Kitapta iki hikayeye yer verilmiş.Güneşin Oğlu ve Güneşin Tüyleri diye.
David Grief ve beraberinde denizde neler yaşadıklarını,kavgalarını,korsanları,gemisine el konulmasını,gemisini kurtarmak İçin yaptıklarını anlatıyor.
Kitabı çok beğendim bir oturuşta okuyup bitrebileceginiz üzerine düşünebileceğiniz iki güzel hikayeden oluşuyor. Kısa hikaye severlere tavsiye ederim .
Jack London “Güneşin Oğlu”
Ayna gibi lagünlerdeki canlı mercanlarla dolu sığ suların sonsuz mükemmelliği
Kural tanımaz bir oyunbazlıkla yayılan,saf renkli,çarpıcı gün doğumları
Turkuaz derinliklere kurulu,üzerinde palmiyelerin kümelendiniz adacıklara
Ticaret rüzgarlarının ferahlatıcı havası
Sıradağlar gibi büyüyüp kıyılara çarpan dalgalara….
Güneşin Oğlu, Amerikalı yazar Jack London’ın öykü kitabı.
Kitapta 2 öykü var; Güneşin Oğlu ve Güneşin Tüyleri.
Öyküler birbiriyle bağlantılı. Baş karakter varlıklı bir ticaret adamı olan David Grief. Kendisi maceraperest bir deniz insanı. Milyonları olmasına rağmen korsanların peşinden ayrılmıyor ve onlarla mücadele ediyor.
Kitap Jack London’ın denizcilik tecrübelerinden kesitler sunuyor.
Bu sıcak yaz günlerinde çerezlik bir kitap arayanlara, kafam dağılsın, okurken beni yormasın, diyenlere tavsiye ederim.
Güneşin OğluJack London
Jack London’ın genç yaşta tanıştığı Güney Denizleri’nde yaptığı yolculuklardan izler taşıyan Güneşin Oğlu ve Güneşin Tüyleri isimli iki öyküden oluşmaktadır…
️Varlıklı iş adamı; David Grief,zorbalar,korsanlar ve dolandırıcılarla tehlikeli bir oyun içinde..
Kimi zaman ölümle burun buruna geldiği Polinezya ve Güney Pasifik’in tekinsiz sularında dalgalara meydan okurken peşinde olduğu tek bir şey var,o da macera….
️Jack Londonun denizcilik geçmişinden kazandığı tecrübelerin izlerini bu hikâyede de görüyoruz…
Bu kadar kısa bir hikâyede böyle zengin bir anlatım yine yazarın kalemine hayran bıraktırıyor…
Şu sıcak yaz günlerinde içinizi serinletecek bir eser..Jack London ve macera sevenlere tavsiyemdir…
Kitaplarla ve sevgiyle kalın…
Güneşin OğluJack London · Can Yayınları · 20211,522 okunma
Jack London en sevdiyim yazarlardan biri. Bu kadar kısa bir kitapda bu kadar sürükleyici bir hikaye, zengin anlatım dili yazarın ne kadar usta olduğunu gösteriyor. Jack Londonun denizcilik geçmişinden kazandığı tecrübelerin izlerini bu hikayede de görüyoruz. Kitap 2 öyküden oluşuyor "Güneşin oğlu" ve "Güneşin tüyleri". İki hikayede de aynı karekter David Griefden bahsediliyor. David Grief dolandırıcılıkla, korsancılıkla, sahtekarlıkla, tutkuları için savaşan kendine has düşünceleri olan bir adam. Pire için yorgan yakan gözükara biri. Spoiler vermeden her kese okumayı tavsiye ediyorum. Kitaplarla kalın Jack LondonGüneşin Oğlu
Kafa dağıtmak istediğim zaman Jack London’a sığınırım hep ve bunun karşılığını da fazlasıyla alırım. Macera seven ve tutkulu bir kalem okumak isteyen herkes Jack London ile tanışmalı bence.
Bu kitabı okuyup bitirdikten sonra 1000kitap’ta çok kötü yorumlar gördüm. Halbuki ben beğenmiştim. Şaşırdım ama sonra dikkatimi bir şey çekti. “Çeviri” meselesi tabii ki. Yorum yapılan Güneşin Oğlu kitapları pek bilinmeyen yayınevlerinin malzemesiydi. Kısa klasik baskısında çok fena bir yoruma denk gelmemem de bu görüşümü doğrular nitelikte oldu. Yani demem o ki şu “çeviri” epey mühim bir kriter! Bu konuda çok dikkatli olmamın meyvelerini her daim alıyorum ayrıca.
Güneşin Oğlu ve Güneşin Tüyleri adlı iyi öyküden oluşan bu kitap birkaç saat içinde başlanıp bitirebilecek türden bir kısa klasik. David Grief varlıklı ve milyoner bir iş adamı ama tropik bölgelerde yaşamayı seven biri garip şekilde. Güney Pasifik’te ve Polinezya’da tuhaf tehlikelerin peşinde kendisi. İki hikayenin de ana kahramanı olan Grief aksiyonu ve heyecanı da seviyor. Tekinsiz korsanlar ve o bölgelerde yaşayan yerliler arasında mekik dokuyor; yerinde duramayan değişik bir adam bu. Ayrıca akıllı ve planlı da. Kendisine oynanan oyunların içinde oyun yaratıyor ve karşı tarafın planını ellerinde patlatıyor. Okurken kısa bir aksiyon sahnesi izliyormuşum gibi hissettim. Birkaç saat farklı bir dünyaya götürdü beni Jack London.
Denizcilik geçmişinin de bunda payı var kesinlikle. Ben sevdim kısacası. Umarım keşfedilen ve daha çok okunan bir kitap olur…
Güneşin Oğlu, Amerikalı bir romancı ve gazeteci olan Jack London''ın 1912 tarihli romanıdır.
Jack London'ın genç yaşta tanıştığı Güney Denizleri'nde yaptığı yolculuklardan izler taşıyan Güneşin Oğlu ve Güneşin Tüyleri isimli bu iki öyküsü odağına David Grief'i alıyor.
Varlıklı işinsanı David Grief, zorbalar, korsanlar ve dolandırıcılarla tehlikeli bir oyun içinde. Grief'in kimi zaman ölümle burun buruna geldiği Polinezya ve Güney Pasifik'in tekinsiz sularında dalgalara meydan okurken peşinde olduğu tek bir şey var, o da macera. Denizin kötü adamlarını avlamanın hazzına bağımlı bu altın tenli milyoner için tropik maceralar, şehirde akan milyonlarla kıyaslanamayacak kadar değerli.
Merhabalar, bugün Jack London'ın "Güneşin Oğlu" adlı öykü kitabıyla geldim. Can Yayınları'nın kısa klasikler serisini çok seviyorum. Gerçekten muhteşem eserler çıkardılar ve okuduklarımın hem çevirisi, hem de kapakları çok güzel. Jack London'ın hayatını paylaşımlarımda çokça yazdığım için, yazar hakkında birkaç bilgiyi hatırlatmak istiyorum. Jack London'ın;
*Yazarlıktan yüksek gelir elde eden ilk Amerikalılar arasında olduğunu,
*Dünya ticari dergi romanının öncüsü olduğunu,
*Annesinin spiritüallist bir müzik öğretmeni, babasının ise astrolog olduğunu,
*Annesinin kendini vurmaya çalışmasından dolayı aklını yitirmesi sonucu eski bir köleye verildiğini ve London'ı onun büyüttüğünü,
*Yerel kütüphanede kitap okuyarak kendini eğittiğini,
*Signa adlı romandaki karakterden etkilendiğini, bu karakterin yazarın prototipi olduğunu,
*Konserve, hint keneviri fabrikalarında, elektrik santralinde çalıştığını,
*Cezaevinde 30 gün hapis yattığını,
*Berkeley Üniversitesi'ne gittiğini ama yarım bıraktığını biliyor muydunuz?
**************************
Gelelim kitabımıza :) Güneşin Oğlu, içinde iki öykünün bulunduğu bir eser. Öykülerin adları sırasıyla; kitaba ismini veren Güneşin Oğlu ve Güneşin Tüyleri. Kitabın ilk baskısı "A Son of The Sun" adıyla 1911'de yapılmış. Yazar bu kitapta, gençliğinde tanıştığı Güney Denizleri'ne yaptığı yolcuklardan esinlenmiş. İki öykünün de başkahramanı David Grief adlı zengin bir işinsanı. İki öyküde de Grief'in karşılaştığı korsanlar, dolandırıcılar ve kahramanın onlarla nasıl zekice başa çıktığı anlatılıyor. Ben yine çok severek okudum. Bu kitabı tüm öykü ve London sevenlere öneriyorum. Sanatla,kitapla ve sevgiyle kalın dostlar.
Ne zaman bir Jack London okusam benzer hislerle bitiriyorum kitabı. Yeterince sıkıcı olan hayatlarımıza biraz ara verip onun heyecan verici serüvenlerine dalıyoruz, her sayfasında macera dolu yolculuğumuza devam ediyoruz.
Kitap, Güneşin Oğlu ve Güneşin Tüyleri isimli iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde Güneşin Oğlu’nun kısa bir serüvenine tanıklık ediyoruz. İkinci bölümde Güneşin Oğlu ve Güneşin Tüyleri kozlarını paylaşıyor. İki bölüm de Güneşin Oğlu’na kazık atmaya çalışanlar ve Güneşin Oğlu’nun “yarına kalır yanına kalmaz” anlayışıyla ve zekice intikam alışınını anlatıyor. O ada senin bu ada benim, tekinsiz koylarda gemiden tekneye sürükleniyoruz. Zengin, zeki ve kurnaz bir karakter. Düşmanlarını parası ve gücüyle değil zekası ve oyunlarıyla alt etmeyi beceriyor.
Kısa ve her zamanki gibi keyifli bir öykü kitabı. Jack London’ın -bildiğimiz- harika üslubu, olay örgüsünün sıkmadan yormadan akıp gitmesi…
Canınız sıkılıyorsa açın, Jack London okuyun. Keyifli okumalar.
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.