Dürdane Hanım

Ahmet Mithat Efendi
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Dürdane Hanım
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2025 107. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2025 13:27
Dürdane Hanım'ın hikayesinin 21. Yüzyıldaki gençliğimizi örnek ve ibret olması umulurdu. Maalesef geçmiş kuşaklardan bu yana okuma alışkanlıkları olmadığından yine tek sorumlu gençler oldu maalesef. Türk Edebiyatı'nın baş yapıtlarından, iyi okumalar dilerim.
Roman
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Bordo Siyah Yayınları · 20042,887 okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 11:30
O kadar içten, o kadar bizden ve o kadar ilginç ki ne diyeceğimi bilemiyorum. Zamanının ötesinde bir yazardan, şimdilerde bile yazılması güç bir üslupla yazılmış bir roman mı okumak istiyorsunuz? Buyurunuz.
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Bordo Siyah Yayınları · 20042,887 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2021 115. kitabı
Ahmet Mithat Efendi / Dürdane Hanım. Yayına hazırlayan: Melek Kocaoğlu. Ahmet Mithat Efendi ( 1844- 1912) İlk gazeteci ve romancılarımızdandır. İstanbul Tophane Karabaş Mahallesi'nde doğmuştur. Abisinin görevi dolayısıyla hayatı, Osmanlı topraklarında çeşitli vilayetlerde geçmiştir. Gençliğinde iyi bir eğitim alıp, çeşitli diller öğrenmiş, gazetelerde yazılar yazmıştır. Gazetecilik dışında birçok alana el atmış eserler vermiştir: roman, tiyatro, tercüme, eleştiri, şiir, müzik, din, tarih, coğrafya, felsefe, pedogoji, mitoloji, fizyoloji, biyoloji, ekonomi, astronomi, aritmetik, askerlik, hokkabazlık... Ahmet Mithat Efendi'nin üzerinde çalıştığı ve hatta kitap yazdığı başlıklardır. Dürdane Hanım 1881- 1882 yıllarında yazılmış bir romandır. Kahramanlar itibariyle çok zengin değildir; Dürdane Hanım, Merkum Bey, Memduh Bey, Ulviye, Acem Ali Bey, Çerkez Sohbet Ağa, Papazoğlu Andonaki, Gülbeyaz Kalfa, Ulviye'nin annesidir. Konusu itibariyle aşk, adalet, ceza üzerine kurgulanmıştır. Hayal gücünü zorlayan olay ve anlatımı varsa da, akıcı bir üslubu söz konusudur. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Bordo Siyah Yayınları · 20042,887 okunma
Feministler Toplaşın :))
8/10
·222 syf.··
2025 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2025 22:09
Dürdane Hanım, lise 1.sınıfta,kaldığım evin kitaplığında olan ve sıkılıp okumak için öylece alıp başladığım ve aklımdan uçup gitmiş bir kitap. Eh bir daha okuyayım dedim. Hatırladım. Dürdane Hanım’ın evlilik dışı hamileliği ve onların yalısını izleyen meraklı komşusu olan Ulviye Hanım. Namı diğer Acem Ali Bey :) Bu roman feminizmi barındıran ve kadın birliğinin gücünü okuduğumuz bir eser diyebilirim. Ulviye gerçekten adı gibi bir kadın. Alein Delon Mergup’a haddini bildirmek için elinden geleni ardına koymaz. Dürdane’ye de ,bebeğinede büyük bir iyilik yapar. Heyecanlı,şamatalı bir roman. Okumanızı tavsiye ederim.
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Bordo Siyah Yayınları · 20042,887 okunma
SÜRPRİZ BOZANLAR
Puan vermedi·144 syf.··
2021 71. kitabı
Yaaa sadece araya girip bütün acabalarıo açıklamasan olmazmıydı diyorum. Yani olay örgüsünü kurmuşsun karakter hakkında tereddüt yaşatıyorsun kitabın ortasında bunu niye ifşa ettin. Ahh ahhh harika olabilecekken kitabı mahvetmek türk gibi başlayıp malesef türk gibi devam etmissin üstad.
Polisiye / Gerilim
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Bordo Siyah Yayınları · 20042,887 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
Tanzimat Dönemi'nin önde gelen yazarlarından biri olan Ahmet Mithat Efendi, "Dürdane Hanım" adlı romanıyla kurgu ve içerik anlamında dönemin çok daha ilerisine layık bir eser sunuyor. Bunu söylememdeki sebep evlilik dışı ilişki, macera arayan ve ajanlıkta her yolu deneyen bir kadın, adalet anlayışı, evlilik kurumu gibi dönemin çok ilerisinde görünen konuları kurgusunda bir oya gibi işleyebilmiş olması... Yazarımızın 1882 yılında basılan bu romanı, sosyolojik özellikler de taşımakta. Ahmet Mithat Efendi erkeklerin güvenilmezliği, kadınların eğitimi, evlilik durumları, cinsellik, tutku ve haz kavramı, kadının cinsiyet olarak aşağı görülmesi, bir kadının rahat edemeyeceği ortamlarda erkek kılığıyla nasıl mutlu olunabildiği, adil davranmanın gerekliliği, intikam kavramı hakkında pek çok görüşüyle okuru aydınlatmayı amaçlıyor. Galata özelinde İstanbul'un gece yaşantısından izler sunuyor. Saha yoğun ve ağır bir üslup tercih ediyor, buna rağmen roman oldukça sürükleyici bir şekilde ilerliyor. Yozlaşmaya başlayan dönem ve İstanbul insanları hakkında keskin yargılara sahip yazar, bu gözlemlerini okura belirtirken süsten ve gereksiz betimlemelerden kaçınıyor. Direkt kurguyu, heyecanı ve merakı ön plana itiyor kalemiyle... Dönemin çokça ilerisinde bulduğum ve beğendiğim bir okuma oldu. Boğaziçi'nde kendisine kalan bir yalıda, yaşlı annesiyle orta halli bir yaşam süren Ulviye Hanım ana kahramanımız... Edebiyata çok düşkündür, roman başta olmak üzere tiyatro, şiir ve düzyazı okumayı çok sever. Okuduklarından büyük heyecan duyar, bu heyecanı gerçek hayata aktarmak ister. Gerçek bir olayın nasıl yaşanabileceği hakkında bir muhakeme yapar. Bu minvalde, yörüngesine komşu yalının kızı Dürdane Hanım'ı alır. Komşu yalıyı takip ederek, erkek kılığına bürünerek, bazen de ajan gibi iz
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,887 okunma
Bayıldımm!
10/10
·149 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 13:44
Ahmet Mithat Efendi’nin kalemini çok severim. Felatun Bey ile Rakım Efendi, Çingene, Şeytankaya Tılsımı, Dolaptan Temaşa, Henüz 17 Yaşında, Esrar-ı Cinayat daha önceden okuduğum kitaplarıydı ve hepsini de çok sevmiştim fakat aralarında Henüz 17 Yaşında favorimdi. Şimdi Dürdane Hanım’ı da favorilerim arasına ekliyorum. Gerçekten çok ama çok beğendiğimi söyleyerek yorumuma başlayayım. Telefonun yeni yeni kullanılmaya başlandığı bir zamanda geçiyor kitabımız. Dürdane Hanım, duygularına yenik düşerek bir erkekle ilişki yaşamaya başlıyor ve hamile kalıyor. Fakat âşık olduğu adam düşündüğü gibi onu sahiplenmiyor ve tüm bu yaşadıklarına tanık olan komşusu Ulviye Hanım’la yaşananlar anlatılıyor kitapta. Ahmet Mithat’ın kalemi bu kitapta da yine çok güzeldi, çok akıcıydı. Türk Edebiyatı Klasikleri’ne başlamaya korkanlar sakın korkmasın. Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Mithat Efendi üslupları o kadar sade ve eğlenceli ki size Türk Edebiyatı Klasikleri’ni sevdirir. Başlangıç olarak da bu kitapla başlayabilirsiniz, gerçekten çok eğlendim okurken ama bir yandan da hüzünlendim. Ulviye Hanım’ı çok sevdim, erkek kılığına girip de erkeklerin bile yapmaya cesaret edemeyeceği şeyleri yapmasını çok takdir ettim. Çoğu Türk klasiğinde olduğu gibi bu kitapta da yine kadının toplumdaki yeri çok güzel işlenmişti. Namus ve ahlak anlayışından tutun, erkeklerin sorumsuzluğuna kadar birçok konuya değinilmiş. Ben Ulviye Hanım’ı çok sevdim, kitapta daha çok ön planda olmasına rağmen kitaba Dürdane Hanım’ın adını veren Ahmet Mithat’a kızmadım değil. Bence Ulviye Hanım olmalıydı kitabın adı… Neyse… çok güzeldi dediğim gibi, mutlaka okuyun.
Edebiyat & Roman
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,887 okunma
Insan verdiği sözünün eri olmalıdır..!
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2024 17:01
Okuduğum "roman" türündeki kitaplara inceleme yazmıyorum. Bazı kitaplar tabii istisna. Bu kitap da onlardan biri. Türk edebiyatı denince zengin bir edebiyat geliyor benim aklıma. Neden bu kadar çok Türk yazarların kitaplarını okuduğumu soranlara bu cevabı veriyorum. Gerçekten çok şanslıyız. Kalemi çok güçlü yazarlarımız var. Sadece eski yazarlar da değil yeniler de çok başarılı. Kitabın konusunu tabii anlatmayacağım. Her zaman dediğim gibi :) okuyun kendiniz görün:) Etkileyici güzel bir konusu var ve sadece "bizden". Işte bu" bizden" olması bile bu kitabı anlatmaya kâfi :) Kitapta bir alıntı vardı ibretlik! Özellikle hemcinslerim okusun:) Bence tespit müthiş:) "Bir adamın halini anlamak için onun cep harçlığına dikkat etmek her zaman kifayet eder. Zira cep harçlığınca müsrif olan adam kötü bir ahlaka sahip olmasa bile iyi bir adam sayılamaz.." Ayrıca yazar kendisi de bir erkek olduğu halde erkeklerin ne kadar güvenilmez olduğuna dair müthiş tespitleri vardı:) Tabii genelleme yapmamalı ama tespitler müthişti!! Son olarak çok severek, keyifle okudum. Türk edebiyatına gönül verenlere gönülden tavsiye ediyorum öyleyse:) Yazara Ahmet Mithat Efendi selam olsun. Belki ruhu hisseder kim bilir :) Keyifli okumalarınız olsun...
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,887 okunma
Hesabı mahşere kalanlar!
Puan vermedi·219 syf.··
Beğendi
·
2022 121. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2022 18:30
Acem Ali Bey namı diğer Ulviye Hanım ;Dürdane Hanım 'ın öcünü, onu aldatan çapkın Mergup Bey' den nasıl alacak? Bu temel düşünce eksenine oturtulan olayların meraklandırıcı ve heyecanlandırıcı bir anlatım ile biz okurlara sunulduğu muhteşem bir Türk Klasiği.. Romanın olay örgüsü Dürdane Hanım üzerine kurgulanmıştır. Lakin romanda ki baş karakter Ulviye Hanım namı diğer Acem Ali Beydir. Zengin ve maceracı bir dul olan Ulviye Hanım, yalı komşusu Dürdane Hanım 'ın hayatını gözlemler. Dürdane Hanım' ın yaşadığı aşk macerasını ve uğradığı ihaneti, onu bu duruma düşüren Mergup Beyden intikamını nasıl alacağının ele alındığı okurken merak ve heyecanınızın hiç eksilmeyeceği eşsiz bir eser.. Aşk, ceza, intikam, adalet temaslarının ilişkiler yumağında ilgi çekici ve yer yer abartılı bir biçimde sunulması Ahmet Mithat Efendi ye özgü bir özellik olsa gerek... Genç kızlarımızın eğitimi, evlilik kurumu gibi sorunların ön plana çıkarılması romana sosyal bir nitelik kazandırmış ve romanı dikkat çekici bir hale getirmiştir.. Halkı aydınlatmayı ve halkı bilgilendirmeyi ilke edinen Ahmet Mithat Efendi nin Dürdane Hanım romanı sıcak yaz günlerinde içinizi serinletecek bir kitap.. Ben okurken çok keyif aldım.. Sizlerinde keyif alacağını düşünüyorum.. Kitapla kalın...
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kurgan Edebiyat · 20132,887 okunma
Dürdane Hanım
6/10
·173 syf.··
2025 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 23:17
Okuduğum ilk Ahmet Mithat Efendi kitabının bu kadar güzel olacağını bilmiyordum. Mutlaka her kitabını okumalıyım, yazarın dilini çok sevdim. Dürdane Hanım için klasikleşmiş romanlardan diyebiliriz aslında ama bu tarz bir anlatım şeklini uzun zamandır okumamıştım. Konusu Ülviye, Dürdane, Memduh, Mergub, Acem Ali ve Sandalcı Sohbet arasında geçen, yoğun aşk, kıskançlık, intikam temaları işlenen derin bir entrikadan oluşuyor. Kitap bölümleri karakterlere göre ayrılmış böylelikle her karakteri derinden tanıyabiliyoruz. En sevdiğim kısımlar Sandalcı Sohbet'in kısımları oldu diyebilirim. Olaydan kabataslak bahsedicek olursam Dürdane dünyalar güzeli bir kız ve Mergup'la yasak bir ilişki sonucu hamile kalıyor, Mergup babalığı kabul etmiyor. Ülviye de Dürdane'nin yalı komşusu, baktı gördü hemcinsini bir erkek bu duruma sokuyor; olayı devralıp erkek kılığına giriyor kendine belalı bir imaj veriyor sonrasında Sandalcı Sohbet'le tanışıyor, Mergup'a dersini vermek istiyorlar falan filaan. Çok fazla spoi verilecek bir şey yok çünkü derin bir olay örgüsü var. Sonu da gayet trajik bir şekilde bitiyor, beklentinizi karşılar. Karakterlerden Ülviye'nin babacanlığını çok sevdim, ayrıca ana temaya koyulup üstünde durulan kadın dayanışması beni çok etkiledi. Zaten asla katılmadığım bir düşünce olan 'Kadının düşmanı kadındır' zihniyetinin çok yanlış olduğunu,1800'lerde yayımlanmış bir kitaptan okumak beni şahsen mutlu etti. Bir yarı eleştirim kitabın adına olacak. Bana olay Dürdane'den çok Ülviye gibi geldi, ne bileyim bence ismi farklı olabilirdi çünkü kitap boyu neredeyse her sayfada onu okuduk. Bir diğer tam eleştirim ise kitabı okuduğum Billur Yayınları'na olacak. Kesinlikle buradan okumayın; yazım yanlışlarıyla, birbirinden ayrı cümlelerle dolu olduğu için okumakta inanılmaz zorlandım. Normalde 2
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kapra Yayıncılık · 20212,887 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Mithat EfendiYazar · 107 kitap
Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. 1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına 'Mithat' da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı. 1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. Bağdat yılları Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan 'Zevra' adlı gazetenin başına geçirdi. Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı. Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu. Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. 'Ceride-i Askeriye' ve 'Basiret' Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan 'Letaif-i Rivayat' adlı eseri kaleme aldı. 'Letâif-i Rivayat', 'Kıssadan Hisse' ve 'Hace-i Evvel' isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan 'Devir' ve 13. Sayıda kapatılan 'Bedir' Gazetelerinin ardından 'Dağarcık' adlı dergiyi çıkardı. Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü. 38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, 'Medreseyi Süleymaniye' adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, 'Hasan Mellah', 'Hüseyin Fellah' ve 'Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş' gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan 'Kırkambar' dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat 'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi. İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra 'İttihad' adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı 'Menfa' adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; 'Üss-i İnkılab' adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi. 27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı. 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya 'Sırmakeş' adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı. 1884’te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu. 1888'de 'Gümüş İmtiyaz Madalyası', 1889'da 'Bâlâ Rütbesi' ve ikinci dereceden 'Mecidî' aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak 'Avrupa'da Bir Cevelan' kitabını yayımladı. 1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü. Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi. Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi 'kırk beygir gücünde yazı makinesi' olarak tanındı. Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, 'Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba' adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir. Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı. Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.