Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·296 syf.·
2024 14. kitabı
Abdülhamit döneminde geçen ve Silahtar Ali Paşa ve ailesinin konu edildiği Miras, büyük bir konakta yaşayan kalabalık ailenin yozlaşmaya dayalı olarak çözülmesi ve konaktaki küçük çekirdek ailelerde yaşanan sorunları anlatmakta. Roman, Meslek isimli Gazetede her gün bir sayfa olarak yayımlanıyorken gazetenin kapanması ile yarım kalmış. Eser tamamlanarak bir basımevine teslim edilmişse de tam olan nüsha da kaybolmuş.
MirasMemduh Şevket Esendal · İthaki Yayınları · 2023298 okunma
6/10
·296 syf.··
2023 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2023 13:06
#okudumbitti Memduh Şevket Esendal - Miras Yazarın kalemiyle bu kitap sayesinde tanıştım. Kitap tamamıyla eski öz Türkçe ile yazılmış haliyle okurken biraz zorlandım. Ağır ilerleyen bir okuma oldu benim için. 2. Abdülhamid dönemindeki Silahtar Ali Paşa Ailesi' nin yaşamına konuk oluyoruz bu kitapta. Babanne vefat edince tabiki hepimizin bildiği gibi herkes miras derdine düşüyor. Babası vefat etmiş olan Asım Bey ise halası' ndan eski değirmeni istemek için halasının evine gider fakat işler beklediği gibi yolunda gitmez.. Kitapta sadece miras konusu işlenmemiş onun dışında Asım ve Salime' nin hiç başlayamayan aşkı, Osmanlı dönemindeki sokak hayatı hakkında da bilgiler mevcut. Siz Türk Edebiyatı okumayı sever misiniz? Önerdiğiniz kitaplar neler? Muhtaç olup birisinin kapısına gelmek ne kadar güçtü. Bereket versin insan unutabiliyor! Eline fırsat geçince bundan istifade etmeyen insan da acaba insan mıdır? MirasMiras
Edebiyat
MirasMemduh Şevket Esendal · İthaki Yayınları · 2023298 okunma
Miras İncelemesi
6/10
·296 syf.··
2025 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2025 08:37
Memduh Şevket EsendalMemduh Şevket Esendal ’ın okuduğum 2. Kitabı. Ancak Ayaşlı Ve KiracılarıAyaşlı Ve Kiracıları kitabında aldığım tadı MirasMiras ’ da alamadım. Sanki MirasMiras bir parça Memduh Şevket EsendalMemduh Şevket Esendal ’ın acemelik dönemine denk gelmiş gibi. Dönem II. Abdülhamid dönemi. Eski bir paşa ailesi olan Silahtar Ali Paşa ailesi birbirinden kopmuş ortadaki miras için aile fertleri birbirlerini rakip olarak görmektedirler. Ortada hatırı sayılır bir mülk vardır; hanlar, evler, değirmen….Tüm bu mal mülk ailenin en büyüğü olan Atiye Hanım’ın tasarrufu altındadır. Kiraları o toplar, tüm iratların anlaşmaları onun tarafından yapılmaktadır. Derken bir gün İstanbul’a yeni bir akraba gelir; genç bir delikanlı olan Asım. Asım’ın aklında ailesinin iratları arasında yer alan değirmeni üzerine alıp onunla geçinmek derdi vardır. Asım İstanbul’a geldiğinde aile fertleri arasındaki soğuk savaşın ortasında bulur kendini. Aile üyelerinin bazıları ona sıcak davranırken bazıları ise onu bir gizli düşman olarak görmektedirler. Kitap bu aile üyeleri arasındaki ilişkileri anlatan monoton bir tempoda devam ediyor. Kitabın güzel tarafı II. Abdülhamid dönemine ait bir takım gerçekleri bize aktarmasından kaynaklanmakta. Misal 58. Sayfada Mürur Tezkeresinden bahsetmekte. Mürur tezkeresi bir yerden bir yere giderken, serbestçe gidebilmek için hükümetten alınan geçiş belgesi. Bu belge Türk uyruklular için gerekli zira diğer tebaalar (Rumlar, Ermeniler, Yahudiler vs.) bu tezkereden muaf. Gayri müslim azınlık diledikleri gibi seyehat ederken, Türkler için ülke içinde vize uygulanmakta…Anlaşılan Osmanlı Türkleri bir tek savaşa girdiklerinde hatırlamaktaymış. Atatürk’e ve Cumhuriyet’e bir kez daha dua ettim. Daha da kötüsü Türk’ler bu durumu kavrayabilecek kadar eğitimli değildi. Tüm servet gayri müslimlere aitken, Türklerin ancak cephede ölme hakkı vardı. 296 sayfalık bir
Türk Edebiyatı
MirasMemduh Şevket Esendal · İthaki Yayınları · 2023298 okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2026 7. kitabı
İnsanın kendi nefsinden nefret etmesi kadar dünyada azap verici bir şey yoktur, sanıyorum! Yıllarca rollerine, yalanlarına aldandığımız bir arkadaştan adîliğini, alçaklığını sezince hemen ayrılırız. Aşkta da böyle... Mabut gibi taptığımız vücudun bir lekesini keşfedince birdenbire soğur, hatta ona düşman kesiliriz. Fakat kendimize... Ne yapabiliriz? Hiç! Ahlâk telâkkisinin ruhumuzda tutuşturduğu “iyilik, doğruluk, güzellik” ideali yavaş yavaş kararır. Bu üç alevli eserden meşale sönünce artık karanlık bir çöle düşeriz. Hayvanlaşırız. Halbuki hayvanlık ne kederli bir yaşayıştır! Mefhumsuz, gayesiz, muhabbetsiz, mukaddesatsız bir hayat! “iyi” yok, “doğru” yok, “güzel” yok... İşte bugün benim de ruhumdaki ilahî meş’ale söndü. Serseri, sergerdan bir hayvanım! Mahzun, mükedder, meyus bir hayvan! İnsanlığın kıymetlerini kaybetmiş bir zavallı! Bu karanlığa düşüşüm irademle olmadı, gayr-i ihtiyari... Âdeta, haberim olmadan... Nasıl oldu? Nasıl birdenbire insanlıktan çıktım? Artık ebediyen dönemeyeceğim bu cennetten.” 10. Tasvir Tekniği Öykülerin başında yer alan ve metindeki tasvirleri kelimelerle portre çizerek resim sanatından edebiyata geçmiş bir anlatım tekniğidir Ömer Seyfettin ‘in Gizli Mâbed adlı öyküsünde bir Türk evinin sandık odası tasvir edilmiştir.
Roman
MirasMemduh Şevket Esendal · İthaki Yayınları · 2023298 okunma
4/10
·296 syf.··
2026 1. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 14:03
Miras kitabı dönemin özelliklerine göre kadınların daha çok üstüne düşen bir kitap olsa da farklı karakterlerin hiçbir gelişimini göremeyerek sadece geçmişlerini öğrenip o şekilde ortada bırakılarak çok bana hitap eden bir roman olmadı. Asım karakterinin tembelliğe kısa sürede alışması bana göre romandaki en gerçekçi olay olgusudur. Değirmenden Salime için vazgeçtiği düşünülse de öyle olmadığı, halasının yanında rahatta kalmak istediği aşikardı. Sırf lüks yaşama sevdasından dedikodu niyetine; kendini önemli hissetmek amacıyla politikaya katılmaya çalışsa da başarısız olması arkadaşı Ferruh Bey’in önemli bağlantıları olsa da bir işe yaramaması güçlü bir dönem mesajıydı. Bence en az bir bölüm daha olmalıydı. 4/10
MirasMemduh Şevket Esendal · İthaki Yayınları · 2023298 okunma
7/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
Silahtar ali pasanin cocugunun olmesiyle cociklari arasinda baslayan miras kavgasi anlatilir. Miras pay edilir herjes kendi yoluna gider , burdaki diger hikaye ise yegenleri asım'ın hikayesidir kitap genelde asım amcasinin kizi salime ve halasi atiye hanim etrafinda doner
MirasMemduh Şevket Esendal · İthaki Yayınları · 2023298 okunma
7/10
·248 syf.··
2025 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2025 20:52
Köşkte yaşayan kalabalık bir ailede, aile büyüğünün ölmesi sonucu, bağları zayıflamış fertlerin mirastan paylarını alarak her birinin bir tarafa savrulması ile başlayan hüzünlü bir hikâye. Sonrasında gelişen olaylar ise bana biraz Dostoyevski 'nin Stepançikova köyünü hatırlattı. Parasız bir gencin zengin akrabasının yanına para için gelmesi, bu gencin ev halkı tarafından sevilmesi. Köşkte kâhya konumunda bulunan bir kişinin evsahibesini ve herkesi manipule etmiş olması ve gelen bu genç akrabayı kendisi için bir tehdit görerek ondan kurtulma planları yapması... gencin ise her şeyin farkına varmasına rağmen pasif bir duruş sergilemesi gibi. Hikayenin konusu aslında sıradan olmasına karşın yine de ilgiyi kendine çekiyor, sadece sonu bende ciddi bir hayal kırıklığı yarattı, sanki daha yazılmış bir çok sayfa varmışta kaybolmuş ve yarıda kalmış gibi!.. Yine de hoş, okuması keyifli bir romandı.
MirasMemduh Şevket Esendal · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2023298 okunma
1920'lerde yaşayan bir münekketmişim gibi
Puan vermedi·248 syf.··
2024 44. kitabı
Yarı otobiyografik mahiyette kaleme alınmış bu eserde, müellif kendi ailesini bir nebze resmetmiştir. Müellifin Fatih’te vaki Karabeyler Konağı dahi, romanda tasvir olunduğu üzere, yıkılmıştır. Ancak benzerlikler bununla sınırlı kalmamış; müellif, miras meselesi hasebiyle epeyce meşakkatli uğraşlar vermiştir. Siyasi kimliğini edebi şahsiyetiyle tefrik etmek maksadıyla ise M.Ş.E. kısaltmasını ihtiyar etmiştir. Ne var ki, eserin lisanı pek de selis addedilemez. Müellifin Servet-i Fünûn ekolünü benimsemiş olması, eserin diline bir nebze ağırlık katmıştır. Miras ismini haiz bu eser, İstanbul’da cereyan eder ve müellifin kadın karakterleri işleme hususundaki maharetini gözler önüne serer. Onun eserlerindeki kadınlar, yalnızca güzellikleriyle methüsenâ edilen yahut kıskanılan yahut aldatılan kimseler değildir. Atiye, Fahriye, Salime ve Toksi, her biri derinlikli ve teferruatlı şekilde tahlil edilmiş şahsiyetlerdir. Roman, Silahtarpaşa ailesinin fertleri arasında vuku bulan bir miras meselesini mevzu edinir. Eserin başlıca şahsiyetlerinden Asım, evvela hırslı ve tamahkâr bir kimse olarak arz-ı endam eder. Değirmen davasına düşkün, şayan-ı dikkat bir hususiyeti bulunmayan genç bir adamdır. Salime’ye olan aşkı, belki de şahsiyetindeki zafiyetlerden dolayı, okuyucu nezdinde zayıf addedilir. Salime, Asım’daki bu zaafı fark ederek ona aşk ile bağlanmaz. Ancak kabahat yalnızca Asım’da aranamaz; her bir karakter, içinde bulundukları cemiyetin icbar ettiği menfaatler istikametinde hareket eder. Roman, Sultan II. Abdülhamid devrinde cereyan eder ve bu devir, eserin arka planını teşkil eder. O dönemin tesirleri yalnızca karakterlerin davranışlarına değil, aynı zamanda sosyal bünyeye de sirayet eder. Asım, bir işte çalışabilecek kudreti kendisinde bulamaz ve bu sebeple mirasın peşine
MirasMemduh Şevket Esendal · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2023298 okunma
Puan vermedi
MirasMiras Memduh Şevket EsendalMemduh Şevket Esendal 'ın yazdığı bu romanda, II.Abdülhamid döneminde İstanbul'da yaşayan Silahtar Ali paşa ve ailesinin yozlaşıp çöküşü anlatılıyor. Miras yüzünden aile fertleri birbirine düşer. Konak zamanla dağılır. Herkes başka yerlere gider. Olaylar genellikle Asım, halası, amcası onların aileleri, ve evlerinde yaşayanların hayatları çevresinde geçiyor. Asım'ın taşradan İstanbul'a halasının yanına gelmesiyle aile üyeleri tekrar birbirleriyle görüşmeye başlıyorlar. Asım bir iş bulamıyor halasının yanında kalıyor. Roman bir sonuca ulaşmadan yarım kalmış. Yazarın romanı tamamladığı fakat bulunamadığı söyleniyor. Türk edebiyatı türünde güzel bir eser. Herkese bol kitaplı günler dilerim..
İnceleme
MirasMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 2003298 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2017 43. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2017 15:10
Memduh Şevket Esendal'ın yayımlanmış 3. romanı olan Miras,tefrika edilmiş ilk romanıdır.Bu nedenle ilk romanı olduğu söylenebilir.1924 yılının sonlarında Mesken Gazetesi'nde her sayıda bir sayfa olarak yayımlanan Miras, gazetenin kapanması sonucu yarım kalır.Yarım kalan roman daha sonra tamamlanmış bir basımevine teslim edilmiş.Ancak basımevinde kaybolmuş.Miras ,Silahtar Ali Paşa ailesinin değişen zamanla birlikte yozlaşıp, çözülüşünü çekirdek aileye doğru yol alışını anlatır.Abdülhamit dönemindeki çalkantılar, İttihat ve Terakki Fırkası kuruluş dönemi, çalışmaları arka fonda olaylara eşlik eder. Bu yönüyle otobiyografik özellikler taşır Miras.Yine romanda bahsedilen konak, Esendal ailesinin konağıdır.19. yüzyıl Türk aydınının portresinin çizildiği kitapta, kadınlar ön plandadır ve güçlü karakterlerdir. Romandaki karakterlerden biri olan Saide, "Saide"adlı öyküsünde de yer alır.Kadın erkek ilişkileri üzerinde yoğun olarak durulan kitapta örtülü de olsa eşcinselliğe değinilmesi oldukça ilgi çekiciydi.Atiye Hanım'ın Tura ve Fahriye İle, Fahriye Hanım'ın Nazire ve Aliye ile olan ilişkilerinin ne tür bir ilişki olduğu açıkça ortaya konmasa da diğer karakterlerin imalı anlatımları ve sürekli olarak iğrenmeyle bahsetmeleri bu ilişkilerin eşcinsel ilişkiler olduğunu gösteriyor.Zaman zaman Türk edebiyatının klasik eserlerine okumada yer vermek gerekiyor diye düşünüyorum. "Bir zaman sonra, Aliye isminde bir genç kızı bulup onu da evlerine aldılar.Bir müddet üçü delice bir hayat yaşamaya başladılar, aralarında kıskançlık kavgaları çıkıyor ve âdeta dövüşüyorlardı.Bu dayaklar asabi bir hastalık nöbetine benziyordu.Dayak atan ve dayak yiyenler için bu ihtiyaç gibiydi.Bir zamanlar dövmek Fahriye'nin,dayak yemek Nazire ile Aliye'nin hissesine düşerken, bir zaman sonra Aliye ile
Edebiyat
MirasMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 2003298 okunma

Yazar Hakkında

Memduh Şevket EsendalYazar · 25 kitap
Türk edebiyatının tanınmış bir öykü yazarı olan Esendal edebiyatçılığının yanı sıra Tahran, Bakü ve Kabil'de büyükelçilik, TBMM'de dört dönem milletvekilliği, 1941-1945 yılları arasında CHP Genel Sekreterliği yapmış olan diplomat ve siyasetçidir. En çok bilinen eseri 1934 yılında yayımlanan Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanıdır. 1883 yılında Çorlu’da dünyaya geldi. Babası Mehmet Şevket Bey, annesi Emine Şadiye Hanım’dır. Varlıklı bir çiftçi ailesinin 3 oğlundan ikincisi idi. Edirne Lisesi'nde eğitim görmüştür. Savaş ve göçler yüzünden çocukluğunda düzenli bir eğitim görme fırsatı olmadı; kendi kendisini yetiştirerek Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Ailesi Balkan Savaşı ve Bulgar baskınları nedeniyle çiftliklerini bırakıp İstanbul’a göç etmişti; savaştan sonra tekrar Çorlu’ya dönüldüyse de I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile ailesi ile tekrar İstanbul’a geldi. Ailesi tüm mal varlığını kaybettiği için geçim sıkıntısı çekerek büyüdü. 1907’de babasının ölümü üzerine ailesinin geçimini üstlendi ve memuriyete başladı. 1908’de dayısının kızı Ayşe Faide Hanım ile evlenen Memduh Şevket Bey’in bu evlilikten Mehmet (1912), Ahmet (1915) ve Emine (1923) adlı üç çocuğu dünyaya geldi. 1906’da İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. Fırka’ya girişi Kara Kemal önderliğinde oldu. Başlangıçta ücretli bir eleman olarak cemiyette yer alırken sonradan ittihatçılığı benimsedi. Cemiyet içinde oluşan “mesleki temsilciler” grubunda Kara Kemal ve Ali İhsan (İloğlu) ile birlikte yer aldı. Esnaf Odaları Mümessilliği, Anadolu Vilayetleri Müfettişliği gibi görevler üstlendi. Müfettişlik görevi sayesinde Anadolu’yu gezme, Anadolu insanını tanıma fırsatı buldu. I. Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’daki beslenme sorunu ile ilgili olarak görevler aldı. Teşkilat-ı Mahsusa adlı gizli birlik bünyesinde I. Dünya Savaşı’na katılmasına karar verilince İstanbul’dan ayrıldı. 1915’te cemiyetin Ankara temsilcisi oldu. İşgalci İngiliz kuvvetlerinin İstanbul’daki İttihat ve Terakki merkez binasını bastıkları 13 Kasım 1918 günü orada bulunan Memduh Şevket, kaçmayı başardı. İstanbul hükûmeti tarafından kovuşturmaya uğrayıp takip edildiği için İstanbul’un değişik yerlerinde ve İtalya’da bir süre saklandı. 1920’de işgale karşı ulusal direnişin lideri Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine Ankara’ya gitti. 1921’de Ankara’daki millî hükûmetin ilk yurt dışı temsilciliğini açtığı Bakü’ye "orta elçi" olarak gönderildi. Görevi, öncelikle Kafkaslar'da ve Rusya içlerinde I. Dünya Savaşı'ndan kalma Türk esirlerinin Anadolu'ya getirilmesi ve silah, cephane nakliyatı idi. Bakü’deki Türk esirlerin yurda dönmeleri konusunda büyük emek sarf etti. Rusya’da seferberlik ilanından sonra Azerbaycan’daki Türk tebaanın Ruslar tarafından askere almasını önledi. Mayıs 1922’de Azerbaycan’da Arap alfabesinden Latin alfabesine dönme girişimi olduğunda bu süreci yakından takip etti ve konu hakkında Ankara’ya rapor yazdı. 1924 yılında Rusya’nın bağımsız Azerbaycan Devleti’ne son vermesi üzerine Bakü’deki Türk temsilciliği kapandı ve Memduh Şevket Bey yurda döndü. 1925 yılında yurda döndüğünde Mekteb-i Sultani ve Kabataş Lisesi‘nde coğrafya öğretmeni olarak atandı. O sene eski ittihatçı arkadaşları ile birlikte “Meslek" adlı bir haftalık siyasi gazete çıkardı. Amaç, mesleki temsilcilik düşüncesini Cumhuriyet dönemi Türkiyesi’ne taşımaktı. Memduh Şevket Bey’in ilk öyküleri Meslek gazetesinde yayınlandı. Aynı gazetede Miras adlı romanı tefrika edildi. Hayatı boyunca resim yapmayı da hep sürdürmüş olan Memduh Şevket Bey, bu gazetede resim ve karikatürler de yayımlamış ve bazı karikatürleri yüzünden kovuşturmaya uğramıştır. Yayın, iktidar tarafından hoş karşılanmamış ve kapatılmıştır. Memduh Şevket Bey, 1925 yılının sonunda yeniden yurt dışında elçilik ile görevlendirildi ve Tahran’a elçi atandı. İki devlet arasında istenmeyen olayların meydana geldiği gerekçesiyle (Ağrı isyanı sırasında Türk ordusunu İran topraklarına girmesi) 1930 yılında Tahran elçiliğinden istifa etti. Tahran’dan döndükten sonra Mustafa Kemal’in emri ile CHP Merkez İdare Heyeti’ne alınan Memduh Şevket Bey, 1931-1933 yılları arasında Elazığ milletvekili olarak TBMM’de yer aldı. 1932’de ilk Türk Dil Kurultayı’na Elazığ milletvekili olarak katıldı. Kabil büyükelçiliğine atanması nedeniyle 1933’te milletvekilliğinden istifa etti. 1933-1941 arasında Kabil Büyükelçiliği görevlerinde bulundu. Komünist rejim baskısından kaçıp Afganistan’a sığınmış Türkmen çocukların Türkiye’ye gönderilip eğitim görmelerini sağladı. II. Dünya Savaşı’nda ülkenin Alman-İtalyan nüfuzuna girmesini engelleyip Sadabat Paktı’nda yer almasını sağlamada rol aldı. Daha önce Vakit gazetesinde tefrika ettiği Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanını Kabil elçisi olduğu dönemde, 1934 yılında yayımladı. Bu, onun kitap olarak yayımlanan ilk romanıdır. Soyadı Kanunu çıktığında kendisine Esendal soyadını İsmet İnönü verdi. 1941’de kendi isteğiyle Kabil’deki görevinden ayrıldı. Kabil’den yurda dönüşünde hayatını kaybeden Bilecik milletvekili Salih Bozok’un yerine meclise girdi. VI., VII., VIII. Dönem TBMM’de Bilecik milletvekili olarak yer aldı. Dördüncü Türk Dil Kurultayı’na Bilecik milletvekili sıfatı ile katıldı. 1942-1945 yılları arasında CHP Genel Sekreterliği görevini üstlendi. Partinin gençleşmesi için uğraştı ve 35’ler Hareketi’nin gelişmesine destek oldu. 1945 yılında, Genel Sekreterlik görevinden kendi isteğiyle ayrıldı. Genel Sekreterlik görevini bıraktıktan sonra sadece edebiyatla ilgilendi ve yapıtlarını derleyip kitaplaştırmakla uğraştı. Öyküleri, Sanat ve Edebiyat, Seçilmiş Hikâyeler, Ulus, Ülkü, Hisar, Pazar Postası, Türk Dili gibi gazete ve dergilerde yayınlandı. Siyasetçi ve edebiyatçı kimliklerini ayrı tutmak için yazılarında M.Ş.E, Mustafa Memduh, Mustafa Yalınkat, M. Oğulcuk, İstemenoğlu gibi takma isimler kullandı. Yaşamının yalnızca dokuz yılında (1923-1926, 1946-1952) ciddi biçimde edebiyatla uğraşmasına rağmen Türk öykücülüğünün önemli bir ismi oldu. Durum hikâyeciliğinin Türk edebiyatındaki temsilcisidir. Yazdığı öykülerin sayısı 224'ü bulur. En çok bilinen eseri 1934 yılında yayımlanan Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanıdır. Esendal, beyin kanaması sonucu 16 Mayıs 1952 gecesi Ankara’da hayatını kaybetti. Cenazesi Ankara Cebeci Mezarlığı’na defnedildi. Esendal’ın anılarını yazdığı ve ölümünden 30 yıl sonra yayımlanmasını istediği bilinmekle birlikte söz konusu hatıralar bulunamamıştır. Çocuklarına yazdığı mektuplar Oğullarıma Mektuplar (2003) ve Kızıma Mektuplar (2001) adı altında kitaplaştırılmıştır. Esendal'ın Türk Edebiyatı'na getirdiği en önemli yenilik, ele aldığı konuları büyük bir sadelikle işlemesidir. Bu konular yine sıradan insanların yaşamları etrafında gezinir. Öykücülüğe başladığı ilk yıllarda, dilde sadeleşmenin öncüsü olan Ömer Seyfettin'in izinden giden Esendal, ustalık dönemine eriştiğinde, hem Ömer Seyfettin'den, hem de kendi çağdaşlarından daha sade ve düzgün bir dille yazmıştır. Üslubunda Çehov'un etkileri açıkça görülür. Hatta bazı öyküleri Çehov'dan yapılmış uyarlamalardır. Ancak bu etki, yazım tarzı, dildeki sadelik, kişilerin seçilişi ile sınırlı kalır. Esendal, Çehov'un karamsar bakışını tekrarlamaz. Kendi deyişiyle insanlara yaşamak için ümit, kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanır, insanları mutfak paçavrasına çeviren ve yeise düşüren yazılardan hoşlanmaz.