İntibah

Namık Kemal

Yorumlar ve İncelemeler

Spoiler!!!!!!
7/10
·136 syf.··
2025 23. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2025 23:36
dilini olay örgüsünü sevdim ama karakterleri pek sevemedim. kötü çok kötü, sadık çok sadık. erkek de bildiğiniz gibi erkek... eğer kitabın sonunda, ali yüzünden canından olan kadınlarla beraber o da geberip gitseydi on puan verirdim.
İntibahNamık Kemal · The Kitap · 202249,2bin okunma
8/10
·136 syf.··
2023 5. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2023 00:57
Namık Kemal’ in okuduğum ilk kitabıydı. İlk başlarda biraz beni sıksada devam ettim. Sonradan olaylar gelişince merak ettim. Ali Bey’in son durumu içler acısıydı. Burda beni sinirlendiren durum o anki öfkeyle Ali’nin cariyesini sorgulamadan kulaktan gelen bilgilerle hayatlarını mahvetmeleriydi. Öfkeyle kalktı tüm hayatını zarara soktu. Çıkardığım ders başımıza gelen olaylara sakince yaklaşmak ve duyduğumuz şeyleri araştırıp kişiler ve olaylar hakkında öyle hüküm vermek. Yoksa dışardan her duyduğumuz laflara inanıp hayatımıza yön vermeye çalışırsak hem bize hem çevremizdekilerin zararına olur. Haksız yere kalp kırarsanız bir gün o kırdığınız kalbin bir parçası muhakkak sizede batacaktır. İyi okumalar.
İntibahNamık Kemal · The Kitap · 202249,2bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2023 7. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2023 18:18
Namık Kemal’in ilk edebi romanı, benim de okuduğum ilk eseri oldu. Roman konusu itibariyle Aşk-ı Memnu’yu anımsattı, oldukça hüzünlü tam bir Türk klasiği. Edebi dilini,tasvirlerini, benzetimlerini, özellikle Çamlıca’yı anlattığı kısımları sevdim diyebilirim. “Öyle ki siması ve endamı bir ilkbahar sefasının sabahı içinde henüz şafaktan kurtulamayan güneşi andırıyordu…” “Toprak üstündeki çiğ damlaları güneşi görünce havaya karıştığı gibi, benim de yüzünüze bir kere bakınca gönlüm bütünüyle yükselmeye başladı.”
İntibahNamık Kemal · The Kitap · 202249,2bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2024 4. kitabı
Namık kemalin ilk kitabını okudum ilk başlarda bi bulunduğu bölgeyi bir dostoyevskinin suç ve ceza kitabındaki gibi mermer aralarına kadar anlatımına benzetsemde buradaki okurların yorumuna tutundum kitabı bırakmamak için elimden... iyikide bırakmamışım diyorum kitap belli bi yerden sonra çok akıcı ve ne olacak merakı ile okudukça okutan bi tip tavsiye ederim Herkes öldü! Zaten hepimiz ölmeyecekmiyiz bir gün hayırlı ölümlerin olması dileğim.. Hanımefendi ne yapsada oğlunun vefasızlığı yuzunden öldü.. Mahpeyker Aşk sandığı hırsı yüzünden öldü.. Dilaşub guzelim sevdasından öldü.. Ali bey ise yaptıklarının azabından kahrından öldü.. İnsan ne icin yasar..ne olurda ölümü bekler.. beni burada hüzünlendiren dilaşub'tu ya sevdigi adamin kollarına gitmeyi bekliyordu. yada gidemeyeceksede bir an önce ölmeyi..sevdiği adam ise icindeki sevgisini aşkını eğlenerek kapatiyordu unutturuyordu bi sekilde kendine..keske unutturmasaydı...
Duygu ve Düşünce
İntibahNamık Kemal · The Kitap · 202249,2bin okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2024 13:16
" İnsan her adımını mezardan uzaklaşmak için atar. Yine de bir adım attıkça mezara giderek yaklaşır. Nitekim her nefesini hayatı uzatmak için alır. Yine de her nefeste hayatından bir nefeslik zaman azalır." gibi iddialı ve can alıcı bir pasaja sahip bu eseri daha önce neden okumadığıma şaşırdım. Eski eserlerdeki sıcak ve samimi duyguyu daha ilk cümlelerden hissettiren bir kitaptı. Her bölüm başında verilen beyitler herkesin kendisinde bir şeyler bulabileceği cinstendi. Son sayfalara doğru duygusal yoğunluğu fazlaydı ama çok güzeldi. Benim gibi okumakta geç kalmış olanlara tavsiye ederim.
Edebiyat & Roman
İntibahNamık Kemal · The Kitap · 202249,2bin okunma
Son Pişmanlık fayda etmez.
Puan vermedi·256 syf.·
Beğendi
·
2023 5. kitabı
İntibah diğer adlarıyla Son Pişmanlık veya Sergüzeşt-i Ali Bey, Namık Kemal‘in, ilk kez (Sürgün zamanı)1876’da yayımlanan bir romanı. İntibah, Türk Edebiyatı tarihinde ilk edebi roman olarak değerlendirilir. Yazar, romana “Son Pişmanlık” adını koymuştur. Döneminde yapılan yayınları denetleyen Maarif Vekâleti, romanın başlığını yazara danışmaksızın “İntibah: Sergüzeşt-i Ali Bey” (Uyanış: Ali Bey’in Macerası) olarak değiştirmiş, bazı kısımları sansürlenmiştir. Romanın özgün metni bu nedenle günümüze ulaşmamıştır. Kitabın her bölüm başında bulunan Divan edebiyatı şairlerinden bir beyitin yer alması Osmanlı kültürüne yapılan atıfın örneklerindendir. Ali bey'in Mahpeykerle tanışması olan yer Çamlıca, kitapta çok güzel tavsir edilmiştir. Okuduğunuzda gözünüzde canlanacak şekilde betimlenmiştir. Ali bey varlıklı aileden gelen öğrenimi iyi olan biridir. Çamlıca'da olduğu sırada Mahpeykere vurulur oysa mahpeyker sanıldığı kadar masum biri değil meşrebi geniş biridir. Bu hikayede olan; saf,masum ve terbiyeli olan Dilaşüb'a olmuştur. Ona yargısız infaz yapan Ali'ye o kadar aşık olur ki onun uğruna canından olur. Bu olaydan şunu çıkarabiliriz körü körüne bağlandığımız tutkularımız gerçekleri görmemizin önüne geçer. Ani sinirle aldığımız kararlar sonucunda çoğu zaman yanlış kararlar veririz. Ve bu karardan dönmemiz zor olur. Kitabında sonunda dediği gibi son pişmanlık fayda etmez.
Edebiyat
İntibahNamık Kemal · Kırmızı Kedi Klasikler · 202249,2bin okunma
8/10
·142 syf.··
2022 86. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2022 18:27
Ziyadesiyle etkileyici bir önsözle başlayan bu eser daha ilk satırlardan kazandı beni. "Kırların her tarafında kendisini gösteren manevi zevke, belki ruh bulmuş, cisimleşmiş neşe denilse, abartılmamış olur." İlk sayfada karşıma çıkan bu alıntıyla (komple girişle) kışın başında içimde vakitsiz bir bahar hasreti uyandırması pek hayra alamet olmasa da bahara olan aşkımın kelimelere dökülmesi de bir ihtiyaçtı. Böyle bir kalemden şimdiye kadar uzak kalışımda belki ayıp belki de nimetti. Cümlelerin büyüleyici etkisi beni ele geçirdi. "İnsanın içini dışına çıkarsalar.." içini okumuşda, zayıflığını gözler önüne sermiş gibi bir marifet. Gerek Ali Bey'in saf temiz mizacına; gerekse Mehpeyker'in dışı süslü içi karanlık tabiatına bizzat şahit olmuşum gibi hisse kapıldım. Ali Bey'e ordan kaç demek beyhude olurdu. Ve beyhude de oldu.. Tabiatını iyice anladığımız gibi bir şeye kafayı taktı mı sonuna kadar giderdi. "Mehpeyker'in eğilimi her zaman bayağı zevklere, Ali Bey'in eğilimi ruh gibi yüce zevklereydi." aralarındaki farkı çok açık gösteren bir cümle oldu. Kalbiyle geleni zehirle karşılamanın sonucunu merakla okumaya devam ettim. Güzelliğe müptela, meftun olmuş bir insanın her türlü ezaya üstüne davetiye çıkarmış olduğu da bir gerçek. Mehpeykerler zehirse, Ali Beyler de zehirin gönüllü içicisi demekten de kendimi alamıyorum. Başına ne gelse müstehak. Yine kendiyle konuşturan bir eser oldu velhasıl. Ali Bey'e takılan 'Erdem' yakıştırması hakkında da bir kaç kelamım olacak: hiç kimse sınanmadığı erdemin sahibi de olamaz. Bir çok yönden üstünde durup düşündürecek, türlü çıkarımlarda bulunduracak, cümleleri de ustalıkla mahir bir elden çıkan bir eser. Tavsiye olunur.
Edebiyat
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,2bin okunma
10/10
·142 syf.·
2024 119. kitabı
Dikkat!… spoiler içerir. Ah Ali Bey’ciğim, tamam iyisin hoşsun, eğitimlisin, kültürlüsün, yakışıklısın, aristokrat bir aileden geliyorsun, keşke biraz da muhakeme yeteneğin olsaydı… Aşiftelikte müseccel marka Mehpeyker!… Şimdi oralardan bir yerlerden çıkıp gelsen, karşıma dikilsen, sana söyleyecek bir çiftten çok daha fazla sözüm olurdu. Siz deyin aforizma ben diyim veciz sözde zirve yapmış güzel Türkçemizin bağrından kopmuş bu cümlelerinin üzerinde biraz olsun düşünmeni tavsiye ederim !… Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste! (Çıktı) Eden bulur! (Buldu) Yarına kalır ama yanına kalmaz! ( Yarına bile kalmadı) Cennet ucuz değil, cehennem dahi luzumsuz değil! Ah Dilaşûb; Güzel, zarif, narin ,fedakar,talihsiz kızım, iki elim ,ahirette,sana asla haketmediğin bu sonu reva görenlerin yakasında olacaktır!… Kitap bitti ve ben şu an derin derin nefes alıp vererek nabzımı normal seyrine döndürmeye, gözyaşlarımı dindirmeye çalışıyorum. Edebiyatımızın ilk edebi romanı kabul edilen Namık Kemal’in bu romanını satın alırken , ondan bu kadar etkileneceğim aklımın ucuna dahi gelmezdi.Çamlıca tasvirleriyle tatlış tatlış başlayan hikaye , bi anda bambaşka bir noktaya evrildi ve kendimi kaos, entrika ve dram üçgeninin içinde buldum. Ben bu romanı okumadım, bizzat yaşadım.Beni öyle içine çekti ki ,duygudan duyguya geçtim , kah üzüldüm, kah öfkelendim, zırhımı kuşanıp aralarına karışasım geldi, eski Türk filmlerindeki gibi Ali Bey’ i tutup şöyle bir silkeleyip Beyyy kulun kölen olayım yapma Beyyy diye haykırasım geldi.Son sayfalarıyla da altın vuruşunu yaparak, hadi beni çıkar at içinden atabilirsen , bundan böyle sen ,3 gün önceki sen asla değilsin dercesine yaktı kavurdu. Evet; klasik incelemelerin uzağında duygu odaklı bir inceleme yazmak istedim.Kaldı ki kitap ile ilgili
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,2bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2024 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2024 23:24
Yeniden bir Türk klasiği ile buradayım, artık Türk klasiklerine karşı önyargım tamamen bitti, okurken fazlasıyla zevk aldığım bir eser daha . Karakterlerimiz Ali bey, Mehpeyker, Dilaşup… Hikayemiz bir aşk sarmalını, bu karmaşadan ortaya çıkan intikam hikayesini ve o hazin sonu konu alıyor. Kitaptaki betimlemeler sayesinde İstanbul semalarında gezdim diyebilirim. Anlatımın bu denli akıcı ve resmedici olması resmen o ortamda bulunmamı sağladı. Hikayemize gelecek olursak ; Ali Bey mükemmel bir ailede büyümüş ,saygılı, namuslu, işinde gücünde bir İstanbul Beyefendisi . Mehpeyker ise bu durumun tam tersi; her erkeğin kolayca elde edebileceği, tüm hayatı bu denli eğlencelerle geçmiş birisidir. Dilaşup, ah canım Dilaşup… Güzelliği dillere destan, namuslu, ahlaklı bir cariye idi. Bu aşk üçgeninin hayatlarını yok edecek bir hale bürünmesi ile hikayenin sonu yürek dağlıyor demek doğru olurdu galiba. Eseri okurken sonuna kadar normal bir akışta iken son 30-40 sayfasında hayret ve üzüntü içinde okudum. Ve kitabı bitiren o söz; “ Meşhurdur ki son pişmanlık fayda vermez.” Okumanızı tavsiye ederim, akıcı ve kısacık bir eser, tadımlık niyetinde diyebiliriz. İyi okumalar dilerim…
İntibahNamık Kemal · Koridor Yayıncılık · 202049,2bin okunma
Erkekler namuslu olduklarında kadınların namus sorunu olmayacaktır!
10/10
·142 syf.··
2023 105. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2023 22:22
Sevgili okurlar, İntibah eseri Türk Edebiyatında oldukça önemli görülen eserlerden bir tanesidir. Bu eserin bu kadar önemli olmasının nedeni ilk edebi roman olarak bilinmesindendir. Açıkçası bu durum içimdeki merak duygusunu uyandırdı ve neden bu eseri okumuyorum diye kendi kendime sordum. Günün sonunda iyi ki okumuşum dediğim eserlerden bir tanesi oldu. İsterseniz roman içeriğine geçelim. Ali Bey, yirmilerinin başında iyi eğitimli zengin bir aile çocuğudur. Ne yazık ki babasının vefatından sonra Ali Bey yeni arayış içerisine girecek ve bu arayışın sonucunda Mehpeyker isimli hafifmeşrep bir kadına aşık olmasıyla olaylar ilginç bir hal alacaktır. Açıkçası Ali Bey’in namusa bu denli önem verirken neden Mehperker’in geçmişini bildiği halde zavallı Dilaşub isimli cariyeyi boşu boşuna namus davası yüzünden harcamasına bir anlam veremedim. Hadi bir hata yaptın neden sorgulamadın? Bana kalırsa Ali Bey, neyi sevip neyi sevmediğini bilemeyecek kadar toy bir delikanlı. Yine de takdir edeceğim bir şey var o da eğitimsiz olmasına rağmen Mehperker’in zekası. Bu kadının kötücül bir zekası olmasına rağmen kitaba renk veren karakterlerden biriydi. Açıkçası Ali Bey’den daha çok sevdim. Ali Bey'i sevmeme nedenim ise neyi sevip neyi sevmediğini bilmeyen insanlara katlanamıyor olmamdan. Özetle bu kitaba mutlaka bir şans verin derim.
Edebiyat & Roman
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,2bin okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Namık KemalYazar · 58 kitap
Namık Kemal (d. 21 Aralık 1840, Tekirdağ, ö. 2 Aralık 1888, Sakız Adası) Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon’a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım’ı Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü. Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul’a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi’ne devam etme fırsatı buldu. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars’ta görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal’e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya’da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi. 1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odasında stajyer olarak memurluğa başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdülatif Paşa’yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım’ın Kocamustafapaşa’daki evinde yaşadı. Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Beyin öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Beydir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbirden ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi’ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul’a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul’a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet’i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü. Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı; Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de "İbret Gazetesi"’ni çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti. Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşanın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Beye burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu’da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal Mağusa'ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos'a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka'ya sürüldü. Namık Kemalin Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa'da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrısta vermişti. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat’ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit’in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2,5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli'de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşayı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909'da sadrazamlığa kadar yükselmiştir. 1879'dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türklerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu. 1882’de Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Mağusa’da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi. Namık Kemal’in Midilli’de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos’ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu. Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 47 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için hâlen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır.. Namık Kemal’in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem’i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım’ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.