Kadınlar Tekkesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.015
Gösterim
Adı:
Kadınlar Tekkesi
Baskı tarihi:
Ağustos 2010
Sayfa sayısı:
702
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751030252
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
"Bahçıvan demir kapının iki kanadını açmıştı; çamurlukları hasırdan, üzeri tenteli ada tarzı araba birden içeriye büküldü; kira arabalarına kapı açılmazdı. Fakat Prenses'in misafirine hürmet olarak bahçede yarı yola kadar geldiğini gören arabacı, arabayı tam ev sahibesinin hizasında durdurdu.

İşte Şeyh! Uzun boylu, sivri sakallı, sırtında karyağdılı bir geniş pardösü, başında gri renkte fötr şapka, şık bir adamdı bu... Arabadan derhal genç bir hareketle atladı; şapkası elinde koştu, Prenses'in elini filmlerde gördüğü, hoşlandığı şekilde, zarifçesine eğilerek hürmetle öptü."
-Refik Halid Karay-

Cumhuriyet döneminin ilk yıllarından başlayarak çok tartışılmış, zaman zaman istismar edilmiş, yasaklanmış, ancak günümüze kadar var olmayı sürdürmüş bir olguya Kadınlar Tekkesi'ndeki edebi anlatım ustalığıyla dikkatimizi çeken Refik Halid Karay, romanın temasıyla da "aşk" ve "âşık"lık üzerine düşünmemizi sağlıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
702 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Sabık mektupçu, modern görünümlü evliya, Kıztaşı Tekkesi (Kadınlar Tekkesi) kurucusu Şeyh Baki Efendi ve ona gözü kapalı bağlı, her dediğini lütuf ve ihsan sayan kadınlar topluluğu..
Din ve tasavvuf adı altında yapılan çeşitli merasimler, toplantılar, sohbetler, akıl ve mantığın kabul edemeyeceği ahlak dışı ilişkiler..
Kadınlar Tekkesi tüm bu çarpık ilişkilerin, bozuk düzenin, çıkarlarına göre taraf değiştirenlerin, insanların temel değerlerinin nasıl yok edildiğinin romanı..
Okurken çoğu yerde "Bu kadarı da fazla!" demekten kendinizi alamıyorsunuz..
Edebiyatımızın bilinmeyen, duyulmayan, geride kalmış o kadar güzide eserleri var ki.. Kadınlar Tekkesi de bunlardan biri.. #kzlgezegenöneriyor
702 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Kadınlar Tekkesi hem büyük ve güçlü bir aşkı hem de dinin nasıl insan nefsine alet edildiğini anlatan çok güzel bir roman. Okurken aklıma "adnan oktar"ın bu kitabı okuyup esinlendiğini düşündüm. Kitaptaki şeyh insanları silah zoruyla tutup tecavüz etmiyor ama kadınları etkisi altına alıp onlarla din adına beraber oluyor. İşte son göz koyduğu Neşide her şeyi değiştiriyor. Neşide karakterini o kadar çok sevdim ki. Herkese böyle irade ve merhamet lazım diyorum. Çok heyecanlı ve büyük dersler veren bir kitap. Yedi yüz sayfa dolu dolu geçiyor. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Nadide bir Türk klasiği.
702 syf.
·Puan vermedi
Sabık mektupçuluktan centilmen evliyalığa, orta sınıftan başlayarak yüksek tabakadakilere uzanan HANIMLAR ŞEYHLİĞİ.
Partilerden, gezintilerden sıkılan zengin ve dul hanımların bir de tekke- tarikat yolunu deneyelim diyerek etrafında toplanmasıyla Kıztaşı Şeyhi Baki Efendi olmuş, her taraftan kendisine adak ve hediyeler yağan, şilte atılma merasimi sırasında mürit ve müridelerin ayakta beklediği, atılan pamuklara hanımların yüzlerini, gözlerini sürdüğü bir şeyhlik saltanatı sürmüştü. Taa ki güzellikte ve iradede emsalsiz Neşide ile karşılaşıncaya dek...
700 sayfalık, akıcı bir dille yazılmış, merak uyandıran oldukça sürükleyici bir eser.
Dönemin seçkin muhitlerinde yaşananları ve dinin türlü entirikalara alet edilmesini, yaptığı bir röportajı roman sekline sokarak anlatmış yazar. Çok severek okudum. Türk edebiyatının kesinlikle tanışılması gereken kalemlerinden Refik Halid ve bu eseri de okunması gerekenlerden.
702 syf.
·Puan vermedi
Kadınlar Tekkesi. Refik Halid Karay.
Kitap adından da anlaşılacağı gibi bir tarikatın iç yüzünü anlatmakta: İstanbul'da, tekke ve zaviyeler kanunla kapatılmış olmasına rağmen, tarikatlar gizli kapaklı, farklı kisveler altında yaşamını sürdürmektedir. Şeyh Baki'nin tekkesi, şehrin paralı dullarının bir araya geldiği, Şeyh'e her anlamda hizmet etmek için birbiriyle yarıştığı, dini inançlardan çok Şeyh'in çıkarının ve rahatının ön plana çıktığı bir ortamdır. İstediği her kadını tekkesine ve kendine bağlamaya alışkın Şeyh Baki, tanıştığı genç bir kadını istediği gibi etkisi altına alamayınca, tekkedeki dengeler de birbirine girmeye başlar. Yazarımız da, olup bitenleri bilen, anlayan, tasvip etmeyen ancak Şeyh Baki'nin, hem engelleyemediği hem de kıskandığı yalanlar üzerine kurulu dünyasını dışarıdan izleyen bir kahraman olarak romandaki anlatıcı görevini üstlenmiştir.

Sapkın ilişkiler yumağı içinde, ahlak, inanç, özveri, bencillik, çıkar ilişkisi gibi toplumu derinden etkileyen birçok kavramı da sorgulayan bu eser, yazıldığı yıllardan bu yana hiçbir şeyin değişmediğini, aynı çerçevenin daha da vahimleşen bir yayılma ile toplumu, bu iki yüzlü ve suistimal edici ilişkiler zinciriyle kıskaç altına almış olduğu gerçeğini üzülerek bir kez daha idrak etmek için dahi okunması gereken bir sosyolojik ders kitabı niteliğinde.
702 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kadınlar Tekkesi, Refik Halid Karay'ın 1941 yılında kaleme aldığı romanıdır. Refik Halid, bu romanında dini duyguların sömürülmesi, ahlâki yozlaşmayı ve tasavvuf ile bağlantılı aşk konularını ele almaktadır.
Roman, cumhuriyetin yeni kurulduğu yıllar ile çok partili hayata geçiş yılları arasını kapsayan bir zaman diliminde geçmektedir. Roman, Şeyh Baki adlı zeki, kurnaz ve okumuş bir karakterin cinsel isteklerini yerine getirebilmek için dini duyguları ve ilahi aşkı nasıl sömürdüğü; Neşide adlı namus ve güzellik örneği karakterin tüm bunlara karşı koyması üzerine kurgulanmıştır. Yazar bu romanda cumhuriyet tarihimizde oldukça önemli bir yere sahip olan din olgusunu, tekke ve tasavvuf aracılığıyla sömürmeye çalışan kişileri mizah yoluyla hicvetmektedir.
Eserin kurgusu, karakterlerin -özellikle Şeyh Baki ve Neşide- oldukça başarılı çizilmesi, tekke ve tasavvuf yaşamına ait ayrıntıların zenginliği, dönemin siyasal ve kültürel yaşantısının mirasyediler ve savaş vurguncusu zenginler açısından anlatılması ise eseri daha çok okunmaya değer kılmaktadır...
702 syf.
·6/10
Karay ın okuduğum ilk kitabı Kadınlar Tekkesi. Bu kitapta her ne kadar eski kelimeler olsada Karay ' ın keskin kalemi ve zekasını ortaya çıkaran bu kitap Okunmaya Değer . Kadınlar ve bir din adamı üzerinden dönemin yaşantısını ele almış. Olaylar sizi hayrete düşürüp aslında neyin doğru olduğu veya olmadığı üzerine düşünmeye sevk ediyor. .
702 syf.
·Beğendi·10/10
Her yaşadığımız gün, farkında olmadan kullandığımız kelimelerden bir tanesi, belki de en önemlisinden söz etmek istiyorum. Belki dedim ama aslında benim için en önemli kelimesinden, “İNANMAK”tan. Kelimelerin en büyük güç olduğunu düşünen bir insan olarak şöyle bir “inancım” vardır: Her kelimenin anlam bakımından bir özelliği olduğu kadar, sahip oldukları bir ruhları da bulunduğu...
Anlam ile başlayacak olursak, tabii ki başvurulacak en sağlam kaynağa, TDK’nın yayınladığı Büyük Türkçe Sözlük’e bakalım.
“İnanmak”:
Bir şeyi doğru olarak benimsemek;
Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek;
Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek;
Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek;
Kanarak aldanmak.
Görüldüğü gibi gerçekten de anlam bakımından çok güçlü bir kelime, değil mi? Ama bence asıl gücü, yani anlamının taşıdığı bu güçten çok daha büyük olan tarafı tamamıyla ruhunda taşınıyor. Kendinize olan “inancınızın” hiç olmadığını düşünün. Onsuz neyi başarabilirsiniz? Bir yakınınıza, anne-babanıza/kardeşinize/eşinize/çocuklarınıza olan “inancınızın” hiç olmadığını düşünün. Onları nasıl sever, onlara nasıl güvenebilirsiniz? Bir yaratıcının olduğuna “inanmazsanız” ruhunuzu nasıl huzura kavuşturabilir veya yalnız kaldığınızda kime sığınabilirsiniz? Yaratıcının varlığını yok sayıp evrildiğimizi düşünenler de sonuçta Evrim Teorisi’ne “inanmıyorlar” mı? Sayfalar dolusu örneklerle süsleyebileceğimiz bir güce sahip bu kelimenin, insanoğluna lütfedilmiş ilk his/düşünce/özellik olduğuna dair de bir “inancım” var. Hz.Âdem’e ruhu üflendiğinde tattığı ilk his iman etmek, yani dolayısıyla “inanmak” değil miydi? Veya evrimin ilk insanı olarak tanıdığımız Lucy’nin en büyük düşüncesinin yeme-içme olduğunu göz önüne aldığımızda, hayatta kalabilmek için beslenmesi gerektiğine “inanması” değil miydi?
Bir gerçek daha var ki, bir nesne veya insanın en güçlü tarafı, aslında aynı zamanda onun en zayıf tarafıdır. Bir yapının en güçlü sütununa zarar gelirse, o bina yerle bir olur.
Aynı şekilde bir insanın da en güçlü tarafına bir zarar gelirse, tıpkı bir bina gibi o da yıkılır. Ama binadan farklı olarak insanın yeniden inşaası imkansıza yakındır. Çünkü en güçlü yerinden yıkılan insan yok olur, benliğini ve karakterini kaybeder, değersizleşir ve başkalarının kuklası/oyuncağı olur. İşte bu sebepten dolayı insanlık tarihini büyük yıkımlarla doludur/dolmaya da devam etmektedir. İnsanlar, yine insanlar tarafından hep en güçlü tarafından, daha doğrusu en zayıf tarafından, yani “inancından” vurulmakta, eziyet görmekte, acılara maruz kalmakta, manen ve madden sömürülmektedir. En basitinden aldatılmakta, kandırılmakta, dolandırılmaktadır. Tarih boyunca GERÇEK LİDERLER haricindeki hemen hemen tüm krallar, padişahlar, devlet yöneticileri, din adamları, reisler, şeyhler vs. insanları “inançlarından” vurarak kendilerine çıkar sağlamak, egemenlik kurmak, keyfi üstünlüğünü tesis etmek “inancı” ile başkalarının “inancını” kullanmış ve sömürmüş veya “inançlarına” saldırmışlardır. Ama yine de beşeriyet bunları sadece öğrenilen bir tarih dersi olarak görmekten öteye geçememiş, asıl manada bir hayat dersi olarak görememiş/görememektedir.
Bu yaşanmışlıklardan ülkemizde olan birini de; keskin zekası, edebi gücü, yüksek eleştiri yeteneği, gazetecilikten gelme ince araştırma içgüdüsü ve kelime/cümle sihirbazlığı ile Türk edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Refik Halid Karay , üstün karakter analizlerini de kitabın özüne katarak biz okurlarına anlatmış ve kitabın adını da tam bu yaşanmış olaya uygun olarak koymuş: Kadınlar Tekkesi.
Baki adındaki bir sapık kişiliğin, aldığı yüksek seviyedeki tasavvuf eğitimini, yoldan çıkarak sadece cinsî emellerine alet etmek üzere her tabakadan kadın üzerinde kullanması ve son derece başarılı olması, benim kadar eminim ki sizleri de şaşırtacak, hayret içine düşürecek ve oldukça sinirlendirecektir. Üstelik bu müridelerin yüksek tahsilli, varlıklı, soylu ve devrin yüksek sosyetesinden olmaları ise daha da büyük şaşkınlıklara yol açacaktır. Hükümetin yüksek mercilerine kadar sirayet eden Şeyh Baki, gün gelir öyle bir kadınla karşılaşır ki, tüm mürit ve mürideleri birlik olup bu gencecik, pırıl pırıl, güzeller güzeli ve iman yolunda tertemiz kalbinden başka hiçbir mürşite ihtiyacı olmayan Neşide’yi kirli ellerine alabilmek için varlarını yoklarını ortaya koyarlar. Yoksul, tahsilsiz, annesi ve ablasından başka kimsesi olmayan bir Gürcü kızı olan Neşide, bu kadar büyük güç ve maddi imkanın yanında, sinsilik ve düzenbazlıklara sahip bu şeyh ve tekkesine direnebilecek mi? Tuzaklardan, baskılardan, şiddetten, sapıklıklardan, aldatmacalardan, zehir içeren tatlı sözlerin tesirinden kendini kurtarabilecek mi?
Okunmalı... Kuru kuru değil hem de... Ders niyetine okunmalı... Asıl akla aykırı gelen ise günümüzde bile hala hiçbir şeyin değişmediği, hala bu kişilerin ve onların peşinde koşanların varlığı...

Kendime ve tüm sevdiklerime not: Sakın “inandırılma”; “inandırılıyorsan” bil ki kandırılıyorsun. “İnanmak”için hem aklına hem kalbine danış. Birinde mantığın, diğerinde hidayetin mevcut. Atam’ın da dediği gibi “Dünyada her şey için; uygarlık için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir; fendir. Bilim ve fennin dışında rehber aramak dikkatsizliktir, bilgisizliktir, yanlışlıktır.”

Refik Halid’in bu muazzam kitapta yakaladığı bu zirvenin daha da üzerine çıkabilecek başka yazar var mıdır bilmiyorum. Ama bu zirveyi zorlayacak bir kişi varsa o da bizzat kendisidir diye düşünüyorum. Sağlıcakla...
Refik Halid Karay'ın bu eserini yarım bıraktım çünkü siyasi yaklaşımı edebiyatının önüne geçmişti: evet sözcükler, cümleler aynı diğer kitaplarındaki gibi etkileyici, canlı, güzel... ama kitap bir karalama zihniyetiyle yazılmış, bu kadar kasıtlı karakter karalamak olmaz zira. Kadınlarla gününü gün etmek için elinden geleni yapan, ama bunu dini kimliğiyle çözüveren, insanların dini duygularını sömürerek aslında cinsi ve diğer hislerini tatmin eden kişi ise Kenan Rıfaî'yi temsil ediyor...
702 syf.
·10 günde
Tekke ve zaviyelerin kapatıldığı dönemde harem kuran bir aşık ve maşukları..
Günümüz Adnan Oktar tarikatını anlatmış resmen yazar. Kedicikleri değil "nurudideleri" var başkarakter Baki Bey'in..Kitabı uzattıkça uzatmış yazar, o nedenle biraz sıkabilir.
Okuyacaklara keyifli okumalar
Sevilen bir kadın, kendisini seven erkek bir ifrit bile olsa onu ömrünce gönlünden atamaz, sevgisini unutamaz. Hayatta hiçbir şeyim olmasaydı onun bana olan aşkı yine beni teselli etmeye yeterdi. En büyük teselli aldanmak değildir. Sevildiğini bilmektir.
"Sevilen bir kadın, kendisini seven erkek bir ifrit bile olsa onu ömrünce gönlünden atamaz, sevgisini unutamaz. Hayatta hiçbir şeyim olmasaydı onun bana olan aşkı yine beni teselli etmeye yeterdi. En büyük teselli aldanmak değildir. Sevildiğini bilmektir."
Sevilen bir kadın , kendisini seven erkek bir ifrit bile olsa onu ömrünce gönlünden atamaz, sevgisini unutamaz. Hayatta hiçbir şeyim olmasaydı onun bana olan aşkı yine beni teselli etmeye yeterdi. En büyük teselli aldanmak değildir. Sevildiğini bilmektir.
Sevilen bir kadın, kendisini seven erkek bir ifrit bile olsa onu ömrünce gönlünden atamaz, sevgisini unutamaz. Hayatta hiçbir şeyim olmasaydı onun bana olan aşkı yine beni teselli etmeye yeterdi. En büyük teselli aldanmak değildir. Sevildiğini bilmektir.
"Sevilen bir kadın, kendisini seven erkek bir ifrit bile olsa onu ömrünce gönlünden atamaz, sevgisini unutamaz. Hayatta hiçbir şeyim olmasaydı onun bana olan aşkı yine beni teselli etmeye yeterdi. En büyük teselli aldanmak değildir. Sevildiğini bilmektir."
Sevilen bir kadın, kendisini seven erkek bir ifrit bile olsa onu ömrünce gönlünden atamaz, sevgisini unutamaz. Hayatta hiçbir şeyim olmasaydı onun bana olan aşkı yine beni teselli etmeye yeterdi. En büyük teselli aldanmak değildir. Sevildiğini bilmektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kadınlar Tekkesi
Baskı tarihi:
Ağustos 2010
Sayfa sayısı:
702
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751030252
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
"Bahçıvan demir kapının iki kanadını açmıştı; çamurlukları hasırdan, üzeri tenteli ada tarzı araba birden içeriye büküldü; kira arabalarına kapı açılmazdı. Fakat Prenses'in misafirine hürmet olarak bahçede yarı yola kadar geldiğini gören arabacı, arabayı tam ev sahibesinin hizasında durdurdu.

İşte Şeyh! Uzun boylu, sivri sakallı, sırtında karyağdılı bir geniş pardösü, başında gri renkte fötr şapka, şık bir adamdı bu... Arabadan derhal genç bir hareketle atladı; şapkası elinde koştu, Prenses'in elini filmlerde gördüğü, hoşlandığı şekilde, zarifçesine eğilerek hürmetle öptü."
-Refik Halid Karay-

Cumhuriyet döneminin ilk yıllarından başlayarak çok tartışılmış, zaman zaman istismar edilmiş, yasaklanmış, ancak günümüze kadar var olmayı sürdürmüş bir olguya Kadınlar Tekkesi'ndeki edebi anlatım ustalığıyla dikkatimizi çeken Refik Halid Karay, romanın temasıyla da "aşk" ve "âşık"lık üzerine düşünmemizi sağlıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 48 okur

  • TANSU GÜLSER
  • Ayşen&Erdal
  • Dream bird
  • Şahin Akkuş
  • okan ünal
  • Salih Conker
  • feyza bütün
  • İsimDüşünmüyorum
  • Durdu ozcan
  • S.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%43.8 (7)
9
%12.5 (2)
8
%18.8 (3)
7
%12.5 (2)
6
%6.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%6.3 (1)
1
%0