Adı:
Düşünceler
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754681482
Kitabın türü:
Çeviri:
İsmet Zeki Eyuboğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayıncılık
Baskılar:
Düşünceler
Düşünceler
Düşünceler
Pascal’ın inancı gelişigüzel bir inanç değil, usun sınırlarını aşan, ancak onun değerini, gücünü tanıyan bir inançtır. “Düşünmek usun işidir, onun ürünüdür, inanmak da tinin işi,” diyor Pascal. Us dışında bir inanç da benimsemiyor. Usla inancı birbirinin ayrılmaz parçaları sayıyor bir bakıma.
Yaşadığı çağı, yetiştiği çevreyi, gördüğü öğrenimi göz önünde bulundurunca, Pascal’ın başka türlü düşünebilmesi için çıkar yolu olmadığını da eklemeliyiz sözümüze. Buna karşın onun benimsediği us, doğruluğun, gerçekliğin en sağlam ölçüsüdür. Açıklık, seçiklik bu doğruluk ilkesinin en vazgeçilmez nitelikleridir. Pascal’ın Batı düşüncesine getirdiği en önemli yenilik, insanda bir de gönül gözünün bulunduğunu söylemesi, sezgiye Bergson’dan önce düşünce düzeni içinde gerekli yeri vermesidir. “Gönül sezer, us düşünür,” diyor Pascal. Usun varamadığı düşünce sınırlarında sezginin, gönül gözünün görevi büyüktür ona göre. Gerçeklikler yalnız usla değil, gönül gözü ile de görülür, gönül gözünün de kavrayıcı, bilici bir gücü vardır. İnsan sezgisiz edemez, sezgi olmaksızın gerçekleri bir bütünlük içinde kavrayıp kuşatamaz. Özellikle matematikte sezginin yeri büyüktür. Öyle gerçeklikler vardır ki biz onları ancak sezgi yolu ile yakalarız. Sezgi yalnız gönlün değil, usun da iç gözüdür.
İsmet Zeki Eyuboğlu
Blaise Pascal çok ünlü Fransız matematikci, fizikçi ve yazar. Matematikte binom acılımında kullanılan Pascal üçgeninden, fizikte basınçla ilgili kuramlarına ve felsefe alanındaki görüşlerine kadar birçok sahada dikkate değer çalışmaları olan bir bilim insanı.

Pascal aynı zamanda inançlı bir insan, bir Hristiyan. Dağınık notların biraraya getirilmesiyle olusmus ve tamamlanamamıs bir eser görünümü veren "Düşünceler" aslında bir yönüyle de Pascal'ın Hristiyanlık savunusu olmuş. Buraya kadar diyecek bir şey yok ama Pascal eserde inanclı bir kişi olarak Hristiyanlığı savunurken İslam'la Hristiyanlığı -bence oldukça gereksiz yere- kıyaslama yanlışına düşmüş. Sadece İslam diniyle yapılan bu kıyaslamalarda dile getirdigi düşünceleri destekleyen kanıtlar da sunmamıs Pascal ve bu yüzden bana görüşleri temelsiz ve hatta çocukça geldi. Mesela Türklerin önyargılı olup atalarının yanlış inançlarını izlemelerinin insana acı verdiğini söylerken aynı şeyle kolaylıkla kendisinin de suclanabileceğini hiç aklına getirmiyor gibi görünüyor. Bir yerde de Hz. İsa ile Hz. Muhammed'i mucizeler yönünden kıyaslamış ve kolaylıkla itiraz edilebilecek bir düsünce ortaya koymuş. Pascal gibi büyük bir alime böyle basit ve onu hicbir yere vardırmayacak kıyaslamalara girip küçük düşmek yakışmamış. Şimdi kısaca Pascal'ın eserde aktardığı bazı görüşlerini belirtmek istiyorum:

-Pascal usa(akla) bağlı kalmanın, usu kullanmanın gerçek Hristiyanlık oldugundan bahsediyor.

-Ona göre her kişi kendince bir Tanrı yaratır.

-Önyargılar insanı yanılmaya götürür.

-İnsan düşünmek için yaratılmıştır ve onun görevidir bu.

-Mutluluk insanın ne icinde ne de dışındadır, Tanrı'dadır. Bu yüzden dışımızda olan içimizdedir.

-Doğrulukla güc birleşmelidir.

-Tanrı'yı duyan gönüldür, us değildir.

-İnsan doğasında ilerleme yoktur, geliş gidiş vardır.

-Gerçeklik sadece usla kavranamaz, gönülle de bilinir.

-Us insana baskı yapar. Ona bağlı kalırsak mutsuz oluruz, ona uymazsak deliyiz demektir.

-Yazara göre ancak Tanrı'nın kayrasına inanan kişi kutsaldır, buna inanmayan ne kutsaldır ne de insanın ne oldugunu bilir.

Kitabın Say Yayınlarından çıkan ve çevirisini İsmet Zeki Eyüboglu'nun yaptığı baskısını okudum. Kitap dağınık notlardan olustugu icin tam bir konu birliği saglanamamış halde ve bu da kitabın akıcılığını etkilemiş. Ayrıca dilin ağırlığı da eseri sıkıcı yapmış. Eserde yeni, dikkate değer hicbir düşünce bulamadım. Çogu düşünce zaten genel olarak teizmin klasikleşmiş tezlerinden ibaret. Sonuc olarak keyif aldığım bir okuma olmadı diyebilirim.
Hayat ve insanlar hakkında deneyimleri özgün ve ilgi çekici. Ama bir o kadar da ölüm ve tanrılar hakkında kafası çok karışık. Kitabın yarısından itibaren, hristiyanlık saplantıları ve tanrı üzerine ispat kıvranışlarına sabretmek için büyük çaba harcadım. Kitap boyunca Nietzsche'yi özlemle ve rahmetle andım.
Bir uçuruma doğru kaygısızca koşuyoruz ; sonra dönüp koştuğumuz uçurumu görmek için engeller yapıyoruz .
Yaşadıgımız çaga dayanamayız bir türlü hep yavaş adımlarla gelen gelecegi düşünürüz, ivedilik veririz gelecegin akışına, saklamak için geri çagırırız geçmişi, çökmüş, yitmiş gitmiş de ondan... Böylesine ustan yoksunuz işte,kendi gerçeklerimizi, bizim olanları düşünmeyiz bir türlü, anlamsız saçmalıklara dalarız, derin derin düşünmeden uçup gideriz.
“En iyi kitaplar, onları okuyanların kendilerinin de yazabileceklerine inandıkları kitaplardır. Tek başına iyi olan doğa, tümüyle tanıdık ve ortaktır.”
... insanın işlediği hataların en saçma sebebi duyguları ve aklı arasındaki savaştır.
Blaise Pascal
Sayfa 30 - Kaknüs Yayınları, Çeviri: Metin Karabaşoğlu
İnsanoğlu, içinde belirdiği hiçliği ve onu yutmuş sonsuzluğu anlamakta aynı ölçüde beceriksizdir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Düşünceler
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754681482
Kitabın türü:
Çeviri:
İsmet Zeki Eyuboğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayıncılık
Baskılar:
Düşünceler
Düşünceler
Düşünceler
Pascal’ın inancı gelişigüzel bir inanç değil, usun sınırlarını aşan, ancak onun değerini, gücünü tanıyan bir inançtır. “Düşünmek usun işidir, onun ürünüdür, inanmak da tinin işi,” diyor Pascal. Us dışında bir inanç da benimsemiyor. Usla inancı birbirinin ayrılmaz parçaları sayıyor bir bakıma.
Yaşadığı çağı, yetiştiği çevreyi, gördüğü öğrenimi göz önünde bulundurunca, Pascal’ın başka türlü düşünebilmesi için çıkar yolu olmadığını da eklemeliyiz sözümüze. Buna karşın onun benimsediği us, doğruluğun, gerçekliğin en sağlam ölçüsüdür. Açıklık, seçiklik bu doğruluk ilkesinin en vazgeçilmez nitelikleridir. Pascal’ın Batı düşüncesine getirdiği en önemli yenilik, insanda bir de gönül gözünün bulunduğunu söylemesi, sezgiye Bergson’dan önce düşünce düzeni içinde gerekli yeri vermesidir. “Gönül sezer, us düşünür,” diyor Pascal. Usun varamadığı düşünce sınırlarında sezginin, gönül gözünün görevi büyüktür ona göre. Gerçeklikler yalnız usla değil, gönül gözü ile de görülür, gönül gözünün de kavrayıcı, bilici bir gücü vardır. İnsan sezgisiz edemez, sezgi olmaksızın gerçekleri bir bütünlük içinde kavrayıp kuşatamaz. Özellikle matematikte sezginin yeri büyüktür. Öyle gerçeklikler vardır ki biz onları ancak sezgi yolu ile yakalarız. Sezgi yalnız gönlün değil, usun da iç gözüdür.
İsmet Zeki Eyuboğlu

Kitabı okuyanlar 38 okur

  • tabula rasa
  • Richard Wagner
  • Tolga Temir
  • « Taté »

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.1 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0