Adı:
Ölümden Acı
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750739620
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Fort comme la mort
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Ölümden Acı
Ölümden Acı
Ölümden Acı
Guy de Maupassant’ın yaşamının son yıllarında kaleme aldığı Ölümden Acı, yaşlılığın eşiğine gelmiş bir ressamın, sevgilisinin kızına yönelen aşkını, şaşırtıcı bir ayrıntı zenginliğiyle anlatır. Roman, yitip giden gençliğinin izini soylu sevgilisinin güzel kızında sürmeye çabalayan ressam Olivier Bertin’in gelgitlerle örülü yaşamına olduğu kadar, metresi Guilleroy kontesinin yaşlanmaya karşı umutsuz direnişine de ayna tutar.

Maupassant’ın en iyi romanlarından biri sayılan Ölümden Acı, yazarın ilgisinin randevuevleri ve fahişelerden, aristokrasiye ve soylu sınıftan kadınlara yöneldiği dönemin ürünüdür. Alışılmış bir aşk serüveni anlatmanın çok ötesinde, insanoğlunun karmaşık yapısını ele veren bu XIX. yüzyıl romanını, Tahsin Yücel’in çevirisiyle sunuyoruz.    
257 syf.
·4 günde
Kitabı okurken bayağı kızdım. Kime mi? Kitaptaki erkek karakter, ressam Bertin'e. Ve onun gibi düşünen tüm erkeklere. Ve Kontesin her şeye rağmen onursuzca sevgisine. Ama öyle bir son oldu ki, ne düşüneceğimi bilemedim ama yumuşadım mı? Hayır...
Sizlere spoiler vermeden, kitabın tamamını veya sonunu açıklamadan kısaca bahsedeyim.
Ünlü ve bekar bir ressam, güzel Kontes'in portresini yapmaya başlar ve olanlar olur. 12 yıl sürecek bir aşkın temelleri o sırada atılır. Ressam tüm özel anlar dahil her zaman ailenin yanında olur. Zamanla aşk yerini alışkanlıkla, sevgiye bırakır. Kontes açısından her şey iyi gitmektedir ama çapkın ressam ilk başlardaki heyecanı aramaktadır. Ve derken Kontesin tıpkı kendisine benzeyen, 3 yıldır uzakta olan genç kızı, tam da o sıralarda eve döner. Buraya hemen bir dipnot; 'yazar her ne kadar ressamı haklı çıkarmaya çalışsa da, o yaşta bir adamın genç bir kıza aşık olmasını bana haklı gösteremedi.'
Konu itibariyle can sıkıcı olsa da betimlemeler, iç sesler, monologlar harikulade diyebilirim.
Kişilerin kendini çözüşü, karşısındakiyle ilgili tahlilleri etkileyiciydi.
Konuyu sevmedim ama yazarın kalemini beğendim. Bu durum da beni tavsiye konusunda kararsız bırakıyor.
257 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Kitap alırken, yazar ya da yayınevi hürmeti de, kriterlerim arasında. Bazen öyle çok da irdelemeden “e bu yazarın elinden çıkmışsa, okurum” dediğim oluyor. Acemice evet ama, okuma heyecanımı canlı tutan bir eylem bu. Yanılmak da insana dair:) Çenemi elime dayadım düşünüyorum, ne kazandım? okumasaydım kaybım ne olurdu? İkisine de yanıtım “hiç”. Yaşı geçkince bir ressamın önce evli metresine, sonra da metresinin kızına duyduğu aşk diye özetleniyor fakat, bende aşkın karşılığı da bu değil. İlk yarısının Fransız aristokrasisin salon hayatı (davetler, balolar, yemekler bla bla) içindeki hoş ve boş diyaloglarıyla bezendiği eser, benim en sevmediğim şeylerden birini konu edinmiş durumda. İlişki etiği bakımından, sabrımı hayli zorlama sebebi; “Lolita sendromuna” kapılmış yaşlıca bir beyefendi. Bu ve benzerlerini okumaktan, dün keyif almıyordum, bugün de almadım. Çevirmen not düşmüş, ayrıntı bolluğu içinde dönüp dönüp aynı şeylere geliyormuş gibi olursunuz hiç öyle değil diye:) Katiyetle iknayım, öyle değil kısmına kadar. Tavsiye listeme almadım, arzu ediyorsanız okuyup, benim yakalayamadığım o derin aşkı belki siz yakalayabilirsiniz.
Saygılarımla.
257 syf.
·15 günde·8/10
İmkansız bir aşkın bütün bir sürecinin anlatıldığı kitap bir ressamın hayatına ve yaşantısına odaklanıyor.Parisin seçkin çevre insanlarının yaşamlarına bir ressam gözü ile getirdiği eleştirel bakış ve içinde bulunduğu durumu anlatımda yakaladığı derinlik ve sadelik bu kitabı iyi bir kitap yapıyor .
Bir kadın kendisine saldıran (*) erkekten nefret etti mi nefretini göstermeden duramaz onun yanında. Bu adama ilgisiz de kalamaz. Ya ondan nefret etmesi ya da onu bağışlaması gerekir. Bağışlayınca da sevmekten uzak değil demektir.
Şimdi yüreğinde korkular doğduğunu sezinliyordu.
Sevilmek istiyordu, ama çok fazla da değil. Kendisi akıntıya kapılmadığından emindi ya, onu yüreklendirir gibi göründükten sonra, umudunu kırmak zorunda kalıp da çok ileri gitmesine yol açmaktan, onu yitirmekten korkuyordu. Ama bu sevecen, bu aşk dolu dostluktan, bu akıp giden, bu kumları altın dolu bir ırmak gibi aşk parçacıkları taşıyan söyleşiden vazgeçmek gerekseydi büyük bir keder duyardı, keskin mi keskin bir keder.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölümden Acı
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750739620
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Fort comme la mort
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Ölümden Acı
Ölümden Acı
Ölümden Acı
Guy de Maupassant’ın yaşamının son yıllarında kaleme aldığı Ölümden Acı, yaşlılığın eşiğine gelmiş bir ressamın, sevgilisinin kızına yönelen aşkını, şaşırtıcı bir ayrıntı zenginliğiyle anlatır. Roman, yitip giden gençliğinin izini soylu sevgilisinin güzel kızında sürmeye çabalayan ressam Olivier Bertin’in gelgitlerle örülü yaşamına olduğu kadar, metresi Guilleroy kontesinin yaşlanmaya karşı umutsuz direnişine de ayna tutar.

Maupassant’ın en iyi romanlarından biri sayılan Ölümden Acı, yazarın ilgisinin randevuevleri ve fahişelerden, aristokrasiye ve soylu sınıftan kadınlara yöneldiği dönemin ürünüdür. Alışılmış bir aşk serüveni anlatmanın çok ötesinde, insanoğlunun karmaşık yapısını ele veren bu XIX. yüzyıl romanını, Tahsin Yücel’in çevirisiyle sunuyoruz.    

Kitabı okuyanlar 43 okur

  • Ece

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0