Farewell (A Turkish Officer's Diary of the Gallipoli Campaign)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.219
Gösterim
Adı:
Farewell
Alt başlık:
A Turkish Officer's Diary of the Gallipoli Campaign
Baskı tarihi:
1 Ocak 2013
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055200183
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeditepe Yayınevi
Baskılar:
Allahaısmarladık
Farewell
144 syf.
·3 günde·10/10 puan
"Allahaısmarladık" Çanakkale Savaşı'nda bir askerin yazdığı günlük...

Bu eseri ilk Oğuzhan Saygılı hocamın "Kitaplarla Söyleşi 2" inceleme kitabında görmüştüm. O gün eklemiştim listeme okumak şimdiye nasipmiş.

Günlüğün başına şehit Teğmen İbrahim Naci'nin yazdığı not çok etkiledi beni, hani öyle ki başka hiçbir şey yazmasa bu not yeterdi sanki..."Neymiş bu not?" derseniz, İbrahim Naci ailesinin adresini yazıp altına "Bu defter kimin eline geçerse bir şehit hürmetine yukarıdaki adrese göndersin..." diye not düşmüş. (Ulaştırandan Allah razı olsun.) Yirmin dokuz gün boyunca fırsat buldukça notlar düşürmüş defterine. Şehit olduktan sonra komutanı Bedri Efendi devam etmiş günlüğe, o da şehit olunca son imzayı "İmam Mustafa Memduh ve Kâtip M. Atıf" atmış.

Yediği yemeklerden, umutlarına, yarım kalmış sevdalarına kadar her aklından geçeni yazmış. Korkularından da bahsetmiş, yoklamış kendini "ölümden korkuyor muyum?" diye. Hayır ölüm değilmiş onları korkutan düşmana kurşun sıkmadan yitip gitmekmiş meçhullere... Bir de unutulmak, kim korkmaz ki unutulmaktan...

İbrahim Naci bu deftere "Harb-i Umûmi Hâtırâtı ve Gelibolu Muharebâtı Hâtırâtı" isimlerini vermeyi düşünmüş. Yirmi dokuzuncu gün sanki şehit olacağını hissetmiş gibi "Allahaısmarladık" diyerek bitirmiş cümlesini. Kitabı hazırlayan Seyit Ahmet Sılay bu ismin uygun olacağını düşünmüş.

Emeği geçen, bizlere ulaşmasına vesile olan herkesten Allah razı olsun...

Kitap Şuuru
144 syf.
·Beğendi
ŞEHİT TEĞMEN İBRAHİM NACİ'NİN YARIM KALAN GÜNLÜĞÜ

(Çanakkale Savaşı'nda alay 10'uncu bölükte görevli Teğmen İbrahim Naci'nin tuttuğu ve şehit düştükten sonra da komutanının yazmaya devam ettiği günlük tam 98 yıl sonra ortaya çıktı.

20 yaşındaki genç teğmenin 24 Mayıs 1915'te başlayan günlüğü, 21 Haziran'da İbrahim Naci'nin şahadetiyle son buluyor.

Yazar Notu:
2012 yılında Seyit Ahmet Sılay'a (koleksiyoner) gelen bir mesajla ortaya çıkan günlük 2013 yılında kitaplaştırılmıştır. 21 Yaşında şehit olan Teğmen İbrahim Naci'nin tuttuğu günlüktür. Yakın zamanda Çanakkale Şehitliklerini gezmiş birisi olarak kitabı taze bilgilerimle utanarak, kızarak, kendimi kınayarak okudum. 21 yaşında şehit olmuş binlerce vatan evladından birisidir İbrahim Naci. Günlüğünde "Ahiret... İyi, neticesinde herkesin müracaat edeceği bir kapı idi. Fakat bizim için pek erken değil mi? Gözlerinin koyu siyahlığında saadetimin bütün noktaları gömülü, kirpiklerinin sihirli titremesinde muhabbetin bütün gizli sırları bir hanımeli kadar ince ve nazik, bir menekşe gibi sade ve güzel, o güzel bedeni bir defa daha kucaklamadan... Onun her zerresine işlemiş aşk iksirini doya doya içmeden..." diye yazarak, gencecik yaşta aşkını İstanbul'da bırakarak ölüme gitmiştir diğer şehitlerimiz gibi. Cepheye sevkle başlayan 29 günlük yolculuğunu "Muharebeye girdik. Milyonlarla top ve tüfek patlıyor... Şimdi birinci onbaşım yaralandı. Allah'a ısmarladık..." sözleriyle tamamlamıştır.
Kızgınlığım niye, utanmam niye? Yıllarca atıl durumda bırakılmış, ziyaretlere kapalı tutulmuş, ilk anıtımızı 1960 yılında yapmışız, şehit kanlarıyla sulanmış, binlerce atamızın yattığı toprakların bir kısmı tarım alanı yapışmış, toprak sürerken kemikler çıkıyormuş, atalarımızın hatıralarına hurda diye kamyon kamyon taşımışlar, sahip çıkmamışlar. Utanıyorum bunlardan yeni haberim olduğu için. Bizimle savaşmaya gelen düşmanlarımızın anıtları yıllar önce yapılmışken, bizim ilk anıtımız neden 1960 yılında yapılmış? Yıllar önce düşmanlarımızın şehitlikleri yapılırken, savaştan sonra Şevki Paşa tarafından çizilmiş olan Çanakkale Şehitleri haritası arşivlerde mevcutken, şehitliklerimiz niye gün yüzüne çıkarılmadı? Şimdi Çanakkale Savaşının 100. yılı merasimlerine büyük hazırlıklar yapılmakta. Yeni şehitlikler açılıyor. 2012 yılında Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi açıldı. Gurur duydum, tanıtım merkezini gezerken. Lakin yıl 2012. Neden?
_Alıntı_
144 syf.
·2 günde·10/10 puan
"Naci!.. Sen ve emsalin ölmediniz, bir iki kazma darbesiyle oyulmuş bir çukura gömülmediniz; siz büyük Türklüğün, Müslümanlığın sinesinde hürmet ve saygıyla yaşayacaksınız." (syf. 132)

21 yaşında bir subay: İbrahim Naci.
Çanakkale Savaşı sırasında zamanının şartlarını, Vatanın içinde bulunduğu durumu, Türk askerinin cephedeki mücadelesini anlatan; yazdıklarının ailesine ulaşıp ulaşmayacağını bile bilmezken, cephede, tarihimizi aydınlatan bu satırları kaleme alan Şehit İbrahim Naci'nin "Allahaısmarladık" adlı eseri..

Yeditepe Yayınları'ndan, Seyit Ahmet Sılay tarafından hazırlanan, 140 sayfalık bir Savaş Tarihi!

Kitabı okurken bazen Naci'nin içtiği çayın tadını, hissettiği susuzluğu, uykusuzluğu, duyduğu top seslerini duymak mümkün..

Savaş, dünyanın var olmasından beri süregelen, Türk'ün alınyazısı; Çanakkale Savaşı ise alınyazımızı bir kez daha görmemizi sağlayan en can yakan savaş olarak tarihimizde yer etmiş; imânın, vatanperverliğin, Türklüğün, izahını yapamadığımız direncimizin adıdır. Birbirine çarparak duran mermilerin destanıdır Çanakkale..

Kitapta en çok ilgimi çeken yerlerin başında askerlerin soyadlarının bağlı bulundukları ya da ikamet ettikleri şehirler ile anılması oldu. Örneğin; Cemil İşkodra, Kani Demirhisar vs.

Diğer bir doğru olduğunu sandığımız ama yanlış olan bilgi ise, cephedeki askerlerin yemek konusunda sıkıntı çektikleri meselesi. Naci, askerlerin yemek sorununun olmadığını, aksine bazen günde üç defa yemek yediklerinden bahsediyor. Hem de hoşaftan ziyade fasulye, pilav, balık, peksimet, çorba, etli yemekler yediklerini okuyoruz.

Her devrin insanının bir korkusu vardır. Bizim korkumuz sosyal medyada paylaştığımız fotoğrafların yeterli sayıda beğeniye ulaşmaması. Naci ve emsalinin ise tek korkusu: UNUTULMAMAK! Bu suretle şu sözü tekrar hatırlatmak isterim:
"TÜRK ÇOCUĞU! SENİN VE YURDUN İÇİN CAN VEREN ULU ŞEHİTLERİNİ UNUTMA!

Kitabı okumama vesile olan Oğuzhan SAYGILI hocama şükranlarımı sunuyorum.
Allahaısmarladık... #İbrahimNaci #Allahaısmarladık #Çanakkale #ŞehitGünlüğü #KitapŞuuru #kitapsuuru
144 syf.
·4 günde·9/10 puan
Genc yaşta sehid olan Teğmen Ibrahim Naci nin gunluklerininden olusan kitap asker sevkiyati sırasında tegmenin yasadiklari ve Savaşın durumu hakkinda bilgi sahibi olmamizi sağlıyor. Gunluklerin elimize ulasmasini sağlayan Şehid Yuzbasi ve Tegmenin kiz kardesinin torunu hanimefendiye minnetarim. Ayrica günlükleri kitap haline getirip bize ulasmasini saglayan Seyit Ahmet Silay a teşekkürler. Dikkatimi ceken askerlerin yedigi yemeklerin bollugu ve çeşitliliği oldu. Okumanızı tavsiye ederim.
144 syf.
·7 günde·9/10 puan
Harp Malzemeleri ve Belgeleri Kolleksiyoneri Seyit Ahmet SILAY’a , Çanakkale Şehidi Teğmen İbrahim Naci’nin şehit olmadan önce tutmuş olduğu günlük ulaştırılır. Seyit Ahmet Sılay, bu günlüğü kitap haline getirir ve kitabın ismini de şehit Teğmenin günlüğünde en son yazmış olduğu kelime olan “Allahaısmarladık” koyar. Çanakkale şehidi Teğmen İbrahim Naci, şehit olacağını anlamış olacak ki günlüğün başına “Ailemin adresi: İstanbul’da Beşiktaş’ta, Yeni Mahalle”de Bostan üstünde, 62 numaralı hanede Musa Efendi. Bu defter kimin eline geçerse bir şehit hürmetine yukarıdaki adrese gönderesin.” diye not bırakmış. Teğmen İbrahim Naci, İstanbul’dan Çanakkale’ye seyahate başladığı gün olan 24 Mayıs 1915 Pazartesi gününden, Çanakkale’de şehit olduğu 21 Haziran 1915 gününe kadar 29 gün boyunca yolda ve cephede gördüklerinden, kendisinin ve askerin yediği karavanaya kadar bir çok ayrıntıyı günlüğüne yazmıştır. Günlüğün son günü olan 21 Haziran 1915’te şehit olacağı günü hissetmiş olmalı kı İbrahim Naci “Muharebeye girdik. Milyonlarla top ve tüfek patlıyor… Şimdi birinci onbaşım yaralandı. Allah’a ısmarladık.” diye not düşmüş.
#kitapşuuru
144 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Günlük tegmen İbrahim Naci'nin İstanbuldan birligine ve ardından savaş meydanına kadar olan süre içindeki anılarıdır. Günümüz türkçesine çevrilmiş oldugundan rahatlıkla okunabiliyor. En çok dikkatimi çeken nokta yemek iaşesinin bize okullarda ögretildiği gibi olmadığıdır. Anladigim kadarı ile baglı olduğu birlik yemek iaşesini diğer birliklere göre daha iyi idare etmiştir. İyi okumalar...
144 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ah Çanakkale!...

Esere ulaşmamıza vesile olan Seyit Ahmet Sılay ve katkı sağlayan herkese teşekkür ederek başlamak istiyorum.

21 yaşında bir genç,Teğmen İbrahim Naci..
Giriş kısmında ailesinin adresine yer vermesiyle, 24 Mayıs 1915'ten İstanbul'da başlayan mücadelesi şehit olduğu 21 Haziran 1915 tarihine kadar devam eder.
Güzergahı esnasında yaşanan olaylara ve mekanlara değinmiş,Çanakkale'de muharebenin yoğunlaştığı dönemler,askerin durumuna,savaş içerisindeki yaşanılan psikolojiye dair detaylı açıklamalar yer almaktadır.

Sade ve akıcı bir dil olması edebi yönünü muhtemel kuvvetli hale getirmiştir.


Kurduğu cümlelerde ki derin duyguyu hüznünü,cesaretini,üzüntüsünü,bekleyişlerini,ümitlerini kendim yaşıyormuşçasına okudum.

Özelikle aktarmak istediklerim;

Ah! O bana titreyen,benim için ağlayan validem,hemşirem,akrabalarım ne olacaktı?
Beni fersiz,yaşlı gözleriyle,yanan ve ağlayan kalbiyle,sonsuza kadar yaralı ve kırık kalacak gönlüyle "M."ne olacaktı?(S.114)

Ahiret...İyi,neticede herkesin müracaat edeceği bir kapı idi. Fakat bizim için erken değil mi?..(S.116)

Son cümle okumak istemeyip ne yazık ki engelleyemediğimiz cümle..

(Yirmi Dokuzuncu Gün)Allah'a ısmarladık.(S.130)

Korkusuz ve endişesiz ölüme doğru adım atan bir daha geri dönmek ve dönmemek ihtimalini bile göz önünde bulundurmayalar.. Hikayesini bilmediğimiz tüm isimsiz kahramanlarımız ...
Var olasınız..


Kitaba ilk kez Oğuzhan Saygılı hocamızın "Kitaplarla Söyleşi 2" eserinde denk geldim. Orada adını not alıp okumak istediğim eser kitap şuuru faaliyetlerinin kapsamında bana ulaştı. Bunun için ayrıca Oğuzhan hocamıza teşekkür ederim.

#kitapsuuru
144 syf.
2012 yılında Seyit Ahmet Sılay'a (koleksiyoner) gelen bir mesajla ortaya çıkan günlük 2013 yılında kitaplaştırılmıştır. 21 Yaşında şehit olan Teğmen İbrahim Naci'nin tuttuğu günlüktür. Yakın zamanda Çanakkale Şehitliklerini gezmiş birisi olarak kitabı taze bilgilerimle utanarak, kızarak, kendimi kınayarak okudum. 21 yaşında şehit olmuş binlerce vatan evladından birisidir İbrahim Naci. Günlüğünde "Ahiret... İyi, neticesinde herkesin müracaat edeceği bir kapı idi. Fakat bizim için pek erken değil mi? Gözlerinin koyu siyahlığında saadetimin bütün noktaları gömülü, kirpiklerinin sihirli titremesinde muhabbetin bütün gizli sırları bir hanımeli kadar ince ve nazik, bir menekşe gibi sade ve güzel, o güzel bedeni bir defa daha kucaklamadan... Onun her zerresine işlemiş aşk iksirini doya doya içmeden..." diye yazarak, gencecik yaşta aşkını İstanbul'da bırakarak ölüme gitmiştir diğer şehitlerimiz gibi. Cepheye sevkle başlayan 29 günlük yolculuğunu "Muharebeye girdik. Milyonlarla top ve tüfek patlıyor... Şimdi birinci onbaşım yaralandı. Allah'a ısmarladık..." sözleriyle tamamlamıştır.
Kızgınlığım niye, utanmam niye? Yıllarca atıl durumda bırakılmış, ziyaretlere kapalı tutulmuş, ilk anıtımızı 1960 yılında yapmışız, şehit kanlarıyla sulanmış, binlerce atamızın yattığı toprakların bir kısmı tarım alanı yapışmış, toprak sürerken kemikler çıkıyormuş, atalarımızın hatıralarına hurda diye kamyon kamyon taşımışlar, sahip çıkmamışlar. Utanıyorum bunlardan yeni haberim olduğu için. Bizimle savaşmaya gelen düşmanlarımızın anıtları yıllar önce yapılmışken, bizim ilk anıtımız neden 1960 yılında yapılmış? Yıllar önce düşmanlarımızın şehitlikleri yapılırken, savaştan sonra Şevki Paşa tarafından çizilmiş olan Çanakkale Şehitleri haritası arşivlerde mevcutken, şehitliklerimiz niye gün yüzüne çıkarılmadı? Şimdi Çanakkale Savaşının 100. yılı merasimlerine büyük hazırlıklar yapılmakta. Yeni şehitlikler açılıyor. 2012 yılında Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi açıldı. Gurur duydum, tanıtım merkezini gezerken. Lakin yıl 2012. Neden?
144 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Dil ve anlatım bakamından gayet rahat, sakin, hızla okunabilecek ve kısa sürede bitirilebilecek bir kitap. Çanakkale Şehitleri ve Savaşları ile yakından ilgilenen Seyit Ahmet Sılay bey'in hazırladığı bir kitap. Günlüğün bulunmasının kısa hikayesiyle başlıyor kitap, etkileyici. Sayın Sılay'ın giriş yazısından sonra günlükteki içerikler günümüz Türkçe'siyle karşınıza çıkacak; Teğmen İbrahim Naci'nin İstanbul'dan Çanakkale'de şehit düştüğü güne kadar tuttuğu notlar, okudukça hisleniyorsunuz. Gencecik fidanların vatan için, millet için korkusuzca cepheye gidişi ve çarpışmalarını okudukça içiniz burkulacaktır. Düşmana inançlarıyla, cesaretle karşı koyuşları ibretlik. Çanakkale Savaşları ile ilgili genel bilgilerimizin dışında bir şehidin günlüğünü okuyunca o anın, olayın içindeymiş gibi empati kurabiliyorsunuz. kitabın sonunda günlüğün orijinalinin sayfalarının fotoğrafları var; ayrıca İbrahim Naci bey'in İstanbul'dan kalkıp şehit düştüğü yere kadar izlediği yolun haritası da var. Şunu öğrendim ki, Çanakkale'de bazılarının söylediği gibi askerimiz açtı, çarıksızdı, yokluk içinde savaştı, şeklindeki söylemler tamamıyla doğru değilmiş; elbette bazı sıkıntılar ve yokluklar olmuş, muharebe/ çatışmalar sırasında yemek de olmamış ancak askere genel olarak düzenli iaşe imkanı sunulmuştur. Özellikle gençlerimizin ve Çanakkale Savaşları'na, tarihe ilgi duyan herkesin okuması gereken bir kitap. #kitapşuuru
144 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Hem deniz hem de kara muharebeleri olarak iki ayrı şahika gibi karşımızda duran Çanakkale Zaferi hala tam olarak anılmıyor, anlaşılmıyor diye hayıflanır dururum yıllardır. Örneğin 18 Mart 1915, deniz zaferinin yıldönümüdür. Ancak savaş burda bitmez, düşman geri dönüp kara savaşlarını başlatır ki bu da tam olarak çekildikleri 9 Ocak 1916'ya kadar sürer. Yâni kesin zaferin tarihi olan 9 Ocak'ın unutulmuş olması üzücü değil mi? Yine savaşlar sırasında askerimizin korkunç iaşe sıkıntısı çektiği yalanına ne demeli? O dönemin resmi raporlarında ya da mektup, anı gibi kişisel evraklarında tam tersi ortaya konurken neden hâlâ bu yanlış sürdürülüyor? Bugün Gelibolu Yarımadası'na biraz fazla yağmur yağdığında gün yüzüne çıkan aziz şehitlerimizin kemiklerinin, yürekleri kanatması gerekirken yalnızca 18 Martlarda rutin törenleri uygulayıp geçmek gerçekten utanç verici geliyor.
Bu eser İstanbul'dan yola çıkıp şehadete ereceği son güne kadar -24 Mayıs/21 Haziran 1915 tarihleri arasında- günlük tutan henüz 21 yaşındaki bir teğmenin notlarını içeriyor. Bu günlükten birçok doğru bilinen yanlışı da çıkarabiliyoruz. Askere en az iki öğün yemek verilebildigini hatta papara, fasulye, pilav, çorba gibi yemeklerin eksik olmadığını, İstanbul'a gelirken yolda müslüman ahalinin Mehmetçiğe herhangi bir sevgi belirtisi göstermediği, subaylarımızın varlık felsefesi konuşabilecek seviyede entelektüel birikime sahip oldukları bunlardan bazıları... Günlüğün sahibi Teğmen İbrahim Naci'nin, yolda alelade yapılmış şehit mezarlarını görünce hissettiği ben de böyle unutulup gidecek miyim duygusu okuyucuyu derinden etkiliyor. Ayrıca yine İbrahim Naci'nin hayat üzerine kendi kendine yaptığı konuşmaları okurken dalıp gittiğimi fark ettim. Açılamadığı aşkları, İstanbul özlemi, vatan sevdası, unutulmak kaygısı ile İbrahim Naci bizden biriymiş. Günlüğün sonunda -sanki şehit olacağını hissetmişçesine- "Allah'a ısmarladık." diyor genç teğmen. Çanakkale Savaşlarını bir şehidin gözünden görmek isteyenler bu muhteşem eseri kaçırmamalı.
Kitap Şuuru
144 syf.
·4 günde·6/10 puan
Çanakkale Savaşı'nda Teğmen Ibrahim'in 24 Mayıs 1915'te başlayan günlüğü, 21 Haziran'da şahadetiyle son buluyor. Bu tarih aralığında yaşananlar, bulunulan çevre, hissedilen duygular öyle netki, sanki oradaymışsınız gibi hissettiriyor. Tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum.
"Aldığımız her bir nefesin, bu topraklar için birilerinin verdiği 'son nefes' sayesinde olduğu şuuruyla bir ömür geçirmemiz dileğiyle, Allahaısmarladık..."
Söyle, ey gizli ümit! Sen de benim sefil muhitimden daima uzak mı duracaksın. Benim tesellisiz gönlüme vereceğin bir ümit goncası yok mu?
İbrahim Naci
Sayfa 101 - Yeditepe Yayınları
Aldığımız her bir nefesin, bu topraklar için birilerinin verdiği 'son nefes' sayesinde olduğu şuuruyla bir ömür geçirmemiz dileğiyle, Allahaısmarladık...
İbrahim Naci
Sayfa 16 - Yeditepe Yayınevi
Ümit , Ümit .... Sönmüş bir hayata bir başka canlılık bahşeden ümit . Sen ne mukaddes ve ne muazzezsin . Sende harap ve kırık kalplere , yaşattıracak bir gıda veren öyle bir duygu var ki ..
İbrahim Naci
Sayfa 103 - Yeditepe Yayınevi
Hayat, hayat... Bir günde ne büyük değişimler gösteriyor. Biraz evvel mutluluğun zirvesine yükselmiş kimselerin biraz sonra talihsiz felaketlerin en alçak derecelerinde yüzdüğü görülür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Farewell
Alt başlık:
A Turkish Officer's Diary of the Gallipoli Campaign
Baskı tarihi:
1 Ocak 2013
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055200183
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeditepe Yayınevi
Baskılar:
Allahaısmarladık
Farewell

Kitabı okuyanlar 231 okur

  • Koray KOMLICA
  • Uygur Okur
  • Av. A. Selim Babaoğlu
  • Burak Buğra Okur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.3 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0