İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
24,7bin
Gösterim
Adı:
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752444768
Kitabın türü:
Çeviri:
Tuğçe Koças
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
“İnsan hayatında çok nadiren alçakgönüllülük gösteren o büyük an, kendisinden yararlanmasını bilmeyenlerden son derece korkunç intikam alır. O büyük an, ürkekleri aşağılamayla geriye iter ve yeryüzünün bir başka tanrısı olan yılmayan yaradılışları ise, ateşli kolları arasına alıp kahramanların gökyüzüne yükseltir. O bir tek saniyeyi, layık olmadığı halde kendisini kadere söz geçirecek yere yükseltmiş o saniyeyi, hiçbir şey bir daha geri getiremez.Şans, çok sevdiklerine karşı bile her zaman cömert değildir ve ilahların, ölümsüzlere unutulmaz işler başarma imkânını bir defadan fazla verdikleri az görülmüştür.”

İkinci Mehmet’ten Händel’e, Yüzbaşı Rouget’den Napolyon’a,Goethe’den Dostoyevski’ye, Tolstoy’a, Lenin’e yaşanmış öykülerde insanlık tarihini değiştiren o ana tanıklık edeceksiniz.
288 syf.
·1 günde·8/10 puan
Stefan Amcanın birbirinden güzel hikayelerinin olduğu İş Bankası kültür yayınlarının modern klasiklerine Ekim 2019'da girmiş eseridir. Neden bu kadar geç girdiğini hala anlamış değilim. Gayet akıcı bir lokmada yutulacak bir kitap. İçinde Fatih Sultan Mehmet, Tolystoy gibi 12 önemli insanı barındıran ufuk açan eğitici bir eser.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
360 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar kitabı 12 bölümden oluşmaktadır eser biraz hikaye birazda biyografi tarzında yazılmış Kitapta İstanbul’un Fethi,Fransa milli marşının ortaya çıkışı, Avrupalıların ilk kez Büyük Okyanus'u görmesi vb olaylara yer vermiş.Kitapta tek rahatsız oldum yer İstanbul’un Fethi idi çünkü çok farklı bir bakış açısıyla anlatmış ama olsun bu sayede Avrupa’nın bakış açısını da görmüş olacaksınız İyi Okumalar Dilerim
312 syf.
·4 günde
Merhabalar ,
   Bu sefer ki  incelemem  Stefan Zweig  yazdığı  " İnsanlığın Yıldızının  Parladığı Anlar " kitabı olacaktır. 
     Yazarımız Stefan Zweig' ın  kitaplarını  bir çoğumuz  biliyoruz,  peki ya hayatı, yaşadıkları hiç sanmıyorum...  

     Biyografi ustası olarakta bilinen Stefan Zweig,  her bir kitabı  onlarca  dile çevirip, binlerce  baskısı vardır.  Dünya edebiyatının  en  önemli  isimlerden biri  olan Stefan ,  1881 yılında  Avusturya  Viyana 'da  doğmuştur.  Ve  1942 yılında hayata gözlerini  kapatmıştır. Ailesi  varlıklı olduğundan küçük yaşlardan beri iyi bir eğitim almıştır,  lisede  edebiyatla tanışmıştır. Ve  İngilizce , Yunanca,  Latince ,  Fransızca ve İtalyanca olamak üzere 5 dil  bilmektedir.  Ve küçük  yaşta  bazı diller bildiği için  çeviriler yapmaya başladı.  Bir çok ülkeyi gezen Zweig  , 80'inin üzerinde  eseri vardır. 
--------------------------------------

   Kitap  14  kısa kısa  denemelerden oluşmaktadır ve  yine muhteşem tasvirleri olan bir kitap:D  Kitap daha çok  öğretme ve bilgilendirme  odaklı. Bildiğim konularda bile yeni yeni bilgiler  öğrendim.  Okurken her bir tarihi olayda  o anı yaşıyormuş  gibi hissettim.  Bu kitap sayesinde tarihi önem taşıyan olayların ve kişilerin   hakkında kısa kısa  önemli bilgiler öğrendim. 
          14 olayın  hepsinden bahsetmek isterdim ama biraz uzun olur o yüzden bir tane   beğendiğim , bir tane  rahatsız olduğum kısımlardan biraz bahsedeceğim. :D
       
                 "Eldorado'nun keşfi" 
   Bu bölümü okurken  en başlarda  oradakilere çok  sinirlendim ve kızdım açıkçası. Ama bölümün  sonuna doğru  sinirden çok hüzün  ele geçirdi ruhumu. Burada ön yargılı olmamayı bir kez daha düşündüm...
                    
         " Bizans'ın fethi"
     Bu kitapla  ilgili okuduğum  çoğu incelemede   bu kısımdan  rahatsız olmuş fakat şöyle bir gerçek var ki. Zaten yabancı    kaynaklar arasında  bile çelişki varken bu kitap olmaması biraz tuhaf olurdu. Bir edebi  kitap okuyormuş gibi düşünerek öyle yorumlamak  daha doğru olur sanırım. 
       
         Neyse daha uzun yazmak isterdim ama gerek yok aslında çünkü her bir bölümü çok güzel.  En sevdiğim kısımlardan biri de  Dostoyevski bölümüdür.  Kitaplarına  hayranım ve Stefan da her zamn ki gibi güzel anlatmıştı. Dostoyevski  anlamak çok zordur ama hissetmek  anlamaya rağmen  daha  kolaydır...
         Okuduğum  ilk tarihi kitap oldu. Pek okumadığım bir tarz bu o yüzden beni zorladı ama  kitap genel olarak çok güzel.  Tavsiye eder miyim ?  Tabiki ederim okurken bir çok yeni bilgi   öğreneceksiniz. Kitabın içindekilerin çok bahsetmek istemedim çünkü  okumak isteyenlere  sürpriz  kalsın istedim , birazda heyecanlanın  yani :D
 
 Bir yanlışım varsa  affola ,
   Okuyalım ve okutalım
   İyi okumalar,  kitapla kalın....
319 syf.
·27 günde·9/10 puan
Spoiler...
Yaklaşık 14 kısa denemeden oluşan bir eser
Bunlardan 4 tanesini sizlerle paylaşmak istedim. Biraz uzun ama bu da böyle olsun istedik. #37530419


Kerkaporta kapısı, bu kapı, bir çağın kapısını açan bir kapı. Dünya tarihinin akışını kesin biçimde değiştiren bir kapı.
Defalarca fethedilmeye çalışılıp ama alınamayan bir yerin kapısı.

"Bazen çok büyük başarılar çok gizli ayrıntılardan elde edilir."
#53244450
"Bazen de pek büyük savaşlar umursanmayan noktalardan kaybedilir."

Evet İstanbulun fetihinden bahsediyorum
Bizansın çöküşüne sebep olan bir kapıdan. Hayatları boyuncra unutamayacakları bir kapı. Bizans'ın Düşüşü sadece bu kapıdan bahseden koca bir eser. Olayı birazda kitabın diliyle görelim:
#54729809
______________________________________
Georg Friedrich Handel:
İçindeki yaşama isteği ölüme meydan okudu.
Syf. 76
Öbür dünyadan geri dönen adam.
#53308386
Hastalığın üstesinden gelip yaşama geri dönen bu adam, hiç vakit kaybetmeden müthiş bir çalışma temposu ve istekle yaşama ve müziğine sarıldı.
İlk başlarda çalışmalarının hakkını alamayan sanatçı her şeye rağmen devam etti kimi zaman isyan etti gelen her teklifi kabul etmedi ama müzık ve içindeki sanatçılık aşkı onu bitmişlikten zirveye taşıdı. Yaptığı The Messiah eseri konserinde elde ettiği tüm gelirleri hastalara ve mahkumlara bağışlar ve derki: çünkü bende bir zamanlar hasta ve mahkümdum.
Daha sonra tekrar hastalanan Handle bütün bedebsel işlevini kaybeder artik ne işitir nede görür...
Dirilişi sonsuz yaşama dönüşeceğinden emin olmak için dirildiği günde ölmek istiyordu. Ve öyle olur...
https://youtu.be/usfiAsWR4qU
(Bunu kessin dinleyin)
___________________________
Goethe:
Size yetmiş dört yaşında olan bu adamın on dokuz yaşında bir kıza aşık olup evlenmek istediğini söylesem şaşırır mısınız? Evet Gothe, Ulrik von Levetzow kızı Ulrik'e aşık olur.
Peki dünya, bu davranışı nedeniyle kendisiyle alay etmeyecek miydi?
En güzel şiirlerini bu dönemde yazan Goethe pek çok şiirini Ulrike'ye olan aşkını dile getirmekle yazar.
Bir şiirini okuyayım sizlere:

"Kalbimin saflığında bir özlem çırpınıyor,
Daha yükseğe, daha güzele ve bilinmeyene
Şükran duygusuyla ve isteyerek kendini vermek için,
Ebedî adsız sırlarında çözülüyor;
Bizler bunu dindarlık deriz! Ve ben şu anda
İşte böyle bir yüksekliğe ulaşmış, o yüksekligin önünde durmaktayım."
Syf.139
Sonunda bütün acılarının üstesinden gelir ve bu ondokuz yaşındaki "kızcağızla" evlenip ortak bir yaşam kurma düşü sona erer. Ve kendini yalnızca eserlerine verir
Ve bütün dünyadan özenle sakladiğı Faust'a başlar...
_________________________________
Eldorado'nun keşfi,
Suter:
Eskiden kaliforniya adını fransisken misyonundan alan bakımsız bir balıkçı kasabası, hatta yeni kıtanın tarıma açılmamış bereketli toprakları ortasında uzayıp giden meksika ilinin başkenti bile değildi bir şey oldu ki burası böyle değerlendi ama neee?
"Şansız ve tahlisiz Surte"
Surte kaliforniyanın bu kurak topraklarına bir şekilde gider ve koca bir çiftlik değil bir cumhuriyet kurmak ister ve on yıllığına anlaşıp bir "Yeni Helvetia" kurmak ister ve yapar, akla hayale sığmayacak kadar imar işlemleri yapar. Bentler, köprüler ağaçalar kanallar ve o kadar ilerler ki Surte, birkaç yıl içersinde dünyanın en zengin adamı olur. Taa ki uğursuz kazma vuruşu gelene kadar. Surterin doğramacısı James W. Marshall heycan içinde Surte'ye yaptığı kazıda altın bulduğunu söyler ve birlikte çiftliğe gider altın olduğu doğrulanır.
Bu söylenti bütün bir şehri kuşatır. Herkes işini gücünü bırakıp altın arama hastalığına kapılır. Bütün şehrin dengesi bozulur hayvanlar ilgisizlikten ölür çoğu şey talan olur. Bu söylenti avrupaya kadar gider ve alıntın meraklıların eşkiyaların ilgisini çeker, akınlar kaliforniyay doğru olur. Altın arama koşulu o jadar aşırı gitmişki artık talan etme yağmalama seviyesine kadar gelir Surtenin malına evine eşyalarına saldırı olur ve o koca dünya zengini Surte çok kısa zamanda fakirleşir. Surte o şehirden kaçar ve kendi ailesi ve çocuklarıyla bir yere giderler. Oğluna hukuk okutup haklarını alması için yardım eder yaptığı haklı şikayetler hukuk üstüğünlüğü ve yardimiyla her meksikalı insandan yüklü miktarda para alınir. Buna dayanamayan halk mahkemeyi basar ve Surtenin ailesini öldürür.
Surte tekrar vazgeçmeyip artık hak aramaktan çok öc almaya çalışır
Ama ne yapsa fayda olmaz çok yaşlanıp bitkin düşen Surte, Senato merdivenlerinde bir dilenci gibi ölür.

"San Francisco, bu kocaman memleket parçası, hâlâ başkasının toprakları üzerinde yükselmektedir. Haklının hakkı hala verilmiş değil."
Syf. 155
360 syf.
Stefan zweig'in daha önce de kitaplarını okumuştum. Anlatım tarzı diğerleri ile benzer lakin bu kitapta birbirinden bağımsız farklı ve önemli olaylar anlatılmış. Tasvirler bence muazzamdı.
Waterloo savaşında kendi iradesini kullanamayan general beni değil ülkesinin geleceğini de çok etkilemiş. Tolstoy'un yaşamının son anları bence etkileyici idi. Tren istasyonunda öldüğünü biliyorduk lakin bunun kendi dileği olduğunu bilmiyorduk.
Bazı bölümlerde insanı sıkılabiliyor. Bu bölüm ne zaman bitecek dediği anlar tabiki oluyor. Çoğu yerde coşku tırmanıyor.
Sanırım çeviriden kaynaklı, utku kelimesi çokça yinelenmiş.
İstanbul'un Fethini de anlatmış Stefan zweig. Bir çok kişinin bu bölüm hoşuna gitmemiş olabilir. Ben bu kitapta ki yaklaşımı daha objektif buldum. Yani kendimiz kendi tarihimize objektif olacak halimiz malesef yok.
Birbirinden farklı ve önemli olayları okumuş oldum.
Çılgınca işleri kendinde o cesareti bulabilen insanlar gerçekleştiriyor sanırım.
Herkes okumalı bence.
319 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
***Ekle Ekle Ekle***

İşe gidiş gelişlerde ve uyamaya yarım saat kala okudum eseri. İş yerindeyken bütün gün aklımda olan bir kitaptır.

Her insanın hayatında bir dönüm noktası vardır. Bu dönüm noktası başarıya giden yoldaki en önemli kavşak da olabilir başarısızlığa giden yoldaki kavşak da. Zweig 12 önemli insanın (Fatih Mehmet-İstanbul' un Fethi de var) hayatlarındaki bu önemli kavşakları, parlayan yıldızlara benzetir.

12 muazzam olay, 12 başarı öyküsü, antoloji sofrasında birbirinden güzel 12 farklı meze...

Özellikle okyanus altına kablo döşeme fikri beni derinden etkiledi. Zira ülkemizde günümüzde bile böylesi idealist fikirleri destekleyecek insanları bulmak bana o kadar imkansız geliyor ki. Ama 1800 lü yılların Avrupasında okyanus altından kablo geçirme fikri defalarca başarısızlığa uğramasına rağmen yine de kaynak yaratılabilmesi (: güldürdü de ağlattı da anlayacağınız...

Zweig' ın en farklı, en eğlenceli ve en öğretici kitabıdır kanımca (:

~~Keyifli okumalar~~
~~Kitapla kalın~~
576 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Stefan Zweig bu defa karşımıza deneme ile çıkıyor. Hikayeleriyle ünlü olan Zweig bu kitapta da oldukça başarılı. Kitapta 14 önemli olayı anlatıyor ve en iyi bildiğim olaylarda bile yeni bilgiler edindim. Onur duyduğum İstanbul fethinde tek bir hata buldum ( en azından benim aldığım tarih dersi öyleydi) fetihle birlikte Bizans halkını kiliseye sığınan insanları zorla dışarı çıkarmış ve yaşlıları öldürmüş, genç olanları elleri ve ayakları bağlanıp esir pazarında satmış oldukları. O zamanlar esir pazarı olmadığını arkadaşımdan öğrendim. Ve bildiğim kadarıyla merhametli olmak kanımızda var.
Ama Zweig 'ın Fatih Sultan Mehmet' e hayran olduğunu da sezdim cümlelerden. Kendinizi zaman yolcusu gibi düşünüyorsunuz açıkçası. Kitapta Cicero, Dostoyevski, Tolstoy, Lenin, Wilson gibi insanlığın kaderini değiştiren en önemli isimleri derlemiș. Muhteşemdi. İyi okumalar dilerim herkese.
360 syf.
İnceleme yapmayı çok istediğim bir eserdi.
Çok emek vererek bir inceleme yazdım fakat bir geri tuşuna basmakla tüm emeğim yok oldu.
Çok üzgünüm ve kitap hakkında içim dolu dolu kaldım.

Kısaca şunları söylecek olursam ;

Edebî ve tarihsel şölen...

Zweig kesinlikle sadece kısa öykü kitaplarıyla kalmamalı zihinlerde ve yüreklerde.

Bu unutulmaz ve çok özel kitabı yorumlarda okumayarak efsunlu iklimini yudum yudum içerek ruhunuza katın.
Şeyma Demirhan
Şeyma Demirhan İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar'ı inceledi.
360 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Stefan Zweig,
Okuduğum üçüncü eseri şimdiye kadar neden okumadığımı düşünüp duruyorum, Psikolojik olarak insan evrelerini bu kadar iyi betimlemesi, karakter yaratma ve karakterlerin ruhsal gerilimlerini tasviri beni fazlasıyla etkiledi. Fırsat buldukça bütün eserlerini okumayı planlıyorum. Her zaman tarihte önemli şahsiyetlerin hayatlarına dair ufak da olsa bilgi öğrenmek istemiş ama bir türlü fırsat bulamamıştım, bu eser benim eksiklerimi azda olsa kapatmış bulunmaktadır. Dünya tarihinde önemli anların gerçekleşmesine sebeb olan bir çok değerli şahsiyetin hayatına dair, ufak bir gezintiye çıkmış bulundum. Ama Fatih Sultan Mehmet Hanı anlatırken benim kuruntum mu bilemedim objektif olduğunu düşünmedim, daha çok hırslı bir diktatörlükten bahşediyormuş hissine kapıldım. Tabi bu benim kuruntum da olabilir. :)
İnsanlığın yıldızının patladığı anlar Stefan Zweig'in söylemi ile Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate ve çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı böylesine trajik ve yazgıyı belirleyici anlara, bireylerin yaşamında ve tarihin akışı içinde çok ender rastlanır. Ben böyle anları, ‘’insanlığın yıldızının parladığı anlar’’ diye adlandırdım; çünkü onlar, tıpkı yıldızlar gibi hiç değişmeden geçmişin karanlığına ışık tutmaktadır.
Her insanın yıldızının parladığı anlar vardır ve o anların farkına varıp mücadele ederse hayatında önemli anlara sebeb olacağını, tarihin değişimini bu anlara bağlandığını insanlık tarihi olmasa bile kendi tarihine büyük etki edeceğini belirtmiş. Okurken mücadele etmeyi, dayanmayı, vazgeçmememiz gerektiğini bir kez daha anladım. Her insan hayatında kaçırdığı birçok fırsat için hayıflanır durur. Kaçırılan fırsat küçük bir imkân da olabilir, birçok insanı etkileyecek çap tada olabilir. İşte bu hayıflanma insanın cesaretsizliği, anı değerlendirememesi, hızlı ve doğru karar verememesinin itirafıdır. Bu fırsatı değerlendirecek cesareti gösterdiğimizde geleceğin anahtarı elimize geçmiş olabilir. O anı okuyamayan insanın hayıflanmaya hakkı yoktur zira anahtarı alacak yürekliliği gösteremediği için kendi kaderini başkasına vermiş olacaktır.
Hepinize keyifli okumalar dilerim.
Sevda
Sevda İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar'ı inceledi.
319 syf.
Kitap 14 tane denemeden oluşuyor. Hepsinin ortak özelliği çok küçük bir olayın dünya tarihini nasıl değiştirdiği ile ilgili.
Kendi tarihimiz olduğu halde pek bahsedilmeyen, açık unutulan Kerkaporta  kapısının bir çağı değiştirmesi, Napoleon'un küçük bir hata yüzünden imparatorluğu kaybetmesi, Pasifik okyanusunun keşfi gibi tarihte çok önemli yeri olan olayların insan psikolojisini de içine katarak yorumlamış Zweig.
.
.
Çok etkileyici ve geçmişte yaşananlar hakkında bilgilendirici bir kitap.
.
.
Kitap: 9/10
Kapak: 9/10
Çeviri: 10/10
319 syf.
·5 günde·Puan vermedi
İncelememin tamamını okumak isterseniz;
https://adastraperaspera2.wixsite.com/...-stefan-zweig

Kitabın Alt Başlıkları

· Ölümsüzlüğe Kaçış (Pasifik Okyanusu’nun Keşfi, 25 Eylül 1513)
· Bizans’ın Fethi (29 Mayıs 1453)
· Georg Friedrich Handel’in Yeniden Hayata Dönüşü (21 Ağustos 1741)
· Bir Gecelik Dahi (Marseillaise, 25 Nisan 1792)
· Waterloo’da Dünyayı Değiştiren An (Napolyon, 18 Haziran 1815)
· Marienbad Ağıdı (Goethe, Karlsbad’la Weimar Arasında, 5 Eylül 1823)
· Eldorado’nun Keşfi (J.A Suter Kaliforniya, Ocak 1848)
· Kahramanlık Anı (Dostoyevski, Petersburg, Semyonovski Meydanı 22 Aralık 1849)
· Okyanus’u Aşan İlk Söz (Cyrus W. Field, 28 Temmuz 1858)
· Tanrı’ya Sığınış ( Lev Tolstoy’un Tamamlanmamış Dramı, ‘’Ve Karanlıkta Bir Işık Parlıyor’’ İçin Bir Sonsöz 1910 Ekim Sonu)
· Güney Kutbu İçin Mücadele (Kaptan Scott, 90. Enlem, 1912)
· Mühürlü Tren (Lenin, 9 Nisan 1917)
· Wilson Başaramıyor


Zweig, trajik hayatıyla oldukça bilinen roman, öykü, tiyatro, deneme, şiir, seyahat, anı türlerinde birçok eser vermiş gitgide daha da popülerleşen yazarlardan birisi. Genellikle öyküleri popülerdir, ki ben de bugüne kadar toplamda on öyküsünü okudum. Kendisini sadece öykü yazarı olarak bilen bu yüzden bu kitabını alıp okuyanların bu kitabı seveceğini düşünmüyorum zira bu kitap öykülerinden oldukça farklı olarak deneme inceleme türünde yazılmış.

....



Ölümsüzlüğe Kaçış, Vasco Nunez de Balboa’nın Pasifik Okyanusu keşfinde yaşadıklarını, Bir Gecelik Dahi, Fransız Ulusal Marşı Marseillaise’in nasıl yazıldığını, Waterloo’da Dünyayı Değiştiren An, Napolyon’un savaşı nasıl kaybettiğini, Okyanusu Aşan İlk Söz, okyanusun altına telgraf hattının döşenmesi sırasında yaşanılan zorlukları, nasıl başardıklarını ve nasıl başaramadıklarını, Tanrı’ya Sığınış, Tolstoy’un tamamlanmamış dramı Karanlıkta Bir Işık Parlıyor için Zweig’in son sözü, Tolstoy’un ölümünün ardındaki gerçekleri anlatıyor, ‘sefalet’ içinde tren garında öldüğünü biliyoruz ama malından, mülkünden ve ailesinden nasıl vazgeçtiğini, olayların nasıl geliştiğini anlatıyor. Ve benim en sevdiğim ama keşke daha uzun, daha ayrıntılı olsa diye yakındığım Mühürlü Tren, Lenin’in İsviçre’den Rusya Çarlığı’na Ekim Devrimini başlatmak için gidişini anlatıyor.


....
Sürekli olarak kitlelerin özgürlüğünü savunmak mümkün değildir, insan her zaman kendi içsel özgürlüğünü savunabilir sadece.
Stefan Zweig
Sayfa 243 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752444768
Kitabın türü:
Çeviri:
Tuğçe Koças
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
“İnsan hayatında çok nadiren alçakgönüllülük gösteren o büyük an, kendisinden yararlanmasını bilmeyenlerden son derece korkunç intikam alır. O büyük an, ürkekleri aşağılamayla geriye iter ve yeryüzünün bir başka tanrısı olan yılmayan yaradılışları ise, ateşli kolları arasına alıp kahramanların gökyüzüne yükseltir. O bir tek saniyeyi, layık olmadığı halde kendisini kadere söz geçirecek yere yükseltmiş o saniyeyi, hiçbir şey bir daha geri getiremez.Şans, çok sevdiklerine karşı bile her zaman cömert değildir ve ilahların, ölümsüzlere unutulmaz işler başarma imkânını bir defadan fazla verdikleri az görülmüştür.”

İkinci Mehmet’ten Händel’e, Yüzbaşı Rouget’den Napolyon’a,Goethe’den Dostoyevski’ye, Tolstoy’a, Lenin’e yaşanmış öykülerde insanlık tarihini değiştiren o ana tanıklık edeceksiniz.

Kitabı okuyanlar 2.916 okur

  • Çağatay aslan
  • YAVUZ SELİM ÇİMEN
  • Ayşegül
  • hayrunnisa kıbrıs
  • Büşra Genç
  • rastorgoyef
  • Deniz
  • Birgül kantar
  • yunus emre özdemir
  • Gökhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.3 (12)
9
%2.1 (20)
8
%2.8 (26)
7
%2 (19)
6
%0.5 (5)
5
%0.8 (8)
4
%0.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları