Kitap her 48 saatde bir hafızalarını kaybeden Silas ve Charlie'nin kendilerini bulma ve bu durumu çözmeye çalışmasını konu alıyor. Her 48 saatde ne kadar bilgi edinirlerse bunu not alıyor, gelecek olan döngüde yardımcı olmaları ve daha fazla ilerleme katetmeleri için uğraşıyorlar. Fakat üçüncü döngü başladığında bir sorun var ki sadece hafızaları değil Charlie de ortadan kaybolmuştu. Charlie'ni en son gören kişinin Silas olması ve garip davranışları bu olaylardan onu sorumlu gibi gösterirken işler karmaşık bir hal alır..
Kitabı okurken hep aklımda Russian Doll dizisi canlandı ve bu döngü ne kadar devam edecek diye merakla okudum. Çocukluğundan beri aşık olduğun birini bi anda unutup ve 48 saatde yeniden aşık olabilmeleri de çok güzel işlenmişti kitapta. Kitabın çok güzel ilerlemesi fakat bir sona bağlanamayıp geçiştirme bir finalle bitmesi beni üzdü açıkcası. Daha iyi bir neden bekliyordum ama yazarların da kafası karışmış ve bu duruma daha mantıklı bir çözüm bulamayıp ütopik düşüncelerle olayı kapatmışlar gibi. Diğer taraftan da falcı kadının ve Karides'in olaylarının da geçiştirildiğini düşünüyorum bizim de 48 saatde unutacağımızı düşünerek çok detay verilmemis gibi ama onun dışında okuması zevkli güzel bir seri. Siz de bu tarz kitapları seviyorsanız bir şans verin derim. · ⋆
İlk kitabın sonunda Charli kaybolmuştu ve Silas onun için endişeleniyordu. Arabada önceki döngüsüne ait mektupları buldu ve kendi döngüsünde olanları yazdıktan sonra tekrar hafızasını kaybetti.
Sürekli hafızalarını kaybedip ama ona rağmen birbirlerine tekrar aşık olmaları biraz ne bilim. Konusu zaten bunun üzerineydi ama nedense biraz sıktı ve kitabı şahsen kitabı beğenmedim ama ne olacak merakıyla devam ettim.
Yine de herkesin zevki farklıdır. Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar.
“Nereye bakacağımı bilmiyordum. Nereye gideceğimi bilmiyordum. Onu kurtaran adam nasıl olunur bilmiyordum.”
“Bir seri nasıl batırılır?” Bu kitap ile anlamış oldum. Serinin ilk kitabı bana göre muhteşem başlamıştı. Çözülecek olaylar, gizemler, sırlar vardı. Harika bir şekilde olaylar ilerlemiş ve çok kilit bir noktada bitmişti. Bu kitabı okumak için sabırsızlanıyordum. Büyük bir beklentim vardı ancak sonuç tam bir hüsran.
Seri, bir kız ve bir oğlanın aniden hafızalarını kaybetmeleri ile başlıyor. Bulundukları yeri, çevrelerindeki insanları ve kendilerini tanımıyorlar. Birtakım olaylar gelişiyor, kendilerince olayı araştırıyorlar ve başlarına gelen bu şeyin ne olduğunu bulmaya çalışıyorlar. İlk kitap bu şekilde ilerleyip çok kilit bir noktada bitiyor.
İkinci ve üçüncü kısmını oluşturan bu kitapta ise bu olayların sebebinin çözülmesi gerekiyordu ama olan onca olayın, onca kurgunun boşa gidişini okudum. İlk kitapta çözülmesi gereken birçok olay vardı ama biz bu kitapta sadece iki karakterin aşk hayatını okuduk. Hiçbir olay yoktu. Kurgu çok farklı bir yere gitti ve sadece romantizm üzerinde duruldu. Kitap boyunca çözülmesi gereken hiçbir olay çözülmedi ve birçok kısımda ise mantık hatası vardı.
Keşke seri tek kitaptan oluşsaydı belki daha güzel olabilirdi. İlk kitabı çok güzeldi. Beklediğimden çok daha iyiydi ama bu kitap benim için tam bir hüsran oldu.
Eveet 1 hafta içinde üçüncü Colleen kitabı ile dozumu doldurmuş bulunmaktayım. Çirkin Aşk'ı okuyup bazı şeyleri sevmesem de yazarın dilini baya sevdim. Bu 1 haftada 3 kitabını okumamdan anlaşılıyor sanırım. Bu kitabı ortak yazmışlar ama olsun yazdığı kişi zaten Colleen'ın diline yakın birisi. İlk kitaba inceleme yazma gereği duymadım çünkü ikinciyi okuyunca genel yorum yapmak daha mantıklı geldi. Keşke Epsilon hepsini beraber bassaymış. İlk kitap öyle bir yerde bitti ki hemen bunu alıp okudum. Hikaye çok ilgimi çekti çünkü farklıydı. İki aşık sürekli hafızalarını kaybediyorlar ve beraber bu durumdan kurtulmaya çalışıyorlar. Neredeyse kendilerini bildiklerinden beri birbirine aşıklar ama son zamanlarda ilişkileri aileleri olsun insanlar olsun kısacası dış etkenler yüzünden mahvolmuş durumda. İkisi de eskisi gibi değil ve ayrılmaya karar veriyorlar. Bu kararlarının ardından 48 saatte bir birbirlerine ait her şeyi ve onlarla bağlantılı herkesi unutup duruyorlar. Hani şey dedim sürekli unutacaklar hep aynı şeyi mi okuyacağım ama öyle olmadı. Kitapta birbirlerini hiç tanımadan nasıl yeniden seviyorlar onu okuduk. Bu kısımlar çok iyiydi ne olursa olsun birbirlerine olan aşkı asla bitmemişti. Bunu anlıyorlardı. Ama havada kalan birkaç şey vardı. Karides mesela çok havada kaldı. Spoiler olmasın diye sadece isim veriyorum yoksa büyük spoiler olur. Sonra başlarına gelen bu olay evet birbirlerinden ayrılıyorlar aşklarını kaybediyor oldukları için başlarına gelmiş ama nasıl? Nasıl bir güç bunu yaptı? Sonu çok aceleye gelmiş. Bir yazar kötü son istemiş diğeri de mutlu istemiş sanırım o yüzden sonu bir kopuk olmuş. Kötü son olsa daha iyi olurmuş sanırım üzülürdüm ama daha iyi bitebilirmiş o zaman. Ne kadar bunlar havada kalmış olsa da beğendim seriyi. O yüzden 7 puanı hak ettiğini
Bu yazarları seviyorum ya :) her ne kadar bana hitap etmese de, büyülü gerçekçiliği çok güzel işliyorlar :)
İlk kitabını 2 yıl önce okuyup, merakla bugüne gelmeyi başardım, kendimi tebrik ediyorum :)
Epsilon üçlemenin, 2 ve 3.kitabını tek kitap olarak basarak gönlümüze taht kurdu, teşekkürler..
Kitabın konusunu spoilersız anlatamam, ben incelemelerde konunun anlatılmasına da çok sıcak bakmıyorum.
İlk kitap kadar tatmin ettiğini söyleyebilirim. Sonunun nereye bağlanacağını merak ediyordum. Cidden güzel bağladılar :)
Haftasonumu güzelleştirip, farklı bir tür olarak renk kattı :)
Kafa dağıtmalık, +18 olmayan, tatlı bir gençlik serisi aslında.
Arada bu türlere de kaçamak yapmak lazım ;)
Okuru bol olsun (:
Colleen HooverTarryn Fisher
Kitap hakkında ne desem bilmiyorum. Çözülmeyi bekleyen o kadar olay, o kadar sır... Bu kitap nasıl bu kadar başarısız olabildi?
Charlie ve Silas'ın hafızalarını kaybedip durmalarının sebebini deli gibi merak ediyordum. Öyle bir sebep yazılmış ki şaka gibi. Yazarların ciddi olduklarına inanmak istemedim, konuyu bu kadar saçma bir romantizme getirmezler sandım ama getirmişler.
Kitapta kötü olan sadece bu da değil. Aileler arasındaki olayın sebebi, Charlie'nin babasının durumu, tarotçu kadın, karides denen kız... Hepsinin hikayesi o kadar uyduruk ki yazılmak için yazılmış resmen. İlk kitapta bu kadar gizem yaratıp devam kitabında bu gizemleri geçiştirmek niye? Yazarlar seri yapmak yerine tek kitap yapsalardı da konuyu boş yere uzatmaya çalışmasalardı keşke.
Asla Asla. Bu kadar güzel bir konuyu neden bu kadar hafif ve kısa bir şekilde incelediniz ya neden! Kitabın konusu normal bir okul gününde okul koridorunda bulunan Charlie’nin başta adı olmak üzere hayatına dair hiçbir şey hatırlamıyor oluşu. Charlie bir kaza sonucu hafıza kaybı yaşamıyor. Birden bire geçmişine dair, kim olduğuna dair her şeyi unutuyor. Ve erkek arkadaşı Silas’ta aynı durumu yaşıyor ve kimseye belli etmemeye çalışıyor. Bu ikilinin geçmiş hayatlarına dair gerçekleri öğrenmeye çalışırken yaşadıklarını okuyoruz. Şimdi geldik benim sinir olduğum konulara. Birincisi neden bu kadar kısa iki kitap halinde basmak yerine bütün daha düzgün 380 sayfalık bir kitap halinde basmadınız? İkincisi neden tüm olayları oldu bittiye getirip hızlı bir şekilde kaleme aldınız? Eminim ki bu konu çok daha uzun ve detaylı güzelce işlenebilirdi. Ve üçüncü en sinir olduğum nokta. NEDEN TÜM OLAYLAR AŞIRI SAÇMA BİR YERE BAĞLANIYOR? Tamam anladık romantik kitap yazarısınız ama bu konu çok daha iyi yerlere bağlanabilirdi. Gene de konusunun güzelliği ve akıcı olmasından dolayı birinci kitaba 10 ikinci kitaba 9 verdim. Eğer dediğim üç unsur daha düzgün olsaydı kesinlikle 10/10 verirdim. Zaman geçirmelik akıcı ve gerçekten sizi içinize çeken bir kitap.
Fena sayılmaz, fakat kesinlikle abartildigi kadar iyi değil. Beklentileri düşük tutup okumak çok daha yararlı olacaktır diye düşünüyorum. Bir de bence bu kitap seri olmaya değer bir kitap değildi.
"Bu kitap mutlu sonları seven ve birinci kitabın sonu için beni affeden herkes içindir. Tarryn'in hatasıydı." Colleen Hoover
"Bu kitap mutlu sonların ve diyet kolanın aptallık olduğunu düşünen herkes içindir."
Tarryn Fisher
Bu serinin yorumu için iki yazarın kitaba giriş olarak yazdıklarından daha anlamlı gelebilecek cümlelerin yok, ne yazık ki. Tam olarak söylediklerini yazmışlar ama sağolsun Hoovercim bize mutlu bir son anekdotu da vermiş zira eminim Fishercım asla asla bir kelime bile yazmazdı, bizi öyle elimiz böğrümüzde bırakırdı:)))
Her ikisi de seriyi kendi tarzlarından ödün vermeden ve güzel bir harman oluşturarak yazmış. Ben seriyi sevdim çünkü Fisher dan ve Hoover dan ama özellikle de Fisherdan ne beklemem gerektiğini biliyordum.
Kısaca #ilikeit
Colleen Hoover'a aşığım. Onun kitaplarından sevmediğim çok nadir çıkar. Hatta şu ana kadar hiç çıkmadı. Tarryn Fisher için de güzel yorumlar okumuştum. Sanırım onun yazdığı sadece Fırsatçı serisini okumuştum. Onda da ikincide bırakmıştım. Pek o zamanki bana hitap etmediğini düşünmüştüm. Şimdi yeniden okusam devam eder miyim bilmiyorum.
Asla Asla da bu iki muhteşem yazarın ortak bir eseri olarak ortaya çıkmış. Birinci kitap gerçekten çok iyiydi. Sonunda "Aman Tanrım ne olacak şimdi?" demiştim. Hatta ikinci kitabı internetten indirip devam etmiştim. Şimdi Epsilon'un iki kitabı birleştirmesine sevindim açıkçası. Yazarlar sanırım üşendikleri ve kendi kitaplarına devam etmekte oldukları için kitaplar çok kısa olmuş.
2 ve 3 için yorum yazdığımı düşünürsek bu yorumu okuyanların birincisini okuduğuna inanarak yorumlamaya devam edeceğim. Eğer birinciyi okumadıysanız buradan sonra ilk kitap için spoiler olabilir ama ikinci ve üçüncü için spoiler olmayacak.
Birinci kitabın sonunda Charlie'yi kaybetmiştik. Silas da anılarını tekrar kaybedeceklerini öğrenmişti. Yani Charlie'nin kaybolduğu yetmiyormuş gibi bir de zaten o kitapta geçen 48 saatte öğrendiklerini de kaybedeceklerdi. Charlie için en az Silas kadar ben de endişelendim. Sonuçta kendisi hakkında hiçbir bilgisi olmadan bilmediği yerde olacaktı.
Bu kitapta amacımız Charlie'yi bulmak ve şu 48 saatte bir unutma mevzusuna bir açıklama getirmekti. Kitapta favorim Silas. Onu erkek kardeşi London takip ediyor. Silas olmasa birkaç puan daha kırardım sanırım. *Karakter için puan kıran esin yine sahalarda.*
Bence yazarlarımızın ikinci kitapta kafaları karışmış. Biri "Kötü son yazalım," demiş. Diğeri de "Ah hayır okuyuculara bunu yapmayalım ve iyi bir son yazalım," demiş. Benim için sorun 48 saatte unutma olayının saçma bir yere
Tarryn Fisher, çocukken yetimleri yakalayan bir köpekle ilgili bir seri yazdı. Arkadaşları tarafından çok beğenilince beşinci sınıftayken yazar olmaya karar verdi. Ailesi ve lamaları Milton ve Mort ile Washington'da yaşıyor.