Babamın masasının üzerinde görüp, bir iki sayfa okurum diye çantama attığım bir kitaptı ilk başta.. lakin sonradan unuttuğumuz şeyleri bir bir hatırlatan değerli bir kitap oldu benim için ♡ umarım okuduklarımı sadece okumuş olmam, hayatıma geçiririm..'
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla..
" “Bismillâh” her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime, İslâm nişânı olduğu gibi, bütün mevcüdâtın lisân-ı hâl ile vird-i zebânıdır."
Daha girişte bu cümleyle karşılaşmakla uzun süredir uzak kalışımın pişmanlığını iliklerime kadar hissettim.
Bana ne kadar tesir ettiğini, içime nasıl nüfus ettiğini nasıl unutupta kendime bu kötülüğü yapıyorum hayret doğrusu.
Ve pekte hayret değil aynı zamanda, bilakis en büyük kötülüğü zaten insan kendine etmiyor mu zaten.
Bu kelimeler içe işleniyor. Tabiatın zikrine iştirak etmemek namümkün oluyor onunla beraber.
Bu halkaya iştirakle tarifsiz bir sürur kaplıyor ruhu. Kalp gözünü açmaya, aralamaya kuvvetli bir kalem hiç kuşkusuz.
Risaleyi methetmeye kelimelerimde, yeteneğimde yetmez doğrusu. Ondan nasibini alan her türlü kıyısından uzaklaşamaz; ön yargılı olana da ben ne desem tesir edemem.
Sadece bize olan etkisini hafife almayın, bizi onarıp güzelleştirmesini küçümsemeyin demek istiyorum.
Bizi hayatın olmazsa olmaz kelimeleri ve muhteviyatıyla buluşturuyor bu eserde;
Zikir, şükür, fikir, ibadet, tevekkül, teslimiyet..
İmanda ne kadar büyük saadet, nimet ve lezzet oluşu.
Bunların olmayışıyla doğan, insanın bütün benliğine nüfus eden hazin ve elim sonucu gösteriyor, temsili hikayeciklerle.
Tekrardan görüyoruz ki iman olmasa bu dünyanın yükünü taşıyamayız.. yaşadıklarımızın, gördüklerimizin üstesinden gelemeyiz.
"Demek, iman bir mânevi Tübâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise, manevi bir Zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor."
Bu teşbihi hikayelerle bizi kıyısına getirdiği sonuç tam bir teslimiyetle böyle dile dökülüyor:
"Demek, selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyet'te ve imândadır. Öyle ise, biz
Bismillah...
"Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup, dünyaya talib bedbaht nefsim! '
***
Yine yüreğimi titreterek uyandıran bir nidaya sığındı bugün ruhum...
Bir gölge gibi peşimi bırakmayan nefisime yine yeniden bir hiza çektim (!!!)
Öyle güzel konuştu ki yine nefsimle üstad, düşündüğüm ne varsa düşüme düşmeden önüme düşüverdi risale sayfalarında...
Bakmanın ve görmenin o ince mizanını, "Sözlerin" Nuruyla tarttım yeniden...Bir sineğin kanadında takıldım mesela dakikalarca ya da yediğim bal daha tatlı geldi hislerin şükrüne sarılırken...
Terhisini bekleyen bir asker umudunda ve itaat ettiğim her emrin gururunda beklemeye koyuldum sadet dolu yuvama geri dönmeyi...
Evet,birçok satırı henüz anlamayarak okuyorum fakat yine de nasıl iyileştiriyor yaralarımı bir bilseniz...
Sen benim en güzel kayboluşum ve en güzel bulunuşumsun Üstadım
Bediüzzaman Said Nursî,
Küçük Sözler isimli eserinde, Kur’anî temsil ve örneklemelerle, insana bu tercihlerinde yol gösterecek irşad ve nasihatlerde bulunuyor. İnsan bir yolcudur. Çocukluktan gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder. Bu yolculuğun en mühim safhaları “dünya hayatı”nda yaşanır. Dünya hayatı geçicidir insan oğlu sen ağiretini düşün ve kötülüklerden haramdan uzak dur bu kitap çok uzun zamandır evimde duruyor ama hiç okumaya fırsatım olmadı dört gün önce okumaya başladım ve içeriği çok güzledi şimdiye kadar okumadığım pişmanım açıkçası.
. Evet, insan aldanır.
Nefsini ıslâh etmeyen, başkasını ıslâh edemez.
" Yâ Rab! Kusûrumuzu affet, bizi kendine kul kabûl et, emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette emîn kıl, âmîn!"
. Ey göz, güzel bak!
Namaz mü'minlere günde beş defa farz kılınan ve dinin direği olarak vasıflandırılan en mühim ibadetimizdir.
Küçük Sözler ise; yaratılış itibariyle muhtaç olduğumuz bu vazifeyi, çok ayet ve hadis-i şeriflerin manalarını tefsir eden güzel temsillerle anlatıyor.
Kulluk şuurunu ruhlara yerleştiriyor. Hergün hergün ekmeğe, suya, havaya muhtaç olan cisim hanesindeki ruhun da nuru, gıdası olan namazı şevkle kıldıracak esasları ders veriyor. İnsanın imanla terakkisi ve imansızlıkla tedennisinin sırrına dair ayetlerin mühim hakikatlarını beyan eder. İnsanın istidad ve vazifelerini gayet makul bir surette izah eder.
Hani sorarlar ya hayatınızı değiştiren bir kitap oldu mu diye; işte benim için o kitap ,bu kitap... Yıllarca okulda öğrendiklerimi sorgulamama neden olan, gerçek İslam ahlakının nasıl olması gerektiğini en açık ve basit örneklerle en derin şekilde anlatan ve daha birçok güzelliği ve özelliği içinde barındıran müthiş bir kitap...
KESINLIKLE sürekli ve ısrarla tekrar tekrar okunması gereken külliyatın ; giriş kitabı diyebiliriz.Ozetle okuyun hemde hemen başlayın.
Kitabın sonunda İşaretü-l İ'caz kitabından alındığı yazıyordu bence küçük risaleler büyük olanlardan alındığına göre (böyle olduğunu başta tahmin ediyordum ama sonradan öğrendim) doğrudan büyük olanları okumamız daha mantıklı.
Küçük SözlerBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20052,874 okunma
Bismillahirrahmanirrahim
Üstad Bediüzzaman hazretlerinin hikaye=hakikat ile çizdiği yolları hikayecikler ile hakkikatleri bulmamıza yardımcı olan Küçük sözleri okumanızı şiddetle tavsiye ederim
İyi okumalar:)
Küçük SözlerBediüzzaman Said Nursî · Söz Neşriyat · 20172,874 okunma
Küçük SözlerBediüzzaman Said Nursî
Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî hazretlerinin, Sözler adlı eserinden derlenerek oluşturulmuş bir cep boy risaledir Küçük Sözler . İçerisinde ilk 9 söz + 21. Sözün birinci makamı ve hatime + mukaddime bölümleri yer alır. Diyanet işleri başkanlığı 2014 yılında kitapları aslına uygun, orijinal bir şekilde yani lügat ve tercüme olmadan bastığı için ortalama sayfa sayısı 120'dir. İman hakikatleri ve iman bahsinden, bahsedilen sözler olduğu için okuması ve anlaşılması gayet kolay olan bir eserdir. Büyük keyif alarak, tekrar yaparak bir gün içerisinde okudum. Dini konularda ve kitaplar da tekrar yapmanın faydalı olduğunu düşünüyorum...
Ey nefsim! Deme: "Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, derd-i maîşetle sarhoştur." Çünkü ; ölüm değişmiyor...
Bediüzzaman Said Nursî (Mart 1878, Bitlis - 23 Mart 1960, Şanlıurfa), İslam alimi, düşünürü.
1892'de Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır.
I. Dünya Savaşı'nda gönüllü alay komutanı olarak Kafkas Cephesi'nde mücadele etti. Savaş sırasında birçok öğrencisi ölmüş, kendisi ise gazi olmuştur. Başarılarından dolayı kendisine Harp madalyası verildi. Ordu-yu Hümâyun'un tavsiyesi ile Dar'ül-Hikmet'ül İslamiye azası olarak atandı. 1922'ye kadar görevini yerine getirdi.
1923 yılında TBMM'nin daveti üzerine Ankara'ya gelen Nursî, Ankara'da aradığı atmosferi bulamaz. Van'a dönerek inzivaya çekilir ve daha sonraları bu dönüşünü Yeni Said'in başlangıcı olarak nitelendirir. Bu dönemde sosyal ve siyasi meselelerden uzaklaşır. En önemli vazifenin imanı kuvvetlendirmek olduğunu söyler. Şiddetle karşı çıktığı ama silah çekmediği Cumhuriyet idaresi tarafından bu dönem zarfında uzun yıllar sürgün, gözetim ve yer yer hapis hayatı yaşatılacak ve zorunlu ikamete tabi tutulacaktır. Büyük çoğunluğunun Isparta Barla'da yazıldığı Risale-i Nur külliyatının yazımı ve Nur Cemaati'nin oluşumu bu dönemde yaşanmıştır.
23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat etti.
Detaylı bilgi: tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nursî