Jack London bir dönem boksla ilgilenmiş. Bu kitapta da eskiden boksör olan bir adam ormanda oğlunu boksör olarak yetiştiriyor ve oğlu boksörlerin en safı oluyor. Kitap gayet akıcıydı ve anlatım tarzını çok sevdim klasik Jack London tarzı
ŞampiyonJack London · Maviçatı Yayınları · 20201,706 okunma
Son derece akıcı ve etkileyici bir kitap şampiyon. Başlamanız ile bitirmeniz bir oluyor. Boksör bir gencin profesyonel spora başlaması ve ringlerdeki yozlaşmayı görüp verdiği tepkileri okuyoruz. Paranın sporun ruhuna verdiği zarar ve akıl almaz hileler.
ŞampiyonJack London · Maviçatı Yayınları · 20201,706 okunma
Jack London'un 80 sayfalık bu kısa kitabını bir oturuşta bitirdiğimi söyleyebilirim. Gerçekten Jack London farkı diye bir şey var bunu her okuduğum yeni bir kitabında daha iyi anlıyorum. Jack London'un hayatının bir döneminde boks ile ilgilenmesi ile ortaya çıkmış bir kitaptır. Yazar kitapta boks dünyasında dönen adaletsizlikler, şikeler ve boksun bir ticari araca dönmesini eleştirmektedir. Boksu seven ama onun hakkında hiçbir şey bilmeyen saf ruhlu yetenekli kahramanımızın güzel bir gazeteciyle yaptığı röportaj sırasında gazeteciyle birbirlerine aşık olurlar. Kahramanımız röportaj sırasında boksun yozlaşmış dünyasının farkına varır ve bir karar alır...
ŞampiyonJack London · Maviçatı Yayınları · 20201,706 okunma
Tek oturuşta okumalık bir kitap. Jack London'un akıcı kalemine bu kitapta da rastlamak mümkün. Zamanında boksla ilgilenmiş olan Jack London bu kitaptaki öyküde boks sporunun artık bir spor değil de ticaret aracı olarak görülmesini eleştiriyor. Okumanızı tavsiye ederim gayet akıcı ve eğlenceli bir kitap.
İyi okumalarr
ŞampiyonJack London
Kesinlikle bir oturuşta olunabilecek ve çok güzel bir kitap.
JACK LONDON
ŞAMPİYON
~ Gözüme bir perde çekmek çok kolaydı. Ancak perde olsun ya da olmasın görülecek şey her zaman orada. Bunu kendim çözeceğim."
Hayatının bir döneminde boks ile ilgilenmiş olan Jack London, bu öyküsünde boks sporunun karanlık dünyasını gözler önüne seriyor. Yazar, spor müsabakalarında dönen sikelerin ve bahislerin eleştirisini yaparken, adaletsizliğe karşı bir baş kaldirisi konu ediniyor.
Jack London, 1910 yılında kaleme aldığı "Cehennem Canavarı" adlı novellasıyla karşımızda... Pek çok konuda yazabilen, algısı ve dünya için perspektifi büyük bir isim Jack London; bu özelliğini Cehennem Canavarı'nda da bize göstermekten çekinmiyor. Bu eserinde boksa yönelmiş görüyoruz onu... Ana kurgusuna genç bir boksörü oturturken, kurgusunun altında dünyadaki boks sektörünü derinlemesine inceliyor. Sektörde maç başına kazanılan paralar, sporun içine nüksetmiş bahis mafyası ve şike gibi günümüzde bile halen problem olan önemli konulara değiniyor. Bu konularda kalemini asla sakınmayan Jack London, okura boks sporunun baştan aşağı nasıl çürüdüğünü aktarıyor. Eleştirileri ve görüşleriyle değerli bir kitap okuduğumu düşünüyorum. Yalnızca, kurgudaki aksaklıklar ve konunun gereksiz hızlandırılışı negatif anlamda dikkatimi çekti. Yani kitabın ortaklarından itibaren karakterin yaşadıkları kopuk kopuk ve hızlı ilerliyor. Gelişme ve sonuç bölümleri arasındaki geçiş ve bitiriliş oldukça hızlı. Bir acelecilik hakim! Bu da diğer eserlerine göre üslup açısından farklı bir Jack London doğuruyor gözümde!
Profesyonel basketbolcuların menajerliğini yapan Sam Stubener, bir gün bir mektup alır. Bu mektubu eski ünlü bir boksör yazmıştır ve oğlunun şimdiye kadar görülmemiş iyi bir boksör olduğunu ve onu kendisinin yetiştirdiğini anlatır. Sam, durumu merak eder ve hemen gençle tanışmaya gider. Gördüklerinden etkilenir ve Pat Glendon'un menajerliğini yapmaya başlar. Genç boksör, ilk maçını tek yumrukta kazanarak dikkat çekmeye başlar. İkinci ve üçüncü maçlarında da rakiplerini tek yumrukta nakavt eder. Pat rakibini her zaman saniyeler içinde indirmeye hazırdır ancak menajeri onun seyirciyi ve seyir zevkini de düşünmesini öğütler. Uçan Hollandalı'yı on beş rauntta nakavt ederek büyük sükse
Konu çeşitliliği bakımından eşsiz bir yazar olan London'dan bu sefer de boks ve boks sporunda dönen kirli oyunlar üzerine oldukça akıcı, heyecanlı, tek oturuşta bitirilecek, film tadında bir eser.
Cehennem CanavarıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20261,706 okunma
Yine bir klasiklerden okuduğum ve beğendiğim kitaplardan biri. Akıcı ve sade bir şekilde yazılmış ayrıca okuduğunuzu kolay şekilde anlayabileceğiniz bir kitap. Kitabın ana konusu: ünlü bir boksörün ormanda,her şeyden uzakta yaşayan oğlunun büyüdüğünde babasının izinden gitmesini ancak boksörlük hayatına devam ederken yozlaşmış spor müsabakalarını ve nasıl buna son verdiğini anlatıyor. Yozlaşmış olduğunu da bir gazeteci sayesinde öğrenen kahramanımız gazeteciye aşık oluyor ve boksu tamamen bıraktıktan sonra da sevgilisi ile mutlu yaşamlarına geri dönüyor. Kesinlikle okumanızı tavsiye ettiğim çerezlik kitaplardan.
ŞampiyonJack London · Ren Kitap · 20211,706 okunma
Jack London dan kısa ama güzel bir hikaye...
Genç ve rakipsiz bir boksörün, boks dünyasının gerçek yüzüyle (rüşvet, sahte rakipler, şaibeler) tanışmasını ele alan keyifli bir kitap...
Papirüs Kitap Kulübü1000Kitap
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.