PERİ MASALI / STEPHEN KING
Geçen yüzyıldan (1996) beri King okumadım, yani Yeşil Yol'dan sonra. Oysa ortaokul-lise döneminde çok okumuştum. Sis'in bıraktığı etki hala devam ediyor. O yüzden okuma kitabı olarak King seçilince hemen atladım.
Kitaba dönersek, sıradan bir lise öğrencisi olan Charlie Reade, daha on yedi yaşındadır, beyzbol ve Amerikan futbolunda başarılı bir oyuncudur. Bir kaza sonucu annesini kaybetmiş olan Charlie babası ile yaşamaktadır. Okul yolu üzerinde, çocukların 'sapık evi' dediği, tekinsiz, koskocaman bir ev vardır. Bay Bowditch ve bahçeye giren çocukları kovalayan köpeği Radar bu evde yaşıyorlardır. Çatısı çökmüş, bahçe çitleri kırılmış, uzayan otlarla bakımsız olan eski evde birisinin yaşadığına inanmak zordu. Birde bahçede zaman zaman içinden korkunç sesler gelen bir kulübe vardı. Kimsenin konuşmadığı, çekindikleri aksi ihtiyar Bay Bowditch, bir gün kaza geçirir, tesadüfen oradan geçen Charlie, yardım isteyen sesi duyar ve yardım etmek için eve girer. Böylece iyi ile kötünün savaştığı paralel bir dünyanın kapılarını aralayan Peri Masalı başlar.
Her bölümün başında, bölümde geçen bir sahneyi anlatan illustrasyonlar var. Bu eserleri çizen illüstratörler Gabriel Rodrigez (giriş ve tek sayılı bölümler) ve Nicholas Delort ( çift sayılı bölümler). Kitabın en güzel bölümü bence bu illustrasyonlardı.
Hikayede birçok masal, kitap, film, dizi ismi geçiyor. Charlie yaşadıklarını anlatırken her sahneyi bir masala, kitaba veya filme benzetiyor ve bilmeyenler için o eseri anlatıyor. Böylece kendi hikayesi bölünerek, konudan uzaklaşılıyor. Birçok eserin adı geçip, onlardan alıntı yaparken, esas hikayenin akışı bozuluyor.
Pinokyo, Define Adası, Jack ve Fasulye Sırığı, Oz Büyücüsü, Hansel ve Gratel, Sapık,