Kitaba geçmeden önce yazar hakkında biraz bilgi vermek istiyorum;
Feridüddin Attar Nişanurlu büyük mutasavvuf ve Mantıkut Tayr kitabının da yazarıdır.
Şiirler bir dilden başka bir dile çevrilince edebi değerlerini kaybedebiliyorlar ancak Şule yayınlarından okuduğum baskısı manzum bir şekilde Türkçe'ye çevirilmiş ve edebi değerini de korumuştur.
Pendname tasavvufa dayalı bir nasihatname özelliği taşıyor.
Kanaat, sıla-i rahim, dosluk, sabır, takva gibi konuları ihtiva ediyor.
Şiire, tasavvufa merakı olanlar mutlaka okumalılar.
Bu gibi eserler tarihimizin kültürümüzün mirasıdır.
Fazla söze gerek yok okumanızı tavsiye ediyorum.
Küçük hacmine rağmen muhtevası çok geniş olan bir eser. Her bir beyit ayrı bir âlem sanki. Çok beğenerek okudum. Tavsiye ediyorum, herkes okuyabilse keşke…
Pendnameler için nasihat kitapları diyebiliriz. İçlerinde en meşhuru Attar'ınki. Ancak eserin ona aidiyeti şüpheli. Attar'ın İlahiname ve Mantıku't Tayr'ını okumuş ve Attar'a hayran biri olarak bu eserin ona ait olmadığını düşünenlere hak verdim doğrusu. Belki diğerlerinin aksine daha halka hitap eden bir uslubu olmasındandır.
En yakın zamanda Mesnevi-i Şerif'in de ilham kaynağı olan Esrarname'yi okumak istiyorum. Şimdilik sizlere tavsiyem, Attar'a ait bir eser okuyacaksanız ilk önce İlahinameyi sonra Mantıku't Tayr'ı okuyun, bunu okumasanız da olur.
Pendname yani "Öğütler Kitabı"
Farklı başlıklar altında insan hayatını iyileştirmeye odaklı öğütler içeren çok kıymetli bir eser.
Bir çok konuya, bizi derinlerden zehirleyen küçük dokunuşlara parmak basıyor yazar bu eserinde. Ama özellikle bu konuların hepsinin içinde bir tanesine sıkça teması hiç eksik etmemiş. Susmak..
İnsanın baş ağrısının en temel sebebinin diline olan hakimiyetsizliği noktasında ısrarla duruyor. Nefisle savaşmanın yollarından sayıyor üstad ve susma hançeri diyor.. bu üstünde uzun süre tefekkür etmeye değer bir betimleme oldu doğrusu.
Biz biliriz ki haksızlık karşısında susan hakka hürmetsizlik etmiş olur.
"İnsanlara daima yumuşak ve yerinde söz söyle." diyerek bütün bu suskunluk uyarılarının altına ince bir çizgi çekmiş oluyor. Hakikati konuşurken, hakikati incitmeyecek bir üslup bu istenilen..
Bu öğütler içimizde bir yolculuğa çıkartacak bizi;
Kalbini asla kıskançlıkla kirletme,
Yalan ve gıybet dilini kirletmesin,
Amellerin riyadan uzak olsun,
Bedenini Allah'ın yasakladığı haramlarla kirletme..
Hep temizlik, hep kirlilikten uzaklık öğüdü. Efendimiz (sav) ne buyuruyor:
"Allah güzeldir, güzelliği sever ve temizdir temizliği sever.."
Riyadan uzakta iman mumu parlar, gıybetten yalandan arınmış insanda iman mükemmel ve kusursuz kalır, haramlarla kirlenmeyen ruh yücelere erer..
Gösterişten kaçma, yoksulluk ve sabır, dünya hırsı, misafire ikram, cömertliğin önemi, mutluluk getiren şeyler.. böyle yetmişe yakın konu başlığı barındıran zengin bir eser bu. Her kütüphanede bulunması elzem bir değer.
Tavsiye eder, keyifli bol istifadeli okumalar dilerim.
Günümüz şairlerinin maddi, yani insanın bedenine hitap eden, sosyal yaşantıda insanın kendisini geliştirmesine hiçbir şekilde fayda sağlamayan şiirlerine karşılık; geçmiş İslam alimlerinin ve şairlerinin insanın ruhuna hitap eden, maneviyatı yüksek ve insanın sosyal yaşantısında iyi bir karakter sahibi olmasına vesile olan, bu dünyadan sonrasına hazırlayan dizelerine hayranım. Hayran olmamak da elde değil!
Öğüt ve nasihat vermek için yazılan eserlere pendname deniyormuş yeni öğrendim. Bunu saklamanın lüzumu da yok! Fakat her eser ne kadar öğüt ve nasihat verebiliyor tartışılır! Ferîdüddin Attâr bu konu da zirve gibime geldi. Dizeleri okurken duraksadım, biraz "tefekkür" ettim ve anladım ki üstad hakkını vererek yazmış, hissetmeden de yazamaz insan ve hissederek yazan bir insanın da kötü bir yazı yazması pek olası değildir ve İslamda kendin yapmıyorsan, başkasına da tavsiye etmemen gerekir mantığını düşününce, Feridûddin Attar'ın hayatına uyguladığı ve faydasını da gördüğü davranışları, düşünce biçimini şiirleştirerek bizlere ulaştırması takdire şayan. Muhakkak günümüze ulaşmasında emeği geçen birçok insan vardır ve bunların haklarını teslim etmek gerekir. Tercümesini yapan Ahmet Metin Şahin gibi..
O dönemde Moğol belasının birçok tarihi eseri yok ettiğini düşününce sinirlenmemek elde değil. Bela okumalımıyım yoksa okumadan geçmeli miyim bilemedim. Ayrıca bela okumamak için kendimi zor tutuyorum.
Ah, Cengiz, Cengizhan dünyaya bela oldun, yok ettin birçok eseri. Sende yok oldun gittin, değer miydi? Üstelik üstadı da şehit etti adamların, bu kan sana tek başına yeter, yanman için.. ateş yoldaşın, şeytan kardaşın oldu, gittin, dönmeyeceksin, biliyor ve başını taşlara vurmak istiyorsun ama iş işten geçti, biliyorsun!
"Ayrıca incelemelerde uzun tutulmamalı fikrindeyim."
Pendname
PendnâmeFerîdüddin Attâr · Karbon Kitaplar · 20202,248 okunma
Herkese merhabalar, öncelikle bütün iyi ve kötü yorumlarınız benimle paylaşırsanız çok müteşekkir olurum.
Büyük umutlarla okumaya başlayıp sonrasında hüsranla biten bir kitap. Kadınlara yönelik sık sık aşağılayıcı cümleler kurup ve kadınları, insanları (daha doğrusu erkekleri) kötülük batağına çekeceğine, onlardan uzak durulması gerektiğinden kitapta söz ediliyor. Ayriyeten kitap sadece erkekler için yazılmış gibi sanki müslüman kadınlar yokmuş, onların nasihate ihtiyaçları yokmuşcasına, sık sık"oğul ve adam" kelimelerin kullanılması açıkçası beni rahatsız etti.
Kitap 96 sayfadan ve 78 bölümden oluşuyor. Kitabın içeriği, öğütleri güzel ve doğru noktalara parmak basılmış. Cennete nail olmak, hak yolunu bulmak için nelerden kaçınılması gerektiğini ve neler yapılması gerektiğini anlatılmıştır.
Pendnâme, Ferîdüddin Attâr’ın insanı ahlâken ve ruhen olgunlaştırmayı amaçlayan, tasavvuf merkezli bir öğüt kitabıdır. Eser; nefsin terbiye edilmesi, ölçülü konuşma, sabır, tevazu ve doğruluk gibi erdemleri merkeze alırken kibir, haset, hırs ve gösteriş gibi insanı içten çürüten davranışlardan uzak durulması gerektiğini vurgular. Attâr, dünya nimetlerinin geçiciliğini hatırlatarak insanı kalıcı olana, yani hikmete ve manevi olgunluğa yöneltir. Öğütler sade, doğrudan ve öğretici bir dille aktarılır; amaç okuyucuya teorik bilgi vermekten çok, gündelik hayatta uygulanabilecek ahlâkî bir yol haritası sunmaktır. Pendnâme, kısa hacmine rağmen insanın kendisiyle yüzleşmesini sağlayan, zamana direnmiş bir tasavvuf klasiğidir.
PendnâmeFerîdüddin Attâr · Sufi Kitap · 20212,248 okunma
Pendname,ahlaki öğütlerin verildiği manzum veya mensur eserlerdir.Pendname türünün şekillenip yaygınlık kazanmasında özellikle Feridüddin Attar‘ın “Pendname” adlı eserinin önemli bir etkisi vardır.Feridüddin Attar’ın Pendname’si, yazıldığı yüzyıldan itibaren gerek Fars, gerekse Türk kültür ve edebiyatını uzun süre ve derinden etkilemiştir.
Pendname,divan edebiyatında nasihat konusunda yazılan eserlerin özel adı olmuş.Farsçadan gelen bu isim pend ve name isimlerinin birleşmesi ile oluşmuştur. Burada Farsça pend kelimesi vaaz, öğüt, nasihat demektir.Nasihat,insanın olgunlaşması ve yanlışa düşmemesindeki en önemli vesilelerden biridir. Dünya hayatına dair nasihatlerle dolu olan bu eser,sade bir dille kaleme alınmış.Öğütler verilirken olumlu karakter özellikleri gösterilip o yönde davranış değişikliği istenilirken, aksi yöndeki davranış özelliklerini de göstermek kavramayı ve anlamayı kolaylaştırarak, mesajın etki gücünü arttırmış.Şayet didaktik metinlere ilginiz varsa okumanızı tavsiye ediyorum.Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
•Bekleme artık dünyadan hiçbir şey.
Oğlum;
getirme nefsinin dileğini elverdikçe;
düşme aman nefis tuzağına.
Al ayağının altına nefsinin arzusunu.
Ver ağzının payını kötü nefsin.
•"Mallarınız, çoluk çocuklarınız sizin için bir imtihandır”
(Tegâbun sûresi, 15. âyetten)
âyetini öğren.
Ver yele bu dünyanın malını mülkünü.
Yol erine yararı yok dünya varlığının.
Tasavvuf klasiklerinden olan İslam öğretileri ve toplum ahlakıyla ilgili öğütler veren bir başucu kitabı ile geldim. Bu kitabı baştan sona 1 kez okuduktan sonra başucunuza koyup ara ara veya her gece açıp rastgele bir sayfayı okumak lazım. Kitabın arkasında yazan şu cümle çok hoşuma gitti ve kesinlikle doğru. “Bu eser, sadece Müslümanlara değil; her din, her mezhep ve her meşrepten bütün insanlığa seslenen insanca yaşama rehberidir.” Bu kitap bize bildiklerimizi ve bildiğimizi sandıklarımızı tekrar anlatmaktadır. Öğütler, kısa, net ve anlaşılır bir şekilde veriliyor. Her biri hayatımızı anlamlı hale getirecek derin manalar içeriyor.
Çeviriyi yapan Cemal Aydın’a ve yayınevine de ayrıca teşekkür etmek lazım. Sadeleştirmesi çok iyi yapılmış ve harika bir çalışma ortaya çıkmış. Bu arada Feridüddin Attar 1200 lü yıllarda yaşamıştır.
Herkesin özelliklede gençlerin bu kitabı muhakkak okumasını tavsiye ederim. Okullarda da okutulması zorunlu bir eser olsa keşke.
Uzun zamandır okumak istediğim bu kitabı okumak nasip oldu.. beni sarsan kısımları alıntı olarak paylaştığım bu öz kitabı okumak büyük zevkti gerçekten..sadeleştirme de gayet başarılı idi.. zamanın dehrinde yaşayan insanlar olarak her geçen gün din algısının değiştiğini bazı şeylerin önemini yitirdiğini ve hassas davranılan çoğu şeyin artık edep haya perdesinden sıyrılıp normalleştirildiği zor zamanlardayız diye düşünüyorum.. bu yüzden geçmiş dönemdeki bu zatları okumak beni ferahlatıyor açıkçası..dönemin yüzeyselliğinden bi nebze de olsa sıyrılıp derin duygular hissettiriyorlar..
Attar büyük zat ve hakkında birkaç bilgi derledim onları da eklemek istiyorum..
Horasanın en önemli dört şehrinden biri olan Nişabur’da 1120’da doğmuş 1229’da Moğollar tarafından şehid edilmiş şair ve mutasavvıftır. Aktarlık mesleği ile meşgul olup aynı zamanda hekim ve eczacı olmasından dolayı “Attar” olarak anılmaktadır.
Ferîdüddîn-i Attâr, değişik alanlarda eğitim almış bir eczacı oğluydu. Küçüklüğünde Şadbah kasabasında bir yandan babasının yanında attârlık mesleğini öğreniyor, bir yandan da medrese eğitimi görüyordu. Babasının vefâtı üzerine onun yerine geçip, attârlık mesleğini uzun bir süre devâm ettirdi. Attârlıkla uğraşırken, bir taraftan da ilim ile meşgul oluyordu. Attarlık mesleğine olan ilgisinden ve duyduğu saygıdan dolayı da eserlerinde “Attar” mahlasını kullanmıştır.
Mevlânâ daha on yaşlarındayken babasıyla Nişabur'a gittiğinde Attâr ile görüşmüştü. Ferîdüddîn-i Attâr, Mevlânâ'yı görür görmez onun dehasını fark etti ve babasına müjdeledi. Mevlânâ da onu, ilk üstadı olarak kabul etti. Üstadının kendisine ithaf ettiği kitap olan Esrarnâme'yi hayatı boyunca yanından ayırmadı.
Mevlana daha sonraki dönemlerde onun hakkında şöyle demiştir:
"Attâr, aşkın yedi şehrini gezdi
Feridüddin Attar, (Farsça: فرید الدین عطار, Farīdo d-Dīn 'Attār) Horasan'nın en önemli dört şehrinden biri olan Nişabur'da 1136 yılında doğmuş 1221 yılında vefat etmiş ünlü bir İranlı şair ve mutasavvıftır. Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attar olarak anılmaktadır.
Mevlânâ, Şeyh Galip ve diğer mutasavvıflar tarafından yüceltilen Attar, çoğu günümüze kadar ulaşan pek çok eser bırakmıştır.
Attar'ın yaşamı hakkında bilgiler çok azdır. Attar belki de değişik alanlarda da eğitim almış bir eczacının oğludur,