Demirciler Çarşısı Cinayeti (Akçasazın Ağaları 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6423
Gösterim
Adı:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Alt başlık:
Akçasazın Ağaları 1
Baskı tarihi:
30 Kasım 1998
Sayfa sayısı:
545
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754183449
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Akçaszın Ağaları üçlüsünün birinci kitabı olan Demirciler Çarşısı Cinayeti ilk olarak 1973'te yayımlandı ve 1974 Madaralı Roman Ödülü'nü kazandı.
Çukurovalı iki büyük ailenin sürüp giden kan davasını anlatan bu yapıt feodal düzenin can çekişmesini, tükenişini sergiliyor.

"Demirciler Çarşısı Cinayeti çok büyük bir yazarın olgunluk çağının eseridir."
(Les Nouvelles Littéraires, Fransa)
572 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Işte öyle bir şarkıydı ..
Daha en başından "kara" ...

#spoiler

Şimdi elimde kahve,geçmişe dönük okuduğum kitaplar aklımda demlenirken ,binlerin içinden "unutulmaz"kelimeleri olanlar tek tek gönlüme düşüyor .. ben ondan ilk kez bahseden Muzaffer Akar hocama ithaf etmek istiyorum bu incelemeyi ,artık inceleme mi dersiniz iç döküm mü orası sizlere kalmış "ben bilmem "
__okuyorum okuyorum hâlâ çömezim ne enteresan ..(iç ses)

Istanbul okuma grubuna ilk katıldığım dönemde ,hemen hemen her toplantıda Yaşar Kemal adı edilirdi ,ve ben ..burun kıvırırdım, kibrimden değil,cehaletimden :)) ince Memedler, sarı sıcaklar bolca çukurova önüme önüme sürülürdü de "hıh" derdim :)) şimdi anlıyorum ki "kayıpta olan benmişim"
bu vesile ile bir vefa borcumu ödemek ister ve beni "bu demirciler çar ..... :)) okumalısın! diye diye bu yola iten Muzaffer hocama canı gönülden teşekkür ederim. ..

Kitap ile bir şarkı çakışması anı vardır benim beynimde .. bazen bir şarkı dinler bir kitabı anımsarım bazen tam tersi olur kitabı okurken yankılanır içimde şarkılar .. bu duyguyu hissettiğim zaman "yazmak " eylemi de şart olur .. yazmayı sevmiyorum (iç ses) yazdığım zaman sanki "zaaflarım" dökülüyor sayfalara ,sanki içimi görüyor herkes. .belki korkuyorum"duygu" dökmekten..insan olmaktan .. (bir fırt duman bir fırt kahve ) .. yazmasak mı acaba? Ne dersin iç ses .... uzun zamandır da kalem almadık elimize .. (en nefret ettiğim kelime ) ... neyse ...

Yaşar Kemal efendim :)))
Bir öç alma bir sabır kitabı yazmış koymuş önümüze OKU BUNU EY!!OKUR!!
beni sinirlendirme :)) zaten üst katın banyosundan su sızıyor bir de sizinle uğraşmayım :))) OKU! !! O kadar :)))

Iki can düşman Derviş bey ve Mustafa bey. . Ölseler kurtulacaklar ..
bu kadar kuruntudan ,bu yoğun ölüm duygusundan ,pusulardan, kanlı geçitlerde kurulan tuzaklardan ,hayallerden, hummalı sanrılardan... sağa dönsen yaşamak sola dönsen ecel sarkacı, başlarının üzerinde sallanan keskin bıçak ... bir insan halleri"psikolojisi " okutuyor ki bize büyük usta "kim kendine dost kim karşıya düşman, kim ki karşıya dost kim ki kendine düşman " afallayıp kalıyorsunuz

Of ki ne of " düşman bana hayran ben düşmana , ben düşmana aşık düşman bana "

"Sana ölüm bulamıyorum.
Şaşırdım kaldım.
Tam yirmi yıl geceli gündüzlü düşündüm de sana layık bir ölüm bulamadım"
Diyor kanlısına..
insanın düşmanı da "adam gibi adam olmalı " be. .. dirisine de ölüsüne de saygı duyulmalı ..

Daha kitaba başlarken o meşhur söz çıkıyor karşınıza ..

“O iyi insanlar..
..o güzel atlara bindiler çekip gittiler.”

O yiğitler..
..o her birisi kaplan örneği şahinler
... o ceren gibi atlara bindiler de başlarını aldılar gittiler.
Bir daha, bir daha hiç gelmeyecekler.
Hiç, hiç, hiç!
"Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.
Şu dünyanın yaşaması müşkül hal ilen.
Bin iyiyi bir kötüye kul eden…

YAŞAR KEMAL .. efendim bu gece
Saygıyla ve sevgiyle andım ..

İyi ki yazmışlar iyi ki okumak gibi bir meziyetimiz var .. ha şarkı mı :))
O burada... :))
" efkâr " olsun ... :))
https://youtu.be/Bj-1xPt0Ktg
Iyi okumalar :)))
572 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Yaşar Kemal, Demirciler Çarşısı Cinayeti romanında kan davasını, ağa-köylü çatışmasını ve soylu beyler arasındaki çatışmayı dile getiriyor. Derviş Bey ile Mustafa Bey arasında bitmek tükenmek bilmeyen öldürme mücadelesi etrafında Akdeniz Bölgesi'nin yaşamı gözler önüne seriliyor. Ancak Yaşar Kemal, diğer romanlarında olduğu gibi ağa-köylü çatışmasını eserin ana unsuru yapmamıştır.
Romanda Derviş Bey ve Mustafa Bey karakterleri aracılığıyla eskiye özlem,töreye bağlılık; toprağın, paranın kölesi olmayan soylu beylere olan özlem dile getiriliyor. Zaten roman da "O iyi insanlar o güzel atlara bindiler çekip gittiler." cümlesiyle başlıyor. Yaşar Kemal, kapitalist düzenin temsilcileri olan sonradan görme ağalarla, gelenekleri yaşatma mücadelesi veren soylu beylerin çatışmasını da gözler önüne seriyor.
Ölümün her sayfada kendini hissettirdiği romanda sayfalar ilerledikçe insanı öfkelendiren,hüzünlendiren,çaresiz bırakan pek çok olay ve kişiyle karşılaşıyoruz. Ama Yaşar Kemal sanki kapıldıgımız bu duyguyu hissetmişcesine şöyle diyor: "Umut kesmek insanlığa aykırıdır."
Bölümler arasındaki geçişlerde yazar, doğa betimlemerine ve folklorik ögelere fazlasıyla yer veriyor.Karıncanın böcekle olan mücadelesinin anlatıldığı bölümdeki ayrıntılar Yaşar Kemal'in doğaya yüreğiyle baktığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Romanda yer yer özne-yüklem, tekillik-çoğulluk uyumsuzluğunda kaynaklanan yanlışlıklara rastlıyoruz.Ama bu hatalar Cemil Meriç'in ifade ettiği gibi "Dil Cinayeti" boyutunda değil.Yerel sözcüklerle örülü, okuyucuyu yormayan şiirsel bir anlatım bulacaksınız romanda.
Keyifli okumalar.
572 syf.
·Beğendi·10/10
Yaşar Kemal bir kaç kelimeyle anlatılacak bir yazar değildir. Bir büyük deryadır.. Kitabı okurken kendinizi bir film sahnesinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Yazar olayları anlatırken betimlemeleri öyle geniş tutmuş ki sineğin vızıltısından yerdeki dal parçasına varana kadar.... Kitabı okurken adeta olayları görür gibi oluyorsunuz..
572 syf.
·30 günde·10/10
Kitapta sınıf ayrımı(köylüsü beyi yanaşması yiğitleri) karakter kurgusu ve analizleri o kadar gerçek ve güzel anlatılıyor ki evet bu Yaşar Kemal diyorsunuz. Daha kitabın başlarındayım sindire sindire devam ediyorum.
..
Ve kitap bitti o kadar güzeldi ki, hiç bitmesin istiyor insan ince yergiler var içinde aslında öldürmeyi istemeyen ama bunu icsellestirmis, Derviş Bey ve Mustafa Beyin kan davası etrafında dönen olaylar ağaların kuklası olmuş kaymakamı , savcısı, çavuşu...yanaşması, aç gözlü ağaları, sürülmüş Ermenileri, zulme uğramış Türkmenleri, Kürtleri, Alevileri... kurguyla içiçe geçmiş destanları.. her şeyi büyüleyen bir dille o kadar ince anlatıyor ki. Hele o renkleri tasviri mavi yağmur, sarı ak yeşil Çukurova'sı.. Van'ı ... Diyarbakır'ı Usoyu.. kuşları cerenleri her şeyiyle bir başyapıt. İyi ki okumalar.
572 syf.
·5 günde·8/10
"O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler." diyerek ilk sayfada etkileyici bir biçimde sesleniyor okuyucuya Yaşar Kemal. Akçasaz'ın önde gelen iki Türkmen Beyi olan Akyollu Mustafa Bey ile Sarıoğulları'ndan Derviş Bey arasında uzun yıllardır süregelen kan davasını anlatırken pek çok insanla tanıştırıyor bizi yazar. Birbirinden farklı, her biri şahsına münhasır bu kadar çok karakteri tanıyınca ve bu karakterlerden çoğunun çirkin yüzünü görünce insan, kimi zaman kitabın giriş cümlesini anımsamadan edemiyor; "O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler."
Her ne kadar kitabın temel konusu bir kan davası ise de, bu olay ele alınırken o kadar çok insanın hayatıyla karşılaştım ki, bunların hepsi nasıl bir bütün haline gelecek diye kendime sormadan edemedim. Pek çok karakter ve pek çok hayat... İlk anda insanın zihni karışabiliyor, şahısları akılda tutmak güçleşiyor ama zamanla alışıyorsunuz. Kitabın sonuna geldiğimde ise oluşturulan kurgunun başarısına hayran kaldım.
Yaşar Kemal"in bugüne kadar okuduğum eserlerinde de gördüğüm üzere bu eserinde de tasvirler fazlasıyla bol ve zengin. Okuyucu her bölümün giriş kısmında ortama uyum sağlayabilmesi açısından tasvir yağmuruna tutuluyor. Yeri geliyor Anavarza kayalıklarında, Binboğalar'da, Adana'da; yeri geliyor Akçasaz bataklığında, Vayvay köyünde buluyor kendini. Çukurova'dan ayağımızın ucuna kadar gelen doğa manzaraları da ayrı bir güzellik zaten. Yaşar Kemal'i Yaşar Kemal yapan unsurlar, hepsi bir bir önünüze seriliyor.
Kitapta ölüm teması her sayfaya hakim. Bir yanda kan davası ve ölüm, diğer yanda Akçasaz bataklığinı kurutup toprak sahibi olmaya çalışan kan içici ağalar ve zorbalık uğruna öldürülen insanlar... Hemen her sayfada bir ölüm hazırlığı ve iç konuşmalar mevcut. Kitaba olaydan çok durum hakim. Bunun yanı sıra kitabın içerisinde İnce Memed'de yer alan unsurlar ile benzer unsurlar var. Murtaza Ağa, Yel Veli gibi karakterler, aynı köyler ve Osmanlı döneminde sürgüne uğrayan aşiretler bu unsurlardan bazıları.
Yaşar Kemal'in bu eserini de beğendim fakat tabii ki bir İnce Memed değil benim için hiçbir zaman. Serinin ikinci kitabı olan Yusufçuk Yusuf isimli eseri de okuyup, konuyu zihnimde bütünleştirmek dileğindeyim. Yaşar Kemal sevenler için okunası, henüz kendisiyle tanışmamış olanlar için ise İnce Memed'ten sonra tavsiye edilesi bir eser. Okumayı düşünenler için şimdiden keyifli okumalar dilerim.
584 syf.
·62 günde·8/10
Yaşar Kemal okumak, tarihi okumaktır. Kitapta 1950 sonrası Demokrat Parti etkisiyle yıkılan feodal sistemi okuyoruz. Tabi ki bu kadar basit değil. Yaşar Kemal'in kaleminde olunca işler çok farklı boyutlara ulaşıyor. Yer yer kitabı bir köşeye bıraktırıp, canlandırma isteği uyandırıyor. Lezzet katıyor.
624 syf.
Hani Ne zamandır radyo dinlemiyorsundur,
Dur Bi açayım hele dersin ya.
Açarsın, açmanla birlikte hüzün dolu Bi Türküye denk gelirsin.
Seni bugünlerden alıp taaaaaaa geçmişe götüren Bi Türkü.
Bolca hüzün,
Acı,
Gözyaşı,
Pişmanlıklarla dolu Bi Türkü.
Ahh işte bu kitap da öyle hüzün dolu Bi Türkü gibi...
Tabi, Bi İnce Memed değil,
Ammaaa İnce Memed 'den de hiç eksik kalır yanı yok.

O nasıl betimlemeler öyle?
Ne yalan başta epey ağır akıyor kitap,
Sanki sıcacık ekmeğin üzerine sürülmüş hakiki tereyağ üzerine dökülmekte olan süzme karakovan balı gibi ağır ağır akıyor kitap.
Hani tereyağ bal Antep fıstığı üçlemesi Bi araya gelir de,
Müthiş bir tat çıkar ya ortaya,
İşte ağır ağır akan bu kitap,
Kah o müthiş üçlü tadında,
Kah hakiki bol maraş biberiyle pişmiş kebap tadında...
Bi bakmışsın kitabın içinde kan vahşet gözyaşı var,
Bi bakmışsın konuyla yakından uzaktan hiç ama hiç alakası olmayan şeyler...
Hoş alakası olmayan şeyleri okumak bilem çok keyifli ya.
Demem o ki,
"Yaşar Kemal ile bu yaşıma geldim hâlâ tanışamadım,
Ahhh eşşek kafam,
Bana öyle bi kitabını önerde,
Okudukça okuyasım gelsin,
Hiç bıkmayım,
Bu kitabıyla birlikte tüm Yaşar Kemal kitaplarını okumaya heves edeyim" diyenlere bu kitabı tavsiye etmiyorum.
Yaşar Kemal 'e başlangıç için bu eser pek uygun değil.

-Eeee peki ne zaman okuyalım arkadaş biz bu eseri?

İnce Memed serisinden Bi kaç kitap veya tamamını bitirdikten sonra okuyun bu eseri.
Unutmadan bu eser Akçasaz' ın Ağaları adlı serinin ilk kitabı.
Devamın da Yusufçuk Yusuf var.
İnşallah en kısa sürede o eseride okumak nasip olur bizlere.

İyi okumalar, güzel paylaşımlar ‍️
572 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Merhaba.
Yaşar Kemal'in okuduğum ilk kitabıydı. İlk sayfalarda gerçekten zorlanılıyor. 50 sayfa felan geçtikten sonra kitabın konusunu kavradım. Kitap tasvirlerle dolu. Kitapta anlatılan her şey hayal edilebilir bu tasvirlerle. Kitap iki seriden oluşuyor. Olay örgüsü çok fazla.
Kitabın içeriğine gelecek olursam, Derviş Bey ve Mustafa Beyin kan davasını, feodal sistemin yavaş yavaş ortadan kalkışını, yeni yetme ağaların bu iki ağayı sevmeyecek onları sürgün etmek istemesini, halkı ezdiğini anlatan kitap bunun yanı sıra bu iki gelenekçi ağanın kan davasında ölen yanaşmaları da konu alıyor.
Yaşar Kemal'i ilk defa okuyacaklar için ağır bir kitap. Okuyunca anladım.

Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar.
576 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Zor bir kitap. Büyük bölümü sürükleyici ancak zor kısımları çok zor. Hele başı neydi öyle.

Ben bilmem ustası bilir, rüyada gibi başlıyor olabilir. Gerçi galiba ikinci kitapta anlayacağız başında olup biteni, gerçi belki de ikinci kitapta da muallak kalacak bu bölümde olup biten. Okuması zor, anlaması zor. Dikkat mi istiyor okuyucuyla dalga mı geçiyor, ben bilemedim edebiyatın ustası varsa o bilir.

Sonra işte başlıyor anlatmaya coğrafyayı, insanı, psikolojiyi. Coğrafyayı anlatırken tablo çiziyor okuyucunun zihinde, insanı anlatırken tanıştırıyor her gün gördüğü insanlarla okuyucuyu, psikolojiyi anlatırken ölmekten nasıl korkulur örneğin, hissettiriyor.

Bir de ağalık rejimi, kan davası, yozlaşma. İnsanlığın kendi nefretleri nasıl insanın içinde yeşerebiliyor kendiliğinden, nasıl var olup güçlenip ele geçiriyor insanları ve normalleştiriyor kendini konağının zihninde.

Eğitiyor efendim kitap insanı, gerçek hayattan ders verdiği için belki de, hayat okulunun dersleri gibi dönem dönem zorlaşıyor, yoruyor insanı.

Bittiğinde ise...

Yarın ikinci kitabı alayım.
576 syf.
·Puan vermedi
“O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler.”
20. yüzyıl Çukurova’sı giderek dikkatimi çekiyor. Her insanı farklı, sınıflanma sistemi oldukça garip ve taşına toprağı paha biçilemez. Ağalar, beyler toprak için her türlü pis işi yapabilecek insan zihniyeti. Hepsinin yanı sıra süregelen kan davaları. Yaşar Kemal bu kitabında kan davası olan iki soyu ele almıştır. Gariptir bu iki soy her şeye rağmen saygıyı elden bırakmamıştır. Her iki taraf aklından bu işe son vermeyi geçirmiş fakat gelenek denilen şeye bağlı kalmayı tercih etmiştir.
İtiraf etmek gerekirse kitaptaki betimlemeler sayesinde ölümü her dakika iliklerimde yaşadım ve galiba artık ölümden daha çok korkuyorum. Güzel insanlara selam olsun!
Kitapları iliklerinizde yaşayın, sevgiler
572 syf.
·22 günde·10/10
Cemil Meriç ister Demirciler Çarşısı Cinayeti'ni ister Yaşar Krmal'i beğenmediğini ölçüsüz bir dille dile getirirse getirsin ben okumaya başladıktan az bir süre sonra bir kez daha kani oldum ki Yaşar Kemal bu toprakların en büyük yazarlarındandır. Evet çok büyük bir "serüveni" anlatmıyor kitap; neden, ne zaman başladığını dahi hatırlamayan iki eski türkmen beyinin kan davasının etrafında, Cumhuriyet sonrası yitip gitmekte olan feodal beyleri, yerlerine gelmeyi dört gözle gözleyen, ilmek ilmek ören yeni beyleri, çukurovanın sıtmadan, açlıktan kırılan olmadı beylerin kırdıttığı halkı; dönemin siyasi yapısını Yaşar Kemal'in o lirik diliyle doyuyor insan. Bir karıncanın bir böceği taşıma öyküsünün nereye varacağını sayfalarca okuyor da insan bir an sıkılmıyor, bunalmıyor. On sayfa önce küfrederek kitabı sertçe kapattıran karakteri 30 sayfa sonra anlıyor, seviyor, onun için üzülüyorsun. Tek bir karaktere kızamıyor insan ne yaparsa yapsın; Kambur Tellal'a. Ezcümle Yaşar Kemal'in de dediği gibi "o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler..."
Sizin gibi kan içici derebeylerinin kökünü Cumhuriyetimiz bile kazıyamadı..
aaah, kazıyamadı, aaaah!
Ama dur, bekle.
" Biz kazıyacağız
Bindiler de çekip gittiler, o iyi insanlar, o dünya güzeli atlara... O yiğitler, o her birisi kaplan örneği şahinler, o ceren gibi atlara Bindiler de başlarını aldılar gittiler. Hiç, hiç, hiç! Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. Şu dünyanın yaşaması müşkül hal ilen. Bin iyiyi bir kötüye kul eden...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Alt başlık:
Akçasazın Ağaları 1
Baskı tarihi:
30 Kasım 1998
Sayfa sayısı:
545
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754183449
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Akçaszın Ağaları üçlüsünün birinci kitabı olan Demirciler Çarşısı Cinayeti ilk olarak 1973'te yayımlandı ve 1974 Madaralı Roman Ödülü'nü kazandı.
Çukurovalı iki büyük ailenin sürüp giden kan davasını anlatan bu yapıt feodal düzenin can çekişmesini, tükenişini sergiliyor.

"Demirciler Çarşısı Cinayeti çok büyük bir yazarın olgunluk çağının eseridir."
(Les Nouvelles Littéraires, Fransa)

Kitabı okuyanlar 491 okur

  • ufuk aydın
  • Hayat
  • tuğçe göktürk kaplan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları