Ölümün Eşiği (Türk Uzay Bilim Kurgu Romanı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1829
Gösterim
Adı:
Ölümün Eşiği
Alt başlık:
Türk Uzay Bilim Kurgu Romanı
Baskı tarihi:
Ocak 2020
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058017740
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sisyphos Yayınları
Dünyadakiler uzaydakileri, uzaydakiler ise her riski göze almış, oraya gidişlerinin tersi bir işlemle geri dönme ihtimalini kaçırmamak icin tüm hazırlıkları bitirmiş, son hamlenin yapilmasını beklemektedirler.
320 syf.
·2 günde·8/10
Ölümün Eşiği kitabı, bir uzay,bilim kurgu romanı.  2032 yilinda geçiyor.  Uzaya fırlatılmak uzere hazırlanan ekip , amaçlarına ulaşır.  Geri dönüş yolunda ekibin bir kısmıyla bağlantı kopar ve irtibat kesilir. Görebildikleri tek gezegene inis yapan ekip orada nelerle karşılaşır? Peki gidemedikleri ülkelerinde neler olmaktadır?
.
.
Hikâyemiz siyaset, gizem, tarih ve merak unsurlarıyla desteklenmiş, bu da okuyucuya, bilim kurgu okumanın yanında  farklı bir zevk vermiş.  Olaylar karmaşık görünsede okurken zorlanmayacağınız garanti.  Akıcı bir kalem ve güzel bir kurgu. Okurken zorlanacağınız tek noktanın, imlâ ve noktalama isaretlerinin yanlış kullanımıdır. Benim gibi , bu konuda hassas arkadaşlar rahatsız olabilir. @sisyphosyayinlari belki sonraki baskılarda bu durumu düzeltme gereği duyar.  Türün  meraklısına tavsiyedir.
320 syf.
·Puan vermedi
Hayal gücüne hayran kaldım, yok artık dedirtecek düzeyde bir kitap gurur duydum, içindeki mektupla motive etme şekli mükemmeldi okuru da düşünmeniz mutlu etti, tavsiye ederim.
320 syf.
Öncelikle Uğur Ukut beye imzalı kitabını gönderme inceliğini gösterdiği için çok teşekkür ederim.

Kitaba gelirsek ilk kez bir bilim kurgu kitabı okudum, hiç tarzım olmayan ve açıkçası ilgimide çekmedi bu güne kadar.

Kitabın konusuyla ilgili çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum merak eden herkes okusun.
Yazarımızın ilk kitabı olduğu için anlatım dilini iyi buldum,
sadece çok fazla süslü dil kullanılmış buda açıkçası beni biraz yordu ve betimlemeleri daha ayrıntılı beklerdim sonuçta bilim kurgu sevenlerin hayal güçleri çok fazla,
Onun dışında gayet sürükleyici ve güzel buldum. Bilim kurgu sevenler kesinlikle okumalı.
Yazarımızı tebrik ederim ve başarılarının devamını dilerim.
320 syf.
·36 günde·Beğendi·10/10
Uğur Bey'i Afyonkarahisar Okuma Grubu'ndan tanıyorum.Toplantımızda kitabının basım aşamasında olduğundan bahsettiğinde nedense aklıma klasik bir Türk romanı yazdığı geldi, içinde bir ailenin olduğu belki bir aşkın anlatıldığı, edebi cümleler içeren aralarda belki biraz Uğur Ukut şiirleri okuyabileceğimiz bir kitap hayal etmiştim. Ön yargılı olmamam gerektiğini bir kez daha kendime telkin ettiğim bir kitap oldu, sınırsız hayal gücüne sahip başka bir Uğur Ukut tanıdım.
Okurken hem Türkler uzaya çıksa kesinlikle bunlar yaşanırdı ben de bunları yazardım diye düşündüm hem de vay canına bunu nasıl hayal edebilmiş dedim. Kurgusu, betimlemeleri ve diyalogları iyiydi. Kitapta Türkler uzaylılarla anlaşabilmek adına onların dilini öğreniyorlar bu kısmı beğendim çünkü hem kurguya gerçeklik katmış hem de yazarın bu konuda gerçekten uğraştığının, kafa yorduğunun göstergesi.
Benim için tanıdığım sevdiğim birinin kitabının okumak oldukça keyifliydi, sizlere de tavsiye ediyorum.
320 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Yazarın hayal gücü diyorum! Normalde bilim kurguya karşı hiçbir ilgim olmamasına rağmen bu kitap bende çok güzel etki bıraktı. Bir kere kitabın ilk sayfası itibariyle başlayan heyecan ve buna bağlı gerilim son sayfasına kadar devam etmekte. Roman boyunca asla kopmuyorsunuz çünkü sürekli bir merak hakim. Kurgu çok sağlam. İncelemenin belki sonuna yazmalıydım ama kitabı okurken sürekli şunu tekrarladım "bu kitabın filmi olmalı!". Film izlemektense kitap okumayı her daim tercih ederim ancak bu kitaptaki hayal gücü daha fazla kitlelere ulaşsın istedim. Şimdi şöyle ki uzay, evet hemen hemen başını göğe çeviren herkesin merak ettiği bir konu. Eşsiz benzersiz, ucu bucağı olmayan ve belki hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz konulardan biri. Böylelikle daha çok merak edilip üzerine türlü senaryolar çizilmiş, sınırları olmayan bir kavram bizim için. İşte yazar bu romanda o sınırları öyle bir belirtmiş ki ben uzaya bir gittim geldim diyebilirim. Resmen son on gündür uzayda bir gezegende yaşadım, orada farklı varlıklar tanıdım, korktum, heyecanlandım, sevindim, telaşlandım... Okuyucuya okuduğu satırları yaşatmak bence bir yazar için en büyük başarı ve evet Uğur bey bunu biz okurlarına fazlasıyla sunmuş.

İçerik olarak yorumlamak gerekirse kitabın başında karakter tanıtımları var ve bu sayede bu kadar çok karaktere sahip bir romanda kim kimdi şaşırmıyorsunuz, bu özelliği fazlasıyla beğendim. Sonrasında olaylar zaten hızlı ilerliyor hiç sıkmadan bir sürü şey yaşatıyor kitap size. Ancak bunu bir eleştiri olarak kabul ederseniz özellikle üst düzey karakterlerde fazla fevri çıkışlar mevcut. Hatta bu fevri çıkışlar onların konumu itibariyle pek de uygun değil diyebilirim. Biraz daha politik cümleler kurulabilirdi mesela. Sonrasında sadece üst düzey karakterler için değil normal karakterler için de fazlaca sinirli sözler ardından da hemen sakinleşmeler mevcut bunları biraz daha gözden geçirmek gerektiğini düşünüyorum.
Kitabın ilk bölümleri yeryüzündeyken çoğunluğu uzayda geçiyor. Ben mantık hatası göremedim kurgu şahaneydi. Anlaşılır ve basit bir dil kullanılmış üstelik uzay romanlarında bunun başarılabilmesi bence çok güzel.
Benim asıl eleştirim kitabın son bölümlerinde artık zirve yapmış olan "uzay dili'ne" olacak. Şöyle ki bir mantığa dayalı olmadığı için - eğer var ise ben şifresini çözemedim- okurken elinizde bir kağıt kalem yeni öğrendiğiniz kelimeleri not etmeniz gerekebilir. Tabii bunu kimse yapmayacağı için bir süre sonra tahmin yürüterek okumaya başlıyorsunuz. Bu kelimeler de cümlelerin arasına serpiştirilmis durumda. Ben şu an çoğunu ezberledim ama okurken bu beni biraz zorladı. Hani kitap nehir gibi akıyormuş da o kelimeler çakıl taşı olmuş yoluna gibi geldi bana. Olmasaymış veya daha az olsaymış daha mı iyiymiş acaba :) yine de bu hayal gücünün yanında gerçekten devede kulak bu söylediğim.

Yayinevinden yana da sıkıntı şu ki çok çok çok fazla imla hatası mevcut. Hiç mi kontrolü yapılmadı gerçekten bilemiyorum. Paragraflar cümle ortasından küçük harfle başlamış sanki imleç kaymış gibi, noktalama işaretleri konusunda da büyük eksiklikler mevcut. Bir de ben isterdim ki bölümler daha güzel ayrılsın. Bazı noktalarda bir anda paragraf ile konu apayrı yönlere gidebilmis veya konuşan kişi değişmiş ama buna dair ibareyi paragrafın sonunda görüyorsunuz. Şu yazdıklarım 2 puan kırmama sebep oldu onun dışında efsane kitap efsane kurgu tebrik ediyorum.

Desteklenmesi gereken ufku açık bir yazar olduğunu düşünüyor kendisine başarılar diliyorum. Şiir dili kadar kurgusu da muhteşem olan sevgili Uğur Ukut'a bu güzel eserle bizleri tanıştırdığı için teşekkür ederek en kısa zamanda kitabın ikincisini heyecanla beklediğimi belirtmek istiyorum. Başarınız daim, yolunuz açık olsun.
320 syf.
·Beğendi·10/10
#UĞURUKUT
#SİSYPHOSYAYAYINLARI.
Yusuf ve birlikte görev alacağı askerlerle birlikte yer alacakları görev için eğitim alırlar. Ve ilk uzay aracımız Fetih ile uzaya fırlatılırlar, ama uzayda araç yörüngeden çıkar ve bir yere inmek zorunda kalırlar acaba orada yaşayanlar varmıydı?
Yusuf ve ekibi neler bekliyor?
Askerlerimiz ve Fetih uzay aracımız geri dönebilecek mi?
Yazarımızın kalemi daim olsun.
320 syf.
·Beğendi
#kitapyorumum
#ölümüneşiği
#ugurukut
@sisyphosyayinlari

merhaba arkedeşler ben geldim hoşgeldimbirazda uğur beyle gezek derken kendimi uzayda buldum be ben gezecek sohbet etcez sandim dikitabi sevdim mi cokda sevmedim.ilk bilim kurgu okumam turk yazardan.biraz ön yargili bakiyorum galiba napim.
yusuf bir asker dir.gorev icin cagirilmistir.12 asker ile birlikte 30 gunluk bir egitimden gececeklerdir.
️16 gunluk uzay yolculuguna cikacaklardir.
️hersey tamamdir.onlara gore fakat isler birden ters dönmeye başlar.ve fetih artik uzayda yolunu bulmaya calismaktadir.

️yusuf ve ekibi geri dönebilecek mi?
️uzaylilar la aralarinda neler yaşanacak?
️yeni bir dili ögrenebilecekler mi
️eee daha mi anlatayim okuyup görün yahu herseyi benden beklemeyin
️yazarimizin yeni dil bulmasi guzeldi ama lakin beni cok.yordu not almaktan beynim yandiben unutkan bi insanim yahu
320 syf.
·10 günde·Puan vermedi
İlk defa bir Türk yazardan bilim - kurgu kitabı okuyorum diyecektim de ''BELEMİR'' kitabını unuttum , bu ikinci oluyor galiba . Türkiye'de bilim- kurgu türünde çok fazla kitap yok hepimizin de bildiği gibi . Yazarı bu medeni cesaretinden dolayı tebrik ediyorum. Başlarda kitap beni çok fazla içine almadı, okurken sıkıldım ama sonradan açıldı. Kısaca konusu Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk uzay aracı FETİH'in 29 Mayıs 2032 tarihinde uzaya fırlatılması... Tarihe dikkat ederseniz 29 Mayıs İstanbul'un fethinin gerçekleştiği aydır. Bu göndermeye bayıldım. Fetih aracı fırlatılınca uzayda kayboluyor , T.C askerleri hem onu arıyorlar hem de farklı şeylerle karşılaşıyorlar . Bu farklı şeyler neler ? okuyup görebilirsiniz.

Kitaba eleştirim şu şekilde , askerlerimiz uzaylılarla anlaşabilmek için onların dillerini öğrenmek zorundalar. Ve kitapta bahsi geçen dil beni birazcık yordu. Mesela 'hafta' dabrın demekti galiba. Birazcık anlayana kadar zorlandım ne ne demekti diye :) Tabi bu kitaba karşı genel kanaatimi bozmuyor. Yazarımızın yüreği susmasın ve kalemi hiç durmasın.
320 syf.
·10/10
Yusuf Kaptan asker olduğu her halinden belli olan bir adamdi ama sert bakışlarının altında da yufka yürekli bir bana vardı.Telaşla ailesiyle vedalaşıp yola koyuldu.Düşünceliydi.Uçağı askeri alana inince Yüzbaşı Engin ile onlara yol gösteren askerin arkasından bazı açıklamaların yapılacağı salona gittiler.Salon beklediğinden kalabalıktı.Açıklamaların biran önce yapılmasını bekliyordu.Ve o an gelmişti.Üs Komutanları General Nazım Uygar ve yanında iki sivil,bir albay ile gerekli açıklamalar yapıldı.Daha önce yapılan eğitim dışında 30 günlük eğitim sonrası bir görevlerinin olduğunu belirtti.Bu sıradan bir görev değildi.Henüz görevlerinin ne olduğunu öğrenememişler bu yüzden de kafaları çok karışmıştı.Özellikle de Yusuf Kaptan'ın.Nasıl olsa akşam öğreneceklerdi.O an geldiğinde görevleri belliydi.Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk uzay aracı uzaya fırlatılacaktı.İsmi Fetihti.Görev ise uzayda bulunan uydularda bazı değişiklikler yapmaktı.Takımdaki herkes gün gelip çattığında aileleriyle vedalaşıp uzay aracında yerini aldı.Veeeeee büyük an fırlatma başladı.Her şey şimdilik yolundaydı.İletişim de çok çeşitli yönlerden yapılmaktaydı.Uzayda gerekli kontroller yapılıp her şeyin normal olduğu kanısına varınca işe koyuldular.İşleri bitmeye yakın Çin büyükelçisi üs komutanı ile görüşmek ister.Hazır ekip ordayken kendi uydularında da değişiklik yapıp yapamayacakları konusunda konuşmak istemiştir.Fakat bu önce uzayda bulunan ekip ile istişare sonucunda ve üst makamlardan gelecek olan onay sonucunda alınacak olan bir karardı.Neyse bir şekilde onay çıktı,ekip kabul etti.Olaylar böyle gelişirken bir anda uzay aracında elektrikler gider, çalışan her şey durur.Bir anda ne olduysa uzay aracı ortadan kaybolur.Toz olup uçmuştur.Merkez teknolojik yönden ellerinden gelen her şeyi yapar ama bir türlü uydu görüntüsü olsun diğer ulaşım çeşitlerinden olsun bir türlü bulamaz.Sadece çalışma arkadaşları içerisinde biri tek kare bir görüntüye ulaşır.Ama ne olduğu konusunda pek fikirleri yoktur.Bunun üzerine devlet büyükleri diğer devletler tarafından bir saldırı şüphesi olabileceği yönünde düşünerek,istişare içindeki devlet büyüklerini gerek zorla gerek davet ne denirse artık görüşme yapılacak alana getirtilir.Tabi bu durum hoş karşılanmaz.Diğer taraftan uzayda ne olduğunu bilmeyen ekip karanlıkta kalmış, baygınlık geçirmişlerdir.Uyandıklarında nerde oldukları hakkında bir fikirleri yoktur.Dışarıya baktıklarında görünen Dünya artık görünmüyordur.Bir terslik olduğunu anlarlar ve tabiki asıl bulunmaları gereken yerden başka yere geçiş yaptıklarının farkındalardır ama bu nasıl oldu fikirleri yoktur.Bir şeyler öğrenebilmek için dışarı çıksak mı çıkmasak mı arasında gidip gelirler.Çünkü neyle karşılaşacaklarını bilmezler.Sizce ne olmuştur?
Gerisi sizde canlar

Harika bir kitapti çok ama çok beğendim.Yazarımızın emeğine sağlık
320 syf.
Söze nereden başlasam acaba?...
Eserin hayal dünyamda bıraktığı etkilerine mi değinmeliyim yoksa değerli yazarımız hakkında edindiğim düşüncelerime mi?...

Öncelikle bu hususlara değinmeden önce, bir teşekkürle söze devam etmek isterim. Değerli okurlar uzun bir ara paylaşım yapmadığım halde, varlığımı unutmayarak hatırlayan okur arkadaşım ve değerli yazarımıza huzurunuzda teşekkürü borç bilirim.
Teşekkür ederim, Uğur Bey...
Mutluluğunuza beni de ortak etme, nezaketiniz adına...

Hatırlanmak!...
Bir insanın yaşama dair isteyebileceği en değerli bir hazine olsa gerek!
Kim olduğun değil, kim olarak görüldüğün ya da takipçi sayısına göre, itibar görülen bir dünyada!...  

Daha siteye ilk katıldığım an tanıdım ben yazarımızı. O zamanlar şair kimliği ile ön planda olan bir okur. Gönülden kaleme dökülen dizeleri takılmıştı gözüme. İşte o zaman anladım ki, karşımda zevk sahibi, duygulu ve dirayetli bir insan var. Zamanla tanıdıkça da dürüst bir karaktere sahip olmasından etkilendim. Anlaşamadığı ya da farklı düşündüğü hususlarda bile, müsamahakâr olması ya da daha ilk katıldığım zaman " Hoşgeldiniz! " diyerek, muhabbetkâr bir tavır sergilemesiydi belki de! Kim bilir!...

Eserin muhteviyatı bilim-kurgu. Hani bazı zamanlar hayal dünyasının kıyısında gezinir bakışlar, Fetih ile birlikte dolaştım uzay boşluğunun hayal dünyasında. Kurgudaki karakterleri sevdim. Bizden, içimizden...
Belki de bazılarımızın komşusu ya da yakını. Ya da bizden bir parça...
Yazım lisanı yalın ve sade. Kurgu ise, tek kelime ile mükemmel. Hayatıma yön veren eserleri, samimi bir okur gözü ile okumayı öğrendiğim için eserin mükemmel bir kurgu ile kaleme alınmış olduğuna değinmek isterim. Esere dair genel anlamda, olumsuz bir fikir beyan etmem olanaksız! Sadece başlarda betimlemeler arası geçişler de biraz kopukluk hissettiğime, sonlara doğru ise sorunun tamamen ortadan kalktığına dem vurabilirim.
Yazarımızın ilk eseri olmasına rağmen, son derece özenli ve titizlikle hazırlanmış başarılı bir çalışma. Özellikle bilim-kurgu sevenler, okumalısınız!...

Kimileri şansın, Tanrı' dan geldiğini söyler...
Kimisi ise, kişinin kendisinden kaynaklandığını...
Son yıllarda, sosyal şartların kişiyi kahraman yaptığı da söylenir.
Hâlbuki bana göre kişi mevcut durumunu değiştirebilirse, işte o zaman şans kendiliğinden gelir.
Kendi şansını yaratan bir yazar var, okurun karşısında.
Tebrik ederim, Uğur Bey...
Şansınız daim ola!...

Ne demişti Travanian, tarihin tozlu raflarında yerini çoktan almış " Katya'nın Yazı " isimli kitabında,

" Bir gülümse bana, olmaz mı? Paylaşacağımız bunca  çok şey varken! "

Bol, bol tebessüm etmeniz dileğiyle, sevgili okurlar...
320 syf.
·7 günde·Puan vermedi
*Kitabını imzalayarak gönderen #UğurUkut 'a teşekkür ederim. Kalemi daim olsun.
*İlk bölümleri okurken bir dönem okuduğum çizgi roman "Yüzbaşı Volkan"ın yazılı halini okuyormuş gibi hissettim. Sanki çizgi romanın yazılı versiyonu gibiydi. Sonrasında Yüzbaşı Yusuf'la (Kaptan), Yüzbaşı Volkan yer değiştirdi ya da Yüzbaşı Yusuf gözümde Yüzbaşı Volkan olarak canlandı.
*Savaş; başka dünyalar / yaşamlar olsa da hep var. Yoksa biz fantezi, distopya, ütopyalarımız da bile içimizdeki canavarı yok edemeyip savaştan vazgeçemiyor muyuz?
*Eğer istenirse aynı gezegenden, aynı ırktan olmasanız, aynı dili konuşmasanız bile karşımızdaki ile dost olabiliriz. Sadece içimizdeki iktidar hırsı ve savaş dürtüsünü bastırıp, barış ve dostluk tohumlarını ekmemiz gerekiyor.
*Bu kitabı okurken diğer bilim kurgu romanları ve filmleri aklıma geldi. Çoğunluğunda savaş var. Buda bana başka şeyler düşündürdü. Medeniyet ne demek? Bence teknolojinin en üst sınırına varsan da, uzayın her noktasını keşif etsen de savaştığın müddetçe medeni değilsin. Ne zaman tüm ırklar arası savaş biter, insanlık gerçekten yükselir; o zaman medeniyet gelir.
*Bu arada medeniyetle birlikte doğanın ekolojik dengenin bozulması, soyu tükenen canlıların kurtarılması, küresel ısınma gibi yaşamın devamı için gerekli gerçek insanlık problemlerine çözüm bulunabilir.
*Kitapta bahsedilen "sıçrama" konusu bana çocukluğumuzun sevilen televizyon dizisi Uzay Yolu'nu hatırlattı. Orijinal adı Star Trek olan dizi sonrasında seri film olarak çekildi. Orada da hep sıçrıyorlar, boyut değiştiriyorlardı. Her sıçrama sonrası yeni maceralara yelken açıyorlardı. Ölüm Eşiği'de yeni bir sıçrama ile devam kitabında maceraya devam edecek herhalde.
''Yusuf bunlar aynı bizim gibi Müslüman. Ali'nin tercümesine göre önce Fatiha sonra da Maun suresi okunmuş''
Ses sanki deprem etkisi yapar gibi yankılandı kulaklarında hem de defalarca.
Ama şimdi sağ elinde umut, sol elinde ise umutsuzluk vardı. Hangisi daha çoktu bunu zaman gösterecekti.
Uğur Ukut
Sayfa 43 - Sisyphos yayınları
"Anlıyorum efendim. Ben zaten kulaktan kulağa yayılan söylentilerle konuştum. Hadsizlik ettiğimin farkına varamadım. Toyluğuma verin."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölümün Eşiği
Alt başlık:
Türk Uzay Bilim Kurgu Romanı
Baskı tarihi:
Ocak 2020
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058017740
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sisyphos Yayınları
Dünyadakiler uzaydakileri, uzaydakiler ise her riski göze almış, oraya gidişlerinin tersi bir işlemle geri dönme ihtimalini kaçırmamak icin tüm hazırlıkları bitirmiş, son hamlenin yapilmasını beklemektedirler.

Kitabı okuyanlar 37 okur

  • Havanur Aykul
  • Pınar Balcı
  • S.Y
  • Tuana kaçan
  • Vuslat teki
  • Emirhan yakan
  • Milena
  • Büş ☆
  • Gonca Çolak
  • Mücahit Demir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (15)
9
%10 (3)
8
%16.7 (5)
7
%6.7 (2)
6
%6.7 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%10 (3)