Tam bir durum komedisi. İyi ki maske takıyoruz yoksa metrobuste okurken güldüğümü herkes görecekti. Sancho ile don quijote arasındaki diyaloglar efsane. Eğlenmek isteyenlere tavsiye ederim.
Hayallerimizin peşinden giderken toplumun bize dayattığı o "akıllıca" gerçekliklere ne kadar direnebiliriz? Miguel de Cervantes, feodalizmin çöküşüyle pusulasını kaybetmiş bir İspanya panoramasında, sadece geçmişin o içi boşalmış şövalyelik anlatılarını kuramsal bir parodiyle yıkmakla kalmıyor; delilik ile dâhilik arasındaki o kaygan zeminde insanın hakikatle kurduğu trajik bağı masaya yatırıyor Don Kişot adlı bu kurucu başyapıtında. Kitabın içine adım attığınız an, o klişe yel değirmeni anlatısının çok ötesine geçerek; metinlerarasılıkla örülmüş, yazarın bizzat kendi yarattığı karakterlerle tartıştığı, edebiyatta üstkurmacanın ilk muazzam deneyiyle baş başa kalıyorsunuz. Cervantes’in metindeki asıl dehası; idealizmin uçurumsal yalnızlığını temsil eden Don Kişot ile maddesel dünyanın sağduyusunu sırtlanan Sancho Panza’yı karşı karşıya getirmek değil, yolculuk ilerledikçe bu iki zıt kutbun birbirine nasıl dönüştüğünü —yani Kişotlaşan Sancho ile Sancholaşan Kişot'un o muazzam psikolojik derinliğini— metne yedirebilmesidir. Eser, ilk modern roman olmanın getirdiği o çok sesli yapısıyla, basit bir şövalye yergisinden ziyade, insanın kendi elleriyle inşa ettiği trajik yanılsamalara neden bu denli muhtaç olduğunu sorgulatan spoilersız bir varoluş manifestosu sunuyor. Yazar; dönemin engizisyon karanlığına ve toplumsal tek tipleştirmeye karşı kendi adalet yasasını yazmaya kalkan bu hüzünlü figürün fiyaskolarını öyle nüktedan ama bir o kadar da felsefi bir dille işliyor ki, sayfaları çevirirken her absürt hamlenin arkasında aslında erdemli kalma inadının o hırpalayıcı yükünü hissediyorsunuz. Bu kitap; popüler kültürün basitleştirdiği bir ikonun ötesine geçip Barok dönemin estetik kırılmalarını görmek isteyen edebiyat araştırmacılarına, gerçekliğin toplumsal bir uzlaşıdan ibaret
İnsan okuduklarıyla yaşadıklarını her zaman bağdaştırmak ister ya! Don Kişot da bizim gibi düşünüp çıkıyor yollara. Bir macera silsilesi onu bekliyor. Yanındaki yol arkadaşıyla o macera senin bu macera benim deyip şöhretlerini yaymaya başlıyorlar. Bir deli cesaret insana neler yaptırıyot işte...
Don Kîşot (1. Cilt), Miguel de Cervantes,
Don Kişotluk yapma diyenlere inat yenilmeyi sevenlerle beraber en sevdiğim kitaplar listesinin 4. sırasında yer alan mükkememel bir kitap.
Romanda hayallerinin peşinden giden bir karakter ve bu yolda karşısına ne çıkarsa çıksın ne olursa olsun nasıl ayağa kalktığını anlatıyor gerçekten yenilmekten ders almayı bilen biri olarak ne kadar yenilirsen yenil hayatta seni kaldıracak bir şeyler olmalı. Hayallerine tutu.
Bana yenilmeyi sevdiren eğlenceli eserin her dakikasında gerçekten eğlenceli bir hiciv dili hakim. Kitabı okurken gerçekten Don kişot oluyorsunuz ve yenilmekten zevk alıyorsunuz. Koyunlardan ordunuz ve yanınızdakileri ikna etme yeteneğiniz ile maceralara çıkıyorsunuz.
Yenilmek bize ne kadar çok şey öğretir yenilmeden bilemeyiz.
İyi okumalar...
-Furkan DOLGUN
Don Kişot, İspanya’da bir köy asilzâdesidir. Okuduğu şövalye romanlarının etkisiyle aklını kaçırır. Ortaçağ şövalyeleri gibi ülke ülke dolaşma hevesine kapılır. Bu hevesin nedeni tüm kötülükleri ortadan kaldırmak ve insanları mutlu etmektir. Ele geçireceği adalardan birine de vefalı yol arkadaşı Sancho’yu vali yapacağına söz verir.
Don Kişot, atalarından kalma paslı eski zırhları tamir eder, başına da bir berber çanağı geçirir. Dulsina adını verdiği kaba bir köylü kızı olan sevgilisini güzel ve asil biri olarak kabul eder, uğrunda türlü maceralara girişir. Don Kişot atına, Sancho Panza da eşeğine binerek yola çıkarlar. Don Kişot, tüm gördüklerini kafasındaki hayallere uydurur: Yeldeğirmenlerini insanlara kötülük eden devlermiş gibi görür, üzerlerine saldırır; karşılıklı ilerleyen iki koyun sürüsünü iki ordu zanneder, zayıf tarafın yardımına koşarak, mızrağını koyunlara saplamaya başlar, çobanlardan bir güzel dayak yer… Böyle birtakım maceralardan sonra tekrar köyüne döner, ölümüne yakın aklı başına gelir.
Don KîşotMiguel de Cervantes · Doz Yayınları · 200727,5bin okunma
Uzun süre önce okuduğum, okurken hikayenin çok uzamasından sıkıldığım ama finalini okuduğumda bir anda kendimi garip düşünceler içinde bulup duygulandığım dünya edebiyat tarihinde çok önemli yer tutan bir kitaptır. 1600'lü yılların başlarında yazılıyor kitap. Puşkin, Yüzbaşının Kızını 1800'lerde yazıyor ve kendisi Rus edebiyatının kurucularından kabul ediliyorsa Cervantes'in bundan 200 yıl önce böyle bir kitap yazmasının ne kadar değerli olduğunu takdir edersiniz sanırım.
Spoiler olacak ama kitaptaki hikaye hakkında bilgisi olmayan yok denecek kadar azdır diye düşünüyorum. Kitabı şu an tam olarak anımsayamasam da kahramanımız, kitabın sonunda bitkin bir halde yatağında yatarken etrafındakilere, yani tüm serüven boyunca ondan vazgeçmesini isteyenlere hatta onu vazgeçirmek için türlü yollar deneyenlere, yaptıklarının delilik olduğunu, aklının şimdi başına geldiğini söylüyor. Yaşadığı onca hayal kırıklığına, başına gelen onca kötü şeylere rağmen vazgeçmeyen adam, şimdi üzerine hiçbir baskı yokken, hatta arkadaşları -sırf o üzülmesin diye de olsa- anlatacağı her şeye inanacakken vazgeçiyor. Bunun iki nedeni olabilir bana göre; ya gerçekten pişman olmuş, ömrünü boşa harcadığını kabul etmiştir kendisi ya da yel değirmenleriyle savaşına kıyasla çok daha cesurca bir şey yapıp gerçekten kahramanlık mertebesine yükselmiştir, zira kendisi bir kaybedendir ve sırf ondan ilham alan insanlar hayal kırıklığına uğramasın, inandıkları değerler uğruna savaşmaktan vazgeçmesin diye kendini deli olmakla itham etmiştir. Şerefli bir şekilde kaybettim demek yerine, hiç savaşmadım hepsi delilikti demeyi seçmiştir.
İşte bana göre Don Kişot ya da aslında orjinal telaffuzuyla Don Kihote yel değirmenleriyle savaştığı için değil, ''bir kahraman vardı, sonunda yenildi'' diye anılmak yerine ''kendini
Don KîşotMiguel de Cervantes · Doz Yayınları · 200727,5bin okunma
Çocukluğumun kitabıdır kendisi. Kafa dağıtmak isteyenler için biçilmiş kaftan. İnanılmaz eğlenceli inanılmaz sürükleyici bi kitap. okumamın üstünden 6-7 yıl geçmiş olmasına rağmen şu an açıp okusam ilk kez okuyormuş gibi keyif alırım.
Miguel de Cervantes – Don Kişot
İlkokul yıllarında “çocuk kitabı” gibi okuyup pek anlam veremediğim bir metin, yıllar sonra karşıma bambaşka bir anlamla çıktı. O zamanlar sadece komik bir şövalye hikâyesi gibi gelmişti. Oysa bugün, Don Kişot’u toplumun “deli” diye yaftaladığı ama aslında çoğu kişiden daha bilinçli bir figür olarak okumak mümkün.
Don Kişot’a ikinci kez baktığımda şunu fark ettim: Toplumun gerçeklik dediği şeyle idealin çatışması anlatılıyor. Onun yel değirmenlerine saldırması yalnızca bir hayalperestlik değil; yozlaşmış bir dünyada erdemi koruma çabası. Deli mi, yoksa çağının değerlerine başkaldıran bir idealist mi? Bu soru kitabın en güçlü tarafı.
Daha da ilginci, çoğu zaman gölgede kalan Sancho Panza’nın adalet anlayışı. Yer yer sağduyulu, yer yer mizahi ama bazı sahnelerde şaşırtıcı derecede bilge bir karakter. Onu yalnızca saf bir yaver olarak değil, adalet dağıtabilecek kadar feraset sahibi bir figür olarak okumak, romana ayrı bir derinlik katıyor.
Yıllar sonra fark ettim ki Don Kişot bir macera kitabı değil; toplumun akıl–delilik sınırını sorgulayan bir eser. “Anlaşılmayan” kişinin gerçekten kim olduğunu, çoğunluğun mu yoksa azınlığın mı yanıldığını düşündüren bir metin.
Belki de bazı kitapların doğru yaşı vardır. Don Kişot benim için ikinci okumada gerçek anlamını buldu. Çocukken güldüğüm sahnelere bugün düşünerek bakıyorum. Ve belki de en önemli soru şu: Gerçekten deli olan kim? Hayal kuran mı, yoksa hiç hayal etmeyen mi?
Miguel de Cervantes, modern Batı Dünyasının en önemli yazarlarındandır. Hatta Modern Avrupa nın ilk romanı olan Don Quijote (2 Cilt Takım) un da yazarıdır. Kurgulanış olarak döneminin, hatta günümüzün bile, bu kitap çok ilerisindedir.
İspanyol edebiyatını araştırdığınız vakit Cervantes in adını en yukarıda görürsünüz. Zaten İspanyol edebiyatı altın çağını da Cervantes in sayesinde yaşamıştır. Roman geleneğinin de yine bu İspanyol dünyasında başlamasına da vesile olmuştur.
Cervantes in hayatını okuyanlar onun hayatına da çok şaşıracaktır. Kendi ülkesinden sırf isim benzerliği olduğundan dolayı tutuklama kararı çıkmış ve bu kararın kendisini aklayana kadar çok fazla mağduriyet oluşturacağı ve yoktan yere sağ elini tamamen kaybedeceğinden ötürü İtalya ya kaçmıştır. Daha sonra meşhur deniz savaşı tarihteki İnebahtı Deniz Savaşına da katılan Cervantes, sol kolunu bu savaş neticesinde Osmanlı güllerinin isabeti sonucu kaybeder. Kendi ülkesinden yanlış anlaşılmadan dolayı sağ kolunu kaybetmeyeyim diye kaçan Cervantes, bu sefer diğer elini bir başka nedenden dolayı kaybeder. İlerleyen senelerde de Cezayir li korsanlar tarafından kaçırılan Cervantes, 5 yıl boyunca Cezayir de yaşamak zorunda kalmıştır. İşte dünyaca ünlü eseri olan ve gelmiş geçmiş en çok okunan eserlerden de biri olan Don Quijote (2 Cilt Takım) böyle bir dönemin neticesinde yazılmıştır. Cezaevinde kaleme alınmıştır.
Birazda içeriğine girelim: Kitap epik bir eserdir. 1605 ve 1615 yıllarında iki bölüm halinde yayınlanmıştır. Tüm zamanların en çok satan eserlerinden de biridir. Johnny Depp in Ninth Gate isimli filminde çok hoşuma giden bir sahnesi vardı bu kitabın. Hem filmi, hem de o sahneyi izlemenizi öneririm. Depp in oynadığı karakter, bir kitap koleksiyoncusu. Bir zengin ailesinin evine geliyor ve işe yarar kitapları toptan almak istiyor. Don Kişot
Miguel de Cervantes Saavedra (29 Eylül 1547 — 23 Nisan 1616), İspanyol romancı, şair ve oyun yazarıdır.
Don Kişot'un yaratıcısı. Genç yaşta başladığı edebiyat hayatında denemeleri ve tiyatro eserleri ile kısa sürede tanınan bir yazar olmuştur. Ayrıcaİspanyol edebiyatında roman geleneğinin başlatıcısı olarak kabul edilir.
15 Eylül 1569'da Madrid'de bir yaralama iddiasıyla Miguel de Cervantes adlı biri hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Verilen cezaya göre sol eli kesilecek ve 10 yıl sürgünde kalacaktı. Bir ad benzerliği söz konusu değilse bu olay Cervantes'in İtalya'ya gidişinin nedeni olabilir. 1570'te II. SelimKıbrıs'ı ele geçirince Papa V. Pius Osmanlılara karşı birlik çağrısında bulundu. Çağrıya yalnızca İspanya ve Venedik karşılık verdi. CervantesRoma'daki İspanyol birliğine katıldı. 7 Ekim 1571'de Osmanlı donanmasıyla Lepanto (İnebahtı) Körfezinde yapılan İnebahtı Deniz Savaşı'na katılanMarquesa adlı kadırgada bulunan Cervantes, iki kez göğsünden yaralandı, bir top güllesiyle sol elini kaybetti. Daha sonra Osmanlılar tarafından tutsak edilen Cervantes, 1575-1580 yılları arasında Cezayir'de esir olarak yaşamıştır. Osmanlı esaretinde bulunduğu süre zarfında 4 kez kaçma teşebbüsünde bulunduğu tahmin edilmektedir. . Hiç birinde başarı kazanamamasına rağmen bu teşebbüsler sonucunda ceza da almamıştır. Ancak orada da dolandırıcılıkla itham edilip hapse atılmıştır. Burada yazmaya daha sıkı sarılmıştır.1580 yılında biten ve Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan Kılıç Ali Paşa camiisinin yapımında da esir işci olarak bir süre çalışmıştır
Yaşamının sonlarına doğru ünlü eseri Don Quijote (Don Kişot)'u hapishanede kaleme almıştır ve bu eseri sayesinde tüm dünyada tanınmıştır. Eserde yazarın kendi hayatıyla alay ettiği ve kahramanla aralarında çokça benzerlikler olduğu görülür. Don Kişot dünyanın en çok okunan eserlerinden biridir ve 38 dile çevrilmiştir. Bu eser hâlâ dünyanın en bilinen romanları arasındadır.