Olayları bir köpeğin gözünden okuyoruz, yaşadıklarını yaşıyor, hissettiklerini hissediyoruz, kitaptaki olaylar ve konu bayağı ilgi çekiciydi, daha güzel olabilirdi, bu güzellikler çevirinin gölgesinde kalmış.
Vahşetin Çağrısı kitabını Ölüme Meydan Okuyan Adam olarak çevirmişler. İsmi farklı geldiği için aldım, daha önce duymamıştım çünkü Jack London'ın böyle bir kitabı olduğunu. Keşke yine duymasaydım, çeviri çok kötü, yazım yanlışı çok fazla yapılmış.
Bu yayından bu çeviriyi okumamanızı tavsiye ediyorum. Issız adaya düşerseniz yanınıza almayın ama başka çareniz yoksa yine de bir düşünün almadan önce. :)
Issız, soğuk ve yabancı Kanada Ormanlarında altın aramak için yollara düşen iki arkadaştan biri sakatlanır, diğeri ardına bakmaz, hızlı adımlarla kendi yoluna devam eder. Kalan için artık açlıkla, soğukla ve ormandaki vahşi hayvanlarla mücadele etmesi gereken yeni bir hikâye başlar.
Yaşama umudunu bir girdap gibi yüreğinde taşıyan karakterin, hayata tutunma çabasını okuyoruz.
Yazarın en iyi kitabı olduğunu söyleyemem ancak genel olarak dili ve konusu ile iyi bir kitaptı. Öykü kısa ve özdü. Tavsiye edeceğim güzel bir eser.
Yaşama HırsıJack London · Öz Yayınları · 19771,899 okunma
Jack London'un Yaşamak Hırsı (Love of Life) başlıklı hikâyesindeki ayrıntıları hiç unutamadım. Bir lokmalık küçük bir balığı yakalamak için dakikalarca çırpınan adamın kurtlardan arta kalan bir geyik kemiklerini kemirmesini, kurtarıldıktan sonra yatağının altına ekmek stoku yapmasını... Daha fazla örnek verip kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum ama kitapta insanın aç kalınca içinden aniden ortaya çıkan canavara vurgu yapmış yazar ve bunu o kadar güzel tahlillerle anlatmış ki sanki kitabı okurken yaşıyormuş gibi hissettim.Kitap aynı zaman da insanın zihninde verdiği psikolojik savaşı o kadar net anlatmış ki yazarın bunu yazarken ki zekasına hayran olmamak elde değil.Kitap aynı zaman da tam bir maslow'un hiyerarşisine göre yazılmış.Yemek içmek ihtiyacını karşılayamayan kahramanımız bir üst basamağa geçememiş ve bu basamakta saplantılı olarak kalmış.İşte buna da yaşamak hırsı diyoruz zaten.
Yaşamak HırsıJack London · Varlık Yayınları · 19611,899 okunma
okurken üşüten kitaplar listesi yapılsa kesinlikle Jack London 'ın kitapları bu listenin en üstlerinde yer alırdı. yine kar,soğuk ve hayatta kalma isteği. Kitabın içerisindeki iki hikayeden ilki altın aramaya çıkan iki arkadaştan birinin bileğinin burkulması ve arkadaşının onu yalnız bırakmasıyla ana karakterin verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor. ikinci hikaye "Kulübede" adında. -74 derecede bir kamp bulan adamın kulübeye sığınmasını ve ardından iki kişinin daha kulübeye gelmesiyle başlıyor olaylar. anakarakterimiz bu iki kişiden birini geçmişte çok iyi tanıyor. gerisi size kalsın spoiler vermek istemiyorum. severek okudum.
Kitap 3 hikayeden oluşuyor ve tüm hikayeler çok akıcı ve güzel ama benim en çok beğendiğim hem en uzun hem de okuması çok keyif veren Buck ile ilgili olan hikayeydi. Bu hikayede 1 köpeğin evinden alınarak nasıl vahşi bir hayvana dönüştüğünü anlatıyor ve gerçekten ben çok beğendim. Hikaye tarzı kitaplar okumayı seviyorsanız size tavsiye ederim.
Bir lokmalık küçük bir balığı yakalamak için dakikalarca çırpınan adamın kurtlardan arta kalan bir geyik kemiklerini kemirmesini, kurtarıldıktan sonra yatağının altına ekmek stoku yapmasını bunlara örnek verebilirim.
Yaşama HırsıJack London · Öz Yayınları · 19771,899 okunma
İnsanın hayatta kalma çabasının hikayesi bağlamında bireyin vahşileşmesi hatta homosapiens olma özelliğini yitirmesini anlatmaktadır. Bu bağıntıdan hareketle bireyin kendilik bilincini, duygusal normlarını hatta enerji tasarrufu sağlamak amacıyla neredeyse bütün bedensel aksiyonların durdurulmasını kaleme aldığı noktada; bedenin tüm insaniyet bağlarından koparak varolmak için karın doyurmayı amaç edinmesi.
Yaşama HırsıJack London · Mavi Çatı Yayınları · 20201,899 okunma
Böyle bir olay anlatışı yok. Hissettirdiği her duygu çok güzel. Jack London’u sevmemek onun bu eserlerini beğenmemek bence imkansız. Bu kitap öyle bir yolculuğu anlatıyorki psikolojik betimlemeler, yaşama duygusu, gerilim, korku her şeyiyle çok güzel dili zaten akıcı ben çok beğendim tavsiye edilir çok farklı bir hikaye .
Yaşama HırsıJack London · Öz Yayınları · 19771,899 okunma
Ah dostluk.. Sen ne kadim bir tahtsın. Bahtı olan oturuyor o tahta. Geriye kalanlar ise ayakta savrulup duruyor. .Hayatın her anında yanınızda olan insanlar özeldir.
İnsani olan (belkide) her şeyi bir köpek hissiyatı ve gözleriyle, düşüncesiyle okuyoruz, düşünüyoruz...
Farklı bir bakış açısı, eser kötü değil kesinlikle...
Fakat buna benzer birçok eseri okuduğumdan -özellikle Orwell'in Hayvan Çiftliği eseri muazzamdı- beklentimin altında kaldı...
İşte bazı eserler böyledir. Ne zaman okuduğun önemli.. Harika bir eser bazı kimselerde çok sıradan olabilir...
Belki gelişmişlikle alakalı belki de benzeri ve daha iyisini okuduğuyla alakalı...
İnsan ne kadar seçici olursa daha doğrusu bir esere daha az şaşırırsa bence o gelişmişliği ile alakalıdır... (Bence)
...Keyifli Okumalar Dilerim...
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.