Kitap fena değildi, yazarın dili ve tarzı bence çok sürükleyici fakat olaylar 230 lardan sonra başlıyor. Anne Karanina gibi bir entrika beklemeyin, biraz daha o dönemlerin dışlanmasını tokat gibi vuruyor.
Effi nin kendi başına yaşam mücadelesini okuyorsunuz bir yerde ve ben ailesi ile olan durumlarına cidden üzüldüm. Özellikle kızıyla ilgili kısımları cidden beni çok üzdü. O döneme bakıldığında çoğu eserde de olduğu gibi maalesef, sosyete denilen mekanızma, insanları yönetiyor. Farklı bir tat bıraktı kitap, daha gerçekçi ya ceza kesen, hayalperest düzenden uzak, biraz kaderci birazda kederli
Theodor FontaneEffi Briest
Merhaba değerli kitapseverler!
Klasiklere devam ederken, dün yaşadığım bir olayı parantez içerisinde anlatmak isterim. Sokakta bir bayanla tanıştım ve kitaplar konusunda sohbete tutuştuk, şu anda Effi Briest'i okuduğumu söylediğimde, bana 'Bugün onu kim okuyor? diye sordu ve daha çok okumaya gerek duymadığının altını çizdi. 'Ben okuyorum işte' diye geçiştirsem de, kitabı okurken acaba haklı mı diye düşünmeye başladım. Ama bunda kitabın yapısının büyük rolü vardı. Kitabı rahatlıkla üçe bölebiliriz, başlangıç: Effi'nin evlenene kadar ki yaşamı ve ilk zamanı (kitabın 1/5 inini tutuyor), gelişim: evlilik süresi ve gelişimi (3/5) ve sonuç bölümü: işlerin sarpa sarması ve neyle son bulduğu (1/5). Başlangıç akıcı ve heyecanlıydı, gelişim bölümü ise çok yalın ve duru hatta sıkıcı. Bu kitabı okumakla doğru mu yapıyorum diye düşündüm ve kadının da yorumunun üstüne tuz biber oldu. Ama kitabın son bölümü, ah o son bölüm, okurken kafamın bir köşesinde kitaba vereceğim not on üzerinden 5, 6 ya düşmüşken 10'a firladı yine.
Verilen düşündürücü mesajlar tam benlikti.
Hayatın içinden bir hikaye okudum. Konusu evlendirilen genç bir kız olması hasebiyle kız evladına sahip her anne babayı ilgilendirdiği için hala güncel ve kitap bundan dolayı okunası hatta her ebeveynin okuması gereken bir kitap.
Spoiler verme pahasına daha teferruatlı yazmak ve yorumlamak isterdim ama inceleme ruhuna aykırı diye yapmıyorum.
Inceleme demişken, bazi arkadaşlar okudukları kitapları özet geçmeyi veya bölüm bölüm özet yaparak bölümleri yorumlamayı inceleme yazmak sanıyorlar. Özet geçmek spoilerin hası aslında, lütfen yapmayın...
Keyifli okumalar...
EffiBriest, döneminin Prusyasındaki soyluların yaşamını, kurallarını ve geleneklerini yansıtarak, kitabın ana konusunda Effi Briest'in evliyken başka bir adamla ilişki kurmasını ele alır. Madame Bovary ve Anna Karenina gibi diğer edebi kahramanlarla özdeştirilir oyüzden. Bismarck'ın Almanya'sında geçen Fontane'nin on yedi yaşındaki büyüleyici Effi ile kendisinden iki kat kadar daha yaşlı, sert, işkolik bir memur arasındaki sosyal açıdan uygun ama duygusal açıdan feci bir karşılaşmayı konu alan kitap, hem dokunaklı hem de rahatsız edici. Sert ve hırslı bir memur olan ve karısına çok az zamanı olan Innstetten ile evlendirilir. Kendini sıkışmış hisseden Effi, tehlikeli bir üne sahip bir adam olan Binbaşı Crampas ile kısa bir ilişkide teselli bulur ve dikkati dağılır. Ancak yıllar sonra, Effi ilişkisini neredeyse unutmuşken sır olan durum, ölümcül sonuçlarla birlikte peşini bırakmaz. Gergin, ironik bir düzyazıda Fontane, uygarlığın boş iddiaları ve koşulların zorunlulukları tarafından bastırıldığı bir dünyayla toplumsal baskı ve durumlarla geleneksel fikirleri anlatır. Theodor Fontane nin en büyük romanı olarak kabul edilen bu roman, bir eş ve anne olarak görevleri ile kalbinin içgüdüleri arasında kalan genç bir kadının insancıl, duygusallıktan uzak bir portresini sunar okura.
Fontane'nin gergin anlatısı, cinselliğin ve hayattan zevk almanın dar görüşlülük ve koşullar tarafından bastırıldığı bir dünyayı tasvir eder ve birçok kişi tarafından on dokuzuncu yüzyıl Alman romanının doruk noktası sayılırken, sınıf iki yüzlülüğünün ve küçük fikirliliğin ironik bir eleştirisi olarak görülen Effi Briest ölmeden önce okunması gereken 1001kitap arasındadır. Kitabın filmi de varmış fakat ben bulamadım yoksa kesinlikle izlerdim güzel yaz tatili günlerinde romantik filmler iyi giderdi*** Thomas Mann in Effi
Effi Briest, Alman yazar Theodor Fontane’nin 1895’te yayımlanan, Alman gerçekçiliğinin klasiklerinden sayılan; evlilik, baskı ve “saygınlık” kavramı üzerinden yaptığı eleştirilerle öne çıkan önemli eserlerinden biri.
Roman, ailesinin yönlendirmesiyle kendisinden çok büyük olan Baron Geert von Innstetten ile evlenen 17 yaşındaki Effi Briest’in yaşamını anlatıyor.
Roman çoğu zaman Anna Karenina ve Madame Bovary ile karşılaştırılıyor. Ama bence bu romanda Fontane ihaneti romantikleştirmiyor. Hatta ortada gerçekten büyük bir aşk olduğuna da inanmadım ben. Zavallı Effi biraz saftirikliğinin, biraz can sıkıntısının kurbanı oluyor. Küçücük bir ilişkinin bile bir kadının hayatını yerle bir etmeye yettiği bir dünyada yaşıyor.
Aslında bana göre asıl trajedi ihanetten bile önce başlıyor. Daha çocuk sayılacak yaşta, kendisinden çok büyük bir adamla evlendirilmesi zaten başlı başına bir hata. Ama dönemin normalleri içinde kimse bunu sorgulamıyor bile.
Romanı severek okudum ama elimde anlamsız şekilde süründü nedense. Çünkü bu bir ihanet hikâyesi olsa da okur olarak o ilişkinin içine tam giremiyoruz. Duygular hep biraz uzaktan anlatılıyor. O tutku, o yangın hissi yok. Kitap sanki özellikle duygusal bir mesafe koyuyor araya. Ama galiba Fontane’nin yapmak istediği şey de tam olarak buydu. Büyük bir aşk anlatmaktan çok, toplumun bir kadını nasıl sessizce ezebildiğini göstermek.
Bitince içimde büyük bir çarpılma bırakmadı belki ama Effi’ye uzun süre üzüldüm. Çünkü bazı hayatlar büyük hatalar yüzünden değil, yanlış zamanda yanlış insanların arasında sıkışıp kaldığı için kırılıyor.
Bismark dönemi Prusya’sında geçen Effi Briest romanı, dönemin soylu ailelerinin yaşantısını, kahramanı Effi Briest üzerinden verir.Effi genç yaşta kendinden oldukça büyük bir erkekle evlenir.Hatta evlendiği kişi geçmişte annesiyle de evlenmek istemiştir.Evliliği süresince, kendini keşfeden Effi yasak bir ilişki de yaşar.Effi çocuk yaşta olmasına karşın kendisinden eşinin mevkisine ve toplum normlarına uygun davranması beklenir.
Effi Briest karakteri, Henry James’in Daisy Miller karakterini hatırlattı bana.
Effi Briest romanı, konusunu gerçek bir olaydan alıyormuş.
Yine severek okuduğum bir kitap oldu Effi Briest
Effi Briest, okuduğum en güzel kitaplardan biri diyebilirim. Kendisinden yaşça büyük biriyle yaptığı evlilik ve gittiği kasabadaki evlerinin “perili ev” gibi anlatılması, hikâyeye hafif bir korku ve gerilim havası katıyor.
Başta mutlu bir evlilik gibi ilerlese de kitabın sonundaki gelişmeler beni gerçekten ters köşe yaptı ve çok şaşırttı. Konusu ve anlatımı oldukça etkileyiciydi.
Hem aşkı, hem gizemi hem de beklenmedik kırılmaları barındıran bir roman. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim.
Effi BriestTheodor Fontane · Telemak Kitap · 2024167 okunma
Kitabı az önce bitirdim ve gerçekten üzerimden tır geçmiş gibi hissediyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim: Koca bir Prusya aristokrasisinde, onca "ahlaklı" insan arasında tek düzgün karakterin Rollo adında bir köpek olması şoku... Mezar başındaki o sahne beni gerçekten ağlattı.
Olaylara dışarıdan bakınca Effi'ye kızmak çok kolay. Ama empati yapınca işler değişiyor. Daha 17 yaşında, hayatı hiç yaşamamış bir kızı kendinden 21 yaş büyük, sıkıcı, sürekli mürebbiye gibi kural kesen bir adamla (Innstetten) evlendirirseniz o evlilikten ne bekliyorsunuz ki? Yani 17 yaşında çocukla evlenmeyecektin bro? Innstetten'in karısına koca değil de eğitmen gibi davranması, o hayalet hikayeleriyle kızı sindirmesi gerçekten korkunçtu.
Gelelim malum yasak aşk meselesine... Crampas tam anlamıyla züppenin teki, kendi egosunu tatmin etmek için bir aileyi yıkan pervasız bir adam. Effi melek mi? Hayır. Ne kadar kocasının ilgisizliğinden boğulsa da o sınırı geçmemeliydi. İngilizlerin o meşhur lafı vardır ya: "Isn't that the consequences of her own actions?" Evet, hatalıydı. Ama kocasının sırf "toplum ne der, onurum zedelendi" diyerek yıllar sonra düello yapıp adamı vurması ve Effi'yi sokağa atması...zaten kendi de etraflıca düşünmeyip böyle bir işe kalkıştığına pişman oldu ya,neyse.Hele kızını (Annie) 3 yıl göstermemesi ve o çocuğu annesine düşman, robot gibi bir şeye dönüştürmesi inanılmaz zalimceydi.Karılık başka, annelik başkadır.
Beni en çok şoke eden ise Effi'nin kendi ailesi oldu. Sırf cemiyet hayatından dışlanmamak için kızlarını eve almayıp sadece para göndermeleri..benim,hatta çoğumuzun alışkın olduğu aile yapısına o kadar ters ki okurken delirdim.
Kitabın sonundaki o trajik ölüm, modern günümüzden bakınca belki biraz dramatik gelebilir ama dönemin gerçekleri düşünüldüğünde nokta atışı.
Effi BriestTheodor Fontane · Telemak Kitap · 2024167 okunma
Effi Briest - Theodore Fontane
16 yaşındaki Effi ailesi tarafından şımartılmış bir kız çocuğudur. Kendinden büyük yaşta bir adamla evlenir ve karşılaştığı hayat beklentilerine uymaz. Dönemin Prusya'sını Effi üzerinden okurken karışık duygular yaşarız.
Okuduğum yoğun dönemden mi kitaptan mı emin olamadığım bir sebeple kitap elimde süründü. Kitap feminist açıdan pek çok mesaj içerip takdir görülse de benim için yanlış bir zaman olduğu kesin. Kitabın Anna Karenina ve Mehmet Rauf'un Eylül'üne benzediğini inkar edemeyiz.
Filmini izlemek istiyorum ama.
....
....
......
#effibriest #theodorefontane
Alman edebiyatı yolculuğum hız kesmeden sürüyor. Bu sefer ki durağım Effi Briest . Ne zaman Türk edebiyatından nadide bir eser okusam edebiyatın bile vatanında yeşereni güzel diye bir yorum yaparım. Aynı şeyi Alman edebiyatı için de düşündüğümü fark ettim. Çünkü mekanlar çok tanıdık, adı geçen şehirler, parklar caddeler hep gördüğüm yerler ve bu sebeple olan biteni kafamda canlandırabiliyorum. Thomas Mann bu roman için bu zamana kadar yazılmış en iyi altı romandan biri demiş. Sevgili Thomas Mann’ın roman zevkini sorgulayacak değiliz, nitekim zaten kötü roman da yoktur, içinde kendimiz bulmadığımız roman vardır. Fakat Effi Briest benim nezdimde bu denli övgüye değer mi bilmiyorum. Şu var ki, üzerine savaşın gölgesi düşmüş hayatları anlatan 20. Yy romanlarını okuduktan sonra 19. Yy.ın romantik minnoş burjuva hayatlarını okumak insanı çok da derinden etkilemiyor. Tabi Thomas Mann bu değerlendirmeyi yaparken 20. Yy.ın yüzeyi cam kırıkları ile dolu savaş edebiyatı henüz meyvelerini vermemişti.
Neyse romana gelelim. Hızlı akan bir roman. İnsanı yormayan bir akışı var. Şöyle bir Katalin SokağıÖlmeye Yatmak gibi kalbimi kör bir hançer gibi delip geçmese de bir an bile yarım bırakmak geçmedi aklımdan, ayrıca devamında neler olacak ki diye düşündüm durdum. Bu, benim okurluk çizelgemde bir romana geçer not vermem için yeterli bir sebep. Yüreğim ağzımda olmasa da, sakin sakin bekledim olacakları.
Olaylar 19. Yüzyılın ikinci yarısında o zamanlar Prusya krallığının sınırlarında olan kuzey Almanya’da geçiyor. Tıpkı Buddenbrooklar ‘daki gibi bir burjuva yaşantısına tanıklık ediyoruz. Henüz 17 olmuş Effie kendinden 20 yaş büyük bir devlet memuru ile evlendirilir. Aynı dönemde dünya üzerinde bir çok ülkede olduğu gibi Alman toplumunda da kadınların 16-17 yaşında evlendirilmesi alışılmış bir durum. Tıpkı
Fransız asıllı Alman şair ve romancı. Edebiyata tarihî baladlar yazarak başladı. 1878'de romana yöneldi. Romanlarında toplumsal sorunları ve özellikle Berlin toplumunu nükteli bir dille yansıttı. Başlıca yapıtları: "Grete Minde" (1880); serbest aşkı işleyen ama yasal birleşmeyle sonuçlanan "İrrungen Wirrungen" (Çılgınlıklar, Karışıklıklar, 1888); sonradan görme burjuvalarla alay eden "Frau Jenny Treibel" (Bayan Jenny Treibel, 1892), "Unwiederbringlich" (Bir Daha Ele Geçmeyecek, 1892), "Effi Briest" (1895), "Der Stechlin" (1899), otobiyografik nitelik taşıyan "Meine Kinderjahre" (Çocukluk Yıllarım, 1894), "Von Zwanzig bis Dreissig" (Yirmi ile Otuz Yaş Arasında, 1898), "Vor dem Sturm" (Fırtınadan Önce, 1878) ve 4 ciltlik "Wanderungen durch die Mark Brandenburg" (Brandenburg Sınır Eyaleti İçinde Geziler, 1862-1882).