Farewell (A Turkish Officer's Diary of the Gallipoli Campaign)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2496
Gösterim
Adı:
Farewell
Alt başlık:
A Turkish Officer's Diary of the Gallipoli Campaign
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-6055200183
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeditepe Yayınevi
Baskılar:
Allahaısmarladık
Farewell
144 syf.
·Beğendi·9/10
ŞEHİT TEĞMEN İBRAHİM NACİ'NİN YARIM KALAN GÜNLÜĞÜ

(Çanakkale Savaşı'nda alay 10'uncu bölükte görevli Teğmen İbrahim Naci'nin tuttuğu ve şehit düştükten sonra da komutanının yazmaya devam ettiği günlük tam 98 yıl sonra ortaya çıktı.

20 yaşındaki genç teğmenin 24 Mayıs 1915'te başlayan günlüğü, 21 Haziran'da İbrahim Naci'nin şahadetiyle son buluyor.

Yazar Notu:
2012 yılında Seyit Ahmet Sılay'a (koleksiyoner) gelen bir mesajla ortaya çıkan günlük 2013 yılında kitaplaştırılmıştır. 21 Yaşında şehit olan Teğmen İbrahim Naci'nin tuttuğu günlüktür. Yakın zamanda Çanakkale Şehitliklerini gezmiş birisi olarak kitabı taze bilgilerimle utanarak, kızarak, kendimi kınayarak okudum. 21 yaşında şehit olmuş binlerce vatan evladından birisidir İbrahim Naci. Günlüğünde "Ahiret... İyi, neticesinde herkesin müracaat edeceği bir kapı idi. Fakat bizim için pek erken değil mi? Gözlerinin koyu siyahlığında saadetimin bütün noktaları gömülü, kirpiklerinin sihirli titremesinde muhabbetin bütün gizli sırları bir hanımeli kadar ince ve nazik, bir menekşe gibi sade ve güzel, o güzel bedeni bir defa daha kucaklamadan... Onun her zerresine işlemiş aşk iksirini doya doya içmeden..." diye yazarak, gencecik yaşta aşkını İstanbul'da bırakarak ölüme gitmiştir diğer şehitlerimiz gibi. Cepheye sevkle başlayan 29 günlük yolculuğunu "Muharebeye girdik. Milyonlarla top ve tüfek patlıyor... Şimdi birinci onbaşım yaralandı. Allah'a ısmarladık..." sözleriyle tamamlamıştır.
Kızgınlığım niye, utanmam niye? Yıllarca atıl durumda bırakılmış, ziyaretlere kapalı tutulmuş, ilk anıtımızı 1960 yılında yapmışız, şehit kanlarıyla sulanmış, binlerce atamızın yattığı toprakların bir kısmı tarım alanı yapışmış, toprak sürerken kemikler çıkıyormuş, atalarımızın hatıralarına hurda diye kamyon kamyon taşımışlar, sahip çıkmamışlar. Utanıyorum bunlardan yeni haberim olduğu için. Bizimle savaşmaya gelen düşmanlarımızın anıtları yıllar önce yapılmışken, bizim ilk anıtımız neden 1960 yılında yapılmış? Yıllar önce düşmanlarımızın şehitlikleri yapılırken, savaştan sonra Şevki Paşa tarafından çizilmiş olan Çanakkale Şehitleri haritası arşivlerde mevcutken, şehitliklerimiz niye gün yüzüne çıkarılmadı? Şimdi Çanakkale Savaşının 100. yılı merasimlerine büyük hazırlıklar yapılmakta. Yeni şehitlikler açılıyor. 2012 yılında Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi açıldı. Gurur duydum, tanıtım merkezini gezerken. Lakin yıl 2012. Neden?
_Alıntı_
144 syf.
2012 yılında Seyit Ahmet Sılay'a (koleksiyoner) gelen bir mesajla ortaya çıkan günlük 2013 yılında kitaplaştırılmıştır. 21 Yaşında şehit olan Teğmen İbrahim Naci'nin tuttuğu günlüktür. Yakın zamanda Çanakkale Şehitliklerini gezmiş birisi olarak kitabı taze bilgilerimle utanarak, kızarak, kendimi kınayarak okudum. 21 yaşında şehit olmuş binlerce vatan evladından birisidir İbrahim Naci. Günlüğünde "Ahiret... İyi, neticesinde herkesin müracaat edeceği bir kapı idi. Fakat bizim için pek erken değil mi? Gözlerinin koyu siyahlığında saadetimin bütün noktaları gömülü, kirpiklerinin sihirli titremesinde muhabbetin bütün gizli sırları bir hanımeli kadar ince ve nazik, bir menekşe gibi sade ve güzel, o güzel bedeni bir defa daha kucaklamadan... Onun her zerresine işlemiş aşk iksirini doya doya içmeden..." diye yazarak, gencecik yaşta aşkını İstanbul'da bırakarak ölüme gitmiştir diğer şehitlerimiz gibi. Cepheye sevkle başlayan 29 günlük yolculuğunu "Muharebeye girdik. Milyonlarla top ve tüfek patlıyor... Şimdi birinci onbaşım yaralandı. Allah'a ısmarladık..." sözleriyle tamamlamıştır.
Kızgınlığım niye, utanmam niye? Yıllarca atıl durumda bırakılmış, ziyaretlere kapalı tutulmuş, ilk anıtımızı 1960 yılında yapmışız, şehit kanlarıyla sulanmış, binlerce atamızın yattığı toprakların bir kısmı tarım alanı yapışmış, toprak sürerken kemikler çıkıyormuş, atalarımızın hatıralarına hurda diye kamyon kamyon taşımışlar, sahip çıkmamışlar. Utanıyorum bunlardan yeni haberim olduğu için. Bizimle savaşmaya gelen düşmanlarımızın anıtları yıllar önce yapılmışken, bizim ilk anıtımız neden 1960 yılında yapılmış? Yıllar önce düşmanlarımızın şehitlikleri yapılırken, savaştan sonra Şevki Paşa tarafından çizilmiş olan Çanakkale Şehitleri haritası arşivlerde mevcutken, şehitliklerimiz niye gün yüzüne çıkarılmadı? Şimdi Çanakkale Savaşının 100. yılı merasimlerine büyük hazırlıklar yapılmakta. Yeni şehitlikler açılıyor. 2012 yılında Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi açıldı. Gurur duydum, tanıtım merkezini gezerken. Lakin yıl 2012. Neden?
144 syf.
·1 günde
Kısa bir hatırat olmasına rağmen şimdiye kadar bize gösterilen veya anlatılan bazı şeyleri altüst edecek cümleler ile karşılaşıyoruz. En basiti iaşe olayı bize senelerce Çanakkale Cephesi Yemek Listesi diye gösterdikleri liste dışında kitap geçen yiyecekler çok ilginç. (Papara,fasulye,pilav,iri üzüm hoşafı,etli nohut) İbrahim Naci rütbeli bir subaydır. Bu yemekleri sadece subaylar değil askerinde yediğinden bahsediyor. Bunun haricinde o bir genç delikanlı ve aşık İstanbul'da Ihlamur semtinde arkasında bıraktığı ve aklına her geldiğinde çok kötü olduğunu yazdığı sevdiğinden bahsediyor devamlı. Cepheye doğru giderken gördüğü taze şehit mezarlarını gördükçe içinde fırtınalar kopuyor. Bende böyle mi olacağım yoksa sevdiklerime kavuşacak mıyım ? sorularını soruyor kendine. Ve son gün yazdığı hatıra ardından şehit düşmesi ve sayfalara devam eden komutanın onun hakkında yazdıkları ve en sonunda ordu imamının tamamladığı gibi önce İbrahim Naci arkasından da komutanı şehit olmuşlardır. Ruhları şad olsun. Bugünleri, o günlerde canını sakınmayanlara borçluyuz.
Ve son olarak bu kitabın yayına hazırlanmasında emeği geçen Dr.Lokman Erdemir ve Seyit Ahmet Sılay'a da teşekkürü borç bilmeliyiz.
144 syf.
·Beğendi·10/10
Allahaısmarladık, Çanakkale'de vatan uğruna şehit düşmüş Teğmen İbrahim Naci'nin 29 gün tuttuğu günlüğünün ta kendisidir.
Çanakkale zaten başlı başına tarih değil midir! Üstüne ne kadar söz söylense yine de yetmeyecek bir kahramanlık destanı.. Bunu bir de yaşayanların dilinden okumak, hissetmek nasıl muhteşem bir duygu!
İbrahim Naci günlüğünün son sayfasında şehit olacağını hissetmiş gibi 'Allahaısmarladık' diyerek noktalamış yaşadıklarını. Ama onun için hayat yeniden başlıyordu; arkasında milyonlar ona duacı, önünde şehadet şerbetini içmiş erlerle cennet..
Tüm Şehitlerimize minnet ve şükranla, ruhunuz şad olsun...
144 syf.
İbrahim Naci nin notlarını okurken o anlarını o duygularını hissetmek çok anlamlı. Unutulmadın, unutulmayacaksın sen ve arkadaşların sonsuza dek yaşayacak. İbrahim Naci yi bize hatırlayanlara sonsuz selam olsun.
144 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap bize Çanakkale'de kaç Yahya Kemal kaybettiğimizin delilidir. 100 yıl sonra ortaya çıkan bir günlük bir Çanakkale koleksiyoneri tarafindan bulunup Türk okuruna sunulmuş . Okuyun, okutturun, sevdiklerinize hediye edin :)
144 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitabın adı:Allahaısmarladık Çanakkale Savaşı'nda Bir Şehidin Günlüğü (İbrahim Naci)
Hazırlayan: Seyit Ahmet Sılay
Okuyanın adı:Nezaket Topal

Eveeetttt arkadaşlar Çanakkale Savaşına katılan İstanbullu bir asker olan İbrahim Naci'nin günlüğünden oluşturulan bu kitapta kafama yatmaya bayağı bir mevzuu var;
Biz Çanakkale savaşının yokluklar içinde yapıldığını askerlerimizin yırtık pırtık asker kıyafetleri ile altları delik postalları ile karınları aç savaşırken biliyoruz okuduklarımızdan fakat bu kitap bunları çürütüyor.Askerimiz varlık içinde hergün 3 öğün yemek ve et tavuk süt yoğurt yiyebilen çayını kahvesini içebilen rahat rahat uykusunu uyuyabilen olarak gösterililiyor.

Ne dersiniz siz buna aklım karman çorman oldu...
144 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yakın tarihimize o kadar uzağız ki. Çoğumuzun Dedelerimizin babalarının şehadet şerbetini yudumladığı Çanakkale savaşını bile, onların notlarıyla okuyamıyoruz.
Kitabı derlememiş ve çevirmemiş olsalar, bir vatan evladı subayın savaşı ve kendi içsel hatıralarını okuyamayacaktık. Tarihine sahip çıkmayan bir toplum olarak bulunduğumuz konumu tam anlamıyla haketmiş bulunuyoruz.
144 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Savaşlar , yalnız silah üstünlüğü ilemi kazanılır? Ordu , silah gücün , topun , tüfeğin ne kadar olmalı bir savaşı kazanmak için? Bunlar ne kadar fazla olursa olsun, eğer zafere inancın yoksa, uğruna mücadele edeceğin mukaddes değerler mevcut değilse , vatan sevgisi zayıfsa Zafer kolay değildir. İşte Çanakkale Şavaşı böyle bir savaştır. Silah bizde az düşmanda çoktu , fakat kazanma azmi, mukaddes değerlere bağlılık, en önemlisi vatan sevgisi bizde düşmana göre kat kat fazla idi. Çanakkale Savaşında zaferi getiren bu ruhtur, inançtır. Bugün okuduğum ALLAHAISMARLADIK isimli kitap Çanakkale Savaşında İbrahim NACİ isimli bir teğmenin tutuğu günlüklerden oluşuyor. İbrahim Teğmen şehit olduğu son ana kadar cephede günlük tutmuştur. Ben okurken çok etkilendiğimi söylemek istiyorum. Mutlaka okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
144 syf.
·Beğendi·10/10
“Asker millet” olmaktan mıdır yazgıdan mıdır bilinmez ama Türk Milleti’nin yazgısı, tarihinin her döneminde insanlığın en büyük trajedilerinden olan savaşla ve bu uğurda bedel ödemekle yazılmış.
Bu, bazen vatan toprağı için, bazen adalet, bazen de mazlumlara kol-kanat olmak, imdat diyene bir nefes olmak için olmuş ancak her durumda bu toprağın çocukları gözünü kırpmadan, toya gidercesine, cephelerden cephelere kanatlanıp durmaktan bir an olsun tereddüt etmemiştir.
İşte bu kitapta da İbrahim Naci gibi daha 21 yaşında, bıyıkları yeni terleyen ve geleceğe, sevgiye ve memleketine dair nice emel ve hayal sahibi olan pırıl pırıl bir teğmenin Çanakkale Savaşı’na gidişi ve bu süreçte tuttuğu günlükleri var.
Naci Teğmen “zorunlu bir görev düşüncesiyle” savaşa gitmemiş; yanında vatanına, milletine, topraklarına ve insanlarına dair nice umudu da götürmüş. Tuttuğu günlüklerde; kolaya kaçıp, yatıp terfi edebilecekken, cephede en ön safa katılmak isteyişi onun ülküsüne ve vatanına ne kadar samimiyetle bağlı olduğunu göstermesinin yanında, sevgilisine ve ailesine özlemini, muhabbetini, savaşın ve ölümün soğukluğunu, yitip giden canların ve geride kalan çaresizliğin ne kötü bir his olduğunu da kısa ve öz bir şekilde aktarmayı başarmış
Hepsinden ve her şeyden öte ise bu günlüklerdeki bir gayenin de “unutulmamak, dünyada ve sevdiklerinin gözünde, uğruna canını feda ettiği vatanın bağrında hep hatırlanmak” olduğunu görebiliyoruz. Kaldı ki her bir şehidin arkasında ne büyük hikayelerin, ne büyük acıların olduğunu birçoğumuz bilirken şehadete koşarak giden ve bundan zerre tasalanmayan bir yiğit Mehmetçik’in böyle bir sevdasının olmasını da yadırgamamak lazım.
İbrahim Naci hayal ettiği şehadet kavuşmuş, arkasından günlükleri bulan ve not düşen komutanı da notu tamamlayamadan şehi t olmuş. “Ailem bu günlükleri okuyabilir mi? Ben de unutulup gider miyim düşüncesiyle” yazılan bu günlük kısa kısa da olsa döneme ve savaşın ruh haline ışık tutarken bizler için de kıymetli bir kaynak olmayı başarmış.
Yazandan da ulaştırandan da aktarıp bugün bizlere okuma şansı sunanlardan da Allah razı olsun.
Türk Evladı! Senin ve yurdun için can veren şehitlerini unutma!
Fakat neden bana bu akşamki sesler kimsesiz bir yavrunun masum feryatları, kanadı kırık bir kuşun yetîmi feryatları kadar üzüntü verici geliyor.
Bu vatan toprağın üzerinde hür ve başı dik olmanın bedeli, şehit kanlarıydı... Anaların gözyaşları, yetimlerin baba hasreti ve genç yaşında dul kalan kadınlarımızın ağıtlarıydı...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Farewell
Alt başlık:
A Turkish Officer's Diary of the Gallipoli Campaign
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-6055200183
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeditepe Yayınevi
Baskılar:
Allahaısmarladık
Farewell

Kitabı okuyanlar 125 okur

  • Burak Buğra Okur

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.6 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0