Martin Eden

Jack London
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2020 45. kitabı
Martin Eden.. Bizden biri.. Okurken kendinizden çok şey bulacağınıza eminim. Nasıl bir karakter bu kadar gerçekçi; dokunsam ses verecekmiş gibi hemen yanı başımda olabilirdi ? Kâh aşkı beraber yaşadık satır aralarında, kâh boşluğun tam da dibine düştük umarsızca.. Olsan paylaşacak çok şey vardı Martin. Senin Ruth'ta bulduğunu sandığın, ama aslında hiçbir zaman bulamadığını farkettiğin şeyler üzerine konuşacaklarımız vardı.. Bir kitabı okurken ne zaman bu kitapta olduğu gibi; okuru kendi yarattığı kelimelerin, cümlelerin gücüyle bulunduğu yerden kuş olup uçuran neden sonra pat diye gercek dünyanın içine bırakıveren eser görsem, yazarının nasıl olupta bunu yapabildiğini düşünür gıpta ederim. Ve Martin Eden'i de var eden, bizimle tanıştıran Jack London.. Sana da sonsuz teşekkür..
Martin EdenJack London · Maviçatı Yayınları · 2018135,4bin okunma
Martin Eden: Yükselişin İçindeki Çöküş
Puan vermedi·352 syf.··
2025 3. kitabı
Martin Eden, insanın kendini var etme arzusunun, zamanla nasıl bir yalnızlığa ve anlamsızlığa dönüştüğünün romanıdır. Jack London, bu eserde yalnızca bir bireyin sınıf atlama hikâyesini değil; ruhun, ait olmak istediği yere vardığında bile neden huzur bulamadığını anlatır. Martin, denizin tuzunu üzerinde taşıyan, kelimelere yabancı ama hayata karşı diri bir ruhtur. Ruth Morse’a duyduğu aşk, bir kadına yönelmiş basit bir tutku değil; düzenli, steril ve ulaşılmaz bir dünyaya duyulan özlemdir. Martin, Ruth’un kütüphanesinde gördüğü kitaplarda sadece bilgi değil, kendinden eksik olduğunu sandığı bir “değer” arar. Okudukça büyür, yazdıkça yalnızlaşır. Roman boyunca Martin’in emeği sessizlikle karşılanır. Yazıları reddedilir, açlık kapısında bekler, odasının duvarları daraldıkça zihni genişler. Ne var ki Jack London, bu genişlemenin bir kurtuluş olmadığını sezdirir. Çünkü toplum, düşünceyi değil sonucu sever; çabayı değil ünü alkışlar. Martin’in aynı yazıları, aynı cümleleri, aynı ruhu; ancak adı paraya dönüştüğünde kıymet kazanır. Martin Eden’ın trajedisi başarısızlığı değil, geç gelen kabulün ruhunu boşaltmasıdır. Bir zamanlar uğruna aç kaldığı değerler, ona sunulduğunda artık anlamını yitirmiştir. Ruth’un sevgisi bile bu geç kalmışlığın gölgesindedir. Çünkü Martin, artık sevilecek biri değil; alkışlanacak bir isimdir. Romanın sonu, bir kaçıştan çok bir susuştur. Martin, dünyayla kavgasını kaybettiği için değil, kazandığı halde kendini yitirdiği için gider. Yükselmiş, ama tutunamamıştır. Çünkü tırmandığı yer, ruhunun barınabileceği bir yükseklik değildir. Martin Eden, okura şu acı gerçeği fısıldar: İnsan, kendini inşa ederken her şeyi kazanabilir; fakat ruhunu yitirirse, geriye sadece yorgun bir başarı kalır.
Edebiyat
Martin EdenJack London · Maviçatı Yayınları · 2018135,4bin okunma
mük
9/10
·352 syf.··
2025 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2025 17:18
Uzun zaman sonra okuduğum en iyi kitaptı beni çok etkiledi. Ayrıca insanı okumaya teşvik eden tarafı da var. Kendimi bi an martin eden gibi hissettiğim zamanlar oldu ve işin sonunda insan okudukça yalnızlaşacak mı ya da hayal ettiği yere vardığında hayaller bitecek mi?
Martin EdenJack London · Maviçatı Yayınları · 2018135,4bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 23:58
Martin Eden isimli gencin bir kavga esnasında tanıdığı birinin evine gitmesiyle başlıyor herşey. Kitaplara olan ilgisi ve evine gittiği gencin kardeşine aşık olması Martin i daha çok okumaya öğrenmeye ve yazmaya zorluyor. Kendi içinde başlayan bu eğitim devriminin zorlu sürecinde başından geçen olaylar sonunda başarıya ulaştırıyor. Fakat başarıya ulaşınca hayatı, aşkını ve bir zamanlar özendiği insanların davranışlarını sorgulatıyor kendine. Bir insan istesiği zaman neleri başaracağını anlatıyor yazar. Okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
Martin EdenJack London · Maviçatı Yayınları · 2018135,4bin okunma
370’e kadar
Puan vermedi
Martin’in yazdıklarına karşı olgunlaşması ve araçtan ziyade amaç olarak görmeye başlaması beni mutlu etti. Fakat benim için bu kadar tembelce okuduğum bu kitaptaki en büyük gelişme şu anda Brissenden; muhteşem bir adam, ölüme bile gidilecek bir karakter. Martin’e hayatının her noktasında etki eden ve bunu misliyle hak eden bir karakter. Ruth konusunda da arasındaki bağların gittikçe zayıflaması - daha da zayıflayacak gibi geliyor - ve Martin’in bundan tahminimden az etkilenmesi şuanlık biraz ters köşe. Ama, aşk bahanesidir şiirin. Son 100 sayfa falan kaldı bu kadar yavaş okumamda edebi kimliğimden uzaklaşmam etki gösteriyor bir de biri kitabın sonunu söyledi ve kitap okuduğum ilk Amerikan romanı diye biliyorum Fransız edebiyatındaki çekicilik halen yok. 2 gün içinde bitirmek dileğiyle.
Martin EdenJack London · Maviçatı Yayınları · 2018135,4bin okunma
Tanrının çılgın aşığı.
Puan vermedi·352 syf.··
2026 3. kitabı
Spoiler içerir Daha okurken sanıyorum erkeklik içgüdüsü olacak ki Martin Ruth'a "beni hala seviyor musun?" diye sorup olumsuz cevap aldığında dedim ki: kitap nasıl biterse bitsin, bu adam bu kıza bir daha bakmaz. Çünkü Ruth ve kardeşi Martin'in yanından ayrılıp gittiğinde Martin'in dünyası çoktan başına yıkılmıştı bile... Hayatımda beni en düşündüren kitaplardan biri oldu ama bir türlü kafamdan çıkmayan bir cümle benimle birlikte kaldı. "Tanrı'nın çılgın aşığı, yılda otuz bin dolar için değil, tek bir buse için her şeyi yapabilirdi." Ah Martin'im sen hep olduğun gibiydin, onlar senin değerini bilmediler.
Martin EdenJack London · Maviçatı Yayınları · 2018135,4bin okunma
Martin EDEN - Jack LONDON (Okumadan Ölmeyin!)
9/10
·520 syf.··
2021 116. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2021 14:17
Tam, "Dur, daha yeni tanıdım seni!" derken kitabın bitmesiyle ellerimden kayıp giden bir arkadaş oldu Martin Eden benim için. İncelememe başlamadan önce bir itirafta bulunmak istiyorum: Bu eseri spoiler vermeden inceleyecek kadar yeterli görmüyorum kendimi. Ona göre okuyun ki incinmesin hayat mücadelesinde yorgun düşmüş yüreklerimiz. Yarı otobiyografik bir roman. Jack London'ı büyük oranda Martin Eden kişiliğine bürünmüş olarak görüyorsunuz. Dönem aynı dönem, mekan aynı mekan, zaman yine aynı zaman ve yine kahramanlar gerçek dünyadan kahramanlar... Yirmili yaşlarda tabiri caizse halk tabakasından bir genç Martin Eden. Denizcilik ile uğraşırken bir olay sonucunda Ruth ve ailesi ile tanışıyor. Onun burjuvazi ile tanışması aynı zamanda... Ona duyduğu ya da duyduğunu sandığı aşk onu yazılar yazmaya itiyor. Başarılı bir yazar olma adına disiplinli bir çalışma başlatıyor. Büyük hayranlık duyuyorsunuz onun azmine. Ruth'un dünyasına ait olma mücadelesi girdiği aslında. Bu mücadelede onunla aşık oluyor, onunla acı çekiyor, onunla aç kalıyor ve onunla amacınıza ulaşmak için çabalıyorsunuz. Bir aşk insana neler yaptırır? Aşk sandığımız şey aslında nedir? Para nelere gölge düşürebilir? Amacımıza ulaştığımız anda daha mı mutlu olacağız sorularının cevabını alıyoruz eseri okurken... Algernon'a Çiçekler isimli bir eser okumuştum. Başkahraman zeka seviyesi arttıkça derin bir yalnızlığa gömülüyor ve aynı zeka seviyesine düşene kadar o yalnızlıktan kurtulamıyordu. Martin Eden ait olduğu sınıftan kopma mücadelesi verirken burjuva sınıfını da tanıyor. Bu tanıma süreci onu eski sınıfına da yabancı kılıyor ve her iki sınıfa da uzaklaşma başlıyor. Bu durum onu hayata daha da yakınlaştıracak dediğimiz yerde tam bir uzaklaşmanın geldiğini görüyoruz. "Yalnızlığını daha güçlü ve kendini
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
Okyanusun Sonu (Spoiler içerir)
10/10
·520 syf.··
2022 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2022 01:45
İncelememe bir alıntı ile başlamak istiyorum. “Kitap okuyorsun ve yapayalnız buluyorsun kendini” Beni bu eserde en çok etkileyen alıntı olmuştu. Kitap okurken hiç şikayetçi olmadığım bir durumdur. Bazen anlamsız bir kalabalıktan ziyade bir kitabın içerisinde yalnızlaşmak daha anlamlı geliyor. Martinin intiharı üzerinden bir inceleme yazmak istedim. Çünkü Martin'in intiharı beni oldukça etkilemiş ve düşündürmüştü. Bunun üzerine belli birtakım olgular üzerinden kendime sorular sorup ve bu soruları kendi paradigmam içerisinde yanıtlamaya çalıştım. Daha sonra ortaya bu şekilde bir analiz çıktı. İncelemem alıntılar hariç tamamen kendi bakış açım ve cevaplarımdan oluşmaktadır. Eserin son bölümüne baktığımızda, insanların Martine karşı yaptığı ikiyüzlülük, çıkar gibi sebeplerden ve ait olmadığı bir toplumun verdiği mutsuzluk sebebi ile intihar ettiği düşünülebilir. Fakat bu intiharın bundan daha fazlası olduğunu düşünmekteyim Biz bu intiharın gerçek sebebini öğrenmek istiyorsak öncelikle şu soru üzerinden yola çıkmamız gerekiyor Mutluluk Nedir? Mutluluk insanın kendi içinde koyduğu zorlu ve hatta bazen imkansız hedefler ve beklentiler olup ve bu hedefler ve beklentilere ulaşabilme umudu taşımasıdır. İnsan elde ettiği bir sonuç ile asla mutlu olamaz. İnsanı mutlu yapan o sonuca giden yoldur, onu asıl mutlu yapan bu süreçte geçtiği yollardan topladığı umut taneleridir. Fakat maalesef sonuca ulaşıldığında artık doyum başlar ve bu doyum çok kısa sürer. Doyum tamamlandığında artık elde edilen sonuç hızlıca değer yitirmeye başlar ve bu değer yitirme elde edilen sonuç nötr noktasına gelene kadar devam eder. O halde Mutlu olmak bir şeyi elde etmek değildir, insanın elde etmek istediği hedefine giden yoldaki umut tanelerini elde etme hazzıdır. Elde edilen haz ise zamana
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
İçimi Döktüm Galiba...:))
10/10
·520 syf.··
2023 83. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2023 13:22
Bir insanla tanıştandığında zihninde bir roman karakteri canlanıyor mu? Ya da bir gezide ilk defa gördüğün bir manzara okuduğun bir romanın anlatığı mekanın kokusunu duyuruyor mu? Tam tersi de olabilir yani. Okuduğun bir romanda ki karakteri gerçek hayatta birileri ile kıyaslama gibi. Hayatının odak noktasına kitapları koymuş çoğu okuyucu kısmen veya hepten bu tür duyguları yaşamıştır, yaşıyordur. Tıpkı her gördüğü kişiyi bir film/dizi aktörüne benzetenler gibi. Her tanıştığım kişi okuduğm kitaplardan bana bir şeyler hatırlatır. Kimisi binlerce yıl öncesine götürür kimisi de yüzyıllar sonrasına. (Kimisi de lağım çukuruna...) Lisede başımı epey derde soktuğum bir zamanda (uzaklaştırma aldığım), daha önce içeriği hakkında bilgimin olmadığı "Sefiller" romanı ile eve döndüm. Odama geçtim ve okumaya başladım. -Bende bir alışkanlık haline geldiğini sonradan fark ettim. Canımı sıkan veya stresli bir durum ile karşılaştığımda elime kitap alır başka bir dünyaya zihnen adım atarak mevcut durumun üzerimdeki etkisini kırmaya çalışırım- Jean Valjean karakteri ile o kadar özdeşleşmiştim ki kitabı elimden bırakmadan 17-18 saatte 582 sayfalık "Sefiller" kitabını bitirmiştim. 3 4 gün boyunca Martin'in Ruth ile ilk karşılaşmasından sonra evine dönerkenki ruh halinde idim. Hiç bir zaman bir daha öyle bir kitapla karşılaşmadım. (İçinde bulunduğum duygu durumundan olsa gerek.) Ta ki Martin Eden'le tanışana dek. Lisede iken bir kitapta tattığım o duyguyu tekrar yaşadım. Kitap boyunca geçmişim film şeridi gibi zihnimde sürekli canlandı. Martin'le çok fazla ortak noktamız vardı. Hele öyle olaylar vardı ki birebir aynısı. İkinci kez başkalarını değil de kendimi görüyordum okuduğum romanda. Duygu durumumun çok fazla değişmemesi için 100 sayfa okuduktan sonra araya 1 Shakespeare eseri
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
İlk defa Jack London
8/10
·520 syf.··
2023 53. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2023 11:19
Jack London'ın hayatından izler taşıyan yarı otobiyografik bu eseri son zamanlarda o kadar övgüyle duydum ki elime almadan yapamadım. İlk defa Jack London'dan bir eser okumuş olduğum için başta hayatına ve görüşlerine dair küçük bilgiler edinmekle başladım. Kitaba başladığımda yapısı biraz garip geldi açıkçası. Zevkle Dostoyevski ve rus edebiyatı okuyan biri olarak söylüyorum ki kitabın uzun betimlemeleri ve anlatımları içinde çok fazla kaybolduğum ağırlaşıp kitabı kenara bıraktığım an oldu. Bu yüzden ilk başlarda zorlandım ama yaklaşık kitabın ortalarından sonra yazarın diline alışmaya başladığımı fark ettim ve kitap akmaya başladı. Aslında sonrasında yazara da hak verdim. Karakterin her hissini her sevincini her yenilgisini ve diğerlerini ayrıntılı bilmeden onunla gerçekten özdeşleşemezdik. Çünkü aslında size beş satırda kitabın özetini çıkarabilirim çünkü olaylar az ancak önemli olan olaylar değil Martin'in adım adım değişimini gözlemleyebilmek, onu ve zamanla girdiği buhranı anlayabilmek. Eserin konusuna gelince, Martin'in bir denizci olarak başladığı hikayede aşık bir gence dönüşmesini, ardından kendini aşkı için geliştirirken fikir sahibi olup onlar için de savaşmak isteyişini görüyoruz. Aslında Martin'i elimizde büyütüyoruz. Martin üst sınıftan aşık olduğu Ruth'a layık olabilmek için tek tek her konuda kendini gliştirmeye çalışırken Herbert Spencer' ın düşüncelerinden çok etkileniyor ve etrafında düşünen ve bunları tartışabilen insanların varlığından zevk almaya başlıyor. Ancak onun sosyalist olduğunu düşünen Ruth'un ailesi bu durumdan hiç hoşnut değil. Martin edebiyatla ilgilenip günlerini yazılar yazarak geçirmeye başladığında da Ruth'un ailesi düzenli bir işe girmediği için de gittikçe Martin'i ilgi alanlarından çekiyor. Jack London bu konuda da dergi
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma

Yazar Hakkında

Jack LondonYazar · 120 kitap
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.