Yolculuk ne zaman biter?
Havaalanında, geminin güvertesinde el sallanır...
Tren hareket etmeden peronda öpüşme.
Taksinin geç kalıyoruz kornası.
Otelde hesabın ödenmesi, sınırda pasaportun damgalanmasıdır
yolculuğun bitişi.
Eve dönüldüğünde teşekkür telefonu.
Bavulların boşaltılıp sonraki seyahate kaldırılması.
Yaşadıklarımızın sessiz tanığı, çamaşırımızın yıkanmasıdır yolculuğun sonu...
Yolculuğun sonu elvedadır. Düşlerin derinliğinde uykuya yatırdıklarımızda,
yıllar sonra, beklenmedik bir anda, hatırlanan.
Yolculuk ne zaman biter?
Yaban ellerden, garip diyarlardan, anlaşılmaz geleneklerden
ferahlamaktır.
Acılı bir diyardan, zulüm, işkence, açlıktan uzaklaşmanın derin nefes alışıdır.
Kavuşacağımızın canlanmasıdır yolun sonunda.
Ev anahtarının kapının kilidinde yuvasına yerleşmesinin huzuru, pencereden gelen tanıdık sokak sesleridir yolculuğun bitişi.
Yolculuk ne zaman biter?
Posta kutusunda birikmiş mektuplar, kapının altında ödenmemiş elektrik, su faturalarıyla karşılaşmamızdır yolun sonu.
Buzdolabında unuttuğumuz yoğurdun küflendiğinin, çamaşır makinesinin miadını doldurduğunun, yola çıkmadan hastanede
ziyaret etmediğimiz sınıf arkadaşımızı aramamız gerektiğinin, okuldaki mendebur hocayla, işyerinde ağzı kokan tacizci teknisyenle tekrar yarın karşılaşacağımızın aklımıza gelmesidir.
Birikmiş gazetelere bakıp, basmakalıp küfürlerimiz dilimizin ucuna geldiğinde, yanlış insanla, yanlış evde, yanlış şehirde,
yanlış memlekette olduğumuzu bilmem kaçıncı defa idrak ettiğimizde, ceketimizi dolaba asıp, çoraplarımızı çıkardıktan
sonra dişlerimizi fırçalarken tanıdık aynada yüzümüzü gördüğümüzde, birdenbire anlarız yolculuğun bitmiş olduğunu.