Adı:
Güneş Ülkesi
Sayfa sayısı:
119
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756323353
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah
150 syf.
·Beğendi·7/10
Güneş Ülkesi bir ada devletidir. Yönetiminde "Sol" denilen en büyük rahip vardır. Sol bizim dilimizde güneş olarak geçer. Ondan sonra gelen yardımcıları; Pon, Sin ve Mor'dur. Bunlar; Güç/Kudret, Bilgelik ve Sevgi anlamlarına gelmektedir. Bu devlette her şey eşitttir ve kadınla erkeğe aynı derecede haklar verilir. Bu ülke iç-içe girmiş yedi farklı duvarla çevrilmiştir. Savunma sistemi çok iyi olduğundan kimse ele geçiremiyor. Ülkeyi çeviren duvarların üstüne her türden bilgi resmedilmiş ve çocuklar dört farklı yaşlı hoca eşliğinde eğitilir. Çocuklara tüm bilgileri öğrettikten sonra en iyi oldukları alanlara yönlendirilir. Kadınla erkek aynı giysileri giyer sadece kadının eteği diz altı ve erkeğinki de diz üstündedir. Ve savaşmaya uygundur bu giysiler. Ülkelerinin ortasında onları temsil eden büyük bir kilise bulunur. Ayrıca özel mülkiyet kesinlikle yoktur, çünkü özel mülkiyet bencilliğin ilk adımıdır.

Campanella, orta cağda kilisenin baskın olduğu bir zamanda yazmıştır bu kitabı. Kiliseden çekindiği için ya da kendi inanışı olduğu için kiliseyi ve metafiziği ön plâna alır devletinde. "Utopie, utopia" yunanca bir kelime olup anlamı hiçbir yerde olmayan yurt anlamına gelen bir sözcüktür. O zamanın baskıcı şartlarını düşündüğümuz zaman insanların buna benzer arzularını kitaplarla dile getirdiğini anlayabiliriz ama o da çoğu zaman kilisenin kurallarının dışına çıkamamıştır. Campanella, Platon'dan farklı olarak papazların egemen olduğu bir devleti düşünür. Bundan şu sonuç çıkarılabilir kendisinden bin yıldan çok daha önce Devlet'i yazan Platon'un yöneticilerini bilen/bilge kişilerden seçerken, baskı ve kilisenin dayatması altında olan Campanella'nın bunu artık yaşam tarzı haline getirmesi, ona dayatılanın istenci olduğu yanılsamasının zihinlere yerleştirilmelerinden rahatsızlık duymaması ve yadırgamamasıdir. Hükümdar adlı eseri savunması da buna bağlanabilir. Filozoflar önceden dünyanın belki düzelir umuduyla ütopyalar tasvir ederlerdi. Artık sadece distopyalar yazılıyor çünkü kimse artık dünyanın düzeleceğinden umutlu değil.
150 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Güneş Ülkesi, Thomas More ve George Orwell'dan sonra okunması gereken bir başka ütopya kitabıdır. Kısadır, özdür, derindir ve sorgu ister, okuyucuya kendi dünyasını sunar Campanella, sonra da sen başlarsın düşünmeye... Hoş kalın...
  • Yeni Atlantis
    6.7/10 (195 Oy)145 beğeni673 okunma153 alıntı6.588 gösterim
  • Aşkın Metafiziği
    7.5/10 (1.190 Oy)1.177 beğeni4.618 okunma3.793 alıntı43.455 gösterim
  • Prens
    8.2/10 (1.487 Oy)1.356 beğeni5.147 okunma3.780 alıntı41.895 gösterim
  • Şölen - Dostluk
    8.4/10 (305 Oy)309 beğeni1.099 okunma974 alıntı11.156 gösterim
  • Tembellik Hakkı
    7.6/10 (556 Oy)444 beğeni1.908 okunma1.498 alıntı14.087 gösterim
  • Felsefenin Temel İlkeleri
    8.4/10 (165 Oy)180 beğeni752 okunma538 alıntı6.365 gösterim
  • Candide
    8.1/10 (556 Oy)444 beğeni1.564 okunma1.338 alıntı16.027 gösterim
  • İlahi Komedya
    8.5/10 (671 Oy)815 beğeni2.353 okunma3.254 alıntı38.940 gösterim
  • Ecce Homo
    8.1/10 (615 Oy)706 beğeni2.592 okunma5.255 alıntı24.139 gösterim
  • Utopia
    8.3/10 (1.916 Oy)1.945 beğeni7.333 okunma4.529 alıntı39.534 gösterim
Bir çok kitabı önceden bilgi sahibi olup daha sonra okumaya başlarım. Bazen de acele ile kitap almam gerekir, bir nevi kumar oynarım. Yazarın da Kitabın da ismini daha önceden duymamıştım ancak "Güneş" kelimesi geçince Sosyalist&Komünist bir kitap olacağını tahmin etmiştim. (Nazım Hikmet'in Güneşi İçenlerin Türküsü şiiri). Tahminim de doğru çıktı ve Sosyalist Utopya arzusuyla yazılmış bir kitap olduğunu fark ettim. Kitapta genel olarak;
* Özel Mülkiyet yerine Ortak Kullanım
* İşbirliği, Dayanışma
* Herkesin yeteneğine göre çalışması, kimsenin boş gezmemesi
* Müşterek Cinsellik (Bu kısım bize gelmez)
* İnsanlar birbirlerine Kardeş diye hitap ediyor. 22 yaşından büyük herkese baba, küçük herkese ise oğul deniyor.
* Yabancı dilleri herkes öğrenmek zorunda
gibi gibi düşünceler ifade edilmiş.
Manzum Diyalog halinde yazılmıştır.
Tavsiye eder miyim bilmiyorum.
İnternette kitap siparişi verirken, ücretsiz kargo limitine yaklaştığınızda, limiti doldurmak için alınabilir.
150 syf.
·5/10
Ütopik bir eser olarak okunması gerekenlerden biri... Acı ama gerçek bir şey varsa eğer o da: "Hayaller Thomas More'un Ütopya'sı, Campanella'nın Güneş Ülkesi; hayatlar George Orwell'ın Hayvan Çiftliği..."
96 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Komünizm yönetim şeklini anlatan güzel ve akıcı bir kitap. Okuyanın “keşke aynı şekilde yaşayabilseydik” yorumunu yapacağı, günümüz yaşam tarzıyla kıyaslaması halinde haksızlık olduğunu düşündüreceği kesindir . Kitaba “Güneş Ülkesi” denmiş ama ben “mutluluk ülkesi” diyorum . Astronomik bilgilere yer verilmiş olması gerçekten mutlu etti .

Güneş Ülkesi’nde kölelik yoktur , üretime tüketime , kadınlara , çocuklara , askerlere , insanlara değer verilmektedir . Sınıf ayrımı yoktur herkes eşittir . Ülke malları ortaktır ve özelleştirme yoktur . Herkes mutludur , herkes bilgilidir .
Harika bir eser olduğunu ve okunmasını tavsiye ediyorum
150 syf.
·5/10
Kitap sanki utopyadan daha çok hristiyanlığı tabliğen kaleme alınmış. Yazıların büyük bir bölümünü yıldızların konumundan bahsetmekle geçiriyor.Bi de mal varlığının topluma ait olduğu bir ülkede yiyeceklerin eşit paylaşılmaması adaletli değil. Sınıflandırma var,güç kullanımı var,taşlayarak öldürme akla zarar, Kadınların paylaşılması ve cinsel ilişkilerin yönetilmesi, aşk kavramının kalıbının değişdirilmesi, aile kavramının olmaması,bence bunlar utopya değil,daha çok sömürgeci bir ülkenin asker yetiştiren kommunasına benziyor. Böyle bir devletin var olması mümkün değil, adı bundan dolayı ÜTOPYA olsa gerek.
150 syf.
·18 günde·Puan vermedi
Spoiler içerir
Thomas more sonra Francis bacon ülkesine gidip seyehat edip dönünce yolumun üstünde Campanellanın güneş ülkesini ziyaret ettim. Burda da dini lider Metafizikus gördüm .(Zaten Campanella hıristiyanlığa bağlıdır ve Campanella’ya göre bilginin temeli duyumdur. Doğa, Tanrı’nın bir görünümüdür ve inanç da bir bilgi biçimidir. Düşüncesine sahiptir. Bilgi konusunda sokratese de bağlılığı var.) Halkla sohbet ettim, toplumu tanıdım politik birlik olduklarını hepsinin birbirini tamamladığını gördüm. Üstünlük vasfı yok.Güneş Ülkesinde tek ayrım bilgi bakımındandır. Devleti en bilgili kişi yönetir.kimsenin hiçbir şeyi yoktur. Çünkü sahiplik duygusunun bencilliği körükleyeceğine inanıyorlar. Neyse siz gidin tanışın gezin o ülkeyi . büyük duvarlara her birinde farklı alanlarda bilgilerle dolu yazılar var. Turistik bi yer :)
150 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Solıs, güneş demek, astrolojik simgesi ise O harfinin içine bir nokta yerleştirilmiş hali, dairenin içindeki nokta ise yaratılışın başını ve özünü simgelermiş (Bknz: Notlar, 5. not). Güneş Ülkesi ise Thomas Campanella'nın 1602 yılında kaleme aldığı eseri, Ekvator altındaki Taprobana ülkesinde (Sri Lanka, bknz notlar, 1.not) kurulmuş bir ideal devlet tasarımının adı. İlk başta Solıs kelimesinin anlamından bahsetmemin nedeni, kitabın kurguladığı dünya düzenindeki iddianın ne denli büyük olduğuna işaret etmek.

Campanella kitabında yoğun bir şekilde, topluluk bilinciyle tek düzelik üzerine kurulmuş, metafizik, güç, sevgi, bilgelik adlarını alan bilim insanlarının yönetiminde bir yaşam düzeni kurgulamış.

Takip ettiğim devlet teorisi serisi olan, Ağaoğulları'nın kitaplarında, 1200'lü yıllara kadar olan yönetsel düşünlerin dayanaklarını ve savlarını, günümüz yönetsel düşüncesiyle ve kişisel düşüncelerimle bir araya getirdiğimde bir toplumsal birleşmede en önemli sorunun toplu bilinç ile bireysel bilinç (kolektivite ile bireysellik) arasında yaşanan çekişme olduğunu ayrımsadım. Düşünürler, tarih boyunca bu iki güç merkezini birleştirmeye çalışmışlar, bunu kimisi mitlere, kimisi Tanrı'ya kimisi ihtiyaçlara, kimisi güce dayandırmış ama hepsinin yanında istediği bir yardakçı var o da doğallık ve insan doğası.

Bir düşünür, insanı aşağılaştıran üç şeyin olduğunu söylüyordu, devlet, kölelik ve özel mülkiyet, bir başka yerde de insanın kendisinden başka bir şeye doğal olarak sahip olamayacağından bahsediliyordu. Bunlar bu konuyu düşünürken aklıma gelen sözler ve ben de bu sözler üzerinden düşünceler geliştirmeye çalıştım. İnsan benim doğal hal üzerinde yapabileceğim çıkarımsamaya göre, ne kendisinden üstün bir varlık yaratıp ona sahip olabilir (devlet) ne kendisinden alt bir varlık yaratıp ona sahip olabilir (özel mülkiyet) ne de kendisiyle eşit bir varlığa sahip olabilir (kölelik). İnsan bunları kendi bünyesine katmaya çalıştığında doğal yapısını bozar. Bu demek değildir ki her şey ortak mülkiyette, insan kendisine sahip olmaklığını bir adım dahi dışarı çıkarmadan kendisine bağlayabildiği şeylere de insan olması dolayısıyla sahiptir ve onlar da artık insanın parçalarıdır (soyut olarak düşünceler, somut olarak yiyecekler örnekleri düşünülebilir).

Bireysel bilinç ve toplu bilinç çatışması ise zannederim insanın her türlü sahipliği elde etmesinden sonra başladı. Bu evreden sonra insan kendinden üstün olana sahip olmaya çalışır, alçak olan taşa toprağa sahip olduk, eşit olan insanlara sahip olup köleler elde ettik, devlet kurduk, devlete kim sahip olacak onu da güç yoğunlaşmasıyla belirledik peki ya Tanrıya kim sahip olacak. Doğal insanın sahiplik duygusu kendisiyle sınırlı olmasıyla Tanrı ile barışıktır, kendi türüyle de. Oysa sahiplik delisi olmuş insan artık her şeye sahip olana kadar bütün Tanrılara da saldırır ki herkesin Tanrısı kendi Tanrısı olsun, bütün mallara, bütün devletlere de saldırır, bunun yanında da bütün kadınlara ve erkeklere de saldırır.

Sokrates Şölen'inde erkeklerin, kendilerinden daha üst erkeklere teslimle huzur bulması gerektiğini söylerken, Campanella, bilge erkeklere daha iyi kadınlar verilmesinden bahseder. Sahipliği ilerletmenin akılcı yollarını kurgulayan mülk aşıkları her türlü söz ustalığıyla gönülleri fethederler. Gönülleri, yemekleri, Tanrıları, mülkleri fethetmenin yollarının yanında şunu görmezler; her şey yok oluşa ilerler. Yok oluş ise sahipsizliğin zirvesidir. Sahipsizlik hissine doğal bir insan bedenindeyken bürünebilmek artık bize çok uzak, o zaman yarışımıza devam edelim...

Zeki filozoflar düzen kurgularında iktidarı kendilerine vermekle yanlarında hep kaba güç tutarlar oysa kurdukları düzenin sağlamlığından emin olsalar, bunu yapmalarına gerek kalmaz ama sahiplik yanında en çok korkaklığı taşır çünkü cansız varlıklar bile yok oluşun daha farkındadırlar ve onlara dokunuşlarımız bize korku salar...

Son olarak kitabı okuduğum baskıdan bahsetmek istiyorum, kitap, çok özenli bir baskıyla Kabalcı Yayınevi'nden Çiğdem Dürüşken çevirisiyle çıkmış, bu işi bir profesyonel ve tutkulu bir insan elinden okumak bana çok zevk verdi, gerçekten çok özenli bir baskıydı, bu kadar yoğun emek sarf edilmiş bir ürünün önünde gurur duydum, benim konuştuğum Türkçeye bu denli büyük hizmetler edilmesinden.
145 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bir bilim-kurgu filmine hapsolmuş gibiyiz bu günlerde... En önemli yoldaşım Alfa Yayınlarının veritas seti kitapları oldu. Antik eserleri orijinal dilinden Türkçeye kazandıran bu seri yeni favorim. Ütopyalara sığınmaktan, kurguya sarılmaktan başka çare bilen var mı?
150 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İncelemeyi Öteki Yayınevi, Birinci Baskı: 2017, Özlem Pekcan(Çev) üzerine yapıyorum.
Eserin İtalyanca özgün adı "Citta del Sole", ve ilk defa Latince olarak "Civitas Solis" 1623'te Farankurt da basılıyor. Özgün metin ise ancak 1904'de basılıyor. Öteki'nin çeviride kaynak aldığı eser ise 1602'de Campanella'nın kaleme aldığı ilk metindir.
Eser, Ospitalario Tarikatı Rahibi ile Cenevizli Kaptan arasındaki diyaloglardan oluşur. Rahibin soruları doğrultusunda Cenevizli Kaptan, bir zamanlar topraklarında yaşamış olduğu Güneş Ülkesi'ni anlatır. Kentin coğrafyasını, fiziksel yapısını, eğitim, savaş, inanç ve astroloji anlayışını, toplumsal yaşamını aktarır meraklı rahibe. Güneş ülkesindekiler, aitlik-sahiplik duygusundan yoksundurlar, kendi evleri, kendi çocukları yoktur. Yöneticileri(buna "Güneş" derler.) tüm bilim ve sanat dallarını, varlığa ait olan bilgiyi en iyi şekilde bilmek durumundadır. Neslin sağlıklı olarak devam edebilmesi için hangi kadının ve erkeğin kiminle ilişkide bulunacağı yönetim tarafında belirlenir. Kadın ve erkek arasında tutkudan ziyade arkadaşlık daha öndedir. Ölümden korkmazlar çünkü ruh onlar için ölümsüzdür. Bilim ve felsefeyle uğraşırlar ve dünyadaki diğer halkların eninde sonunda kendileri gibi olacağını söylerler. Güneş ülkesindekiler, neye ihtiyaç duyuyorsa ona sahiptirler.
Pekcan, Tommaso Campanella adlı giriş metnini bitirirken şöyle diyor; "Elinizdeki kitap, gördüğü baskı ve işkenceler karşısında isyan eden, Altın Çağ özlemiyle yanıp tutuşan bir ruhun felsefe, astroloji ve dinle harmanlanarak dile gelmiş rüyasıdır."
145 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Güneşi İçenlerin Türküsü
Bu bir türkü
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
Ben de söyledim o türküyü!

zannedersem bu şiirde Nazım Hikmet'in ütopyasıydı. Çünkü edebiyatçıların da sığındığı bir zihin ülkesi olamaz mıydı? Nazım Hikmet Campanella'yı okumuş mudur bilinmez ama onun da vardı bence buna benzer bir hayali. İkisi için de ortak başka bir neden vatanlarından sürgün edilmeleri ve mevcut düzene başkaldırmaları olmuştur.

Güneş Ülkesi bir ada devletidir. Başlarında en büyük Metafizikçi de diyebildiğimiz Güneş adını vermişler. Yardımcıları da Güç, Bilgelik ve Sevgi. Güneş, güç, bilgelik ve sevgi diyarı bu Güneş Ülkesi.
"Hint Okyanusundaki Taprobana adasına yerleştirdiği ütopyasının. Burası yaşamının yarısını hapislerde, sürgünlerde geçirmiş bir filozufun tanrı, kilise, evren, siyaset, toplum, ve yeniden yapılanma ile ilgili bütün düşlerinin ete kana bürünüp dirildiği bir coğrafyadır; bir filozofun dünya üzerinde kurmayı düşlediği ama ancak zihninin kıyısında bucağında kurmak zorunda kaldığı bir sığınaktır."

belki de en azından sınırlı olan dünyada hayallere sınır getirmek istemedi.
195 syf.
·8/10
Francis Bacon'nun kıskanıp yazmakta olduğu kitabını yarım bıraktırdığı kitap şaka tabi ki orasını bilemiyoruz.
.
.
Campanella kendi dünyasından huzur dolu bir ülke tasfir etmiş, ilimle uğraşan kendi inanclari olan ve dünyayı daha iyi hale getirmeye uğraşan ada insanları. .
.
Diyalog halinde akıp giden konumuz, Hospitalarius (küdüste kurulan ve hacılara bakma görevi üstlenen tarikat üyesi) ve Cenevizli Kaptan arasında soru-cevap şeklinde geçmektedir.
.
.
Bilim, sadece gerçeği arama iyilik için kullanma tek dertleri bu. Astroloji ile ilgilenenlere tavsiye edilir :) Güneş ülkeliler bütün işlerini, aklınıza gelebilecek herşeyi gezegenlerin konumlarına ve yıldızlara göre yapıyorlar. Tabi ki din, teoloji olmazsa olmaz böyle bi ülke yaratırken. Ülke halkı sadece iyiliğin Tanrıdan geldiğine inanıyorlar kötülük ise tercih, Güneş ise tanrının sadece bir tasfiri güneş insanlara iyiliğini verirken güneş tanrının bir aracı.
Dünyanın bütün kitapları doyuramaz kafamın açlığını. Neler neler okumadım! Ama yine de kafamın açlığından ölüyorum... Anlayışım arttıkça, bilgim eksiliyor...
Dunyanin butun kitaplari doyuramaz kafamin acligini. Neler neler okumadim! Ama yine de kafamin acligindan ölüyorum... Anlayisim arttikca, bilgim eksiliyor...
"Yoksulluk insanları alçaltır, hileye, hırsızlığa, yalancılığa, serseriliğe götürür; onlarda yurt sevgisini azaltır. Zenginlikse, gururlu, cahil, küstah, hain, palavracı, bencil ve iftiracı yapar."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güneş Ülkesi
Sayfa sayısı:
119
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756323353
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah

Kitabı okuyanlar 1.147 okur

  • Kitap ve Motor
  • Elif Doğanoğlu
  • Fatma T.
  • Kübra
  • Sezen
  • Jean  Aleksandr İlyiç Leo Litvinov
  • Murat Tezcan
  • Gülcan tekin
  • ahmet hamdi
  • Ebru Güllü

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.7 (2)
9
%0.7 (2)
8
%1.6 (5)
7
%0.3 (1)
6
%0.7 (2)
5
%0.3 (1)
4
%0.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0