eğtim yok, gerçek yok, delil yok, bilimsellik yok
müritlik ve guruluk var. anca fantezi, aşırı rasgele düşünceler. aşırı iğrenç bilgelik ve işe yaramayan tavsiyeler. kandırmacalıklar. içeriyor. martı kitabını tekrar okuyacağım çünkü ne olduğunu merak ettim.
Mavi TüyRichard Bach · Akış Yayınları · 19931,268 okunma
İlk okuduğunda insanın düşünce dünyasında yepyeni ufuklar açan bir kitap. Bu dünya üzerinde ki görevimize dair en keskin kıstas bu satırlar arasında. Yaşıyorsak bitmemiştir.
Genel olarak vermek istediği mesaj güzel. Lakin yer yer kopuslar çok fazla. Birde " Tanrılar Okulu" okuduysanız bu kitap ondan alıntılar yapmış gibi...
Yazardan favorim ve bize bir şeyler katacagina inandığım kitapları; Martı ve Hipnozcu kitaplarıdır.
İnsan bazen bir cümlenin kanadında kendi gücünü hatırlar.
Mavi Tüy bana o hatırlayışı anımsattı;
hayal ettiklerimizin, inandıklarımızın ve seçtiklerimizin hayatı nasıl sessizce biçimlendirdiğini.
Ama bir yanım hep başka bir pencere aradı…
Çünkü yalnızca “inan” demek yetmez bana.
Ben önce görmeyi, anlamayı, sonra inanmaya karar vermeyi seçerim.
Belki de bu yüzden kitap bana uçmayı anlattı,ama rüzgarı nereden hissedeceğimi söylemedi.
Benim için inanç, düşüncenin olgun halidir; akış ise farkındalığın zarif bir yön buluşudur.
İnsanın kendi içindeki ışığı fark etmesi kadar, başkalarının ışığını görebilmesi de özgürlüğün bir parçasıdır.
Mavi Tüy, bana göre, teslimiyetten çok bir keşfin hikayesi…
Ve belki de asıl mavi tüy,
insanın kendi iç sesini duymaya başladığı o anda gizlidir.
Kitap bana göre bazı noktalarda eksik kalsa da genele baktığımızda okumaya değer...
Mavi TüyRichard Bach · Arkadaş Yayınları · 19941,268 okunma
"İşte sana yeryüzündeki görevinin,
tamamlanıp tamamlanmadığını anlamak için bir test:
Eğer YAŞIYORSAN,
tamamlanmamış demektir."
(Sayfa116) Mavi Tüy
Bu kendi ince, lakin anlamda derin olan kitap bence, Küçük Prens kadar bir ünü hak ediyor.
Kitapta hikayeden çok "hayata farklı gözle bakmayı" işaret eden sözler çok etkileyiciydi bence.
Bir Mesih var, kalabalıklardan hoşlanmayan bir bilge,
ve onun el kitabı,
işte o el kitabındaki vurucu sözler...
Peki o el kitabının son sayfasında ne yazıyor dersiniz?
Şu cümle yazıyor:
"Bu kitaptaki her şey yanlış olabilir."
İşte hayatımızda ya siyah ya da beyaz vardır ya,
griyi hep unuturuz!
Bizim için doğru olduğunu düşündüğümüz şeyin, başkası için yanlış, kabul edilemez olabileceğini düşünmeyiz!
Doğru doğrudur işte!
Ya
Ya
Her şey bir yanılsamadan ibaretse...
...
Martı jonathan la aynı tarzda yazılmış farklı bir hikaye.
yazarın başarısı iki hikayenin arasında benzerlik olmasına rağmen bize yaşattığı duygunun aynı olmasıdır.
İşte sana yeryüzünde ki görevini tamamlanmadığını anlaman için bir test:
Eğer yaşıyorsan , tamamlanmamış demektir.
Güzel bir kitap olarak şiiri ve konu anlatımı olarak güzel bir kitaptı beğenerek okudum...
“Belki de bu kitabı elinizde tutuyor olmanız bir raslantı değildir; belki bu serüvenlerde sizin buraya hatırlamak için geldiğiniz bir şeyler vardır.”
Bu kitabı okumaya karar verirken böyle bir niyetim var mıydı emin değilim ama bana bir şeyler hatırlattığı kesin.
Mavi Tüy, birine sorduğum “Hayatında ve düşünüş tarzında köklü değişiklikler yapan bir kitap var mı?” sorusuna aldığım cevaptı. Sonra kitabı araştırırken, neden bilmiyorum, önce Martı’yı okumamın daha doğru olacağına karar verdim ve onu okudum. Aradan epey zaman geçti. O kitaba da yüzeysel, kendimce bir inceleme yazmıştım. Profilimde bulabilirsiniz ama bakmasanız da bir şey kaybetmezsiniz. Şimdi Mavi Tüy’ü bitirdikten sonra incelemelere bakarken okuma sırasıyla ilgili bir şeylere denk geldim. Benim fikrim, Richard Bach’ın bu iki kitabını merak edip okumak istiyorsanız önce hangisini okuduğunuz fark etmiyor. Sadece Mavi Tüy’ün önsözünde yazarın Martı kitabıyla ilgili yazdığı çok kısa bir iki söz var ki onlar da Martı’yı öne almanızı gerektirmiyor.
The Man from Earth’ü izlediniz mi bilmem. Kitabı okurken sık sık o filmi anımsadım durdum. Oradaki başkahramanımızla bu kitaptaki mesih Donald ve hikâyesi birbirine epey benziyor. İzlemediyseniz mutlaka izleyin. Size desem ki bu film 1.5 saat boyunca baştan sona aynı mekanda, bir evin salonunda bir avuç insanın konuşmalarıyla geçecek ve siz izlerken hiç sıkılmayacaksınız, bana ne derdiniz? İzledikten sonra tekrar cevap verirsiniz. Şimdi kitaba geçelim.
Richard Bach’ın yine Martı kitabında yaptığı gibi imkansız teriminin sınırlarını zorladığı sonunda da yerle bir ettiği bir kitap. Yazar, kendini bu kitabı yazmaya zorlayan düşüncelerini, hayal gücüyle zenginleştirdiği bir kurguyla bize aktarıyor. Kitabın yazımı yolunda kendi hikayesini anlatıyor aslında. Öyle
Çocuklarım gibi seviyorum sizi
Jonathan’dan uçup gelen bir mavi tüy. Bir şey diyeceğim sana, şu tırtıl meselesi vardı ya, şimdilerde o sözü değiştirip bir acayip şekle sokmuşlar, özlü söz diye paylaşıyorlar. Görsen gülersin.
Mavi Tüy, daha önceki okumuş olduğum Martı kitabının yazarı olan Richard Bach'ın serisi gibi olmuş. Insanların düşünceleriyle yapabileceklerini metafor şeklinde anlatması biraz daha ilgi çekici kılıyor aslında. Kitap kahramanlarından Donald'ın bir mesih olduğu düşünülüyor fakat o sadece her insanın onun da yapabileceklerine inanıyor.Richard ile yaptıkları düşünce eyleminden sonra aslında herşeyin sadece düşünceden ibaret olduğunu gösteriyor. Demem o ki düşünce yolunuzu odaklandirarak suda yürüyebilir fakat toprakta da boğulabilirsiniz...Okur kalın.
Richard Bach (23 Haziran 1936) ABD'li yazar 1955'te Long Beach State College'e başladı. Kurgu ve hayal konusunda birçok eser yazdı. Kitaplarının çoğunu kendi hayatından esinlenerek yazdı. Hava Kuvvetleri'nde pilot olarak çalıştı. Ardından birçok işe girdi. Kitaplarının çoğunda bir şekilde uçmaktan bahsetti.
1970 yılında; yem bulmak için uçmak yerine hızlı ve akrobatik uçmayı seçen bir martının hikâyesini anlatan kitabı, Martı'yı yazdı. Kitap 10.000 sözcükten daha az olmasına rağmen kurgu ve kurgu dışı kitaplar arasında en çok satan oldu. Rüzgarla Uçmak'a kadar en çok satanlarda yer aldı. Rüzgarla Uçmak 1972'de 1.000.000'dan fazla kopya sattı.
Son yıllarda hayranlarıyla ilgilenmeye başladı. 1990'larda bir Amerikan şirketinde hayranlarının maillerine cevap yazmaya başladı.
Bach'ın 6 çocuğu bulunmakta ve Bette adında bir eşi var. Ardından gazeteci olarak işe başladı ve babasız büyümek hakkında bir kitap yazdı.
Bach 1977'de, Martı filmini çektiği sırada, aktris Leslie Parrish ile evlendi.
Bach'ın Sonsuza Uzanan Köprü ve Bir eserlerini etkileyen kişi oldu. 1999'da boşandılar. Martı kitapları arasında en iyi kitap oldu.