Bir Doktorun Hayatı

Kerim Usta'nın Oğlu

Halide Edib Adıvar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Edebiyat
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
-HALİDE EDİB ADIVAR - KERİM USTA'NIN OĞLU- #alıntı #okudumbitti "Ah sevgili baba, kahramanlık ustası Kerim Usta! Vatan yolunda çeteciliğe kadar atılan , çoluğunu çocuğunu feda eden eski biçim Vatansever!" "Kasım'a söyle büyüdüğü vakit babasının çeteci olduğundan utanmasın sakın... Ben vatan uğrunda her şeyi feda ettim. Şimdi ölürsem ben de bir arslan olacağım." #kitapyorum ●Merhaba arkadaşlar. Size güçlü ve güzel bir kalemi, Cumhuriyet Dönemi edebiyatından okuduğum bir eser olan "Kerim Usta'nın Oğlu"ndan bahsedeceğim. ●Kitap, bir erken Cumhuriyet aydını olan Doktor Kasım Bey'in özyaşam öyküsü olarak kurgulanmıştır. Çocukluk yıllarını babası Adapazar'lı , Çerkez, Kerim Usta'nın Muhallebici dükkanında geçiriyor küçük Kasım. Annesi Memduha Hanım aslen İstanbullu. Eskişehir istasyonunun karşı sırasında yer alan Kerim Usta'ya ait muhallebici dükkanında müşterilere muhallebiler, tatlılar yapan eşi Memduha Hanım sıcacık bir aile tablosu yaşattı bana okurken. Bir zaman sonra vatan yolunda çeteciliğe kadar atılıyor Kerim Usta alıntılarda da belirttiğim üzere. Keşke atılmasaydı dedim okudukça. Çünkü küçük Kasım ve annesi bundan sonra hayatlarına iki kişi olarak devam etmek zorunda kaldılar ne yazık ki. Tabii bu hayat mücadelesi içinde küçük Kasım büyümüş kendini ve annesini kurtarmayı başarmış ve oldukça ünlü bir iç hastalıkları doktor 'u olmuştu . ●Kitap, Halide Edib Adıvar'ın kalemi ile ilk tanışma fırsatı bulduğum kitap oldu. Adıvar'ın Doğu-Batı kültürlerindeki politika, meslek hayatı, kadın-erkek ilişkileri ve evlilik gibi kavramları karşılaştırdığı bu roman, aynı zamanda o döneme ait yabancısı olduğum kelimeler ile dolu. Ama neyse ki sayfanın en altında anlamları yazıyor. Özellikle o dönemi , o kalemi okumak pahabiçilemezmiş. Doktor Kasım'ın Beyefendiliği ve olaylar
1000Kitap
Kerim Usta'nın OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2012301 okunma
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2016 75. kitabı
Sizlerle, bu kitap hakkındaki düşüncelerimi paylaşmadan önce " HEYULA" dan bahsetmek istiyorum. Yani bu vesile ile iki kitabın dedikodusunu yapacağız. Ne den? sorusuna maruz kalmış gibiyim. Cevaplayayım efendim. Öncelikle, okuduğum "Heyula", sitemizde kaydı bulunmadığı için onu da bu araya sıkıştırma ihtiyacımdan. Saniyen ise, ben, kaydı için teklifte bulunamadığımdan. "Kerim Ustanın Oğlu" kitabından önce okudum Heyulayı. Acık ve net. beğenmedim. Uzun uzun, zoraki süsleme gayreti ile manaları kaybolmuş cümlelerin, nereye varacağını bilemediğiniz anlam ve ifadelerin, edebiyat ile felsefenin meydan muharebesinin, hakimiyetin de buldum kitabı. Tefrika edildiği zaman da olumlu eleştiriler almamıştı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu' ndan başka kimse söz açmamış bu roman hakkında Karaosmanoğluda "çok acemice" olarak yorumlamıştı bu eseri. Zaten bende beğenmemiştim hani. "Haklıyım fikri" beni memnun etti. Ardından Kerim ustanın Oğlu' nu okuyunca. şapkamı önüme koydum. Haklı mıydım. Yoksa acımasız bir kendini beğenmişlik miydi benim fikrim." Ben herhalde Halide hanımı pek yanlış algılıyorum" dedim. Bir kere daha inceledim yazarı. ve Heyula yı. 1882 doğumlu yazar. Eser, 1906 da yazılmış, yani, yazarımız henüz 24 yaşında. Amerikan Kız Kolejini bitireli ve evleneli hemen hemen beş yıl olmuş. Adı da Halide Edip Adıvar değil. 'Halide Salih.' Zira, matematikçi ve Pozitivist Salih Zeki ile evli. Felsefe ve edebiyat bilgilerini de hocası filozof Rıza Tevfik den almış. Bu eseri 1909 da 'Musavver Muhit' adındaki bir dergide tefrika edilmiş. 'Kerim Ustanın Oğlu' kitabı da 1958 yılın da Milliyet Gazetesin de tefrika edilmiş. Okuyucuları ile bu yıllarda selamlaşmış. Gel zaman git zaman. Halide Hanım 1964 yılın da vefat eder. Ama söz konusu bu iki eser sağlığında kitaplaşmamış. Ta ki ne
Edebiyat
Kerim Usta'nın OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2012301 okunma
7/10
·120 syf.··
2018 259. kitabı
Kitap, bir Cumhuriyet aydını olan Doktor Kasım'ın hayatını anlatmış. Halide Edib Adıvar Doğu-Batı kültürlerindeki; meslek hayatı, kadın- erkek ilişkileri ve evlilik gibi konuları karşılaştırmış, bunu çok hoş bir üslûbla dile getirmiştir. Tavsiye ederim. Keyifli Okumalar.
Siyaset
Kerim Usta'nın OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2012301 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2018 127. kitabı
Kerim Usta'nın Oğlu, Türk edebiyatının ustalarından Halide Edib Adıvar'ın son romanlarından biridir. İşgal ve Kurtuluş Savaşı yıllarının sosyal hayatına odaklanan, yazarın hemen hemen bütün eserlerinde ortaya koyduğu Doğu-Batı çelişkisini gözlemleyen bir eserdir. Romanın anlatıcısı meşhur doktor Kasım Derman, zor bir hayat yaşamış ve bir gün yaşadıklarını yazmaya karar vermiştir. Doktor Kasım, muhallebici Kerim Usta'nın oğludur. Kurtuluş Savaşı başlarken çetecilere katılan Kerim Usta, dükkânını bir arkadaşına teslim eder ve karısıyla çocuğunu başka bir kimlikle İstanbul'a gönderir. Ama Kasım bir daha babasını göremeyecektir. Kerim Usta, onlardan ayrıldıktan bir ay sonra şehit düşmüştür. Babasının vasiyeti üzerine, insanların dertlerine "derman" -babasının ona verdiği soyadıdır bu- olmak için çok çalışır, eğitimini Amerika'da tamamlar ve yurduna dönerek başarılı bir doktor olur. İstanbul yaşamı, savaşın perde arkası, eğitim hayatı, meslek edinme telaşı anlatılır. 1958 ‘de yayımlanan Keirm Usta’nın Oğlu eseri yazarın, Mev’ut Hüküm adlı romanını bazı noktalarında çokça hatırlatır. Eser Halide Edip Adıvar’ın Heyula isimli romanıyla aynı baskı içinde yer almaktadır.
Kerim Usta'nın OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2012301 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 53. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2021 00:53
Doktor Kasım, muhallebici Kerim Usta'nın oğludur. Babası kurtuluş mücadelesine çaba gösterince yalnız büyüyüp, bir adama dönüşmesini bir otobiyografiye çevirme kararı almıştır. Zorluklarla büyüyen bir insanın ruhundan bir şeyler kopar mı diye düşündürdü bu kitap beni... Çünkü bazı hisleri eksik geldi bana. Başka bir yazardan çıksa istenilen anlatılamamış derdim ama Adıvar'a bunu söylemek bilakis manasız olur. Kitapta düşünülecek çok nokta var, yine hayran kaldığımı söylemeliyim. Spoiler... Babası o küçükken şehit düşer. O da kendisine evlenmeme sözü verir. Tek amacı doktor olup annesini rahat ettirmektir. Amerika'da okuyup Türkiye'ye geri dönüşünde bir muayene açar. En son onun aşkından kendisini zehirleyen bir kadına rastlayınca sözünü sonlandırır ve yanındaki yardımcısıyla hayat arkadaşı olmanın mantıklı olduğuna karar verir, nikahlanacağız der.
Kerim Usta'nın OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2012301 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2022 10:37
Doktor Kasım Derman’ın ağzından anlatılan romanımız Kurtuluş Savaşı Dönemlerini anlatsa da dili ağır gelmedi. Kerim Usta Kurtuluş Savaşı sırasında çetecilere katılan bir muhallebicidir. Oğlu Kasım’ı ve eşini İstanbul’a göndererek onların zarar görmesini engellemeye çalışır. Hatta oğlunu eşinin şehit düşen kocasının nüfusunda gösterir. Dükkanını ise arkadaşına teslim edip kendisine bir şey olursa eşi ve çocuğuna sahip çıkıp onlara ulaştırmasını ister. Ki korktuğu başına gelir. Gittikten bir ay sonra şehit düştüğü haberi gelir. Kasım babasının vasiyeti üzerine tüm hayatını doktor olmaya adar ve başarır. Amerika’da eğitimini tamamlayıp ülkesine faydalı, başarılı bir doktor olarak döner. Kısa kısa aşk hikayelerine değinir, başından geçen olaylardan, anılarından bahsederken sen de onunla yaşıyor gibi hissediyorsun romanda. Halide Edip’in okuduğum ilk eseri ve beğendim. Herkese iyi okumalar…
Edebiyat
Kerim Usta'nın OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2012301 okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2018 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2018 20:56
Halide edip'in kalemine hayranım eski kelimeleri fazla kullanmasına bayılıyorum ve bu kitap beni cezbetti. Milliyet gazetesinde 1958 yılında tefrika edişmiş ve sonradan kitap halini almış olan bu kitabı ufak çaplı anlatacak olurdan ismi kasım olan ünlü bir doktorun hayatı konusu çok sade ve hemencecik biten bir kitap oldu benim için.
Kerim Usta'nın OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2012301 okunma
6/10
·120 syf.·
2019 10. kitabı
Roman Doktor Kasım Derman’ın ağzından anlatılmış. Eser, milli mücadele döneminde ustalar çetesi üyelerinden olan muhallebici Kerim Usta’nın oğlu Kasım’ın babası şehit olduktan sonra annesiyle birlikte verdiği yaşam mücadelesini konu almış. Kasım’ın çocukluğundan başlayarak çalıştığı işler, eğitim hayatı ve hayatında yer eden kadınlardan bahsedilmiş. Bölümler arasında kopukluklar hissettim. Okurken Kasım Derman karakterinin kadınlara bakış açısı beni rahatsız ettti.
Kerim Usta'nın OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2012301 okunma
6/10
·121 syf.··
Beğendi
·
2020 40. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2020 00:46
Uzun zaman sonra ki kitabımız Halide Edip Adıvar dan geliyor. Halide Edip Adıvar 'ın okuduğum ilk eseri. Kendisini ,hayat hikayesini ,yaptıklarını öğrenip gıpta ettiğim bir kişilik.Cumhuriyet döneminde birçok zorlukla karşılaşıp ,pes etmeden ismini bugünlere kadar taşımış, zorluklarla uğraşmış bir kadın. Imreniyorim böyle insanlara Eserimiz ilk olarak 1958 yılında Milliyet gazetesinde günlük tefrika olarak 2 Mart-13 Nisan arasında yayımlanmıştır. Kitap halinde ilk basımı, yazarın ölümünden çok sonra, 1974 yılında Heyûlâ romanıyla birlikte yapılır. Romanın konusu ;çocukluğunu geçirdiği Milli Mücadele devrinden başlayarak Cumhuriyet 'in ilk yıllarına uzanan bir yaşamda ,ünlü bir doktorun hayatı kendi dilinden aktarılır. Roman,Doğu-Bati kültürlerine ait evlilik,meslek hayatı, kadın-erkek ilişkileri gibi kavramların kararlaştırıldığı bir eser niteliğindedir. Benim için eserin önemi küçük bir çocuğun yaşam ile mucadelesi Küçük yasta sorumluluk almayı öğreniyor ve annesini hiç bir şekilde zor durumda bırakmıyor. O kadar sıkıntısına rağmen okullarından her zaman derece ile mezun oluyor. Düşününce paylaşılacak çok fazla konu var Ama onların hepsini paylaşıp eseri anlatmak istemiyorum En güzeli okumak ve sizin ile tartışmak.
Edebiyat
Kerim Usta'nın OğluHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 2006301 okunma
"Kerim Usta'nın Oğlu"
8/10
·120 syf.··
2023 7. kitabı
“Kerim Usta’nın Oğlu” Halide Edib’in bir günde okuyup bitirdiğim akıcı bir eseridir. Elimde yeni başlamakta olduğum başka bir kitap varken -biraz uzun olması nedeniyle- daha çabuk okumak üzere farklı bir kitap arandım, kitaplığımdan. O gün Babalar Günüydü. Halide Edib’in başka bir kitabını -Çaresaz (çünkü daha ince)- okuyacakken bilinçsiz bir şekilde içeriğini bilmeden bu kitaba yöneldim daha doğrusu elimin altına geldi kitap, böylelikle baba Kerim Usta ve Amerika’da okuyan oğlu Doktor Kasım’ın öyküsünü okumuş bulundum. Garip ama hepsi kontrol dışı gelişti. :) Okumam gereken kitaplar beni buluyor, ben onları değil... :) Dikkatimi çekenler; Alt sözlük çok yerinde ancak günlük kullandığım(ız) ve bildiğim(iz) birçok kelime açıklanmış misal; “sual”, “bir nevi” gibi fakat “konsültasyon” gibi tıbbı bir terim, günlük dilimizde çok da bulunmayan kelime ve kelimeler atlanmış, bu dikkatimi çekti, belirtmek istedim. Atatürk ile Halide Edib arasında geçen birtakım anlaşmazlıklar yüzünden Halide Edib’in ikinci eşi Adnan Adıvar ile yurt dışına çıktığı, yurt dışında iken Atatürk’e bir mektup yazdığı, mektubun ana dilimizde değil de yabancı dilde yazıldığı ve olumsuz içerik nedeniyle Türkçe’ye hiç çevrilmediği gibi birtakım bilgilere sahibim ancak kitap içerisinde Atatürk’e yönelik olduğunu düşündüğüm övgü içeren cümleler bulunuyor. Bu bilgilerden sonra bu durumu önce bir garipsedim ama daha sonra tarih açısından/ zamanlama farkından dolayı yazılmış olabileceğini düşündüm velhasıl kelam bu durum da dikkatimi çeken detaylardandı. Kadın karakterleri yansıtırken kendisini başarılı bulduğum yazar, erkek başkarakteri dillendirirken sanki bir tık zayıf kalmıştı. Akıcılık yerinde ama sanki bir tutam eksik gibiydi erkek ağızlı bakış açısı. Bir de Amerika övücülüğü vardı sanırım bir
Edebiyat
Kerim Usta'nın OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2020301 okunma

Yazar Hakkında

Halide Edib AdıvarYazar · 45 kitap
Halide Edib Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d. 1882 veya 1884 - 9 Ocak 1964), Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edib, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış bir sivil olmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edib; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok eser veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır. 1926 yılından itibaren yurt dışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. İstanbul Üniversitesi’nde edebiyat profesörü olan Halide Edib, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950’de girdiği TBMM’de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. I. TBMM hükûmetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar’ın eşidir. Çocukluk ve öğrencilik yılları 1882 yılında Beşiktaş, İstanbul'da doğdu. Babası, II. Abdülhamit devrinde Ceyb-i Hümayun (Padişah Hazinesi) kâtipliği, Yanya ve Bursa Reji Müdürlüğü yapan[1] Mehmet Edib Bey, annesi Fatma Berifem Hanım'dır. Annesini küçük yaşta veremden kaybetti. Evde özel dersler alarak ilköğrenimini tamamladı. Yedi yaşında iken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden bir öğrencinin jurnali üzerine bir sene sonra padişah II. Abdülhamit'in iradesi ile uzaklaştırıldı[3] ve evde özel ders görmeye başladı. İngilizce öğrenirken çevirdiği kitap 1897’de basıldı. Bu, Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacob Abbott'un "Ana" adlı eseri idi. 1899 yılında bu çeviri nedeniyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra kolejin yüksek sınıfına geri dönerek İngilizce ve Fransızca öğrenmeye başlayan Halide Edib, Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden lisans derecesi alan ilk Müslüman kadın olmuştur. İlk evliliği ve çocukları Halide Edib, kolejin son sınıfında iken matematik öğretmeni olan Salih Zeki Bey ile okuldan mezun olduğu yıl evlendi. Eşi rasathane müdürü olduğu için evleri hep rasathane içinde oldu ve bu yaşam ona sıkıcı geldi. Evliliğinin ilk yıllarında eşine Kamus-ı Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirdi. Birkaç Sherlock Holmes hikâyesinin de çevirisini yaptı. Fransız yazar Emile Zola’nın yapıtlarına büyük ilgi duymaya başladı. Daha sonra ilgisi Shakespeare’e yöneldi ve Hamlet adlı yapıtının çevirisini yaptı. 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah, bundan on altı ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo dünyaya geldi. 1905 yılında gerçekleşen Japon-Rus Savaşı'nda Batı uygarlığının bir parçası sayılan Rusya'yı Japonların yenmesinin verdiği sevinçle oğluna Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Togo Heihachiro'nun ismini vermişti. II. Meşrutiyet'in ilan edildiği 1908 yılı Halide Edib’in hayatında bir dönüm noktası oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazısı Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin'de yayımlandı. Başlangıçta, -eşinin isminden ötürü- yazılarında Halide Salih imzasını kullandı. Yazıları, Osmanlı içerisindeki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında öldürülme endişesiyle kısa süre için iki oğluyla Mısır'a gitti. Oradan İngiltere’ye giderek kadın hakları konusundaki yazıları nedeniyle kendisini tanıyan İngiliz gazeteci Isabelle Fry’ın evinde konuk oldu. İngiltere’ye gidişi o dönemde kadın-erkek eşitliği konusunda sürüp giden tartışmalara tanık olmasına, Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla tanışmasına vesile oldu. 1909'da İstanbul'a geri döndü, siyasi içerikli yazıların yanı sıra edebi yazılar da yayımlamaya başladı. Heyyula ve Raik'in Annesi adlı romanları basıldı. Bu arada kız öğretmen okullarında öğretmenlik ile vakıf okullarında müfettişlik görevlerinde bulundu. İleride yazacağı Sinekli Bakkal adlı ünlü romanı, bu görevler gereği İstanbul’un eski ve arka mahallelerini tanıması sayesinde ortaya çıkmıştı. Eşi Salih Zeki Bey'in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında boşandı ve artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edib adını kullanmaya başladı. Aynı yıl Seviyye Talip romanını yayımladı. Bu roman, bir kadının kocasını terk ederek sevdiği erkekle yaşayışını anlatır ve feminist bir eser olarak değerlendirilir. Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Halide Edib, 1911 yılında ikinci kez İngiltere'ye gidip kısa bir süre orada bulundu. Yurda döndüğünde Balkan Savaşı başlamıştı. Balkan Savaşı yılları Balkan Savaşı yıllarında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başlamışlardı. Halide Edib de bu yıllarda Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalıştı. Bu dönemde genç yaşta ölen arkadaşı ressam Müfide Kadri'nin hayatından esinlenerek Son Eseri adlı aşk romanını kaleme aldı. Öğretmenlik mesleğinin içinde olduğundan eğitim ile ilgili bir kitap yazmaya yöneldi ve Amerikalı düşünür ve eğitimci Herman Harrell Horne'un "The Psychological Principle of Education" (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabı yazdı. Aynı dönemde Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı. Bu kişilerle dostluğu sonucu Turancılık fikrini benimseyen Halide Edib, bu düşüncenin etkisiyle Yeni Turan adlı eserini yazdı. 1911'de Harap Mabetler ve Handan isimli romanları yayımlandı. I. Dünya Savaşı yılları Balkan Savaşları 1913’te sona ermişti. Öğretmenlikten istifa eden Halide Edib, Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirildi. I. Dünya Savaşı başladığında bu görevdeydi. 1916'da Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye'ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Orada bulunduğu sırada babasına verdiği vekâlet ile Bursa’da, aile doktorları Adnan Adıvar ile nikâhları kıyıldı. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı 3 perdelik operanın librettosunu yayımladı, eseri Vedi Sebra besteledi. Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, o yıllarda savaş koşullarına rağmen yetimhane öğrencileri tarafından 13 defa sahneye kondu. Türk ordularının Lübnan ve Suriye'yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918’de İstanbul'a döndü. Yazar, hayatının buraya kadar olan bölümünü Mor Salkımlı Ev adlı kitabında anlatmıştır. Millî Mücadele yılları ve ABD mandası tezi Halide Edib, İstanbul'a döndükten sonra Darülfünun'da Batı edebiyatı okutmaya başladı. Türk Ocakları'nda çalıştı. Rusya'daki Narodnikler (Halka Doğru) hareketinden esinlendi ve Türk Ocakları içindeki küçük bir grubun Anadolu'ya uygarlık götürmek amacıyla kurduğu Köycüler Cemiyeti'nin reisi oldu. İzmir'in işgalinden sonra "millî mücadele" en önemli işi hâline geldi. Karakol adlı gizli örgüte girerek Anadolu’ya silah kaçırma işinde rol aldı. Vakit Gazetesi'nin sürekli yazarı, M. Zekeriya ve eşi Sabiha Hanım'ın çıkarttıkları Büyük Mecmua'nın başyazarı oldu. Millî Mücadele taraftarı aydınların bir kısmı işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapma düşüncesindeydi. Halide Edib bu düşüncedeki Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi, Ali Kemal, Celal Nuri gibi aydınlarla 14 Ocak 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Cemiyet, iki ay sonra kapandı. Halide Hanım, Amerikan mandası tezini Sivas Kongresi hazırlıklarını sürdürmekte olan Millî Mücadele'nin önderi Mustafa Kemal'e yazdığı 10 Ağustos 1919 tarihli bir mektupla açıkladı. Ancak bu tez kongrede uzun uzun tartışılacak ve reddedilecekti. Yıllar sonra Mustafa Kemal Nutuk adlı eserinde "Amerikan Mandası için Propogandalar" başlığı altında Arif Bey, Selahattin Bey, Ali Fuat Paşa ile telgraf görüşmeleri yanında Halide Edib'in mektubuna da yer vermiş ve mandaterliği eleştirmiştir. Yıllar sonra Halide Edib Türkiye'ye geri döndüğünde verdiği bir röportajında Millî Mücadele için "Mustafa Kemal Paşa haklıymış!" demiştir. İstanbul mitingleri ve idam kararı 15 Mayıs 1919 günü İzmir’i Yunanların işgal etmesi üzerine İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmekteydi. İyi bir hatip olan Halide Edib, 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk açık hava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuşmacıydı, attığı nutuk ile belleklerde büyük iz bıraktı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edib’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuşmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükûmetler düşmanımızdır.” cümlesi bir vecize halini aldı. İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal ettiler. Hakkında idam emri çıkardıkları ilk kişiler arasında Halide Edib ve eşi Dr. Adnan da vardı. 24 Mayıs’ta padişah tarafından onaylanan kararda idama mahkûm edilen ilk 6 kişi Mustafa Kemal, Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Ahmet Rüstem, Dr. Adnan ve Halide Edib idi. Anadolu'da mücadele Haklarında idam kararı çıkmadan önce Halide Edib, eşi ile birlikte İstanbul’dan ayrılıp Ankara’daki Millî Mücadele’ye katılmıştı. Çocuklarını İstanbul’da yatılı okulda bırakarak 19 Mart 1920 günü Adnan Bey ile at sırtında yola çıkan Halide Hanım, Geyve’ye ulaştıktan sonra buluştukları Yunus Nadi Bey ile birlikte trene binip Ankara’ya gitmiş ve 2 Nisan 1920 günü Ankara’ya varmıştı. Halide Edib, Ankara’da Kalaba'daki (Keçiören) karargâhta görev aldı. Ankara yolunda iken Akhisar İstasyonu’nda Yunus Nadi Bey ile birlikte kararlaştırdıkları gibi Anadolu Ajansı isimli bir haber ajansının kurulması Mustafa Kemal Paşa'dan onay görünce ajans için çalışmaya başladı. Ajansın muhabiri, yazarı, yöneticisi, ayak işlerine bakanı olarak çalışıyordu. Haber derleyip Millî Mücadele’ye ilişkin bilgileri telgrafı olan yerlere telgrafla iletmek, olmayan yerlerde cami avlusuna afiş olarak yapıştırılmalarını sağlamak, Avrupa basınını takip edip Batılı gazetecilerle iletişim kurmak, Mustafa Kemal'in yabancı gazetecilerle görüşmesini sağlamak, bu görüşmelerde tercümanlık yapmak, Yunus Nadi Bey'in çıkardığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal'in diğer yazı işleri ile ilgilenmek Halide Edib'in yürüttüğü işlerdi. 1921’de Ankara Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın Haziran ayında Eskişehir Kızılay’da hasta bakıcılık yaptı. Ağustos’ta orduya katılma isteğini Mustafa Kemal’e telgrafla iletti ve cephe karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Yunanların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamakla sorumlu Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevlendirildi. Vurun Kahpeye adlı romanının konusu bu dönemde oluştu. Türk'ün Ateşle İmtihanı (1922) adlı anı kitabı, Ateşten Gömlek (1922), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno'nun Oğlu adlı romanlarında Kurtuluş Savaşı'nın değişik yönlerini gerçekçi biçimde dile getirebilmesini savaştaki deneyimlerine borçludur. Savaş boyunca cephe karargâhında görev yapan Halide Edib, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kurtuluş Savaşı sonrası Kurtuluş Savaşı, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandıktan sonra Ankara'ya döndü. Eşi, Dışişleri Bakanlığı'nın İstanbul temsilciliği ile görevlendirilince birlikte İstanbul'a gittiler. Anılarının buraya kadar olan kısmını Türk'ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde anlatmıştır. Halide Edib, cumhuriyetin ilanından sonra Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazdı. Bu arada Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Paşa ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması sonucu iktidar çevresinden uzaklaştılar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti dönemi başlayınca, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılmak zorunda kalarak İngiltere'ye gitti. 1939 yılına kadar 14 yıl boyunca yurt dışında yaşadı. Bu sürenin 4 yılı İngiltere'de, 10 yılı da Fransa'da geçti. Halide Edib, yurt dışında yaşadığı dönemde kitap yazmayı sürdürdüğü gibi Türk kültürünü dünya kamuoyuna tanıtmak amacıyla pek çok yerde konferanslar verdi. İngiltere'de Cambridge, Oxford; Fransa'da Sorbonne üniversitelerinde konuşmacı oldu. İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti. 1928 yılında ABD'ye ilk gidişinde Williamstown Siyaset Enstitüsü'nde yuvarlak masa konferansına başkanlık yapan ilk kadın olarak büyük ilgi çekti. Artık ABD'de yaşamakta olan oğullarını, Anadolu'da Millî Mücadele'ye katılmak için onlardan ayrılışından 9 yıl sonra ilk defa bu gezi sırasında tekrar görebildi. 1932 yılında Columbia Üniversitesi College Of Barnard'dan gelen çağrı üzerine ikinci kez ABD'ye gitti ve ilk gidişindeki gibi seri konferanslarla ülkeyi dolaştı. Yale, Illinois, Michigan üniversitelerinde konferanslar verdi. Bu konferansların sonucu olarak Türkiye Batıya Bakıyor adlı eseri ortaya çıktı. 1935 yılında İslam üniversitesi Jamia Milia'yı kurmak için açılan kampanyaya katılmak üzere Hindistan'a çağrıldığında Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabad, Aligarh, Lahor ve Peşaver üniversitelerinde dersler verdi. Konferanslarını bir kitapta topladı, ayrıca Hindistan izlenimlerini içeren bir kitap yazdı. 1936 yılında en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ın İngilizce orijinali "The Daughter of the Clown" yayımlandı. Roman aynı yıl Türkçe olarak Haber gazetesinde tefrika edildi. Bu eser 1943 yılında CHP Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi, kürsünün 10 yıl başkanlığını yürüttü. Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı. 1950 yılında Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde Siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımlayarak bu görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede görev aldı. 1955'te eşi Adnan Bey'in kaybı ile sarsıldı. Halide Edib Adıvar, 9 Ocak 1964 tarihinde İstanbul'da 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Sanatı Hemen her eserinde anlatı türünü benimseyen Halide Edib Adıvar, en çok Ateşten Gömlek (1922), Vurun Kahpeye (1923-1924) ve Sinekli Bakkal (1936) adlı romanlarıyla tanınır ve Cumhuriyet dönemi edebiyatında gerçekçi roman geleneğinin öncülerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri genellikle içerik bakımından üç grupta incelenmiştir: Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini arayan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları. İngiliz romanı geleneklerine uygun yapıtlarında Türk toplumunun geçirdiği evrimi, bu evrim sürecindeki çatışmaları, kendi deneyim ve gözlemlerine dayanarak sergilemiştir. Olaylar ve kişiler çoğunlukla birbirinin devamı özelliği taşıdığı için ırmak roman olarak nitelendirilebilir. Kadın psikolojisini derinliğine işlediği romanlarında, ideal kadın tipleri yaratmaya çalışan Halide Edib, romanlarını sade bir dil ve üslupla kaleme almıştır. Eserleri Roman Heyulâ (1909) Raik’in Annesi (1909) Seviyye Talip (1910) Handan (1912) Son Eseri (1913) Yeni Turan (1913) Mev'ud Hüküm (1918) Ateşten Gömlek (1923) Vurun Kahpeye (1923) Kalp Ağrısı (1924) Zeyno'nun Oğlu (1928) Sinekli Bakkal (1936) Yolpalas Cinayeti (1937) Tatarcık (1939) Sonsuz Panayır (1946) Döner Ayna (1954) Akile Hanım Sokağı (1958) Kerim Usta'nın Oğlu (1958) Sevda Sokağı Komedyası (1959) Çaresaz (1961) Hayat Parçaları (1963) Hikâye Harap Mabetler (1911) Dağa Çıkan Kurt (1922) İzmir'den Bursa'ya (1963) Kubbede Kalan Hoş Seda (1974) Anı Türkün Ateşle İmtihanı (1962) Mor Salkımlı Ev (1963) Oyun Kenan Çobanları (1916) Maske ve Ruh (1945)