Made You Up

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.394
Gösterim
Adı:
Made You Up
Baskı tarihi:
2 Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780062290113
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Made You Up
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Greenwillow Books
Baskılar:
Seni Ben Uydurdum
Made You Up
Reality, it turns out, is often not what you perceive it to be—sometimes, there really is someone out to get you. For fans of Silver Linings Playbook and Liar, this thought-provoking debut tells the story of Alex, a high school senior—and the ultimate unreliable narrator—unable to tell the difference between real life and delusion.

Alex fights a daily battle to figure out what is real and what is not. Armed with a take-no-prisoners attitude, her camera, a Magic 8 Ball, and her only ally (her little sister), Alex wages a war against her schizophrenia, determined to stay sane long enough to get into college. She's pretty optimistic about her chances until she runs into Miles. Didn't she imagine him? Before she knows it, Alex is making friends, going to parties, falling in love, and experiencing all the usual rites of passage for teenagers. But Alex is used to being crazy. She's not prepared for normal. Can she trust herself? Can we trust her?
416 syf.
·10/10
Akşam başlayıp sabaha biten kitaplardan merhabalarrrr :) Şizofreni ile mücadele eden bir kızı anlatıyor ve bunu "Aman Allahım ne kadar karamsarım, keşke ölsem" diye tutturarak değil. Benim şizofreni hakkında bildiğim sığ bilgi kadarıyla hepsi intihara meyilli, halüsinasyon mu gerçek mi emin olamayan, korkularından kurtulamayan kişiler. Şizofren bir karakteri ilk kez korku, aksiyon değil de gençlik kitabında okumak ne güzelmiş :) Onlarında gençlikleri, hayatları, aşkları var :)
416 syf.
·Beğendi·10/10
Alex, yedi yaşındayken markette tanıştığı o çocuğu halüsinasyon sanmıştı çünkü markette yaşananlardan sonra ne annesi ne de başka biri o çocuktan söz etmişti. Ancak on yıl sonra Alex on ikinci sınıfa yeni bir okulda başladı ve marketteki o çocuğu yeni okulunda gördü. İlk başta biraz ürktü, şaşırdı. Çünkü onun gerçek olup olmadığını bilmiyordu, çünkü Alex şizofreniydi.

Seni Ben Uydurdum, ne yazık ki keşfedilmemiş bir kitap ama ben popülariteyi fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Yazar bazı yerlerde o kadar ters köşe yaptı ki, sindirmek için biraz beklemeye ihtiyaç duydum. Alex de Miles da çok ama çok sevdiğim karakterler oldu. Bence kitaplarda Miles gibi bir erkek karakter bulmak çok zor, hazır onun gibi bir karaktere rastlamışken sindire sindire okudum bu kitabı.

Kitap beni çok etkiledi çünkü olaylara bir şizofreni hastasının gözüyle bakıyoruz ve dolayısıyla biz de okurken neyin gerçek, neyin yalan olduğunu bilmiyoruz. Çok şaşıracağınız duygu yüklü bir kitap. Bence sizi de çok etkileyecek. Bir şans verin ve yarıda bırakmayın derim :):)
416 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap hem çok akıcı hem de okuma isteği uyandırıcıydı. Kitabı okurken yaşadığımı hissettim.

Kitabın konusu şizofren bir kız üzerini açıkçası şizofrenliğin ağır bastığı bir kitap okumak istiyorsanız pek uygun olduğunu düşünmüyorum çünkü daha çok genç kurgu kategorisinde. Ama benim için zaten bu kısım fazla önemli değildi.

 

Kitabın bayıldığım bir diğer noktası ise karakterleri oldu. Kötü karakteri bile çok sevdim.


Eğer genç kurgu ve şizofren birleşimi bir kitap okumak istiyorsanız kesinlikle öneririm. Ben kitabı gerçekten sevdim.
416 syf.
·Beğendi·10/10
Şizofren bir kızın hayatını anlatıyor kitap. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı buldum. Gerçekten beni çok etkileyen bir kitap oldu. Gerek karakterleriyle gerek hikayesiyle özgün ve güzel bir kitap olmuş. Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan biriydi
416 syf.
·6/10
Her incelemem de Aycan’ın ismi geçmeye başladı yakında ismini kullanmaktan bana telif atacak hatta ama bunu da fuarda yarı onun yönlendirmeleri yarı aklımın onca kitap arasından çelinmesiyle aldım dhdjd

Kitabı, kitabın etkisinden böyle birkaç gün çıkamayacakmışım gibi büyük beklentilerle, çok seveceğimi düşünerek başladım fakat sadece sevdim. Yani bu kulağa kötü geliyor ama aslında değil, sadece benim beklentim çok fazlaydı.

Kitap Alex’in yedi yaşında markette bir çocuk tarafından akvaryumun üzerine kaldırılıp, oradaki ıstakozları salmasıyla başlıyor ve sonra anlaşılıyor ki onu kaldıran kimse yok. Gördüğü çocuk sadece bir halüsinasyon. Ve aradan geçen on yıllık süreç içerisinde de Alex’e şizofren teşhisi konuluyor ve asıl olaylar Alex’in yeni bir liseye başlayıp orada halüsinasyonlarındaki çocuğa çok benzeyen bir çocukla, Miles ile tanışıyor ve sonra olaylar başlıyor.

Bu zamana kadar baş karakterin şizofren olduğu kitapları hep Koridor Yayınlarından okudum ve bilirsiniz, Koridor yayınları genel olarak polisiye, gerilim ağırlıklı türleri basan bir yayınevi. Bu yüzden hep şizofren kitaplarını şiddet, gerilim kitaplarında okudum ve bu kitap benim için tamamen farklı bir deneyimdi ve ben şizofrenin bu kitapta işlenmiş olduğu halini daha çok sevdim.

Kitapta bazı yerler gerçekten çok hoşuma gitti, bazı yerlerde sesli falan güldüm hatta ama bazı kısımlarda da olaylar belli bir süre durağan bir hal aldığı için o kısımlarda (100-250) arası biraz sıkıldım.

Genel olarak tüm karakterlerden hoşlandım fakat en sevdiklerim Kamu Takımı ve Celia oldu. Aslında Celia’yı sevdiğim söylenemez pek ama sanırım bu kadar nefreti hak etmediğini düşünmem beni ona yakınlaştırdı. En azından Alex’den daha yakın hissettim ona kendimi çoğu zaman.

Alex ve Miles’ı daha fazla sevebilirdim ama kanım onlara çok kaynamadı… hem Celia hakkında düşündükleri hem de bilemiyorum. Bana biraz ulaşılamaz ve soğuk gözüktüler. Sanırım bu yüzden.

Kitapta en çok hoşuma giden/sevdiğim şeyler: Evan, Ivan (yoksa Ian mıydı?), birini tuttum oyunu, yeni bir bileşim olan Nane ve Hamurişi (Aycaan), Piton, Mein Chef, Patron, Milesie (hepsi aynı kişiye ait jfkdd) ve Miles’in kabadayı gibi gözükmek için üzerine giydiği ağırsıklet ceketi, çokça sevildiniz!
416 syf.
·10/10
Harika bir kitap okudum, aslında bu kitap beni biraz korkutuyordu.. Beni yanılttığı için mutluyum. Unutamayacağım kitaplar arasında yerini aldı.

Kitaptan neden bu kadar hoşlandığımı elimden geldiğince yazmak istiyorum.

İlk olarak, okurken hiçbir şekilde başka bir hikayeyle benzerliğini görmedim. Tamamen özgündü. Farklıydı. Alex'ten tutun, okul müdürü McCoy'a kadar. Herkes kendi kafasındaydı ve bu çok güzeldi.

Kitapta sadece Alex'in hastalığı ve halüsinasyonları üzerinde durulmayıp, bir efsanenin olması, herkesin farklı dertlerinin olması ve bir yerde birleşmesi bir yazarın ilk kitabı için gerçekten iyiydi.

Meijer'deki Mavi Göz'le karşılaşma olayının üzerinden on yıl sonra başlıyor kitap. Alex'in yeni okuluna başlamasına az kalmış oluyor ve Finnegan'da çalışıyor. -Şöyle bir şey var Finnegan bile değişikti. Kitaptaki her şey farklı. Belki de ben büyütüyorumdur ama yine de bana öyle geldi.

Finnegan'da çalışırken yanında Tucker var, Tucker'la konuşurken Miles içeri giriyor. -Şimdi bu biraz saçma olacak biliyorum ama Miles'ın gözlüklerini elimde olmadan güneş gözlüğü diye hayal etmiştim. Neyse.

Tucker, Alex'i Miles hakkında uyarıyor ve tabii ki bu uyarılar boşa. Alex, Miles'a yemeğini götürmeye gittiğinde içine büyük bir şüphe yerleşiyor. Miles, Mavi Göz olabilir mi?

Finnegan'da yaşanan tatsız olaydan sonra Miles ve Alex'in yolları ellerinde olmadan birleşmeye başlıyor. Alex'in dolabı Miles'ın dolabıyla yan yana, bütün dersleri aynı yani aynı sınıftalar, Alex, Miles'ın grubuna katılıyor. Zorunluluktan ama olsun.

Gruptaki herkese -Theo, Evan, Ian, Art, Jetta- içim ısındı. Yabancı hissetmedim desem daha doğru olur herhalde. Yabancı hissetmemem çok önemliydi. Cliff ve Ria zaten ayrı bir dünyaydı, nasıl bir ilişkileri olduğunu hala çözebilmiş değilim.

Alex ve Miles arasındaki ilişkinin gelişimi kitap hakkında en sevdiğim şey oldu. Tamam on yedi yaşında olabilirler, bu akılları beş karış havada demek değil her zaman.

Sırasıyla birbirlerine yaptıkları pislikler beni bayağı güldürmüştü. Daha sonrasında Miles'ın sırf pislik olsun diye Celia'ya Alex'i de çağırırsan gelirim demesi gerçekten hoştu. Partide olanlar zaten ayrı bir dünya, aklımdan çıkmayacak bir ikili var; NANE VE HAMURİŞİ.

Her şeyin birbiriyle bağlantılı olması, olayların sıkmadan ilerlemesi, halüsinasyonların hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunu Alex'le birlikte öğrenmem mükemmeldi. Gerçekten çok hoş bir kitaptı. Ne kadar beğendiğimi yazıp durabilirim.

Gunthrie, skor tabelası, Stella, June, McCoy, Ria, Tucker, Miles, Alex, Piton, Finnegan, Finnegan'ın Sihirli Sekiz Topu, Erwin, Miles'ın oyunu, Naziler, Komünistler, Mezar kazıcı, ıstakozlar, Meijer, Charlie, Crimson Falls, Woolands, Celia, East Shoal Eğlence Amaçlı Sporu Destekleme Kulübü ve elbette vazgeçilmezim NANE VE HAMURİŞİ…

Yıllar sonra tekrar okumak isteyeceğimi düşünüyorum, bunu düşünmemin nedeni kitabın sonu olabilir. Mutlu bir sondansa, ucu açık ve belirsiz bir sonu tercih ettiğim için.

Belki de okuduğum her şey bir yalandı. İşte bu yüzden, bu belirsizlik, beni kendine çeken bu.
416 syf.
·Puan vermedi
Kısa bir sürede,her bir sayfayı acaba diğer sayfada neler oluyor diyerek bitirdiğim acayip, bir kitaptı.Şizofreni ile mücadele eden genç bir kızın hayatını anlatıyor.Bitireli günler oluyor ama hala aklımdan çıkmıyor.Kısacası "Harikaydı "
416 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Yazarın şahhanne bir gençlik romanı yazdığını ve aynı zamanda psikolojiyi de çok güzel işlediğini düşünüyorum. Kitap aşırı sürükleyiciydi. Ayrıca karakterler de çok iyi işlenmişti. Hayalle gerçeği ayırt edemeyen tatlı şizofren Alex ve gereğinden fazla zeki olmasının yanında olağanüstü derecede tatlılığıyla gönlüme taht kurmuş Miles'a BAYILDIM çünkü ben de tarihe aşığım...
416 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Aslında sadece bir süre yatağımın üzerinde sessizce oturup olanları düşünmek istiyorum.

Kitabı bitirdiğimde kalbimde derin bir sızı oluştu. Ağlamakla ağlamamak arasında gelip gitmeme neden olsan bir sızı. Kitap gerçekten çok güzeldi ve ben neden bu kadar çabuk bitirdiğimi düşünerek üzülüp duruyorum.

Yazarın ilk kitabının olmasını hesaba kattığımda kitap gözümde daha da değerli bir hale geliyor. Yazarın ilk kitabı bile beklentinin üzerinde bir sonuç verdi. Yazımı, karakterleri, kurgusu... Her şey o kadar güzeldi ki gerçekten ağlamak istiyorum. Neden bu kadar hızlı bitirdim ki?

Karakterlerin her birine aşık oldum. Miles ve Alex baş karakterler olmasına rağmen Alex'in kardeşi Charlie, hatta Jetta bile hafızama kazınmayı başardı. Ian ve Evan, Theo, Art... Hatta Clifford bile. Ama Tucker kitapta en sevdiğim yan karakter olmayı başardı. Hepsi o kadar doğal ve kusurluydular ki aramızdan birileri gibilerdi. Ve ben böyle kitapları gerçekten çok seviyorum.

Şizofreni bence değinilmesi en zor rahatsızlıklardan biri. Kitaplarda bolca yer veriliyor ama kurgusal bir işleyiş olduğunu anlayabiliyorsunuz. Gerçekte öyle olmayacağını tahmin edebiliyorsunuz. Ve genelde sevimli göstermeye bile çalışıyorlar. Ama aslında o durumun sevimli olmadığını herkes biliyor. Fakat kitaplardaki kurmaca dünyada işler çok farklı ilerliyor. İşte bu noktada sevgili yazarımız muhteşem bir şekilde bu rahatsızlığı ele almış. Ben uzun zamandır şizofreni kurgularından kaçan bir kişi olarak konunun işleniş şeklini çok iyi ve doğru buldum. Yazar kurgunun başına oturmadan önce iyi bir araştırma yapmışa benziyor. Ve kurguyu tamamen şizofreni üzerine kurmaması da ayrı bir güzeldi. Kitabın zaten bir noktasında öyle bir şok dalgasını üzerime attı ki bir süre boş boş etrafıma baktım.

Kesinlikle unutamayacağım kitaplar arasına giren bu kitabı genç kurgu seven herkese öneriyorum.

Nane ve hamurişi seni asla unutamayacağım.

Ah... Bir de limon kokusunu.

Ah... Bir de kırmızı ıstakozları.

Gidip kendime bir peçete bulayım. Biraz daha devam edersem gözyaşlarım akmaya başlayacak.
416 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
İnsanı tereddüt denizinde boğan bir kitap. Ne asıl kızımız bir şeyin varlığından emin olabiliyor ne de biz.
Asıl kızımızın şizofren. Bir fotoğraf makinesiyle yaşıyor gibi. Gördüğü şeyden emin olmak için o şeyin resmini çekiyor.
Kendinizi bir hayale inandırdığınızı fark ettiğiniz o an cidden yıkılıyorsunuz.
Arkadaş grubumuz garip ama asıl kızımız daha da garip. O çok önceden karşılaştığı birini hatırlıyor.
Sürükleyici ve bir sonraki sayfayı merak ettiren bir kitaptı. Okumanızı tavsiye ederim.
416 syf.
·2 günde·7/10
Benim gibi psikolojik rahatsızlıklarla ilgili romanlara karşı merakla yaklaşan biriyseniz kesinlikle okuyunuz.

Ben sizin için bir özetleyeyim. Öncelikle "kırmızı" saçlı kızımız Alex ki kendisi bir şizofrenidir, zor günler geçiriyor. Hak verirsiniz sonuçta bir şeylerin gerçek mi yoksa hayal mi olduğunu anlamak için fotoğraf çekmesi, insanların onu deli olmadığını düşünmeleri için emek vermesi gerekiyor. Eski okulunda yaşadığı nahoş olaydan sonra yeni okuluna geliyor. Kaderin cilvesi olacak ki ona Mavi Göz dediği, ona istakozları o akvaryumdan özgürlüğe bırakmasına yardim eden çocukla aynı okulda. Peki Miles gerçek mi?

Kitap akıcı, okulda ilginç bir olay var ve okul müdürü dahil içinde olunca ne olabilir diyedüşünüp duruyorsunuz. Miles belkide uzun zamandır okuduğum en güçlü karakter üstüne en değişik olan Alexle yan yana gelince keyif almak kolay...
416 syf.
On yedi yaşındaki Alex bir paranoyak şizofren hastası. Gördüklerinin halüsinasyon olup olmadığını anlamak için yanında sürekli olarak fotoğraf makinesi taşımaktadır. Onu gerçek hayatla hayal dünyası arasında yaşamaktan kurtaran işte bu fotoğraf makinesidir.

Alex'in gerçek ve hayali birbirinden ayırmaya çalışması etkiledi beni. Halüsinasyon görenlerin neler yaşadığını, gerçek hayata uyum sağlarken bu kadar zorlandıklarını düşünmezdim açıkçası. Alex başından geçenleri yer yer esprili bir dille anlatsa da arka planda ne kadar zorlandığını anlıyoruz. Bu nedenle psikolojik rahatsızlığı olanlara empatiye zorluyor kitap bizi.

Alex'in yaşadığı hastalık bile bu kadar zorken birde lisede yaşadığı normal üstü olaylar gerçekleşince neyin gerçek olup olmadığını kavramak zorlaştı. Zaten şizofren hastası bir karakter var elimizde bir de olağanüstü şeyler yaşıyor. Bu nedenle kitabın sonlarını sevemedim. Bir de yazarın sonunu belirsizleştirmek için yaptıkları var tabi. Kitabı okuyabilirsiniz ancak bence okurken büyük beklentilere girmemek gerekir.
“ Bir insanın tamamen değiştiğine şahit oldun mu hiç? Tamamen ama? Yüz ifadeleri bile eskisinden farklı olacak kadar? Ona olan buydu işte.”
Benim gerçeği hafife almak gibi bir lüksüm yoktu. Ve öyle gören insanlardan nefret ettiğimi söyleyemem çünkü bu neredeyse herkesten nefret etmek olurdu. Onlardan nefret etmiyordum. Sadece benim dünyamda yaşamıyorlardı.
“Hayatta kalmak, başınıza olabilecek en korkunç şeylerin gelmesi ve buna rağmen hayatınıza devam edebilmek demektir.”
Francesca Zappia
Sayfa 403 - Pegasus Yayınları
Bir şeyin var olduğuna inanıp sonra olmadığını öğrenmek merdivenin son basamağına gelip bir basamak daha olduğunu sanmak gibi bir şeydi.
Francesca Zappia
Sayfa 365 - Pegasus Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Made You Up
Baskı tarihi:
2 Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780062290113
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Made You Up
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Greenwillow Books
Baskılar:
Seni Ben Uydurdum
Made You Up
Reality, it turns out, is often not what you perceive it to be—sometimes, there really is someone out to get you. For fans of Silver Linings Playbook and Liar, this thought-provoking debut tells the story of Alex, a high school senior—and the ultimate unreliable narrator—unable to tell the difference between real life and delusion.

Alex fights a daily battle to figure out what is real and what is not. Armed with a take-no-prisoners attitude, her camera, a Magic 8 Ball, and her only ally (her little sister), Alex wages a war against her schizophrenia, determined to stay sane long enough to get into college. She's pretty optimistic about her chances until she runs into Miles. Didn't she imagine him? Before she knows it, Alex is making friends, going to parties, falling in love, and experiencing all the usual rites of passage for teenagers. But Alex is used to being crazy. She's not prepared for normal. Can she trust herself? Can we trust her?

Kitabı okuyanlar 92 okur

  • Alara

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%2 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0