Adı:
Kazananın Suçu
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992289
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Winner's Crime
Çeviri:
Barış Mol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Kalbinin sesini dinlemek, en büyük suçun olabilir.





Kraliyet düğünleri denince akla, şafağa kadar bitmek bilmeyen balolar, havai fişekler ve şenlikler gelir. Çoğu genç kızın hayali olan böyle bir düğün Kestrel için esaretten farksızdır. İmparatorluk sarayında gizlice casusluk yaparken, artık aldığı her nefeste hile ve yalanlarla sarılı olduğunu hissetmektedir. Üstelik özlemini duyduğu Arin’e bile sırrını emanet edememektedir…

Arin ülkesini özgürlüğüne kavuşturmak için mücadele ederken Kestrel’in gereğinden fazla şey bildiğinden kuşkulanmaktadır. Genç kız şoke edici bir sırrı açığa çıkarmaya yaklaşırken, Arin’i en çok yaralayan şey, karanlıkta ona saplanan hançer değil gerçeğin kendisi olacaktır.



“Kazananın Suçu, müthiş bir romantizm ile korkunç bir yıkım arasında gidip gelen, bıçak sırtı bir roman. Rutkoski akıl oyunları, iktidar mücadeleleri ve casuslukla dolu dünyasıyla beni kendine esir etti. Kestrel ile Arin’in aşkının nasıl sonlanacağını merakla bekliyorum.”

-Marissa Meyer, New York Times çoksatan yazarı-



“Hikâyenin şaşırtıcı konusu entrika ve hilelerle akıllıca örülmüş. Büyüleyici, yıkıcı ve göz kamaştırıcı.”

-Kirkus Reviews-



“Baştan çıkaracak ve yürek parçalayacak derecede sarsıcı.”

-Los Angeles Times-



“Sadakat, yasak aşk, güç ve güçlüler, dostlar ve bozulan ilişkiler, savaş, fetih ve aileyle dolu Kazananın Suçu, okunacak kitaplar listenizin başında yer almalı!”

-The Guardian-



“Lirik anlatımı, Rutkoski’nin araştırmalarının ve yeteneğinin derinliğini kanıtlıyor… Son cümle öyle güçlü bir etki bırakıyor ki üçüncü kitabın ilk satırına kadar hayranları teselli etmeye yetiyor.”

-School Library Journal-



“Bu ikinci bölümün arkası yarın şeklinde biten sonu, sabırsız okuyucu kitlesine üçüncü kitabın gelişini müjdeliyor.”

-BCCB-



“Rutkoski’nin kurgusu kesinlikle ihtişamlı… Şoke edici sonu, okurlara üçüncü kitabı iple çektirecek.”

-VOYA-
Sonunu begenmedim ,mektubun kestrelin itirafinin bulunmasi çok kolay oldu.Sanki üçüncü kitabin devam edebilmesi için alelacele yazar yakalanmasini sağladı daha iyi kurgulanabilinirdi diye düşünüyorum .Haricinde bayağı güzeldi.

Ayrıca serinin kapaklarınin guzelligine bakarmısınız her biri birbirinden güzel.
İtiraf edeyim ilk kitabı daha fazla sevmiştim. Ama bu kitap da ilk kitabını fazla aratmadı. Öyle bir yerde bitti ki "Üçüncü kitap nerede? Acaba ingilizce mi okusam?" moduna girdim.

Büyük bir zaman atlaması yoktu ikinci kitabın başında. Aslında benim için önemli şeylerden biri de budur. Devam kitaplarında büyük bir zaman atlaması olunca kendimi hikayeye kaptırmam daha zor oluyor. Ama Kazananın Suçu, ilk kitabı okumamın üzerinden upuzun bir zaman geçmesine rağmen beni kendisine çekmeyi başardı. Zaten ilk kitapta en son olan olayları hatırlayınca ikinci kitabı heyecanla okumak kaçınılmaz oluyor.

Yazarın kelimeleri kullanım becerisi beni benden alıyor. Kitap kesinlikle hiç sıkmıyor. "Bir saat okuyayım bırakır sonra devam ederim." dediğim oturuşumda kitabı yarıladım. İkinci oturuşumda ise kitap bitti zaten. Kitabın akıcılığı sayesinde çok kısa sürede bitiyor.

Ayrıca yazarın kitapta yaşattığı şokları da unutmamak lazım. Kitabı okurken binbir duyguyu yaşadım. Kestrel ve Arin'e sinirlenirken, bir yandan da yan karakterlere kızabildim. Ama bir yandan da Arin ve Kestrel'e yer yer hak vermeden duramadım. Kısacası kitap beni aldı yerden yere çarptı, sonra sarıldı ve sonra yeniden yere atıp kaçtı. Ve ben üçüncü kitapla geri dönmesini yerde yatarak beklemeye başladım.

İkinci kitap olduğu için konudan bahsetmeyeceğim. Zaten ben seriye konusunu bilmeden başlamıştım. İkinci kitap için söyleyeceğim her olay spoiler sayılacak. O yüzden yorumu burada bırakıyorum.

Bu seriyi mutlaka okuyun ve okutun.
Arin için resmen ölüyorum. Kitapta Arin'e ayrılan kısıtlı yerleri okurken ve onun bölümleri gelsin diye resmen hızlı hızlı okudum. İlk kitabın kaldığı yerden devam etti. İlk kitapta Kastrel'i ne kadar aklı başında ve zeki bulduysam bu kitapta bir o kadar tersi oldu diyebiliriz. •
Kastrel İmparatorla yaptığı anlaşma yüzünden oğluyla evlenmek zorundaydı. Ama aklı hala Arin'deydi ve bir türlü gerekçelerini ona anlaramadı. Hayır yani anlat birlikte bir çözüm bulun değil mi!! Ama yok olmaz illa burnunun dikine gidip her şeyi kendi çözecek.

Kitabın bir bölümünde kalbim durdu. Hayır olamaz diyip kitabı kapattım ve 5 dakika kitapla bakıştık. Olay Arin'le ilgili. Zaten okuyunca neresi olduğunu anlarsınız.

Kitapta sevmediğim bir sürü karakter var hatta kendilerinden nefret ettirdiler desem az olmaz. Birincisi imparator. İkincisi şehre Harran'dan gelen sanayi Bakanı. Ve son olarak Kastrel'i babası. Ya bir insan kızını hiç mi sevmez hiç mi güvenmez. Pis adam
Kazananın Laneti kitap serisinin ikinci kitabi olan Kazananın Suçu kitabını ilk kitap kadar bunaltıcı, heyecansız buldum ve bahsedildiği kadar efsane bir seri kurgusu değildi. Ikinci kitap icin biraz umutluydum belki bir şeyler değişir ve kitap gerçekten güzel şeyler anlatır... ama umduğumu bu kitapta da bulamadim. Ilk kitabin konusunun aynisi kiz ve erkek karakterlerin yerlerinin degismesi farkıyla bu kitapta anlatilmisti... uzun uzadıya yorum yapmaya niyetim yok gerçekten o kadar eksik bir kurgu ki... nasıl bu kadar seveni var bu karakterlerin ve kurgunun bilemiyorum. Aşk desem yeterli seviyede degil, savas desem cocuk kavgası daha heyecanli olur.. yani ben hiç bir şey beğenemedim yine... onbir yada oniki yaşımda olsaydım bi ihtimal beğenirdim. :))
Vazifemin başındayım seriye devam ediyoruz.

Bu krallıkmış efendime söyleyeyim güç savaşlarıymış bunlar işin içine girince aşka gurur karışınca ne oluyorsa inanın aynısı hatta beteri oluyor. Bu gözler Kiera Cass’ın yarattığı Seçim serisinde America ve Prens Maxon’ın neler çektiğini satır satır gördü ama Kestrel kesinlikle beterin beteri konumunda.

En son biz Arin’e üzüldük tam bir heves belki olabilir ha oldu ha olacak dünya dönüyorsa şu dürüstlüklerinden dedik işin içine bin bir kumpas, pislik, sır ve fedakarlık giriverdi. İmparator hazretlerinin emeği büyük bütün karakterlerimiz kan ağlıyor be adam zaten bilenen dünyanın yarısına sahipsin bırak şu kızı diye diye okudum.

Zaiyatlar her savaşta olur ama bu sefer kalbine çok darbe aldı Arin, kırıldı onu çok yaraladılar.

Bilmez miyiz hiç kırılan insanın neler yapabileceğini?

Kestrel desen hala bir şeylerin yolunda gitmesi için ateşle oynamaya devam ediyor, istemeden insanların hayatına yön belirliyor. Kendisi artık müstakbel kraliçe ama bu sonuçlar vicdanına ağır geliyor.
Yeni karakterlerimiz var inanın birini bile sevemedim. Hepsi haset hepsi donuk bir kısmını aşırı gereksiz buldum. Kitap gayet güzel iç sesi yansıtma becerisi, mekan tasvirinde kullanılan kelimelerin zihinde yarattığı net tablo ama gel gör ki bazen bu betimlemeler, iç seslerde o kadar uzun sürüyor ki istemeden kendimi dört beş satır atlarken buldum. Haliyle bu kısımlar biraz sıkıcı geçti. Olay kurgusu zekice ama keşke daha net bir ilerleme olabilseymiş dedim bu kitapta çokça. Ama heyecanla son kitaba doğru ilerliyorum.
Üzmeyin artık iki gözümün çiçeği Arin’i zalim Valoryalılar…
(Yorum spoiler içerir. Kitabı okumayanların, bu yorumu okuması tavsiye etmem.)

  Bir serinin ikinci kitabına göre baya yavaş ilerliyordu. Tamam, sürükleyici miydi? Sürükleyiciydi. Fakat olaylar yavaştı. Kesin olur dediğim şeyler olmadı. Arin gerçekleri öğrenir dedim, öğrenmedi. Risha bir şeyler yapar dedim, yapmadı. General kızını satmaz dedim, sattı. Stratejileri okuduk hep. Tamam bu da güzeldi ama strateji strateji nereye kadar. Kestrel zaten koca kitap boyunca imparatorun oyunları çözmeye uğraştı. İmparator da az çakal değil yalnız. Adam koca bir şehri zehirliyor ya.
 
  Kitabın sonu baya beklenmedikti benim için. Onun dışında bu kitaptan beklentimi alamadım. Ama üçüncü kitap için heyecanlıyım sonuçta bütün olaylar o kitapta olacak demi :D
Serinin ilk kitabına göre biraz daha hareketsiz ama daha iyi bir kitaptı.Özellikle sonu çok iyiydi.Olaylar sürekli bıçak sırtında ve tahmin edemiyorsunuz ne olacağını son kitabını sabırsızlıkla okuyacağım.
Kestrel bunu daha önce hissetmişti ve şimdi yine aynı şeyi hissediyordu: Ona tutulmak, kapılıp gitmek ve kendini onda kaybetmek.
"Bazen bir şeyi çok istediğini düşünürsün," dedi Arin, "ama aslında onu bırakman gerekiyordur."
Bazen tanrı sinirlendiğinde veya sadece sıkıldığında, en güzel şeyin bir felaket olduğuna karar verir.
Düşünmüyordu. Onu düşünmüyordu. Ama sonra onu nasıl düşünmediğini düşündü. Şarkı kurşuna dönüştü. Sustu.
Kestrel'in sırtını yasladığı cam adeta soğuk bir alevdi. Titredi. Arin çok yakındı. Tek yapması gereken, parmaklarını açıp trabzandan çekmek ve öne, Arin'e doğru uzanmaktı. Dökülmeye hazır, taşması kaçınılmaz bir fincan gibi.
Kestrel unutmuştu. Yüzünün çizgilerini çok iyi anımsadığını sanıyordu oysa. Kıpırdamadan duruşundaki huzursuzluğu. Her bakışı, geri alınamaz bir seçimmiş gibi doğrudan gözlerinin içine içine bakışını.
Marie Rutkoski
Pegasus Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kazananın Suçu
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992289
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Winner's Crime
Çeviri:
Barış Mol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Kalbinin sesini dinlemek, en büyük suçun olabilir.





Kraliyet düğünleri denince akla, şafağa kadar bitmek bilmeyen balolar, havai fişekler ve şenlikler gelir. Çoğu genç kızın hayali olan böyle bir düğün Kestrel için esaretten farksızdır. İmparatorluk sarayında gizlice casusluk yaparken, artık aldığı her nefeste hile ve yalanlarla sarılı olduğunu hissetmektedir. Üstelik özlemini duyduğu Arin’e bile sırrını emanet edememektedir…

Arin ülkesini özgürlüğüne kavuşturmak için mücadele ederken Kestrel’in gereğinden fazla şey bildiğinden kuşkulanmaktadır. Genç kız şoke edici bir sırrı açığa çıkarmaya yaklaşırken, Arin’i en çok yaralayan şey, karanlıkta ona saplanan hançer değil gerçeğin kendisi olacaktır.



“Kazananın Suçu, müthiş bir romantizm ile korkunç bir yıkım arasında gidip gelen, bıçak sırtı bir roman. Rutkoski akıl oyunları, iktidar mücadeleleri ve casuslukla dolu dünyasıyla beni kendine esir etti. Kestrel ile Arin’in aşkının nasıl sonlanacağını merakla bekliyorum.”

-Marissa Meyer, New York Times çoksatan yazarı-



“Hikâyenin şaşırtıcı konusu entrika ve hilelerle akıllıca örülmüş. Büyüleyici, yıkıcı ve göz kamaştırıcı.”

-Kirkus Reviews-



“Baştan çıkaracak ve yürek parçalayacak derecede sarsıcı.”

-Los Angeles Times-



“Sadakat, yasak aşk, güç ve güçlüler, dostlar ve bozulan ilişkiler, savaş, fetih ve aileyle dolu Kazananın Suçu, okunacak kitaplar listenizin başında yer almalı!”

-The Guardian-



“Lirik anlatımı, Rutkoski’nin araştırmalarının ve yeteneğinin derinliğini kanıtlıyor… Son cümle öyle güçlü bir etki bırakıyor ki üçüncü kitabın ilk satırına kadar hayranları teselli etmeye yetiyor.”

-School Library Journal-



“Bu ikinci bölümün arkası yarın şeklinde biten sonu, sabırsız okuyucu kitlesine üçüncü kitabın gelişini müjdeliyor.”

-BCCB-



“Rutkoski’nin kurgusu kesinlikle ihtişamlı… Şoke edici sonu, okurlara üçüncü kitabı iple çektirecek.”

-VOYA-

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • Halil İbrahim Soydan
  • Ayşegül Demirci
  • Ayşenur
  • Meryem Beyza Utkulu
  • ADA BERKKAM
  • Şevval Şahin
  • Ceren selvi
  • İ.dem
  • Özlem Kafatutar
  • ĆĀŘPË ĐÎËM

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.6 (1)
9
%22.2 (4)
8
%33.3 (6)
7
%11.1 (2)
6
%11.1 (2)
5
%16.7 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0