Lizbon Kuşatmasının Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
966
Gösterim
Adı:
Lizbon Kuşatmasının Tarihi
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
379
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059658638
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Historia do cerco de Lisboa
Çeviri:
Emrah İmre
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi
Baskılar:
Lizbon Kuşatmasının Tarihi
Lizbon Kuşatmasının Tarihi
Düzeltmen Raimundo Silva, üzerinde çalıştığı tarih kitabının bir cümlesini değiştirir. Olumsuzluk takısı eklediği fiil, 1147 yılında gerçekleşen Lizbon Kuşatması’nın tarihini tümüyle altüst eder. Metinde bile isteye yaptığı bu hata, göreve yeni atanan yayın koordinatörü Maria Sara’nın dikkatini çeker. Merakı kamçılanan Sara, düzeltmene alternatif bir tarihsel roman yazmasını önerir. Raimundo Silva sonu belli bu tarihsel olayı bambaşka gözlerle anlatan kurmaca bir metin inşa ederken, yayın koordinatörü Maria Sara’yla başlayan tutkulu ilişkisi roman kahramanlarının öyküsüne yansır. José Saramago’nun kaleminden bir kuşatmanın, kuşatmaya dönüşen bir aşkın hikâyesinin anlatıldığı, Lizbon’un dünüyle bugününün iç içe geçtiği gizemli bir roman.

Tarih yazımı, yaratıcılık ve ”tarihin içine yerleştirilmiş öyküler” üzerine derin bir düşünüşün ürünü olan Lizbon Kuşatmasının Tarihi, ilk kez Portekizce özgün metinden yapılan titiz çevirisiyle okurlarla buluşuyor.

“Bu başdöndürücü masal, tarihin, dilin ve hayal gücünün sınırlarında gezinen eğlenceli bir haşarılık örneği.”

- Publishers Weekly
379 syf.
·Puan vermedi
Yine bir gece ve Saramago bana içinde haçlılar,magribiler,vakanuvisler,kale burçları,gemiler olan binyuzkirkyedi masali (masal çünkü bu şekliyle hiç yaşanmamış ) anlatıyordu,bende iksirimi içip mutlulukla dinliyordum.kendisininde dediği gibi:"zaten dünyaya niye gelir ki insan"
379 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Sanırım bu kitapla birlikte okumadığım herhangi bir Jose Saramago kitabı kalmadı.
Şöyle bir inancım var ; Jose Saramago kitap yazarken aniden farklı bir boyuta ulaşıyor ve plansız programsız müthiş genellemeler yapıyor . Ancak bazen o boyuta ulaşmadığı zamanlarda oluyor ve bildiğimiz araştırmacı ve başarılı bir kurgu roman yazarı olarak işine devam ediyor.
( Ben bu duruma sporcular gibi Jose bugün çok formda
diyorum ) .
Bu kitapta ,"Heykelden Taşa" adlı romanında kabul etmediği bir ünvanı "Tarihi roman yazarı" kimliğini yine ortaya çıkarmış.
Ancak baştan sona çok formda olduğunu söylemeliyim.

"Gerçek bilgi , insanın bir algı seviyesinden bir diğerine geçildiğinde ortaya çıkan değişikliği ne kadar fark ettiği ile ilintilidir."

Harika bir kitap , Bu adamı okumayı çok özleyeceğim.
379 syf.
·Puan vermedi
Kuşatılmış bir yaşamın içinde varız. Birçok şey tarafından üstelik. Aile başta olmak üzere toplum ülke ve ülkenin bulunduğu çoğrafya. Bunlar içinde kendimizi ifade etmenin yolunu bulmakla geçiyor ömrümüz. Dayatmaların getirisi başlıyor bunca kuşatmanın sonucu olarak. Sosyokültürel bir dayatma hepimizin her dönem yaşadığı. Bunun içinde baskın olan çok faktör var onlardan biri de din elbette. Aynı gözyüzü altında bir sürü sebepten birbirimize kıydık da en çok bu yüzden yani din yüzünden kin besledik. Hatta aynı dine mensup olmamız bile engel olamadı bu duruma. Bu seferde mezhepler girdi araya. Kuşatmalar yaşandı bu yüzden. Aynı şehirde bile. Birçok savaşta taraflar değişse de bir kuşatan bir kuşatılan oldu. Kanlı olayların içinde yaşanan ise bir dramdan öteye gidemedi. Kazanan bir gün bir taraf başka bir gün öbür taraf oldu. Buna rağmen hayat devam etti. İnsan insandı elbette. Sevmeye sevilmeye aşık olmaya devam etti. Kutsal bildiğini korumaya devam etti. Ateş altında bile olsa insan içindeki sevgiyi aşkı öldüremedi. Ne kendisi engel olabildi buna ne de üzerinde vızıldayan ateşler. İhtiyaç yemek içmek kadar hissetmekte gerekiyordu. Adı ne olurda olsun sevginin objesi ne olursa olsun.
Kuşatma, fizikselin ötesinde iki insanın bedeninin hemen dışında yaşanır işte bazen. Tıpkı şehrin kuşatılması gibi bedenin ve ruhun başka biri tarafından kuşatılırda sınırlar artık başka şeyler olur. Yaş mesela, korku mesela, beklenti mesela. Bunlar belirler kuşatmanın şartlarını, bunlar yol gösterir ve ya ket vurur savunmaya. Bir savaş değil çoğu zaman insan ilişkileri de ikili bir aşk ilişkisi tutkulu olunca acı da verir. Beklersin mesela, kazanmadığın halde kaybetmekten korkarsın. Umut etmekse her harekette gizlidir. Umut en son yitirilendir. İlkleri her zaman hatırlamasanda ilk dokunuş ilk göz teması aklında kalır. Bunu ifade etmenin bir yolunu ararsın kelimelere sığmasa da bildiğin en iyi yol kelimelerdir. Oysa yanlış anlaşılmaya o kadar müsait kelimeler. Bir kurgusal dünyanın içinde yaşarken kelimelerle ördüğümüz tüm değer yargıları bir anda tuzla buz olabiliyor. Ve bunları düzeltmek çok ama çok zor bir o kadar da anlamlı olabilir.

“Düzeltmeler fırsatını bulsalar, elleri kolları ceza yasasından bile daha etkili bir yığın yasakla bağlanmasa, dünyanın çehresini değiştirebilir, evrensel mutluluk krallığını tesis edebilir, sısayanlara su, acıkanlara yiyecek, huzursuzlara huzur, üzgünlere neşe, yalnızlara dostluk, ümitsizlere ümit verebilir, hatta sefaleti ve suçları kolaylıkla ortadan kaldırabilirler, tek yapmaları gerekn sözcükleri değiştirmektir, bu yarı tanrılara şüpheyle bakanlar unutmamalardır ki dünya da insan da böyle ortaya çıkmıştır, sözcüklerle, bazı sözcükler yerine başkalarını kullanarak, dünyayı diğer türlü değil de böyle yapan budur işte. Ol, demiş Tanrı ve hemencecik oluvermiştir.”

Kutsal sözler diğer tüm sözlerden farklı değildir de onlara yüklenen her şey mübah iken diğeri şüphelidir. Kuşatılan bir şehir ile kuşatılan bir insan arasında öyle derin uçurum yoktur aslında. Sadece kuşatılmış olması gerçektir. Birinin veya bir ordunun kuşatması aynı yere varır. Yenen ve yenilen taraf. Oysa binalar çıktığında kalan insandır ve insan olma gerçeğidir. Yenilmek ise bazen güzeldir direnmek yerine teslim olmak gerekir şehirlerin aksine seni sarıp kuşatan duygulara. Fetih etmek bazen de bir yenilgidir ikili ilişkilerde. Fetih etmek teslim olmaktır duygulara ve onun getirdiği her şeye. Şehir kuşatmak ayrı meseledir insan kuşatmak ayrı. İkisi de aynı gibi dursada birinde kazanan diğerinde kaybeden olabilir.
Keyifli kuşatmalar olsun o zaman bu ikisini aynı potada eriten kitabı okurken size!
379 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Romanı, miskinler tekkesinde tembel tembel oturur gibi okumanız pek mümkün görünmüyor: İç içe geçmiş iki hikâyeyi karıştırmamak için ayrı, karakterlerin karşılıklı konuşmalarının peş peşe virgüllerle ayrılarak verilmesinden dolayı da –neyse ki buralarda büyük harf imdâdına yetişiyor okurun- ayrı bir zahmet çekmeniz gerekiyor. Başarabilirseniz, dikkatinizi topluyor ve eserle, bilhassa düzeltmen Raimundo Silva’yla hemhal olup, rüyâ gibi geçen bir zaman dilimininde oradan oraya dolanıyorsunuz. Bunların benim içinse eziyetten ziyâde, aksine bambaşka bir keyif sebebi olduğunu belirtmem gerek; yeni, farklı veya zorlayıcı üslûbun câzibesi de denebilir belki. Ayrıca, Ken’an Rifâî’nin dediği gibi: Zahmet çekmeyen feraha vâsıl olmaz.

Lizbon Kuşatmasının Tarihi, tarihin, her zaman taraflı aktarılıp, anlatılabileceği hissesini de kulağımızı çekerek hatırlatmaktan geri durmayan bir eser. Belki bazı okurları için José Saramago okumaya başlarken ilk önerilecek kitap olmayabilir, ancak benim için öyle olmadı, çok beğendim. Nezdimde, okuyucuyu tebessüm ettiren yazarlar sınıfındaki yerini aldı; eserleri okunmalı, hangisi olursa, hiç olmazsa tarafımdan.

Unutmadan, yarım bırakırken, güzelim önsezisiyle bu kitabı “çok sevebileceğimi” önceden kestirip, okumama vesîle olan sevgili edip ce, kutluyor ve bir kez daha çok teşekkür ediyorum.
Hakan Özer Benim yine yarım bıraktığım bir kitap. Sanki siz çok severmişsiniz gibi geldi. Hem bu bahaneyle görüşmüş oluruz. Uzun zaman oldu. Emeklilik nasıl gidiyor çok merak ediyorum. Selamlar.
379 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Jose Saramago'nun okuduğum ikinci kitabı ve devamını getirmeyi düşünüyorum. Bu kitabı da severek ve beğenerek okudum. İlginç bir şekilde düzeltmenlerin ne yaptığına dair bir fikrim yoktu ve bu kitapta bir düzeltmenin bir ek ile kitaba ne kadar etkisi olabileceği beni şaşırttı. Kitabı çok akıcı buldum.
İnsan geçmişte verdiğini gelecekte de verebilmelidir, bugün gül verirken yarın çöl vermek olmaz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lizbon Kuşatmasının Tarihi
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
379
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059658638
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Historia do cerco de Lisboa
Çeviri:
Emrah İmre
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi
Baskılar:
Lizbon Kuşatmasının Tarihi
Lizbon Kuşatmasının Tarihi
Düzeltmen Raimundo Silva, üzerinde çalıştığı tarih kitabının bir cümlesini değiştirir. Olumsuzluk takısı eklediği fiil, 1147 yılında gerçekleşen Lizbon Kuşatması’nın tarihini tümüyle altüst eder. Metinde bile isteye yaptığı bu hata, göreve yeni atanan yayın koordinatörü Maria Sara’nın dikkatini çeker. Merakı kamçılanan Sara, düzeltmene alternatif bir tarihsel roman yazmasını önerir. Raimundo Silva sonu belli bu tarihsel olayı bambaşka gözlerle anlatan kurmaca bir metin inşa ederken, yayın koordinatörü Maria Sara’yla başlayan tutkulu ilişkisi roman kahramanlarının öyküsüne yansır. José Saramago’nun kaleminden bir kuşatmanın, kuşatmaya dönüşen bir aşkın hikâyesinin anlatıldığı, Lizbon’un dünüyle bugününün iç içe geçtiği gizemli bir roman.

Tarih yazımı, yaratıcılık ve ”tarihin içine yerleştirilmiş öyküler” üzerine derin bir düşünüşün ürünü olan Lizbon Kuşatmasının Tarihi, ilk kez Portekizce özgün metinden yapılan titiz çevirisiyle okurlarla buluşuyor.

“Bu başdöndürücü masal, tarihin, dilin ve hayal gücünün sınırlarında gezinen eğlenceli bir haşarılık örneği.”

- Publishers Weekly

Kitabı okuyanlar 42 okur

  • Serkan Gümüşbaş
  • piktobet
  • Neslihan Erdinç
  • Ferhat Gökhan Danabaş
  • hüseyin arslan
  • Uçuşkan Çelebi
  • ensar ertekin
  • Kitapfilmoneriler
  • Ramazan
  • Dilek

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.1 (3)
9
%23.1 (3)
8
%15.4 (2)
7
%7.7 (1)
6
%15.4 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0