En azından sonunda asıl ölmesi gereken öldü!
Ama bu her zaman öyle olmaz. Daha çok ölür: Kim mi!
Kadınlar, çocuklar..
Bu kitabın, şu üzücü döneme denk gelmesiyle kitabın belki de çoğu güzel alıntılarını atladım.
Kitabı okurken King'in ütopyasından aktardığı olayların, günümüzde herseyiyle yaşanmış olması, hatta çoğu zaman daha acımasız bir şekilde olmasını sorguladım. Yazar ütopyasında merhamet ediyor, ama insanların gerçek yaşamlarında merhamete yer yok. En çok Erkek Babaların ailem dediklerine yok merhametleri. En çok o Erkeklerin sözü geçmesi gerekiyor ve en akıllı olana itaat gerekir. Gelmiyorsa o itaat, o zaman gününü görür! Kim!
Kadınlar, çocuklar..
Düzelir, yoluna girer, her şey değişecek.. Belki.
Bu 'belki' için, değişmeyen, yoluna girmeyen Adam olamayan Erkekler için kaç kadın daha canından olur bilemiyorum. O kadar bilinmez bir durum ki bu.
Ailesi değil, Baba olması da değil, bir evli Erkek olması da değil, önemi olan tek şey. Söz geçirmesi, Erkek olması işte. Ne kadar çok korkuyorsa karşısındaki kadın veya çocuk o kadar Erkek.
Değişmiyor, bitmiyor katliamlar, daha da vahşicesi ekleniyor üstelik. Adalet kim ve ne için, kimi koruyor bilmiyorum. Yaren için gelmiyor adalet yerini bulamiyor, sıkıştı kaldı işte. Çıkması gereken günü bekliyor..
15 gün önce vahşice katledilen İkbal, ona gelinceye kadar katledilen üstü örtülen sayısız katliamlar, tecavüz ve tacizin zaten cezasız kaldığı ülkemin kadın ölümlerine bile indirim yapması, sokakları kadınlara zindan, evleri de hapishane etmesi, Hangi Dinin Emiri, Hangi din KADIN için bunu reva görür..
Emirler Örtüyüserbestleştirince tamam oldu. Sırada Kadını eve tıkmak ve çaresiz bırakıp ülkenin manyak ve sapık olan adamlarına katlanmak vardı. Aman aileler dağılmasın. Kadına da çocuğa da ne olacaksa olsun muydu acaba