordum. Kitap, Çığlık ve Parçalar olmak üzere iki bölümden oluşuyor. İlk önce Çığlık'tan bahsedeyim; biraz fabl, biraz efsane, biraz anı... Öyküleri o kadar iyi kurgulanmış ama bi o kadar da rastgele ki ifade edecek kelimeyi bulamıyorum. İlk başta gelişi güzel yazıldığı hissini veriyor, o anda aklından geçenleri yazıya döküyormuş gibi. Ama öyle bir bitiyor ki öykü, hayır diyorsunuz; düşünmüş, kurgulamış. Ama nasıl düşünmüş? Nasıl aklına gelmiş? İkinci bölüm Parçalar. Neden bölüme böyle bir ad verdiğini kitabın sonunda anlıyorsunuz. Ama ben burada bu muhteşem fikre değineceğim. Kitaptaki diğer öyküler adına bir zararı olmasa da ben SPOILER uyarımı yapayım. İlk başta okurken anlamamıştım ama birşeyin farkındaydım. İlk bölümde yazılan öyküler uzun iken bu bölümde daha kısa hatta bir öykü için bir yaprak ayrılmıştı. Evet yine muhteşemlerdi, kısa veya uzun olması fark etmiyor. Meğerse bunlar yazarın sonradan yazmak istediği öykülerin taslağıymış. Ama bir nedenden ötürü olduğu gibi yayınlayıp Büyük Ustayı Ziyaret adlı öyküsünde ki ihtiyar ressam gibi (bkz. syf.61 "Hayır, bir başlangıç değil, dedi. Bitmiş bir resim o. Daha doğrusu seyircinin bitirmesini istediğim bir resim. ... Daha doğrusu bitmeden bitiyor resimler.") Ferit Edgü'de bize bırakıyor bu tamken yarım kalmış öyküleri. Bunlardan bir eser çıkartmamıza, bu Parçalar'ın bize ilham olmasına izin veriyor. Ben ise şunu düşünüyorum: Taslağı böyleyse, bu kadar güzelse, öykünün tamamlanmış hali nasıl olurdu kim bilir? Okurken gurur duyduğum bir Türk yazar daha... Daha niceleri olur inşallah :)))
94 syf.
·10/10 puan
“Göz yeterli değildir. Düşünmek gerek. Çünkü resim sevilmek ,hoşa gitmek için değil, algılanmak için yapılır .”
.
Muhteşem bir öykü kitabı yorumu ile geldim bugün.Eğer öykü okumayı seviyorsanız bu kitabı okuyun diyorum yazarın şiirsel kalemi fantastik öğelerle bütünleşince ortaya muazzam bir eser çıkmış daha ilk öykü de waaow dedim ben ne okuyorum böyle gerçekten çok beğendim.
On bir öykü var kitabımızın içinde ikinci bölümde on tane sadece taslak olarak hazırlanmış öyküler var yazar ilerde yazacağı kitap için düşünmüş ama çok ilersini göremiyorum belki size esin kaynağı olur istediğinizi kullanabilirsiniz hiç birşey talep etmeyeceğim diye belirtmiş.kitabımızın son sayfasında ise öykülerin öyküsünü anlatmış yazar çok sevdim bu detayı onu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Okuyun derim benden bu kadar
.
Insan yalnız yaptıklarıyla değil,
yapmadıklarıyla da insandır
.
Çok şükür görmüyor gözlerim.
Ya kör olmayıp da
göremiyor olsaydım.
.
119 syf.
·1 günde·8/10 puan
Kitap gerçekten çok akıcı, bir çırpıda bitiverdi. Öyküler de gerçekten güzeldi ama sanki bir sonu yok gibiydi. Yazarın kitabın sonunda verdiği açıklamaları okuduktan sonra öyküler daha anlaşılır oldu. Bazı okurlar sonucu kendileri tamamlamayı seviyor olabilir ama ben okuduğum kitaplardan biraz daha tatmin edici sonlar beklediğim için bu düşüncede olabilirim. Sonları tamamlamayı ve olayın içinde bir şeyleri kendileri yerine oturtmayı seven okurlar kitaptan daha fazla zevk alacaklardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çığlık
Baskı tarihi:
1 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753637510
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredı Yayınları
Baskılar:
Çığlık
Çığlık
Çığlık
Çığlık
Çığlık
Konuşan hayvanların, susan insanların, sesli ve sessiz çığlıkların öykülerini okuyacaksınız bu kitapta. Sonsuz sayıda gerçekçilik yönteminin olduğuna inanan yazar, bu öykülerinde, bunlardan birkaçını deniyor. Öykü sanatının öykünme olmadığına inanan bir kalemden çıkmış bu kitapta, insanlarla hayvanlar, dünle bugün, ayrılmaz bir bütün oluşturuyor... ve okuru yazmaya çağırıyor.

Kitabı okuyanlar 476 okur

  • Bangtanworld
  • Esin Demirci
  • Oktay Şevli
  • Filiz
  • bg
  • Sümeyye Toklucu
  • pınar olcar
  • Mizgin Çelik
  • Nurten Çeken
  • Sena Ün

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.7 (1)
9
%2.8 (4)
8
%2.8 (4)
7
%1.4 (2)
6
%0.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0