Nörolog olarak çalışan biri beyin hakkında nasıl bu kadar az bilgiye sahip olabilir.
Zaten ilk bölümde ne kadar çöp ve uydurma bilgilerle dolu olduğunu fark etsem de acaba ne kadar daha kötüleşecek diye devam ettim ve tahmin ettiğim gibi gittikçe kötüleşti.
LDL (kötü kolesterol)’ün aslında beyine çok iyi olduğundan, kalp rahatsızlığına sebep olmadığından ve “yanlış anlaşıldığından”, karbonhidratların hepsini beyin için ne kadar kötü olduğundan bahsederek başlıyor.
1. Beyin kolesterolünü kendi üretir, yani kandaki fazla LDL’in beyine çok faydası olamaz, ki zaten LDL’in kalp hastalıklarındaki etkisi kanıtlanmış bir şey.
2. Beyinin birinci enerji kaynağı karbonhidrat, eğer karbonhidrat az ise beta-HBA (keton) kullanarak işlevine devam etmeye çalışır. Ama “doktorun(!)” dediğine göre uzun süreli karbonhidrat eksikliğinin faydadan çok zararı var. İlk başta yeni nöron üretimine faydası olsa da uzun süreli eksiklik bir sürü işlevin daha zor bir şekilde yürütülmesine sebep olur: konsantrasyon güçlüğü, düşüncelerde yavaşlık ve dağınıklık, kısa süreli hafıza problemleri.
Zaten kitap en çok bu iki konuya odaklanıyor ama yine arada farklı zararlı düşünceler var.
Glütensiz beslenmenin ADHD, şizofreni, depresyon, migren, alzheimer gibi beyin kimyasından/biyolojisinden kaynaklanan hastalıklara hep iyi geleceği ve semptomları geçireceği hakkında da konuşuyor. Bu düşünce özellikle genetiğin etkisini yoka sayıyor, bunun sebebinin de yazarın ailesinde alzheimer ve bunama geçmişin olup yazarın glütensiz beslenerek bundan kaçabilecek olmasını düşünmesi.
Sürekli kilolu insanları kötülemesi o kadar sinir bozucuydu ki. En korkunç cümlelerden biri “THE FATTER YOU ARE, THE SMALLER YOUR BRAIN (Ne kadar kiloluysan beynin o kadar küçük.)” Yine her şeyin kilo vermekle çözülebileceğini ve
Öncelikle bu tarz kitapları tercih edenlerin yine bu konuya; sağlık, tıp, beslenme alanına ilgili olduklarını düşünüyorum. Yani bu kitabı okuyacaksanız şayet; insülin direnci, glisemik indeks, glikoz şurubunun zararları vs. konularında büyük ihtimalle çoğu insandan çok şey biliyorsunuz demektir. Hal böyle olunca bildiğiniz şeyleri tekrar okuyacaksınız bu bir gerçek. Ve kitabın ilk yarısında doktorumuz hayli tekrara düşmüş bu da bi gerçek. Ancak ve ancak bu tekrar, konunun öneminden ve yazarın anlatmak istediği şeyleri önemle vurgulamak istemesinden ötürü kasıtlı bir tekrar olabilir.
Çok şey öğrendim. Yağlara karşı bakışım değişti. Glutene karşı bakışım değişti. Şeker hastası olmamak zaten hedefimdi. Hedefimi bana tekrar hatırlattı.
Peki biz şimdi ne yiyeceğiz sorusuna karşın kitabın sonunda verdiği yemek tarifleri çok hoşuma gitti. Bu yazarın/doktorun iyi niyetini gösteriyor. Yalnız tarifler doğal olarak Amerika halkına hitap ediyor. Uygulamamız biraz zor :) Niyet olarak çok hoş yalnız. Tavsiye eder, sağlıklı günler dilerim. İyi okumalar
Tahıl Beyin, Nörolog David Perlmutter tarafından 2017 yılında yayınlanan kitaptır. Kitaptaki bakış açısı tamamen beyni etkileyen nedenlere odaklıdır. Yazar özellikle glutenin beyin üzerindeki etkisi ve karbonhidratın zararlarını vurguluyor. Bilinenin aksine tam tahıllı gıdaların da insan hayatına olumsuz etkileri olduğunu bastıra bastıra anlatmış.
Karbonhidratsız yaşanır ama yağsız yaşanmaz!
Yazarın diğer bir bakış açısı ise iyi yağların hayatımızda olmasının önemi. Aşırı karbonhidrat tüketiminin yanlış olduğunu, hatta karbonhidrat tüketmesek bile karaciğerimizin bunu üretebileceğini ve bu karbonhidratların yerine iyi yağların kullanılması gerektiğini vurguluyor. İyi yağlardan kastı gerçek zeytinyağı, Hindistan cevizi yağı…
Perlmutter’in bu kitabında odak noktası beyin olduğu için ve karbonhidratlar da beyni doğrudan etkilediği için karbonhidrat alımını minimuma indirmemizi ve beyin sağlığı açısından da en sağlıklı gıdaları tüketmemizi tavsiye ediyor.
Beyin sağlığı için gıda takviyeleri
Resveratrol (Yer fıstığında ve kırmızı şarapta)
Zerdeçal
Probiyotikler
Hindistan Cevizi yağı
Alfa lipoik asit (Brokoli, havuç, patates ve kırmızı ette)
D vitamini
Benzer kitaplar
Doktorun buraya kadar anlatmak istediği şey aslında “iyi tahılların” bile bilindiği gibi iyi olmadığı ve hayatımızdan tamamen çıkarmamız gerektiğidir. Tabii bu pek mümkün gözükmüyor. Sağlık konusunda bu kadar keskin sözlerin varlığı açıkçası beni her zaman korkutmuştur. Benzer keskin bir anlatımı a Aidin Salih’in Gerçek Tıp ve Son Söz kitaplarında da görmüştük. Bu kitaplardaki anlatım her ne kadar Tahıl Beyin’deki gibi bilimsel olmasa da birilerini etkileme, sonucu etkileme anlamında ve uç bir besin alımı konusunda benzerler. Aslında bahsetmiş olduğum tüm bu kitaplar ve Tahıl Beyin uçuk kitaplardır.
Yazar
Glutensiz beslenmenin önemi yıllardır vurgulanır. Ama bu kitap öyle yerlerden yakalamıs ki,okurken elindeki sandviçi usulca masaya bırakıp kacıyorsun. Alzheimer,demans,diyabet,depresyon,dehb,ibs,egzama,sedef vs nerdeyse hepimizin hayatında bir veya birden fazlası olan bu hastalıkların,glutensiz beslenme ile nasıl yol aldığını örneklerle anlatmıs.
Kolestrol ilaçları meselesi ve beynin yakıtı yağ bölümünün tekrar tekrar okunmasını öneririm.
Kitap ne kadar etkili ve verimliyse,verilen menü ve tariflerin bir o kadar işlevsellikten uzak olduğunu da söyleyim
Tahıl BeyinDavid Perlmutter
Bizim çok değerli Canan Karatay Hocamızın her yerde anlatmaya çalışıp kimseyi inandıramadığı bilimsel çalışmaların yabancı bir yazar yazınca nasıl daha inandırıcı olduğunun kanıtı gibi olan kitapta şeker ve glutenin insan vücudundaki tahmin edilemez tahribatları çok güzel anlatılmış. Karamsar bir tablo çizse de anlatım dili insanı ümitsizliğe düşürmüyor aksine çözüm önerileri gayet uygulanabilir yöntemler hatta hemen sağlıklı beslenmeye başlayasınız geliyor. Beslenmenizden karbonhidratları çıkartıp yerine kaliteli yağları koyup protein ve sebzeyle desteklediğiniz bir beslenme şeklini öneriyor malum. Ayrıca kitapta orucun faydalarından da çokça bahsediyor. İster aralıklı ister normal oruç olsun vücuda olan faydalarını güzelce anlatmış. Müslüman bir toplum olarak aslında sünnet-i seniyyeye uyarak haftada iki gün olan Pazartesi ve Perşembe oruçlarını düzenli tutup doymadan sofradan kalksak muhakkak daha sağlıklı bir toplum olurduk ama geldiğimiz durum maalesef ortada. Artık yaşamak için yemiyoruz ,yemek için yaşıyoruz. Her neyse sonuç olarak bu beslenme işi hem çok kolay hem çok zor. Önemli olan okudum bitti demek değil tabi ki hayatımıza tatbik etmek. Amacımız tabi ki kaliteli yaşam ve hastalıkların en az olduğu bir yaşlılık dönemi geçirmek.
Herkese sadece bedenimizin değil ruhumuzun da doyduğu sağlıklı ve keyifli okumalar dilerim. Bakın bakalım karnınız mı aç ruhunuz mu?
Tahıl beyin ne zamandır okumaya niyetlenip sırf ekmek dahil yediğim glutenli ürünleri feda edemediğim için sürekli ertelediğim bir kitaptı. Meselenin yemekten çok başka olduğunu, sağlık için nelerin gerçekten şart olup nasıl bir beslenme düzeni oluşturabilirimi herkes için ulaşılabilir yemek listeleriyle çok güzel bir şekilde izah eden bir kitap olmuş. Özellikle kaynakçası benim gibi sürekli sorgulayan insanlar için çok güzel bir detay olmuş, kafamın takıldığı çoğu noktayı açıp okuma fırsatı buldum. Okuyup bilgilenerek sağlığa gereken değeri vermek isteyen herkese tavsiye ederim. Çünkü kendi vücudunuz dışında başka bir vücutta yaşamak şu an için mümkün değil. Kendinize iyi bakın.
Kitabı henüz birkaç sayfa okudum ama Canan Karatay’ın dediklerini birebir aynısı. Ekmek,şeker hatta meyve.. Beynimizi nasıl bitirdigini çok iyi anlatmış.
Glutensiz beslenmenin önemi yıllardır vurgulanır. Ama bu kitap öyle yerlerden yakalamıs ki,okurken elindeki sandviçi usulca masaya bırakıp kacıyorsun. Alzheimer,demans,diyabet,depresyon,dehb,ibs,egzama,sedef vs nerdeyse hepimizin hayatında bir veya birden fazlası olan bu hastalıkların,glutensiz beslenme ile nasıl yol aldığını örneklerle anlatmıs.
Kolestrol ilaçları meselesi ve beynin yakıtı yağ bölümünün tekrar tekrar okunmasını öneririm.
Kitap ne kadar etkili ve verimliyse,verilen menü ve tariflerin bir o kadar işlevsellikten uzak olduğunu da belirtmeliyim..
Saglıkla kakın...
Glutensiz beslenmek intoleransı olmayan insanların kendi tercihi. Birçok doktor hasta yönlendirilmek istediğinde kestirip atıyor maalesef. Bizler tesadüfen bu tarz kitaplara denk gelip ucundan kıyısından hayatına almak isteyen insanlarız. Sıfır glutenle beslenmek günümüzdeki tüketim çılgınlığında o kadar zor ki.. ama kitapla neler yapabileceğimiz nasıl adımlar izleyebileceğimiz. Yağların kolesterolün vücudumuz için öneminden anlayabileceğimiz şekilde bahsediliyor. Bu tarz birkaç kitap okuduğunuzda beyniniz aburcubur yerken öyle kodlanmış oluyor ki valla bana zehir oluyor çoğu yediğim. Elimden geldiğinde uygulamaya çalışıyorum. Kitapta da bunu yapmamız isteniyor %90 kurala sadık kal %10 istisna en kötü %20. Her şey kendiniz için. Şuan 70-80 yaşında hastalara geçmişte bunları yapsaydın (temiz beslenme egzersiz takviye vb)şuan huzurlu bir yaşlılık geçiriyor olacaktın dense eminim boşluğa bakarak keşke.. derler. 50 yıl sonrasına not: keşke dememek için. Huzurlu sağlıklı bir yaşlılık için.
Eser, tükettiğimiz gıdaların yaşamımız üzerindeki etkisini bir çok araştırmaya yer vererek ortaya koymaktadır. Tıp literatürüne hakim olmaksızın anlayabileceğiniz bir dille doğru bildiğiniz yanlışları öğreneceksiniz. Alzheimer, diyabet, hiperaktivite bozukluğu, öğrenme güçlüğü gibi hastalıkları tetikleyen temel faktörün kendi irademizle tükettiğimiz gıdalar olduğu ortaya konulurken bunlardan arınma yolları da detaylı bir şekilde anlatılıyor. Çölyak hastası olmamasına karşın bir çok insanda gluten hassasiyeti olabileceği farkındalığı yaratılıyor. Glutenin zararları öylesine çarpıcı anlatılıyor ki bir an durup “Bu kendime nasıl yapabildim?” diyebiliyorsunuz. Yaşam standartlarınızı en azından gıda bakımından yükseltmek istiyorsanız bence göz atmanız gereken bir kitap.