Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 9 dk.
Sayfa Sayısı:
111
Basım Tarihi:
Nisan 2021
İlk Yayın Tarihi:
1 Eylül 1998
Yayınevi:
Martı
Orijinal Adı:
Betrachtung
ISBN:
9786254482908
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

5/10
·111 syf.··
2024 24. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2024 01:36
Kafka'nın bebek adımları... Yani kaleme aldığı, birkaç satırdan veya bir-iki sayfadan oluşan ilk hikayeleri. Bu sene Kafka'nın tüm eserlerini okumayı düşünüyorum ve mümkün mertebe kronolojik okuyacağım Kafka'daki değişimi ve gelişimi görmek için. Kafka meraklısı olmayanlara pek birşey vermeyecektir bu kısa hikayeler. Ama bunlarda bile, ufaktan da olsa, Kafka'nın mahzun iç dünyasını ve düşünceli derin bakışlarından izler bulmak mümkün. İlgiyle okudum bu ilk adımları... Kitapla kalın...
GözlemFranz Kafka · Martı · 2021136 okunma
18 öyküyle gözlem
7/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2025 14:13
Gözlem, Kafka'nın 18 öyküden oluşan ilk kitabı. Ben Koridor Yayıncılık'tan Açlık Sanatçısı kitabının içinden okudum bu 18 öyküyü. Sanki bir insanın kendi içine tuttuğu aynanın kırık parçaları gibiydi. Her öykü birkaç satırda, bir hayatın ya da bir ruh hâlinin özünü yakalıyordu. Gözlem, konuşmaktan çok bakmanın, anlamaktan çok sezmenin kitabıydı. Kafka bu kitapta büyük olaylar anlatmıyordu. Bir pencere kenarında oturan, sokağa bakan, kalabalığı izleyen ama hep dışarıda kalan bir insanın sessizliğini anlatıyordu. İnsanın hem kendine hem dünyaya yabancılaştığı o anları yakalıyordu. Kimi öykülerde bir cümleyle bile boğazına oturan bir yalnızlık hissi vardı. Kafka'nın sonraki dev eserlerinin gölgesi bu küçük kitapta bile hissediliyordu bence. Kısa ama etkiliydi.
Edebiyat
GözlemFranz Kafka · Martı · 2021136 okunma
5/10
·111 syf.··
2023 9. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2023 19:35
Kısa öykülerden oluşuyor, çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Tavsiye edeceğim bir kitap değil. Franz Kafka okumaya bu kitaptan başlanmamalı. GözlemGözlem
Franz Kafka
GözlemFranz Kafka · Martı · 2021136 okunma
8/10
·111 syf.··
2026 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 07:57
Kısa öykülerin bulunduğu Kafka eseri.Beğendiğim öyküler içeriyor ve temiz bir anlatımla yazılmış. Kitap içerisinde öyküler bölümlenerek yazıldığı için her öykü farklı bir olay üzerinden anlatılmış.Bu da kitabı sıkıcı olmaktan çıkarmış. GözlemGözlem
Edebiyat
GözlemFranz Kafka · Martı · 2021136 okunma
7/10
·111 syf.··
2024 1. kitabı
Kafka'nın tabiiki uzun soluklu hikayelerini daha çok seviyorum, bu tarzda okuduğum ikinci kitabı oldu. Kafka'nın uzun yıllar boyu yazıp karaladığı ilk hikayeleri olması özelliğini de taşıyor. Geçkin Bekâr Blumfeld başta olmak üzere Poseidon ve Şehir Arması hikayelerini ayrıca beğendim.
GözlemFranz Kafka · Martı · 2021136 okunma
3/10
·111 syf.··
2025 9. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 10:09
Kafka okumak keçeden yapılmış sert yünle doldurulmuş bir döşekte uyumaya çalışmak gibi yorgunsun uyumak istersin ama yerin rahat değildir . Kafkaya biraz dargın ve öfkeliyim çünkü kitaplarındaki dünyaya beni almak istemeyen bir güç var ve bu dünyaya her girmeye çalıştığimda beni sert bir duvar karşılıyor . Bu öyküsünü de begenemedim birkaç tanesi dışında ama her yazarın ilk kitabı acemidir heyecanlı bir kalemden çıkmıştır bu yüzden o kadar da olumsuz yaklaşmak istemiyorum. Kafka demek benim gözümde roman demek öyküleri beni tatmin etmemiştir.
GözlemFranz Kafka · Martı · 2021136 okunma
7/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Kafka tarafından yazılan 18 kısa öyküden oluşan Gözlem, yazarın ironik ve metaforik tarzını yansıtmıştır. Genel olarak öykülerin 1-2 sayfa olması hoşuma gitti ama 3-4 sayfa olanları okurken sıkıldım biraz.
GözlemFranz Kafka · Martı · 2021136 okunma
Puan vermedi·111 syf.··
2025 10. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 18:33
Aslında okudum bütün öykülerinin toplandığı bir kitapdı fazla yorum yapamıyorum çünkü Kafka nın kalemini herkes bilir bilmeyenlerinde okumasını tavsiye ederim…
GözlemFranz Kafka · Martı · 2021136 okunma
Sessizliğin penceresinden
Puan vermedi·111 syf.··
2025 437. kitabı
Franz Kafka’nın Gözlem adlı kitabı, gençlik yıllarında kaleme aldığı kısa düzyazı parçalarından oluşur. Bu metinler, onun edebi dünyasının ilk ipuçlarını taşır. Gündelik hayatın küçük ayrıntılarına yönelen Kafka, basit bir sahnenin ardında insan ruhunun karmaşık labirentlerini sezdirir. Kitaptaki yazılar, modern bireyin yabancılaşmasını, yalnızlıkla olan mücadelesini ve varoluşun kırılganlığını yansıtır. Kafka, sıradan bir olaydan —örneğin bir pencereden dışarı bakıştan— derin felsefi sorgulamalar çıkarır. Onun gözlemleri, sanki dünyayı ilk kez görüyormuş gibi taze ve rahatsız edicidir. Gözlem, henüz genç bir yazarın kaleminden çıkmış olmasına rağmen, ileride Dava ve Şato gibi büyük eserlerde karşımıza çıkacak olan temaların tohumlarını içinde barındırır: Yabancılaşma, otorite karşısında ezilen birey ve varoluşun anlamsızlığı. Bu kitap, Kafka’nın evrenine giriş kapısı gibidir: kısa ama yoğun, sıradan görünen ama altı derin. Franz KafkaFranz Kafka GözlemGözlem
GözlemFranz Kafka · Martı · 2021136 okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.