Bir Hicret Risalesi

Kalbin Sesi

Mustafa Kutlu
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 58 dk.
Sayfa Sayısı:
140
Basım Tarihi:
Nisan 2019
Yayınevi:
Dergah Yayınları
ISBN:
9789759959555
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Kalbin Rehberliğinde Bir Yolculuk
Puan vermedi·140 syf.··
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2025 22:14
Mustafa Kutlu’nun Kalbin Sesi adlı eseri, onun manevi ve kültürel değerlere vurgu yapan anlatım tarzını yansıtan önemli kitaplarından biridir. Kutlu, bu eserinde insanın iç dünyasına, ahlaki arayışına ve kalbinin sesini dinlemesine odaklanır. Eserde, modern dünyanın getirdiği karmaşa içinde insanın öz benliğini nasıl kaybettiği ve buna karşı nasıl bir duruş sergilemesi gerektiği gibi konular işlenir. Kutlu, eserinde insanın maddi dünyanın peşinden koşarken manevi yönünü ihmal ettiğini vurgular. Hikâyelerinde sıkça gördüğümüz gibi, karakterler genellikle bir iç hesaplaşma yaşar ve doğru yolu bulmaya çalışır. Mustafa Kutlu’nun birçok eserinde olduğu gibi burada da geleneksel değerler ile modern yaşamın getirdiği değişimler arasında bir karşıtlık vardır. Yazar, Batılılaşma ve modernleşme sürecinde toplumun nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ele alır. Kutlu’nun en belirgin özelliklerinden biri olan duru ve akıcı anlatım Kalbin Sesinde de kendini gösterir. Yazar süslü bir dil yerine, doğrudan ve samimi bir üslup kullanarak okuyucuyu düşündürmeyi amaçlar. Kitap, insanın aklıyla değil, kalbiyle hareket ettiğinde gerçek huzuru bulacağı fikrini işler. Mustafa Kutlu, bu düşünceyi karakterlerin yaşadığı olaylar üzerinden derinleştirir. Mustafa Kutlu’nun okuyucuya bir hayat dersi sunduğu, kalpten gelen sesin önemini vurgulayan etkileyici bir eseridir. Okuyucusunu içsel bir yolculuğa çıkarması ve samimi diliyle derinlikli bir okuma sunması açısından Mustafa Kutlu’nun klasikleşmiş eserlerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Din
Kalbin SesiMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2019610 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2024 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2024 00:00
Nurettin Topçu'nun vakti zamanında dile getirdiği Ahlak Nizamı'nı geniş boyutta ele alan Mustafa Kutlu hayatın manasını sorgulayarak başlıyor bu Hicret Risalesi'ne. Amentü'ye inananlara sesleniyor, Kanaatkar Toplumu'nun inşaasının kanaat ekonomisi ile mümkün olduğunu anlatıyor. Bunun içinde öncelikle kanaatkar olmamızın islam ahlakının veciz ifadesi "kanaat tükenmez bir hazinedir" düsturunun tüm hayatımızın merkezine oturtmakla mümkün olacağını anlatıyor. Hedefimizin Hakk'ın rızasına ulaşmak olduğunu ne yapmalıyız sorusuna ise önce tevbe etmek imanı tazelemek ve nihayet belki de kitabın yazılma amacı olan "toprağa dönmek" olduğunu anlatıyor. Sanayileşme ile başlayan toplumsal bozulmalar kapitalizmin dayatmaları ile ayan beyan meydana serilmiş durumda. Aslımız toprak, toprağa dönerek belki de ahlak nizamını yaşamımıza aktarabiliriz.
Kalbin SesiMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2019610 okunma
"Allah bes, baki heves."
8/10
·140 syf.··
2020 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2020 17:40
Uzun bir sürenin ardından başarılı ve güzel bir Mustafa Kutlu imzalı deneme. Bayadır ara vermiştim bu tarz (tasavvufi-dini) denemelere ; yazarın net, sade, berrak, diliyle kaleme aldığı bu eser ilaç gibi geldi doğrusu. Değerli yazar eserin başında müslümanlara, Amentü'ye inanan nesile sesleniyor. Ve uzun bir yoldan bahsediyor; kimine göre meşakkatli, yer yer yorucu kimine göre ütopik , akıl dışı, romantik ve kimine göre -Amentü Nesli'ne- inancımızı yaşayabileceğimiz bir "Ahlak Nizamı" bir "Hicret". Yolun sonu Yaradana , özümüze ve toprağa dönüşe varıyor. Bir şehir kuralım diyor yazar; Hududullah'ı aşan tüm yolsuzlukları atalım, Batı'nın dayattığı tüm ahlaksızlıkları, siyasi, ekonomik, toplumsal her türlü baskıyı üzerimizden defedip asıl emredilen ve fıtratımızda olan yaşam biçimine dönelim şeklinde bir çağrı yapıyor biz müslümanlara. Mesela lanet olası kapitalist düzeni eleştiriyor, mesela bilim-teknoloji adı altında ilerleyiş kılıfıyla insanın Hududullah'ı aşması adeta kendini ilah etmesini eleştiriyor. Yer yer dünya malına gönül vermeyi kınıyor, "Cenneti bu dünyada değil öte dünya da kavuşacağız" diyerek maneviyata yönlendiriyor bizleri. Bir yandan pembe bir tablo çizdiğini de söylüyor yazar. Fakat Ahlak Nizamı'na uyanlar bu renge kıymet vermezler. Takva sahipleri için ümitsizlik yoktur , korku yoktur , engel yoktur. Onlar yeri geldiğinde "Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndüremesini biliriz." demeyi de bilir. Böyle bir inanca, imana ; böyle yüce bir Allah'a sahip olduktan sonra kim sefere mani olabilir hem? Ne demişler; "Allah bes , baki heves."
Edebiyat
Kalbin SesiMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2019610 okunma
Puan vermedi·140 syf.·
2020 14. kitabı
Kitap, yaklaşık 30'a denemeden oluşmaktadır. İslami kavramların anlamlarının da bulunduğu , yaşayış, dünya düzeni, iyileşme, toplumsal kalkınma, ortak değerlerle altında birleşme ve hareket etmek, kapitalist ekonomiden kanaat düzenine geçilmesi, maleyani şeylerden vazgeçme, sınırlarını bilme ve ona göre yaşama vb. Gibi konuların işlenildiği kısa hızlı okunan bir kitaptır. Denemeseverler okuyabilir; akıcı duru anlatıma sahiptir.
Edebiyat
Kalbin SesiMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2019610 okunma
9/10
·140 syf.·
2020 22. kitabı
Hayatımızı "HUDUDULLAH" çerçevesinde yaşamamız gerektiğini, müslümanlar olarak 'Ben'den sıyrılıp 'Biz' olabilmenin önemini anlatan, çarpıcı açıklamalarıyla dikkatimi çeken güzel bir deneme kitabı.
Kalbin SesiMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2019610 okunma
8/10
·140 syf.··
2022 23. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2022 20:41
Kitabın asıl konusu insan ve din üzerine yazılı bir denemedir. İnsanların Allahin kanununu hududunu nasıl aştığını ve bunun bi marifet olmadığını vurgular.teknoloji geliştikçe insanlık yok oluyor. Şehirler, makineler imâr edildikçe nesil kayboluyor. Batılılaşma yolunda ilerlerken kendimizi kaybediyo ve gelenek göreneklerimizi unutuyoruz dinimizi hiçe sayıyoruz. Toparlanmalı insan kendini kaybetmemeli... iyi okumalar
Kalbin SesiMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2019610 okunma
Bir Kalbiniz Vardı, Onu Hatırlayınız
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2019 42. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2019 22:33
Ey kalbi olanlar! Ümit ve korku arasında bulunanlar! "Amentüye inananlar" Bu kitap size, bize, hepimize. Dön bir bak. Sen Allah' ın kendi ruhundan üflediği eşref- i mahlukatsın. Sen yükü taşımaya niyet eden, emanete talip olan Sakarya' sın. Böyle sesleniyor Mustafa Kutlu bu defa Kalbin Sesi' nden. Kalb ki "insanın ruhu" dur, vicdanın yurdudur. Vicdan, bize şahdamarımızdan daha yakın olan Allah' ın kalbimizde yankılanan sedasıdır. (sy. 58) Anlatılacak o kadar şey olunca Mustafa Kutlu bazı gazete yazılarını toparlayıp Kalbin Sesi: Bir Hicret Risalesi olarak yayınladı. Bu kez insanın içine, kulluğuna, talim ve terbiyesine, nerden gelip nereye gittiğine atıf var. Dünya an be an değişiyor. Sürekli yenileniyor, büyüyor ve daima ileriye bakıyoruz. İlerlemeye mahkumuz. Sanki vahşi doğada bir ceylanız ve o sabah en yavaş koşan aslandan bile daha hızlı koşmak zorundayız. Eğer koşamazsak hayat hakkımız yok. İşte modern zaman da bize bunu empoze ediyor: ileri, daima ileri. Geride kalan önemli değil. Gelişmeyen, ilerlemeyen hiçbir şeyin burada yeri yok. Halbuki mesele bu olmamalı. Mesele kapitalist bir dünyada sadece tüketmek üzerine kurulmamalı. Kanaat eden insanlar yeniden kanaat edebilmeyi öğrenmeli. ( Huzursuz Bacak ) İnsan yeniden kalbinin sesini, vicdanını dinlemeli ki orası Allah' ın bize seslendiği yerdir. İnsanlık tarih boyunca "hayatın manası" nı arar.  İnanmış gönüller bu manayı bulur, bu kez sıra "ne yapmak gerektiğine gelir". Teşhis ve tedavi. İyi bir tedavi için iyi bir teşhis gereklidir ancak bazen teşhis konulur, tedavi henüz yoktur, araştırılmaya devam edilir. Mustafa Kutlu' nun da  kitapta bahsettiği kadarıyla bir çözüm elbet bulunacak. Şimdiye kadar bulunmamış olması ye' se düşürmemeli. Aksine daha fazla gayret edilmeli. Çünkü mümin kimse ümitvardır.
Kalbin SesiMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2019610 okunma
Kalbin Sesi: Bir Hicret Risalesi
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2019 51. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2019 23:33
LÜTFEN OKUMADAN BEĞENMEYİNİZ. Okumayacaksanız da beğenmeyiniz! “Mustafa Kutlu sadece bir yazar değildir” Kalbin Sesi’nin bilmem kaç yerinde bu cümleyi kurup, sayfanın köşesine bu notu iliştirdim. Evet, Kutlu sadece bir yazar değildir. Dilhâne Dergisi Temmuz 2018 sayısında “Mustafa Kutlu Bizim Neyimiz Olur” başlıklı yazı kaleme almış ve Kutlu’nun, okurlarının hayatlarında nüfûz ettiği yerleri sıralamıştım. Ama eksik yazmışım. Kutlu, bu kitabı ile gösterdi ki; rahat koltuklarına geçmiş, vakıfları, dernekleri, yayınevleri olan, ağzını eğe büze konuşan, karı-kız-erkek demeden karmakarışık ortamlarda Allah’ın âyetlerini tartışan, Rasûlullah’ın güzelim sünnetlerini yok saymak için olmadık yerlere çarptıran prof ya da hocaları köyüne gönderecek cinsten usûllerle, mü’min-muvahhid kimselerin yaşaması gereken hayatın sınırlarını çiziyor ve bu kitabı ile “ârifliğini, sâlihliğini ve fâzıllığını” gösteriyor. Diyor ki: “Kur’an-ı Kerim ferdin Allah’a karşı kulluk görevlerinden, kendine ve diğer yaratılmışlara karşı sorumluluğuna kadar hayatın bütün alanını kuşatan bir rehberdir” ifâde müthiş! ”Onun -Kur’an’ın- gösterdiği yol tüm insanlık ve tüm zamanlar için yürünecek tek yoldur. ‘Evrensel’ kavramından bunu anlıyoruz. ‘Hududullah’ın açıklanması, tebliği ve tatbiki Hz. Peygamber tarafından uygulanmıştır. Bu uygulamaya ‘sünnet’ denir. İtaât, ibadet ve hidayetin ne olduğunu ondan öğrendik. Âmentü’ye inananlar Hz. Peygamber’e inanır. Kur’an-ı Kerim O’nun yolundan yürümemizi emrediyor” Böyle nice ârifâne kelâmı okumaya doyamadım. Kur’an-sünnet bütünlüğünü, Âmentü’yü ve hududullah’ı her yazısında hududu asla aşmadan, edeb içre vurgulamış ve Âmentü’nün esaslarını sık sık ifade etmiş. ‘Ben sadece hikâye yazarıyım’ diyerek tevazuûdan ödünsiz nahif dille ehl-i sünneti, fıkhı, tasavvufu,
Edebiyat
Kalbin SesiMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2019610 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2021 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2021 23:38
İhtiyacım olan konulara değinmiş olmakla birlikte bazı görüşlerinde kesinlikle ortak noktayı bulamayacağım denemeler içeriyordu . Ayrıca benim için siyasi açıdan fazla yandaş bir kitap.
1000Kitap
Kalbin SesiMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2019610 okunma
7/10
·140 syf.··
2020 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2020 02:40
Hayatın manası, insani değerler, özden kopma ve bir taraftan da öze bağlanma çabası, inancımıza uygun yaşam en önemlisi ise asıl gaye hududullahtan şaşmamak çok manidar bir dille anlatılmış. Düşüne düşüne, dinlene dinlene okunabilir. Kalbin Sesi
Kalbin SesiMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2019610 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Mustafa KutluYazar · 53 kitap
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947’de Erzincan’un Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Babası Nurettin Bey, annesi Sulhiye Hanım’dır. Beş kardeştirler. Üç ablası ve bir de kız kardeşi vardır. Mustafa Kutlu ‘nun ailesi ilmiye sınıfındandır. Babası Nurettin Bey rüştiye tahsillidir. Nahiye Müdürlüğü yapar. Anadolu’nun pek çok yerinde bu görevi yürütmüştür. Dedeleri de çeşitli memuriyetlerden gelmedir. Soylarına Hacıyakupoğulları denir. Ailenin bilinen bütün kökleri Erzincan’dadır. Babasının görevi sebebiyle bir yerde bir iki sene kalıp başka bir yere nakilleri gerçekleşir. Babası 1953 yılında emekli olduktan sonra Erzincan’a döner, kahvelerde arzuhalcilik yapar. Babasını 1959 yılında 12 yaşındayken kaybeder. Babası ile pek fazla içli dışlı olamaz. Nurettin Bey tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Eski harfleri çok iyi yazar. Kutlu’nun kendisi gibi Nurettin Bey de babasını 12 yaşında kaybeder. Babanne ikisi erkek, ikisi kız olan çocuklarını kendi başına yetiştirmek zorunda kalır. Mustafa Kutlu ‘nun Annesi Sulhiye Hanım ve babannesi de tam bir Osmanlı Hanımefendisidirler. Eşlerinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. Sulhiye Hanım’ın isminin kaynağı 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. “Sulh” olduğu için ismini Sulhiye koymuşlardır. Çocukluğunda yazları annesinin köyüne gider. Eskiden şehir ve taşra hayatı birbirinden bugünkü kadar kopuk değildir. Erzincan’da mahallelerinin hemen yakınında bir köy uzun yıllar; ahırıyla, mereğiyle, davarı, nahırıyla varlığını korur. Babasının tayin edildiği bir nahiyede ev bulamadıkları için istasyon yakınlarında bir binada kalırlar. Burası Kemah Beylerinden Sağıroğulları’nın Cebesoy İstasyonu’na yaptırdıkları bir dinlenme evidir. Kısa bir süre de karakol binasında kalmışlardır. Bu günlerin hatıralarını Kupa Maçı [Gİ] ve 5492 [AKY] isimli hikâyelerinde kullanır. Burada dumanlı trenler, istasyonlar, demiryolu çalışanları, ıssız tabiat ve hayvanlarla içli dışlı olur. Beş altı yaşlarındayken okula giden ablalarının kitaplarından okuma yazmayı öğrenir. Bu kitaplardaki şiirleri ezberler. Okula gitmeden önce ikinci üçüncü sınıf talebesi kadar bir birikime sahip olur. Babasının ölümü ile birlikte (orta ikinci sınıftadır) zor günler başlar. Annesine yardımcı olmak için birçok iş yapar. Sebze halinde arabadan karpuz indirir, kahvede garsonluk, çadırlarda puantörlük yapar. Yine bu yıllarda uğraştığı iki iş vardır. Biri resim yapmak diğeri futbol oynamak. Mahalli ligde futbol oynar. Mustafa Kutlu – Tahsili Mustafa Kutlu, İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Erzincan’da okur. Ortaokula kadar oturdukları ev deprem sonrası yapılan prefabrik evlerdendir. Buraya elektrik gelmediğinden orta ikiye kadar petrol lambası kullanmışlardır. İlkokuldan itibaren edindiği okuma alışkanlığı, ortaokul sıralarında edebî zevke dönüşür. Edebiyat okumayı düşünür; fakat edebiyatçı olmak gibi bir tasarısı yoktur. Lisede fen kolundan mezun olur. Fen koluna giriş sebebini şöyle açıklar: “Sıra arkadaşımla mahalli bir amatör kümede, aynı takımda top koşturuyoruz. Çocuk kütüphane müdürünün oğlu ve dersleri çok iyi. Ben haytayım, derslerim o kadar iyi değil. O arkadaşım babasının yönlendirmesiyle fen bölümüne giriyor. Fen, yani zor bölüm, ki üniversitede tıp kazansın, teknik üniversiteye falan gitsin. Ben de diyorum ki, “ulan orayı yapamayız oğlum, biz top oynuyoruz, edebiyata gidelim, edebiyat kolay.” O fen koluna gidince ben de onun peşi sıra fen bölümüne gittim. Yani arkadaş kurbanı oldum.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu on üç dersten bitirme imtihanına girerler. Yazılıyı vermeyeni sözlüye almamaktadırlar. Birçok öğrencinin tek dersten kalıp liseyi bıraktığı bir dönemde mezun olabilen iki öğrenciden biridir. (1963) Mustafa Kutlu , Liseyi bitirdikten sonra resme olan hevesi yüzünden Güzel Sanatlar Akademisi imtihanına girmek ister. O güne kadar Erzincan sınırlarına çıkmamış bir taşra çocuğunu Güzel Sanatların “frapan havası” iter. Böylece on yıl uğraştığı resim defterini kapatır. Buraya girmeyişinin bir başka sebebi de taştada bir kılavuzu olmayan, belli bir eğitimden geçmemiş, kendi kendini yetiştiren bir ressam adayının pek bir yere varamayacağını hesap etmesidir. Mustafa Kutlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesine 1964’te kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır. Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Mustafa Kutlu iki arkadaşı ile birlikte Erzurum Halkevi salonunda yağlıboya resimlerinden oluşan bir sergi açar. Burada 30-40 kadar resmi sergilenir. Üniversite üçüncü sınıfa kadar aklında yazı yazmak düşüncesi yoktur. Mustafa Kutlu bir gün Orhan Okay Hoca’nın odasında Hareket Dergisi’nin sahibi Ezel Erverdi ile karşılaşır. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası olur. Çünkü Ezel Erverdi desensiz mesensiz diye eleştirdiği Kutlu’dan desen göndermesini ister. Gönderdiği ilk desenler Hareket’in 28. sayısının kapağını süsler. Sonra bu dergide hikâyeleri de yayımlanmaya başlar. İlk hikâyesi 29 Mayıs 1968’de yayımlanan “O…”dur, hikâye ile birlikte biri kapakta olmak üzere 6-7 deseni çıkar. Üniversitenin son sınıfında Orhan Okay Hoca ile “Sait Faik’in hikâyelerinin resim ve perspektif açıdan incelenmesi” konulu tezini hazırlar. 1968’de okulu bitirir. Mustafa Kutlu – Memuriyeti 1969’da Erzincan’da görücü usulü ile, hayatımın en güzel tevafuku dediği eşi Sevgi Hanım ile evlenir. (Bu evlilikten bir erkek bir kız çocukları olmuştur. ) Evliliği ile birlikte öğretmenliğe başlar. İlk tayini Tunceli’ye çıkar. Dört yıl Tunceli Lisesi’nde çalışır. 1972 yılında İstanbul’a tayin edilir. Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde iki yıl öğretmenlik yapar. 1974 yılında çok sevdiği mesleğinden istifa ederek ayrılır. Hareket Yayınları’nı genişletmek isterler. İstifa gerekçesini şöyle açıklar: “Öğretmenliği çok seviyordum; fakat yine de dergiye ağırlık vermemiz gerektiği için istifa ettim.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu – Yayın Hayatı Mustafa Kutlu, 1968 yılında İstanbul’da çıkan Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi’nde yayımladığı hikâyelerle yayın dünyasına girdi. Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler gibi dergilerde yazdı. “Üniversite yıllarında yazmaya başladım. İlk yazdığım “O” hikâyesinden itibaren bütün yazdıklarımı yayımladım. Bu işi şuurla yürüttüm. Bizim neslin bu sahada ağabey, hoca, arkadaş kabilinden mürebbisi yok sayılır. Kendimi yetiştirdim. Bu açıdan ilk hikâyelerimin yayınlanması, hatta kitap haline gelmesi hem bir şans, hem bir talihsizliktir. Okuyucunun karşısına olgun örneklerle çıkamadım, ancak zamanla kendi hikâyeme doğru yürümeye başladım. İlk iki kitabım hazırlık dönemidir.” (Yaşar Kaplan, “Mustafa Kutlu’yla Bir Söyleşi”, Aylık Dergi, Sayı 63-64-65, 1984, s:44) Hikâyeleri, desenleri ve diğer yazıları Hareket dergisinde yayımlandı. Adımlar dergisinde şiirleri de vardır. Hikâyelerini bu dönemde kitaplaştırmaya başladı. İlk hikâye kitabı “Ortadaki Adam” (1970) Hareket Yayınları tarafından basıldı. Bunu “Gönül İşi” (1974) takip eder. Bu arada iki inceleme yayımlar. Bunlar Sabahattin Ali ve Sait Faik üzerinedir. Bunların yayımlanması ona göre hem bir şans hem de bir şanssızlıktır. “Talebelik sırasında yapmış olduğum iki çalışma hemen yayımlanma şansı buldu. Bunlar erken yayının bütün acemiliklerini taşıyan kitaplardı; ama benim için büyük bir şanstı.” (Adnan Tekşen, “Mustafa Kutlu ile Mülakat”, Zaman, 16 Temmuz 1987, s. 9. Mustafa Kutlu , Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin (8 cilt 1976-1998) 2. ciltten itibaren yayın yönetimini üstlenir ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazar. 1974-75’ten itibaren 20 yılını verdiği bu ansiklopediyi 1973’te aldığı Smith Corona marka daktilosundan yazarak çıkarır. Ansiklopedi için şimdi profesör olan D. Mehmet Doğan ile çalışır. Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi 1982’de kapanınca kendi tabiri ile sudan çıkmış balığa dönerler; çünkü dergi ile yaşamaya alışmışlardır. Mustafa Kutlu, 1980’lerin ortasından sonra sinemaya yönelir ve senaryolar yazmaya başlar. “TRT’de dramatik belgeseller yazdım: Divan-ı Lügati’t Türk’ün bulunuşu ile ilgili ‘Bir Kitabın Hikâyesi’; ‘Müzedeki Şiir’, Divan Edebiyatı Müzesi ile bağlantılı bir belgeseldi. Selim ileri ile beraber Pazartesi Hikâyeleri’ni hazırladık; birçoğu çekildi. Halit Refiğ’in yönettiği ‘Kurtar Beni’ ile Osman Sınav’ın çektiği ‘Kapıları Açmak’ görünür hale geldi; çünkü her ikisi de ödül aldı. TGRT’de yayınlanan Ufukta Bir Ağaç’ı yazmıştım…” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe’sini senaryolaştırır. Diyanet İşleri’nin çocuk filmleri yapması ve bu filmlerin TRT’de gösterilmesi için Turgut Özal’ın girişimi ile bir proje hazırlar. Yusufçuk diye 8 bölümlük bir dizi yazar. “İnsanlar Yaşadıkça” isimli dizisi TRT engeline takılır. Son yazdığı senaryolardan birini TRT’ye teklif etmiş, ismi Mavi Kuş olan bu senaryo şu anda sinema filmi olarak düşünülmektedir.” Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak isimli senaryosunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ikincilik derecesi vardır. Mustafa Kutlu, dergiciliğe uzun bir ara verdikten sonra Dergâh (1990) ile bir dönüş yapar. İlk sayısı Mart ayında yayımlanır. Dergi edebiyat-sanat dergisidir. Dergâh’ın çıkışını Sultan Ahmet’teki Derviş çay bahçesinde İsmail Kara, Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi kararlaştırır. Mustafa Kutlu derginin yanı sıra Kutlu, hâlen Dergâh Yayınevi’nin yönetimini de sürdürmektedir. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımlanır. Bu yazılar daha sonra Şehir Mektupları (1995) adı altında kitaplaşır. Halen Yeni Şafak’ta kültür-edebiyat yazıları yazmaya devam eden Kutlu, aynı gazetede spor yazıları yazmaktadır. 2012 yılında Osman Sınav’ın yönetmenliğinde ve Kenan İmirzalıoğlu’nun başrollüğünde “Uzun Hikâye” isimli eseri beyaz perdeye aktarılmıştır.