Jack London dan kısa ama güzel bir hikaye...
Genç ve rakipsiz bir boksörün, boks dünyasının gerçek yüzüyle (rüşvet, sahte rakipler, şaibeler) tanışmasını ele alan keyifli bir kitap...
Papirüs Kitap Kulübü1000Kitap
Tat Kaçıran/Spoiler (Funda Abla İncelemesi)
- Boks'un bütün incelik ve pisliğini bilen BABA
- Dünya şampiyonu olmak isteyen boksör GENÇ
- Para hırsı olan MENAJER
- Zengin ailenin iyi GAZETECİ kızı
Saflık, para hırsı, güç, akıl, heyecan, aşk, dürüstlük, daha nice duygunun birleştiği bir kitap.
Türk sineması tadında bir boksörün yaşam hikayesini anlatan kitap. Gencimizin babası daha önceden boksörlük yapmış. Başından geçen talihsiz olaylar yüzünden bırakmış. Oğlunu bütün deneyimlerinin etkisiyle büyütüp hazırlamış. Aç gözlü menajere teslim ediyor. Saf genç güçlü bir fiziğe sahip vurduğunu deviren cinsten ama arkasından dönen pisliklerin, bahislerin hepsinden habersiz. Genç ve güzel gazeteciyle konuşmasından sonra herşeyin farkına varır.
Kitap aslında bir spor dalı olan boks hakkında dönen dolapları anlatmayı, daha güzele ve zevke dönüştürmenin yanlarını, bilmediğimiz daha nice hilelerin neler olduğunu vurgulamak istemiş. Babanın geçirmiş olduğu deneyim ile pisliklerin nasıl temizleneceğini çok iyi işlemiş. Dili hiç yorucu değil, heyecan hep üst seviyede.
ŞampiyonJack London · Oda Yayınları · 20061,703 okunma
Size dünyanın en büyük skandallarından birini anlatmak istiyorum. Çok kişi bilmez, unutulur. Cristiano Ronaldo’nun ‘TECAVÜZ’ olayı sonrası halen insanlara oynaması ve sevilmesi gibi bir olaydır anlatacağım olay ve Mike Tyson ile ilgilidir. Birazdan bahsedeceğim.
Jack London zamanında boks yapmış biridir ve insanların nasıl aldatıldığını anlatmak için bu kitabı kaleme almıştır. Tabi WWE dövüşleri gibi oyun olarak bir aldatma değil bildiğimiz ‘Şike’ üzerinedir. Danışıklı dövüşlerin nasıl olduğunu anlatır ki konu açılmışken bundan bahsedeceğim şimdi.
1986 yılında dünya çok acayip bir boks maçına şahit oldu. Çoğumuzun hayatta olmadığı bu dönemde Mike Tyson ile Trevor Berbick mücadele etti. Şöyle maçın videosunu da sizlere sunmak istiyorum, kendi gözlerinizle görün ki millet nasıl uyutuldu:
youtube.com/watch?v=8AJA9qu...
Mike Tyson o zaman henüz 20 yaşındadır. Ondan bahsetmeyeceğim şimdi. Trevor Berbick ise 32 yaşındadır. Daha yeni Cassius Marcellus Clay’ı yani bildiğimiz Muhammed Ali adıyla da bilinen dünyanın en iyi boksörünü yenmiştir. Muhammed Ali yalnızca 5 maç kaybetmiştir dünyada. Hazırlık maçları da dahil.
İşte bu adam çiçeği burnunda Tyson karşısına rezil bir halde çıkıyor. Daha ilk raund sonunda perişan halde oturuyor. Spikeri de dinleyin bu arada. İkinci raund başladığında 6 yumrukta Tyson işi bitiyor. Şimdi Muhammed Ali gibi adamı deviren biri için böyle bir sonuç. Size ne kadar inandırıcı gelir bilmemem.
Ha bir Muhammed Ali için de o kaybettiği için 30 Milyon $ kazandı, rakibi kazandığı için 3 Milyon $ aldı deniliyor. O kadarını bilemiyorum ama bildiğimi de söyleme gereği duydum. İyi okumalar dilerim..
ŞampiyonJack London · Oda Yayınları · 20061,703 okunma
Benim gibi bir boks hayranı için, sadece güncel boks değil de Rocky Marciano’dan Jim Braddock’a, Joe Louis’ten Max Schmeling’e kadar boks tarihini de severek araştıran ben için ilaç niyetinde bir boks romanı.
London boksun arkasında dönen birçok dalavereyi, boksun sadece ring üzerinde yapılan bir spor olmayıp birçok sonucun aslında menajerler ve organizatörler ile masa başında sonuçlandırılıp kazanca getirildiğini başarılı bir uyarlama ve kendisine has etkileyiciliği ile eleştirel bir dilde romanlaştırıp kaleme almış. Başta boks olmak üzere özellikle bireysel spor dallarında olmak üzere spor dallarının hemen hemen hepsinde bu tarz olayların olduğu maalesef ki bir gerçek. Jack London ise bu başarılı kitabında bu oyunların, hilelerin ve dalaverelerin ayrıntılarına girmekle beraber kitabın esas etkileyiciliğini ise saf, duygusal ve sanata düşkün bir boksör üzerinden boksörün duygularını vermekle beraber devamında da seyircilerin istediklerini yazmasıdır. Kitap gerçek manası ile boks sporunun içinde başlıyor, benim gibi boks hastaları da eğer oynadılarsa Fight Night’taki kariyer modunun ilk başlarını keyifli bir şekilde oynuyor gibi hissedecekler.
Bir oturuşta okunup bitirilebilecek kalitede ve bununla beraber kitabın içine rahatlıkla girilebilecek gerçeklikte.
İncelememi de benim için iki ayrı efsane olan Roy Jones ve Joe Calzaghe’nin efsane maçlarının en sıcak anlarıyla bitireyim.
youtube.com/watch?v=uukJxLU...
ŞampiyonJack London · Oda Yayınları · 20061,703 okunma
Kitap haksızlıklara karşı baş kaldırışı anlatır. Siyaseti, ikili temasları arkada bırakıp spor müsabakalarında bile adaletsizliğin nasıl yaşandığını anlatır yazar bu eserinde. Eser 1900'lü yılların başında yazılmış olmasına rağmen, zenginlerin elini atmadığı bir yer olmadığını, bahis dünyasındaki kirlilikleri anlatıyor. Zenginlerin zengin olmaya devam ettiği bir sistemde ana sermayenin ezilenlerin, emekçilerin olduğu gerçeği ile yüzleştirmiştir okurunu Jack London. Okunabilir bir eser. Tavsiye ediyorum.
Amerikalı yazarın hayatının sona ermesinde çoğu eski kaynak intihar ( ayarsız morfin alımı ) belirtileri olduğunu söyler. Eserlerinde bu kirli dünyayı, kötülerin dünyasını anlatan Jack London'un bu kirliliğe daha fazla dayanamadığı ve hayattan izin isteyerek kendi isteği ile ebedi inzivaya çekildiği yazar birçok kaynakta..
Şampiyon
Jack London’ın ilk olarak 1913 yılında yayınlanmış romanı. Aslında kısa hikaye demek daha doğru olur, bir novella.
Bende ki 1982 basımı kitap “Şampiyon” ismi ile yayınlanmış, şimdilerde “Genç Boksör” olarak farklı yayınevinden de basımı yapılmış.
Bundan 100 yıl önce yazıldığı düşünülürse, o yıllarda modern şehir hayatının insanlığı bozmaya başladığı, spor dünyasının paranın gücü ile doğasının nasıl bozulduğunu anlatan bir hikaye de diyebiliriz.
Hikayede; başarılı eski bir boksör olan babası tarafından, küçük bir kasabada şehirden uzak, yalan-dolandan uzak, kötü sözlerden uzak yetiştirilmiş, yine babası gibi başarılı bir boksör olan Pat Glendon’ın hikayesi... Şampiyonluğa gittiği yolda zamanla boks dünyasındaki dejenere olmuş uygulamaları fark etmeye başlaması anlatılıyor. Aynı zamanda bunlara karşı harika bir dik duruşu var. Bir de tatlı, doğal bir yıldırım aşkı. Onda bile o kadar net ki... Bu karşılaşma vesilesiyle arkasından dönen dolapları da farkediyor.
Güzel bir anlatımı var. Bir solukta okunup bitirilebiliyor. Kısa ve öz bir şekilde saf, akıllı, güçlü, genç bir insanın boks dünyasındaki bütün o yozlaşmışlık içinde nasıl bozulmadan dik bir duruşla hayatını devam ettirdiğinin, bütün o aldatmacaların içinde ün ve paranın cazibesine kendini kaptırmadan bunlara nasıl dur dediğinin hikayesi. Böyleleri var mı acaba o dünyalarda...
Babasının tabiriyle “çocuk ruhlu bir dev” ve bir “şampiyon”, şehirde ise basında yazarlar tarafından “dağdan inme” diye adlandırılan genç Pat Glendon... Güçlü, cesur, sağlam, ince ruhlu, güvenilir bir karakter, güzel bir insan.
Hikaye kısa, anlattıkları, verdiği mesajlar uzun süre düşündürücü...
Keyifli okumalar dilerim
nazlıcaokumalar - instagram
ŞampiyonJack London · Oda Yayınları · 20061,703 okunma
Edebiyatçıların çoğunun boksa uzaktan veya yakından bir ilgilsi var.Örneğin sürrealizm akımının idollerinden şair Arthur Cravan aynı zamanda bir boksördü ve kendisi dünya ağır sıklet şampiyonu Jack Johnson'a meydan okuyup onunla ringe çıkmıştı.Youtube'de bu maçın görüntüleri hala mevcut
Bkn:youtu.be/h-XnCio4U_M
Yine maçla ilgili çizilen bir broşürde var:
resminiz.com/r/rnCpd
Zaten hayatı boyunca hep bir ayrık otu gibi yaşayan Cravan yine bu şekilde öldü,1918'de küçük bir kayığa binerek okyanusa açıldı ve bir daha dönmedi.Sunay Akın'ın kendisi ile ilgili YouTube kanalında bir dinletisi var,isteyenler bakabilir.
Keza Hemingway ve Bertold Brecht'te boks yapan diğer yazarlardan.Hemingway boksa bayılırdı ve hatta bir seferinde Boks efsanesi Jack Dempsey onunla antrenman yapmaktan ne denli korktuğunu şu şekilde dile getirmişti: “Boksa yeteneği olduğuna gerçekten inanan biri olarak Hemingway’in kendini ringe atarken delirdiğini düşünürdüm. Onu durdurabilmek için canını yakmam gerekirdi.”
Ama zaten Hemingway en yakın arkadaşı James Joyce için sürekli kavgalara tutuşurdu. İki yazar Paris’teyken sık sık baş başa dışarı çıkıyorlar, Joyce bu buluşmaların çoğunda barda kavga çıkarıyordu. James Joyce’un dövüş meraklısı olmadığı bilinse de kavgaların ne sebeple çıktığı hâlâ bir sır. Üstelik oldukça çelimsiz olan Joyce’un gözleri de pek görmediğinden çoğu zaman kiminle kavgaya tutuştuğunu bile bilmediği söyleniyor.Yani Hemingway dövüşünü sokaklara taşıyordu.
Tutunamayanların bir sahnesinde Hemingway'ın bir boksör olmasına atıfta bulunuluyordu yine.
Hatta Galatasaray'ın en önemli sporculardan boksör Sabri Mahir'den boks dersi almak için Vicki Baum,Bertold Brecht ve Vladamir Nabakov gibi sanatçılar sıraya diziliyordu.*
Jack London'da kendi hayatında boks yapmış bir
ŞampiyonJack London · Oda Yayınları · 20061,703 okunma
Bir zamanlar ringde hiç düşünmeden yere serdiği artık yaşlanmaya başlamış olan rakiplerinin içinde bulunmuş oldukları zor durumları artık eski gücünde olmadığı ve ekonomik şartlar nedeniyle kendisini yeteri kadar bile besleyecek besini alamadığı zaman dahi iyi anlayacaktır...
Boksör adıyla da bilinen bu romanında Jack London, genç ve yetenekli bir boksörün menajerler ve bahisle karartılan dünyasını anlatıyor. Boks dünyasının arka sokaklarını görebiliyorsunuz.
ŞampiyonJack London · Oda Yayınları · 20061,703 okunma
Bir boks şampiyonun yaşadıklarından yola çıkarak sporun, müşterek bahisler sayesinde spor olmaktan çıktığını, birilerinin keselerini doldurmak için bahis oynayanları nasıl yolduklarını çok güzel hikaye etmiş Jack London. Hikayenin kahramanı (Şampiyon) bu düzene ayak mı uyduracak yoksa üstesinden gelebilecek mi?
ŞampiyonJack London · Oda Yayınları · 20061,703 okunma
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.