Birçoğumuz Mehmet Rauf'u Türk edebiyatının ilk psikolojik roman örneği olan "Eylül" kitabından biliriz. Bana hediye edilene kadar böyle bir kitabının olduğundan ben de habersizdim. Biraz araştırma yaptığımda Halas'ın Mehmet Rauf'un kaleme aldığı son kitabı olduğunu öğrendim. Bu kitabını, hayatının son döneminde vücudunun sağ tarafına inen felç nedeniyle eşine dikte etmek suretiyle tamamlayabilmiştir.
Konusu; İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali ve onun çevresinde gelişen olaylardır. Şehrin o dönemdeki sosyal yaşamı, halkın durumuna ilişkin önemli kesitler içerir. Şehrin işgali, kendi yurdunda yabancı olma, evinden, işinden olma, halkın çoğunluğunun duyarsızlığı karşısında çaresiz, öfkeli bir genç. Çaresizlik içerisinde sürekli 'ne yapabilirim'i, 'nasıl kurtuluruz'u düşünen Nihat. Halkın çoğunluğunun vurdumduymazlığı, zamanın aydınlarının düşünceleri... Nihat, çevresindekilerin aksine durumu asla kabullenmeyecek Kurtuluş'a giden yolun peşinden gidecektir. Kitabın adı olan 'Halas' zaten 'kurtulma, kurtuluş' anlamlarına gelir.
Kitabı okurken milli duyguların kabarmaması, Nihat gibi hissedip, öfkelenmemek imkansız. Mehmet Rauf'un yer yer üslubu sertleşse de o anki duygular başka türlü anlatılamazdı. Mustafa Kemal Atatürk'ten bahsettiği kısımlar ayrıca güzeldi. Çok beğendiğim ve çok fazla bilinmeyen bu kitabı herkesin okumasını isterim.
"Ve bu güzel şehri biz Yunanlılara mı verecektik?
İzmir, yani bütün Anadolu'nun tek geçidi, bağlarımızın, bahçelerimizin, tarlalarımızın, bütün ürünlerimizin bir tek çıkış kapısı, o kadar güzel, o kadar şık ve o kadar zengin şehir... Yaşaması ve seyri o kadar ruh açıcı ve bütün İç Anadolu'yu ihracıyla besleyen, gıda sağlayan, zenginleştiren belde...
Ve derin bir acıyla gözlerini yumup daha güzel ve daha zengin, o kadar güzel, o kadar