Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
7 Nisan 2015
İlk Yayın Tarihi:
1966
Yayınevi:
Open Road Media
ISBN:
9781497679009
Dil:
İngilizce

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·117 syf.·
2018 32. kitabı
“Bu kitabı kendilerine okuttuğum birtakım dostlarım -her ne ka­dar bu denli önem vermemin bir hata olmadığı kuşku götürmezse de- doğa bilimlerine değin konularla çok uğraştığım kanısına vardılar; ama, diyorlar, bu konular okurları yoracak ve yıldıracak. Ne iyi! İşte benim de istediğim bu: Ben eğlendirmek için yazmıyorum, bu kitapta eğlence, sanat, espri, yani çok gerçek bir düşüncenin en yalın bir anlatı­mından başka bir şeyler arayacak olanları daha ilk satırlarda hayal kı­rıklığına uğratmak istiyorum. En üstün olgunluk ölçüsünün kendini doğaya bırakmak ve içgüdü­lerini alabildiğine kapıp koyuvermek olduğuna hiç de inanmıyorum; inancım şudur ki, kısmak ve yumuşatmaya çalışmaktan önce onları iyi­ce anlamak önemlidir; çünkü sıkıntısını çektiğimiz uyumsuzlukların çoğu ancak yüzeyde kalır ve yalnız yorumlama yanlışlarından doğarlar.” “Düşünüyorum da, ben bunla­rı söylüyorum diye böyle olacak değil ya! Bu zaten böyle. Ben bunun böyle olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Madem ki böyle olduğu hiç de kabul edilmek istenmiyor, bunun böyle olmasının gerçekten bu denli kötü olup olmadığını araştırıyorum, araştırmaya çalışıyorum.” Andre Gide, işte tam da bu sözlerini kitabın önsözüne yazarak başlamış anlatmaya. Bunları eklemeden geçmek istemedim çünkü bu hassas konuda yazarın asıl düşüncesinin ne olduğu bizim için çok önemli. Eşcinselliği olağan bir durum görerek mi yazmış yoksa buna karşı mı çıkmış önce onu anlamalıyız. Açıkcası başlarda ben anlamadım. Komik olabilir bu kısım çünkü ben de yazarken güldüm.. Konumuz, eşcinsellik bir tercih midir? Bence yazar hakkında bu konuyu savunuyor ya da savunmuyor diyemeyiz. Yazar sadece anlamaya çalışıyor. Konunun derinliklerine ve geçmişe inerek bizlere
Sapık SevgiAndré Gide · Varlık Yayınları · 1995117 okunma
Puan vermedi·117 syf.··
2023 57. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2023 23:44
Nobel ödülü almış kitabın yazarı eşcinselmiş. Benim hayvanların cinsel yönelimiyle ilgili olan bölüm dikkatimi çekti böyle düşünmemiştim daha önce. Bakış açım genişledi diyebilirim. Tarihteki eşcinsellikleri de okurken sıkılmadım. Farklı bi kitap okunabilir.
Sapık SevgiAndré Gide · Varlık Yayınları · 1995117 okunma
4/10
·117 syf.··
2016 50. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2016 21:26
Kitabın konusu 1900’lü yıllarda Fransa’da Corydon adında bir adamın eşcinsellikle suçlandığı bir dava sonrası onu yıllarca görmeyen arkadaşının ziyaretiyle yaptıkları dört görüşmenin karşılıklı diyaloglarından ibaret. Kitaba kesinlikle roman dememek gerek. Tam tanımı roman kılıfında bir tez çalışması olabilir. Kısa bir hikayemsi giriş yapıldıktan sonra diyaloglar üzerinden üreme, eş seçimi, cinsellik, eşcinsellik, ahlak konuları edebiyat, tarih, sanat ekseninde anlatılıp çeşitli kuramlara dayandırılıyor. Dili aşırı ağır ve insanı yoran bir çalışmaydı. Roman değil de bilimsel bir tez çalışması denseydi büyük ihtimal okumazdım. Bir kere de başladık bitsin bari diye okudum ama beni hiç mi hiç sarmadı hatta baya sıktı. Biraz ağır olacak belki ama artık bu kitabı görmek dahi istemiyorum :)
Edebiyat
Sapık SevgiAndré Gide · Varlık Yayınları · 1995117 okunma
6/10
·117 syf.··
2022 290. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2022 10:16
Kendisi de bir eşcinsel olan Nobel ödüllü yazarin escinselligi irdeledigi bir kitap. Konuyu, biyolojik, toplumsal, sanatsal ve felsefi yönden incelediği kitabinda pek çok çarpıcı düşünce var. Ben mesela en cok kadınların değil erkeklerin daha güzel olduğu düşüncesinden etkilendim ve bunu pek çok örnekle, geçmiş zamanlardaki sanatla açıklamış. Kadının güzel olduğu, kadının beğenilmesi gerektiği düşüncesinin toplumsal olarak dayatilmasi söz konusu çıkarımını yapıyor. Burda pek cok savını anlatarak daha fazla ipucu vermek istemiyorum. Merak edenler okuyabilir. Kitap diyalog seklinde (eşcinselliği sapıklık olarak görenle, eşcinsel arasında) ve felsefik - düşüncesel bir kitap. Düşünce kitaplarını okumayı sevenlere tavsiye ederim.
Düşünce
Sapık SevgiAndré Gide · Varlık Yayınları · 1995117 okunma
Puan vermedi·117 syf.··
2024 80. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2024 12:52
Sovyetler Birliği'nde eşcinselliğin durumu üç ana dönemde incelenir. Ekim Devrimi sonrası dönemde 1917-1933 arasında homoseksüellik suç olmaktan çıkarılarak eşcinseller kanun önünde önceki ve sonraki döneme göre daha avantajlı bir konuma sahip olmuştur. Bu yılların akabinde Stalin döneminden itibaren kanunlarca "hastalık" olarak nitelendirilmiştir. 1934-1986 yılları arasında yeniden suç kapsamına alınarak kamuoyuna duyurulmaksızın kovuşturma ve hukuki süreçlere tabi tutulmuştur. 1987-1990 yılları arasında ise kamuya açık tartışmalara izin verilmiş; bilim, akademi ve edebiyatta çeşitli konularla ele alınmıştır. Amerika'daki ilk LGBT örgütlenmesi olarak bilinen oluşum, 1924 yılında kurulan Society for Human Rights'tir. Bu örgüt, Chicago'da Henry Gerber tarafından kurulmuştur ve ABD'de bilinen ilk gay hakları örgütüdür. Ancak, toplumdan gelen yoğun baskılar ve polisin müdahalesi sonucu kısa süre sonra dağıtılmıştır. Bu erken çabalar, modern LGBT hakları hareketinin temel taşlarından biri olarak kabul edilir. Modern anlamda LGBT hareketleri, genellikle 20. yüzyılın ortalarından itibaren belirginleşmeye başlamıştır. Güney Afrika, Afrika kıtasında LGBT hakları konusunda en ileri ülkelerden biridir. Apartheid rejiminin sona ermesinden sonra, 1996 yılında Güney Afrika Anayasası, cinsel yönelim temelinde ayrımcılığı açıkça yasaklayan ilk anayasa oldu. Güney Afrika, 2006 yılında eşcinsel evliliği yasallaştıran ilk ve şu ana kadar tek Afrika ülkesidir. Diğer Afrika ülkelerinde ise LGBT hakları konusunda büyük farklılıklar ve zorluklar bulunmaktadır. Birçok Afrika ülkesinde LGBT bireyler hâlâ yasal ve sosyal ayrımcılıkla karşı karşıyadır ve bazı ülkelerde eşcinsellik yasa dışıdır. Eski Yunan'da eşcinsellik oldukça yaygındı ve toplumsal bir kabul görüyordu. Bu tür ilişkilerin
LGBT
Sapık SevgiAndré Gide · Varlık Yayınları · 1995117 okunma
8/10
·117 syf.··
2018 63. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2018 15:19
Modernizm hareketleri Rönesans’la başlamış ve Ortaçağ’ın din merkezli düşüncesine ve bu düşüncenin etkilerine isyan etme, karşı koyma şeklinde kendini göstermiştir. Modernizm, var olan kültürün artık bir kenara atılması gerektiğini ve yeni bir kültüre ihtiyaç olduğu düşüncesini benimser.
1000Kitap
Sapık SevgiAndré Gide · Varlık Yayınları · 1995117 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

André GideYazar · 40 kitap
André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü. 1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri(Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu. 1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü. 1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu. 1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti. I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı. 1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı. Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti. II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi. Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 19'uncu Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı. Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.