Felsefenin Temel İlkeleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.148
Gösterim
Adı:
Felsefenin Temel İlkeleri
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
586
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052111154
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Baskılar:
Felsefenin Temel İlkeleri
Felsefenin Temel İlkeleri
Felsefenin Temel İlkeleri
Felsefenin Temel İlkeleri
Felsefenin Temel İlkeleri
Felsefenin Temel İlkeleri
Georges Politzer
3 Mayıs 1903- ö. 23 Mayıs 1942
Macar kökenli Fransız marksist yazar ve felsefecidir.´´Kızıl kafalı Filozof ´´ olarak tanınır. Bugünkü Romanya´nın Nagyvarad (Oradea) kentinde doğmuştur.. Politzer daha 1919 yılındaki Macar ayaklanması sırasında aktivist olmuştu. Viyana´da Sigmund Freud ve Sandor Ferenczi ile tanıştıktan sonra 1921 yılında Paris´e yerleşti. 1929 ve 1931 yılları arsında Fransız Komnünist Partisi´ne katıldı. 1930 yılının başında Fransız Komünist Partisi 1939´da Alman işgaline kadar faaliyet gösterecek olan Paris İşçi Üniversitesi´ni kurmuştu. Marx ve Lenin´in taraftarı olarak psikolojiyle ilgilendi. Başlarda Freud´un geliştirdiği psikanaliz teorisine ve onun uygulanma olanaklarına büyük ilgi gösterdi.
Ancak zamanla komünist partinin psikanalize karşı tutumunun da etkisi altında psikanalizden uzaklaştı. Nazi Almanyası´nın Fransa´yı işgali sırasında 1940 yılındaki seferberlikte Paris´te görevlendirildi. Komünist Partisinin gizli önderliğine bağlı kaldı. Temmuz 1940´da seferberlik bittikten sonra, yasadışı bir gazetenin yayıncıları arasında yer aldı. Dünyaca ünlü fizikçi, Politzer´in dostu ve yoldaşı Paul Langevin´in Ekim 1940´da tutuklanması üzerine fizikçinin tutuklandığını bildiren ve II. Dünya Savaşı boyunca faşizmin suçlarını ifşa eden Özgür Üniversite´nin (L´Universite Libre) ilk sayısını yayınladı. L´Universite Libre 1940 ve 1941 yıllarında tekrar yayınlandı. Şubat 1942´de Politzer kendisi gibi bir direnişçi ve komünist olan eşi Mai´yle birlikte tutuklandı. 20 Mart 1942´de Nazi işgalcilerine teslim edildi ve ağır işkenceden geçti. Yasadışı bir Fransızca akademik dergi yayınlamaya başlamasından kısa süre sonra, 23 Maysı 1942´de kurşuna dizilerek idam edildi. eşi mai Auschwitz imha kampına gönderildi ve Mart 1943´de orada öldü.
543 syf.
·3 günde·6/10
Bundan once "felsefenin genel ilkelerini" okudum. Hemen yorumlarima geceyim.

1 bu kitap politzerin kendi notlarindan olusturulmus. Dolayisiyla dil daha agir. Ceviride bazi anlatim bozukluklari ve surekli olarak bir kavramlastirma dili var. SOL yayinlarini baska ceviriler ile kiyasladim. Yarim saatlik denemeden sonra su sonuca vardim. SOL yayonlarinin cevirisi Marksizmin ogrenilmesini zorlastiriyor. YORDAM yayinlari daha iyi. Klasiklerin tamamini kronolojik olarak oluyacaktim vazgectim. Bir daha SOL yay. okumam.
2 tamam stalin'i seviyoruz ama bu kadar alinti yapacak kadar teorik kabiliyeti yok stalin'in. Biraz kuru sevgi oldugu belli.
3 kurguyu begenmedim. Bolumlerin birbirlerinden ayrimi net degil. Alt bolumler daha kotu. Yani kafanizda bir marksizm felsefesinin sistematigi olusmuyor. Corba gibi sistematize edilmis.
4 biliyorsunuz diyalektik materyalizmde "madde dusunceden once gelir". kitapta bu ifadeyi belki 500 bin defa duyuyorsunuz. Ve bu ifade etrafinda surekli ayni amaca cikan cumleler sarf ediliyor. Yeter artik diyorsun.
5 buna ek olarak ayni tezler farkli bolumlerde tekrar ediliyor.
6 iste "bu sey dogrudur cunku marksizmin temelinde yer almaktadir" gibi kuru indirgemeler var. Marksist olmayan birine hicbir sey ifade etmeyen genellemeler bunlar.
7 2-3 yerde SSCB simdi sosyalizmden komunizme geciyor ifadesini kullaniyor politzer. Yani rusyada biri bunu dese belki anlarim ama fransada bir marksistin bunu demesi hayli dusundurucu.
543 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
     Kuşkusuz ki Marksizmin ve diyalektik materyalizmin en büyüleyici yanı, ancak sonsuz bir devinimin iç çelişkileriyle çözümlenen bir kavrayışın toplum hayatına yansıması olan gelir dağılımında tutunduğu eşitlikçi yaklaşımıdır. Bu, Marksizmin kabul edilebilirlik boyutu en tartışmasız olan fikridir. Tabi bu yalnız bir fikir olarak kalmaz ve Marx, büyüttüğü yöntemi ve ideolojiyi, tarifleri ve uygulanabilitesi olan pratikleriyle bir reçete haline getirmiştir. Yalnız, kapitalizmin de kendi adına bildiği bir şey varsa o da eşitlikçiliğin veya diyalektiğin gerçekten de çok az sayıda insanın umrunda olduğudur,emekçi olsun olmasın. Çünkü gelenekçi veya modern insanın yapı taşı statükoculuğa evrilmiştir(metafizik miras) ki bilimin ilerleyişine oranla bu yöntemin toplum hayatındaki yeri ve önemi pek değişmemiştir. Çünkü herkes aynı şeyi yiyip içse,aynı şeyi giyse ve piramidin aynı haznesinde otursa da insan ruhunun dehlizlerinde tanımsız bir sınıf ve sınıflandırılma iç güdüsü yankılanmaktadır, kapitalizme göre. Salt bir içgüdü olarak doğrulayamasak da çokluk olan yerde bokluk olur demek daha yerinde olabilir belki. (Burda "cahil bırakılmış halk"tan bahsetmiyorum,en entelinden danteline kadar). (Gerçi Sosyalizm bir sınıfsızlıktan bahsetmez,daha çok "uzlaşmaz karşıtlık" seviyesindeki farkın "çelişki" boyutuna taşınmasını savunur. Komünizm sınıfsızdır). İnsan,yani beşer, kalıp halinde ona sunulan tanımları ve hap biçimindeki inan(ç)ları daha kolay hazmeder. Bunun tarihi tarım devrimine kadar uzanır(hatta öncesinde dahi vardır fakat hatlarının keskinleşmesini kastediyorum) ve malesef bir koyunu evcilleştirir gibi, yerleşik hayata geçen şeflikler ve devletler insanların genine binlerce yıl boyunca bu sınıf farklılığını olağanüstü bir sıradanlıkla! kodlamıştır. Din,para,hukuk,ahlak,kültür ve medeniyet kavramları birer enstrüman olmaktan öte müziğin ve notaların kendisine evrilmiştir ya da hep öyle olagelmiştir. Paradan önce,felsefeden önce,dinden önce hatta tarihten önce 15 20 kişilik gruplar halinde yaşayan avcı/toplayıcı kabilelerde bile bir eşitlik veya eşitlikçilik kavramı rağbet görmemiş,buna rağbet göstermeyen en koyu eşitsizlik taraftarları da kabilenin veya toplulukların statü olarak hep en alt sınıfında yer alan bireyler olmuştur nedense. (Marks bunu kabul etmez,kabile yaşantısını ilkel komün olarak tanımlar.)İşte ben tam da Politzer'i provake etmek adına "Bunun bir yazgı olduğu kanaatindeyim." dediğim anda Georges Politzer devreye giriyor ve bana "Sen lanet bir 19 yy. burjuvasısın ve dünyanın daha adil bir yer olabileceğini bilmene rağmen kendi konforundan ödün vermemek adına gerçekleri çarpıtıyorsun." diyor. Oysa ben eğer bir burjuvaysam yahut metafikizçiysem şöyle düşünüyorum; adalet, gelir dağılımdan veya yönetiminden ibaret değildir, gelir dağılımında ve yönetim mekanizmasında moda mod bir eşitliği(çelişkiyle sınırlandırılmış)yakalasak ve bütün formülasyonunu çözümlesek bile başka bir etiketle yine uzlaşmaz karşıtlıklarla dolu sınıflara ve savaşçı kabilelere ayrılacağız. Kolektif bir mülkiyet söz konusu bile olamaz. Bilakis özel mülkiyet kavramı, devletin bize sağladığı güvenli alan içinde yaşamak için bildiğimiz tek yöntem. Tabi burda bahsi geçen devletin kimin devleti olduğu ve kimleri güvenli alan içinde yaşattığı sorusu tartışmalıdır, o ayrı. (Bu da anarşizmin konusu)

Gerek felsefesi gerek insanlık tarihinde yarattığı çalkantılarıyla Marksizmi topyekün hiçe saymak yahut dikkate almamak mümkün değil. Marksizmin iyi yanlarını alıcaz bilader. Lakin gerçekten de sosyalizmin kağıt üzerindeki tariflerinin çok çarpıcı vaadleri bulunsa da, en az kapitalizm kadar suistimale açık bugları olduğu da tecrübeyle sabit. Fakat şu da gayet açık bir şey ki, Marx'ın ve Engels'in kim olduğunu bilen ve ne söylediklerine kafa yoran bireylerin yaşadığı bir toplum,kapitalist bir düzensizlikle idare ediliyor olsa dahi daha ferah,daha aydınlık ve daha adil bir düzensiliğe(evet düzensiliğe,diyalektik)kanalize olacaktır. İşte bu noktaya gelmiş insanların okumaya başlaması gereken kitaplardan biridir "Felsefenin Temel İlkeleri". İsmindeki ciddiyet, insanda alengirli bir iç sıkıntısı yaratsa da, her şeyin net ve yalınca izah edildiği daha ilk sayfadan anlaşılacaktır. Yer yer diğer temel yaklaşımlara göz atsa da(varoluşçuluk,bilinemezcilik,olguculuk,gizemcilik,adcılık,pragmacılık vb.) kitabın adı "Marksizmin Temel İlkeleri" olsa daha uygun düşerdi ki bu, komünistlerde gördüğümüz kapalılığın bir tezahürü olsa gerek, yani felsefeyi Marx'la başlatıp, Marx'la bitirmek. Mesela Freud'e ve psikanalize duyduğu ilgiden sırf Freud'un öğretileri,kendi sosyalist tavrıyla ve partisiyle çeliştiği için vazgeçmiştir Politzer. Bu minvalde bir "Sofi'nin Dünyası" beklentisi yaratmasın kimsede, fakat dolu bir kitap ve onurlu bir duruş. Nitekim Georges Politzer Naziler tarafından kurşuna dizilirken de bu onurlu duruşundan vazgeçmemiştir.

     Marksizmle beraber, felsefenin, burjuvanın elinden sıyrılıp proleteryanın da anlayabileceği hatta yapabileceği bir şey haline gelme süreci(tekrardan diyelim)daha doğrusu bu sürece olan katkısı da işlenmiş ufaktan. Keza bu kitapta kullanılan dil bile kendince bir katkıdır bu sürece.

Kızıl kafalı filozof "Yoldaş" Georges'un(ve Guy Besse'in ve Maurice Cavering'in. Kitap, Politzer'in notları baz alınarak bu ikilinin eklentileri ve kitaplaştırmasıyla oluşturulmuştur) savaşçı,sivri ve kararlı bir dili, tarzıyla ikna edici bir üslubu ve birikimiyle doyurucu bir arşivi var. Dünyanın değişmesi gerektiğine sarsılmaz bir inançla bağlanmış ve bunu kitabında kabak gibi de resmetmiş. Konular müthiş bir matematikle ve izana zorluk çıkarmayan bir yöntemle bölümlendirilmiş ve sıralanmış. Her bölümün sonunda "Yoklama Soruları" var ki kendinizi bir sınava tabi tutuluyor gibi hissedebilirsiniz. Tabi aleni bir propaganda kokusu kitabın geneline hakim. "Düşünmek yetmez pratiğe dökmeliyiz." diye her fırsatta söylenip duruyor zira yazar(lar). Lenin'e olan düşkünlüğü bir nebze olsun anlayabiliyorum ama kitapta Stalin gibi bir ucubeden bu kadar bahis açılması ve alıntı yapılması neden kaynaklanıyor bilemedim veya yakıştıramadım. Fakat kabul etmek gerekir ki sincap Stalin'in, SSCB'nin kendi özgüllüğü içinde evrensel proleter devrim düşüncesinin neresinde,nasıl ve hangi süreçlerden geçerek kendine yer edindiğine dair dikkate değer çözümlemeleri, sıkı felsefi ve ekonomik tezleri, politik görüşleri ve kehanetleri var.

Gelgelelim,

Sosyalizm fikri yeterli mi veya şart mı bilemem fakat acı çeken her beynin, dönüşen ve gelişen bir dünya için savaş verdiğini göz önünde bulundurursak,bu kitap, sosyalistlerin elinde bir kılıç kadar keskin kanaatimce. Fakat her türden düşünce veya ideoloji bu eserdeki içerikten kendine pay çıkaracak bir derinlik de bulacaktır, bulması gerekir.

Marx öyle bir diyalektik geliştirmiştir ki kendi "madde ve hareket" usavurumuyla açıklanmayan bir tanrıtanımazlığı dahi kabul etmez ve metafizikten ayırmaz. Sosyalizmin bir bilim olduğunu varsayar. Varolmuş ve varolagelen bütün toplumları ve yönetim biçimlerini üretim ilişkileriyle açıklar ve tezlerini iktisadi temeller üstüne oturtur. Bu görüşünü, madde kadar nesnel bir gerçeklik sayar. Maddenin de ezeli ve ebedi olduğunu söyler ve eğer bir tanrı varsa o da maddenin özgül ve evrensel doğasındaki hareket zorunluluğundan başka bir şey değildir der. Yani "Eğer bir yansıma varsa bu maddeden bilince doğrudur bilinçten maddeye değil"der.

Şöyle yazmış mesela Stalin "Anarşizm mi Sosyalizm mi?" adlı yapıtında:

"Marksizm-ister doğa yasaları, ister ekonomi politik yasaları olsunlar- bilim yasalarını, insan iradesinden bağımsız olarak etkilerini sürdüren, nesnel süreçlerin yansımaları olarak anlar."


Doğrudur yanlıştır tartışılır fakat diyalektik materyalizm gerçekten de olağanüstü farkındalıklı bir kavrayışın ürünüdür. Mesela önceki ekollerden farklı olarak, herşeyin tamı tamına birbirine bağlı olduğunu ve birbiriyle içiçe geliştiğini söyler ve detaylandırır. Üstelik belki de bilinemeyecek hiçbirşey kalmayana kadar. (Karşılıklı etki ve evrensel bağlantı yasası)...

Misal:

Metafizik yöntem bir bilim adamının yalnızca bilim yapmasını,iyi bir bilim adamı olmasını, gerisini kilisenin(veya otorite kimse artık) ve devlet adamlarının işi olduğunu öğütlerken;diyalektik, iyi bir bilim adamı olmakla beraber masum insanların hayatlarına mal olacak bir atom bombasını üretirken bu işin ahlaki ve vicdani boyutunu da göz önünde bulundurmasını bekler o bilim insanınından. Bir yüzücü "Ben siyasete karışmam,ben bir sporcuyum,siyaset benim işim değil." derse, yarışın yapılacağı olimpik havuzun ödeneğini karşılayamayan bir iktidar partisi yüzünden sporunu yapamayacak hale gelecektir. İşte buna diyalektikte evrensel bağlantı yasası denir, ki haçlı ordusuna katılanlara cennetten tapu dağıtan papanın renkli fantezi dünyasına(metafizik yöntem) oranla gayet realist bir yaklaşımdır.

Diyalektiklerin karışmaması açısından belirtmek gerekir ki, Hegel'in idea adını verdiği dünyanın yalnızca "Fikir"in dışsal ve görüngüsel biçimi olduğu savına karşılık, Marx'ın diyalektiği, tersine,fikrin, maddi dünyanın insan aklındaki yansıması olduğunu savunur. Adı da bu yüzden "materyalist"tir ki bu iki düşünce de diyalektiğe dayanmasına rağmen neredeyse taban tabana zıt bir güzergah izlerler doğal olarak.Şunu da belirtmek isterim ki "materyalist" tanımının maddeye,zevke,hazza ve eşyaya tapınan bir zihniyeti tanımladığı yanılgısı, üstünde çalışılmış emperyalist bir projenin tezahürüdür. Bu oyunla ilgili bir kısım kitapta da mevcut.

Velhasıl kitap, diyalektik materyalist felsenin diğer felsefi görüşlere( özellikle metafizik görüşe) olan üstünlüğünü ve uygulanabilirliğini, doğa yasalarıyla toplumsal yapılar ve olaylar arasındaki nesnel, diyalektik ve evrimsel paralelliği dizgelemiş.

Okunması ve üstünde durulması gereken, kendine ait görüşü savunabilme noktasında, iddiasının hakkını veren başarılı bir çalışma.

Işıklar içinde uyusun Politzer reis.
543 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Gercek bir felsefe kitabina kafa yormak istiyosaniz cok iyi bir baslangic olacaktir..idealizm ve materyalizm in mukemmel analizi ve karsilastrimasi..sosyalizmin temeli olan materyalist bakis acisi hatta marksis bakis acisini ogrenmek isteyenlerin basucu kitabi..okuyun
460 syf.
·15 günde·Puan vermedi
İnceleme yerine içindekiler kısmını bırakıyorum, öyle sanıyorum daha fikir verici ve eğer mümkünse başka bir yayınevi tercih edilmeli. bol yazım hatalı ve çeviri noksanı bir basım.

İçindekiler

GİRİŞ
1. Felsefe Nedir?
2. Niçin felsefeyi incelemeliyiz?
3. Hangi felsefeyi incelemeliyiz?
a) Bilimsel bir felsefe : diyalektik materyalizm
b) Devrimci bir felsefe : proletaryanın felsefesi
4. Sonuç: Teori ve pratiği birliği
BİRİNCİ BÖLÜM: MARKSİST DİYALEKTİK YÖNTEMİN İNCELENMESİ
BİRİNCİ DERS - DİYALEKTİK YÖNTEM
1. Yöntem nedir?
2. Metafizik Yöntem
a) Nitelikleri
b) Tarihsel anlamı
3. Diyalektik yöntem
a) Nitelikleri
b) Tarihsel oluşumu
4. Formel mantık ve diyalektik yöntem
İKİNCİ DERS - DİYALEKTİĞİN BİRİNCİ İLKESİ ; HER ŞEY BİRBİRİNE BAĞLIDIR (KARŞILIKLI ETKİ YASASI VE EVRENSEL BAĞLANTI YASASI)
1. Bir örnek
2. Diyalektiğin birinci ilkesi
3. Doğada
4. Toplumda
5. Sonuç
Kontrol Soruları
ÜÇÜNCÜ DERS - DİYALEKTİĞİN İKİNCİ İLKESİ ; HER ŞEY DURUM DEĞİŞTİRİR (EVRENSEL DEĞİŞME VE KESİNTİSİZ GELİŞME YASASI)
1. Bir örnek
2. Diyalektiğin ikinci ilkesi
3. Doğada hareket
4. Toplumda
5. Sonuç
Kontrol Soruları
DÖRDÜNCÜ DERS - DİYALEKTİĞİN ÜÇÜNCÜ İLKESİ ; NİTEL DEĞİŞİKLİK
1. Bir örnek
2. Diyalektiğin üçüncü ilkesi
3. Doğada
4. Toplumda
5. Sonuç
Gözlemler
Kontrol Soruları
BEŞİNCİ DERS - DİYALEKTİĞİN DÖRDÜNCÜ İLKESİ ; ZITLARIN SAVAŞIMI (I)
1. Zıtların savaşı değişikliklerin motor gücü
2. Diyalektiğin dördüncü ilkesi
3. Çelişkilerin nitelikleri
a) Çelişki içtendir
b) Çelişki yenileştiricidir
c) Zıtların birliği
Kontrol Soruları
ALTINCI DERS - DİYALEKTİĞİN DÖRDÜNCÜ İLKESİ ; ZITLARIN SAVAŞIMI (II)
1. Çelişkinin evrenselliği
a) Doğada
b) Toplumda
2. Uzlaşmaz karşıtlık ve çelişki
3. Zıtların savaşı, düşüncenin motor gücü
Kontrol Soruları
YEDİNCİ DERS - DİYALEKTİĞİN DÖRDÜNCÜ İLKESİ ; ZITLARIN SAVAŞIMI (III)
1. Çelişkinin özel niteliği
2. Evrensel ve özgül ayrılmazlar
3. Baş çelişki, ikincil çelişki
Sonuç:
4. Çelişkinin başlıca yönü ve ikincil yönü
5. Çelişki üzerine genel sonuçlar : Prudonculuğa karşı Marksizm
Kontrol Soruları

İKİNCİ BÖLÜM: MARKSİST FELSEFİ MATERYALİZMİN İNCELENMESİ
SEKİZİNCİ DERS - MATERYALİST DÜNYA ANLAYIŞI NEDİR?
1. "Materyalizm" sözcüğünün iki anlamı
2. Madde ve ruh
3. Felsefenin temel sorunu
4. "İdealim" sözcüğünün iki anlamı
5. Materyalizm ve idealizm teoride olduğu kadar pratikte de birbirinin karşıtıdır
6. Marksist felsefi materyalizm üç temel çizgi ile ayırt edilir
Kontrol Soruları
DOKUZUNCU DERS : MARKSİST MATERYALİZMİN BİRİNCİ İLKESİ ; DÜNYANIN MADDİLİĞİ
1. İdealist yaklaşım
2. Marksist ankayış
3. Madde ve hareket
4. Doğal zorunluluk
5. Marksizm ve din
6. Sonuç
Kontrol Soruları
ONUNCU DERS - MARKSİST MATERYALİZMİN İKİNCİ İLKESİ ; MADDE BİLİNÇTEN ÖNCEDİR
1. Yeni idealist hile
2. Marksist anlayış
3. Düşünce ve Beyin
4. Bilincin iki derecesi
5. Sonuç
Kontrol Soruları
ON BİRİNCİ DERS - MARKSİST MATERYALİZMİN ÜÇÜNCÜ İLKESİ ; DÜNYA TANINABİLİR
1. İdealizmin son sığınağı
2. Marksist anlayış
3. Göreli gerçek ve mutlak gerçek
4. Teori ve pratiğin birliği
Kontrol Soruları

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: DİYALEKTİK MATERYALİZM VE TOPLUMUN MANEVİ YAŞAMI
ON İKİNCİ DERS - TOPLUMUN MANEVİ YAŞAMI MADDİ YAŞAMININ YANSIMASIDIR
1. Bir örnek
2. İdealist açıklamalar
3. Materyalist diyalektik tez
4. Sonuç
Kontrol Soruları
ON ÜÇÜNCÜ DERS - TOPLUMSAL YAŞAMDA FİKİRLERİN ROLÜ VE ÖNEMİ
1. Bir örnek
2. Kaba materyalizmin yanılgısı
3. Diyalektik materyalist tez
4. Sonuç
Kontrol Soruları
ON DÖRDÜNCÜ DERS - BİLİMSEL SOSYALİZMİN ŞEKİLLENMESİ, ÖNEMİ VE ROLÜ
1. Marksizmin üç kaynağı
2. Ütopik sosyalizm
3. Bilimsel sosyalizm
4. Bilimsel sosyalizmin rolü
5. Sonuç
Kontrol Soruları

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: TARİHSEL MATERYALİZM
ON BEŞİNCİ DERS - ÜRETİM ; ÜRETİCİ GÜÇLER VE ÜRETİM İLİŞKİLERİ
1. Toplumun maddi yaşam koşulları
2. Üretim tarzı
3. Üretimi araçlarının mülkiyeti
4. Üretim tarzının değişimi ve toplumlar tarihinin anahtarı
5. Sonuç
Kontrol Soruları
ON ALTINCI DERS - ÜRETİM İLİŞKİLERİ İLE ÜRETİCİ GÜÇLERİN NİTELİĞİ ARASINDA GEREKLİ UYGUNLUK YASASI
1. Üretici güçler, üretimin en hareketli en devrimci öğesidir
2. Üretim ilişkilerinin üretici güçler üzerindeki karşı etkisi
3. Gerekli uygunluk yasası
4. İnsan eyleminin rolü
Kontrol Soruları
ON YEDİNCİ DERS - KAPİTALİZMDEN ÖNCE SINIF SAVAŞIMLARI
1. Tolplumun kökenleri
2. Sınıfların çıkışı
3. Köleci ve feodal toplumlar
4. Burjuvazinin gelişimi
Kontrol Soruları
ON SEKİZİNCİ DERS - KAPİTALİST TOPLUMUN ÇELİŞKİLERİ
1. Kapitalist üretim ilişkileri : kapitalist üretim ilişkilerine özgü çelişkiler
2. Kapitalist toplumda gerekli uygunluk yasası
3. Proleteryanın sınıf savaşı, üretim ilişkileri ile üretici güçler arasındaki çelişkiyi çözme yöntemi
4. Sonuç
Kontrol Soruları
ON DOKUZUNCU DERS - ÜSTYAPI
1. Üstyapı nedir?
2. Üstyapı temel tarafından oluşturulur
3. Üstyapı aktif bir güçtür
4. Üstyapı doğrudan doğruya üretime bağlı değildir
5. Sonuç
Kontrol Soruları
YİRMİNCİ DERS - SOSYALİZM
1. Üretim ve paylaşım
2. Sosyalizmin ekonomik temeli
3. Sosyalizme geçişin objektif koşulları
4. Sosyalizmin temel yasası
5. Sosyalizme geçişin subjektif koşulları
6. Sonuç
YİRMİ BİRİNCİ DERS - SOSYALİZMDEN KOMÜNİZME
1. Komünist toplumun ilk aşaması
2. Komünist toplumun üst aşaması
3. Sosyalizmde üretici güçler ve üretim ilişkileri
4. Sosyalizmden komünizme geçişin koşulları
5. Sonuç
Kontrol Soruları
543 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Devrimci felsefeyi idealizme karşı bir silah olarak kullanmakta olan herkes için, kolay ve rahat anlatımıyla vazgeçilmez bir kaynak olan “Felsefenin Temel İlkeleri”, Georges Politzer’in İşçi Üniversitesi’ndeki derslerinin öğrencileri tarafından zenginleştirilmiş ve geliştirilerek derlenmiş olan bir kitaptır...
543 syf.
·Puan vermedi
Georges Politzer , Macar kökenli Fransız marksist yazar ve felsefecidir. "Kızıl Kafalı Filozof" olarak tanınır. Marx ve Lenin taraftarı olarak psikolojiyle ilgilenmiştir. Şubat 1942'de Politzer kendisi gibi bir komünist olan eşi Mai ile birlikte tutuklanır, Nazi işgalcilere teslim edilir ve ağır işkenceden geçer. 23 Mayıs 1942'de kurşuna dizilerek idam edilir.

Kitaba gelince, ders kitabı niteliğinde bir kitaptır. "Felsefe nedir? " sorusu, eski Yunanlılar'ın bilgi sevgisi olarak anladıklarını söyleyerek tanımlanıyor.
Kapitalist sistemin proletaryayı(sömürülen, ezilen sınıfı) kullanarak ayakta durduğunu, kapitalizmin burjuva sınıflarının işine yaradığından bahsediyor. Kapitalizmden sonra sosyalizmin, sosyalizmden sonra komünizmin hüküm süreceğini savunuyor.
Bilime ve fikirlere önem verdiğini, idealistlerin ise fikirlere önem vermediğini ve fikirleri kapitalist güçle birlikte baskı altına aldığından bahsediyor.
Diyalektik(tartışmalı çelişki) yöntemiyle her şeyi tartışıp akla uygun ne varsa materyalist olarak ele alıyor.
Bilgiye, emeğe, işçi ve köylü sınıfına önem veriyor.
Ulus kavramında ise kendilerini asıl yurtsever olarak tanımlıyor.

Bir ders kitabı niteliği ile okudum. Bilmediğim bir çok kavramı öğrenmiş oldum.
543 syf.
·4/10
Politzer'in lakabı kırmızı kafalı filozoftur. Kitabın adının içeriği ile alakası yoktur. Diyalektik materyalizmi dayatır. Hemen her fanatik komünistte olduğu gibi burjuvazi ile burun yarışına girmekten başka bir şey yapmaz. Kendi haklılığından çok burjuvazinin haksızlığı ile ilgilenir, ki bu ucuz bir tartışma metodudur. Hele doğa hakkında verdiği örnekler gerçekten komiktir... Neyse, bunu boşverin manifesto yu okuyun temiz temiz... (Not: Arkadaşlar fizikçiyim ve bana bu laflarla gelen bir ev arkadaşım vardı, incelememde onun da etkisiyle objektiflikten biraz uzaklaşmış olabilirim)
543 syf.
·10/10
Ufkumu açan, bir olaya çok yönlü bakmamı sağlayan bir kitap.
Hayatımda devletin ne olduğuyla ilgili düşünmemi sağlayan, ve hayatı sorgulamaya başladığım ilk kitap diyebilirim. Yeri ben de bu yüzden ayrıdır.
543 syf.
·Beğendi·10/10
80 darbesinden sonra yasaklanan ilk kitap. Marksist Felsefeye başlayacak olanların ilk gözdesi ve anahtar kitabıdır. Yazar Politzer'in Paris işçi üniversitesindeki öğrencilerinin ders notlarını bir araya getirerek bu eseri oluşturmuşlardır.
543 syf.
·Puan vermedi
Başlıkla alakası olmayan bir içerik. İdealizmi öcü gibi göstermiş olan objektiflikten uzak, ultra subjektif olabilecek önermeleri fact ( olgu ) edasında gösterip oralardan argüman geliştirmeye çalışmasıyla sınıfta kaldı benim için.
543 syf.
·6 günde·9/10
Dünyayı açıklamaya çalışan iki ana felsefi akımın arasındaki uçuruma dikkat çeken bir kitap. İdealizm ve materyalizmi ayrıntılı olarak ele alan kitap felsefenin temel sorununa bilimsel bir anlayışla yaklaşan değerli bir eser. Neden sorusunun açıklamalarını, zıt düşün tarzının dünyaya bakış açısını net bir dille anlatılmış
Her şeyi aynı düzeyde görmek gerçeğe saygılı olmak değil, gerçeği olduğundan başka türlü göstermektir.
Georges Politzer
Sayfa 74 - Atlantis Yayınevi
"Sevinçli ve yeşil olacak, çocuklarım dünya, sevinçli ve
yeşil,
Mezarlarımızın üstünde."
Tarihi durdumak gibi çılgın bir umutla onları öldürmüş olanlar ise, daha şimdiden ölülerden çok ölüdürler.
Georges Politzer
Sayfa 73 - Atlantis Yayınevi
İnsanlar insanlık dışı bir rejimle mücadele ettikleri ölçüde kendi kendilerini insanlaştırırlar.
Georges Politzer
Sayfa 71 - Atlantis Yayınevi
Madde olmadan hareket düşünülemeyeceği gibi, hareket olmadan da madde düşünülemez.
Georges Politzer
Sayfa 67 - Atlantis Yayınevi
Descartes bile hareketsizliğin harekete göre var olduğunu belirtiyordu. Kıyıdan uzaklaşan bir geminin kıç tarafında otururken, gemiye göre hareketsiz, toprağa göre hareket halinde olurum. Bu arada toprak da güneşe göre hareket halindedir. Güneş de hareket halindeki bir yıldızdır. Ve bu böylece sonsuza kadar gider.
Georges Politzer
Sayfa 63 - Atlantis Yayınevi
Almanların kurşuna dizdiği diyalektikçi filozof V. Feldmann işte bu nedenle, onu kurşuna dizen Alman askerlerine "Budalalar, ben sizin için ölüyorum" diye haykırıyordu. V. Feldmann haklıydı. Fransız halkı için olduğu kadar Alman halkı için de mücadele ediyordu; çünkü her şey birbirleriyle ilgili, birbirine bağlıdır.
Georges Politzer
Sayfa 59 - Atlantis Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felsefenin Temel İlkeleri
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
586
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052111154
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Baskılar:
Felsefenin Temel İlkeleri
Felsefenin Temel İlkeleri
Felsefenin Temel İlkeleri
Felsefenin Temel İlkeleri
Felsefenin Temel İlkeleri
Felsefenin Temel İlkeleri
Georges Politzer
3 Mayıs 1903- ö. 23 Mayıs 1942
Macar kökenli Fransız marksist yazar ve felsefecidir.´´Kızıl kafalı Filozof ´´ olarak tanınır. Bugünkü Romanya´nın Nagyvarad (Oradea) kentinde doğmuştur.. Politzer daha 1919 yılındaki Macar ayaklanması sırasında aktivist olmuştu. Viyana´da Sigmund Freud ve Sandor Ferenczi ile tanıştıktan sonra 1921 yılında Paris´e yerleşti. 1929 ve 1931 yılları arsında Fransız Komnünist Partisi´ne katıldı. 1930 yılının başında Fransız Komünist Partisi 1939´da Alman işgaline kadar faaliyet gösterecek olan Paris İşçi Üniversitesi´ni kurmuştu. Marx ve Lenin´in taraftarı olarak psikolojiyle ilgilendi. Başlarda Freud´un geliştirdiği psikanaliz teorisine ve onun uygulanma olanaklarına büyük ilgi gösterdi.
Ancak zamanla komünist partinin psikanalize karşı tutumunun da etkisi altında psikanalizden uzaklaştı. Nazi Almanyası´nın Fransa´yı işgali sırasında 1940 yılındaki seferberlikte Paris´te görevlendirildi. Komünist Partisinin gizli önderliğine bağlı kaldı. Temmuz 1940´da seferberlik bittikten sonra, yasadışı bir gazetenin yayıncıları arasında yer aldı. Dünyaca ünlü fizikçi, Politzer´in dostu ve yoldaşı Paul Langevin´in Ekim 1940´da tutuklanması üzerine fizikçinin tutuklandığını bildiren ve II. Dünya Savaşı boyunca faşizmin suçlarını ifşa eden Özgür Üniversite´nin (L´Universite Libre) ilk sayısını yayınladı. L´Universite Libre 1940 ve 1941 yıllarında tekrar yayınlandı. Şubat 1942´de Politzer kendisi gibi bir direnişçi ve komünist olan eşi Mai´yle birlikte tutuklandı. 20 Mart 1942´de Nazi işgalcilerine teslim edildi ve ağır işkenceden geçti. Yasadışı bir Fransızca akademik dergi yayınlamaya başlamasından kısa süre sonra, 23 Maysı 1942´de kurşuna dizilerek idam edildi. eşi mai Auschwitz imha kampına gönderildi ve Mart 1943´de orada öldü.

Kitabı okuyanlar 448 okur

  • Berfçe
  • Tuğrul Mert Aydemir
  • İsmail YILDIRIM

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0