Yorumlar ve İncelemeler

Mutluluk her zaman içtenlikle karşılanmalıdır.
Puan vermedi·143 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2022 23:16
Uzun zamandır okuma listemde olup kısa bir zaman önceye kadar okuyamadığım bir yazardı Borges. Artık onu okumuş olmanın mutluluğu var içimde. Kendisi bir röportajda; "Bazen sokakta yürürken kendimi tarif edilemez bir şekilde mutlu hissediyor ve ardından bu mutluluğu bağrıma basıyorum. Çünkü mutluluğun nereden geldiğini bilmesem de mutluluk, her zaman içtenlikle karşılanmalıdır." diyor. Ben de Borges'i okuma mutluluğunu içtenlikle karşılıyorum :) Yolları Çatallanan Bahçe kitabında yer alan Gizli Mucize ve Yolları Çatallanan Bahçe öyküleri ile Borges'in dünyasına hızlı bir giriş yaptım diyebilirim. Öyküleri anlatacak değilim ama Gizli Mucize öyküsünde vermiş olduğu umut hissi çok güzeldi. Zihinde var etme düşüncesi gerçeklikten kopuk gibi gözükse de değil. Bazı şeyler zihinde başlar ve sonrasında var olur. Borges de bunu bize bu öyküde oldukça güzel bir dille sunuyor. Yolları Çatallanan Bahçe öyküsündeki düşünce ve kurgu Borges'in müthiş bir zekaya sahip olduğunun kanıtı gibi. Aslında bir anlamda bu anlatıma aşinayım. Bu öyküyü okurken de aklıma Uykuların Doğusu romanı geldi. Toptaş da Borges'den oldukça etkilenmiş bir yazar. Bin Hüzünlü Haz romanında yer alan fantastik öğeler, masalsı anlatım, düşler, sonsuzluk, arayış, zaman... Bunların hepsi zaten Borges'in dünyası. Borgesvari bir anlatım söylemi de mevcut zaten. Bu açıdan kısmen aşinaydım anlatıma ama Borges'in dünyası gerçekten karmaşık ve zor bir dünya. Kum Kitabı'na gelecek olursak da önce İletişim Yayınlarının hazırlamış olduğu kronoloji ve sonrasındaki James Woodall önsözü yazar hakkında oldukça doyurucu bilgiler içeriyor. Bu açıdan da kitaba başlamadan bunları öğrenmek bizim için önemli. Çünkü kitap otobiyografik öğelerin oldukça fazla olduğu bir kitap. Örneğin ilk öykü
Edebiyat
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 20181,911 okunma
beyin kullanılması gereken bir kitap
7/10
·103 syf.··
2023 14. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2023 11:27
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve gerçekten ilk sayfalarda çok zorlandım. İlk sayfalarda yer alan kronolojik diyagramı ve önsözü atlayıp direk içerisinde bulunan öykülere geçince biraz rahatlar gibi oldum ama yinede 13 öykünün 4-5 tanesi hariç anlamakta çok zorlandım. Buradan asla kitabın kötü olduğu anlamını çıkarmayın lütfen. Sadece söylediğim gibi yazarın dili biraz ağır olduğu için anlaşılması zor. Belirli aralıklarla tekrar tekrar okuyarak her cümlesini anlayabilirsiniz ve gerçekten de içerisinde defalarca okunmaya değecek bir sürü cümle bulunuyor. Kitapta da bahsedildiği gibi günümüzde milyonlarca kitap basılıyor oysa kaç tanesi okumaya değer? Yine üniversitelerimizde binlerce tez yazılıyor makale yazılıyor, kaç tanesi faydalı kaç tanesi gerçekten okunuyor veya okuyan kişiye fayda sağlıyor? Ayrıca günümüzde yüzlerce kitap okuyan bir sürü insan var.. Binlerce sayfa okuyan... Ama bu kadar okuyup ne kadar anladığımız da önemli değil mi? Anlamadıktan sonra okumanın ne anlamı var, görmeden bakmanın anlamsız olması gibi. (Burada özellikle wattpad kitaplarından bahsediyorum) Kitaptan en çok Öteki, Armağanlar Gecesi, Yorgun Bir Adamın Düşülkesi, Kurs, Kum Kitabı öykülerini beğendim. Ayrıca kitabın ön sözünü atladığımı belirtmiştim ama sondeyiş bölümünü mutlaka okuyun atlamayın. Ve son olarak acaba size düşüncelerimi ne kadar anlatabildim acaba? Çünkü Bob Dylan 'ın da dediği gibi "Anladım ki, anlamak yetmiyor.". Birde karşı tarafa anlatabilmek gerekiyor... Okuduğunuz her cümleyi anlayarak düşünerek okumanız dileğiyle iyi okumalar...
Edebiyat
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 19931,911 okunma
Puan vermedi·105 syf.··
2021 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2021 23:49
Kum Kitabı, on üç farklı öykülerden oluşuyor. Otobiyografi olduğu halde fantastik yanı da var. Okuması biraz zor bir kitaptı, bazı yerleri anlamlandırmak ta zorlandım. Son öykü kitaba adını veren Kum Kitabı en sevdiğim öyküydü. Sonsuz sayfaları olan, çevirdikçe sayfa eklenen, kum gibi başı sonu olmayan bir kitaptan bahsediyor. Borges okumaya da son kitabından başlamış oldum. Diğer eserlerine de sıra gelir de inşallah dilini, fikirlerini daha iyi benimserim..
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayıncılık · 20101,911 okunma
Puan vermedi·143 syf.··
2020 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2020 00:19
Kum Kitabı, büyülü gerçekçiliğin kurucularından Jorge Luis Borges'in on üç öyküden oluşan son kitabıdır. Borges, ailesinde kalıtımsal olan kalıcı körlüğe yenik düştükten sonra Kum Kitabı'nı hem asistanı hem de eşi olan Maria Kodama'nın yardımıyla yazıya döker. Öykülerin çoğunda büyülü gerçeklik kavramıyla birlikte fantastik öğelere de yer verilir. Öykülerin bir kısmı da otobiyografik özellikler taşır. Borges düz yazıya her ne kadar yenilik getirmiş olsa da kalemi şiire de aynı ölçüde yatkındır. Bu bakımdan öykülerinde şiirsel tınılar görmek çok olağandır. Kitapta beni en çok etkileyen öyküler sırasıyla; Öteki, Ayna ve Maske, Undr, Yorgun Bir Adamın Düşülkesi, Kurs ve Kum Kitabı'ydı. İlk öykü olan "Öteki" çok derin bir anlama sahip, bir o kadar da karmaşık olan öyküdür. Aynı zamanda yazarın otobiyografik öykülerinden de biridir. Öykü de 70 yaşındaki Borges ve 20'li yaşlardaki Borges'in karşılaşması anlatılır. Aynı bedene ve akla sahip iki kişinin aslında birbirlerinden ne kadar farklı oldukları ve birbirlerini asla anlamayacakları yönünde mesajlar verilir. Son öykü olan Kum Kitabı'nda ise başı ve sonu olmayan bir kitabın sahibinde yarattığı etki kaleme alınmıştır. Genel itibariyle Borges'in öykülerinde büyülü gerçekçilik akımıyla birlikte gelen tarih, mitoloji fantastik öğeler, sihir ve efsanevi anlatım bolca bulunur. Bu yüzden de Borges'in öyküleri derin ve çok katmanlıdır. Kitapta her ne kadar sevdiğim ve çok etkilendiğim öyküler bulunsa da bu öykülere oranla daha fazla olan bir türlü anlayamadığım, anlamlandıramadığım öyküler de bulunuyor. Tekrar tekrar okusam da bu öykülerden bir şey çıkaramadım. Borges okumanın vakti değildi belki de diye düşünüyorum. Borges'i anlamanın kolay olmadığını görmüş oldum. Aradan belli bir vakit geçtikten sonra tekrar okumak isterim. Ve
Edebiyat
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 20181,911 okunma
9/10
·143 syf.··
2018 16. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2018 02:56
Efendim dün gece hitama erdirdiğim Kum Kitabı'na kendimizce birkaç kelam yorum bırakalım :) Kitap 12 kısa 1 uzun öyküden oluşmakta. Ilk defa Borges okuduğum için kitabı çok iyi anladım diyemem. Hatta bazı öykülerden hiçbir şey anlamadığım dahi oldu. Anlamadıkça da üzerine gidip birkaç kez aynı sayfaları tekrar okudum. Kitabı ikinci kez okuduğum zaman daha iyi anlayacağımı düşünüyorum. Veya belki de Borges ile tarzımız uymadı bilemiyorum. "Büyülü Gerçeklik" diye bahsettiği bir kavram var. Tek başına okunduğunda bu cümle beni içine çekemiyor. Çok yorum okudum, fakat yine herkesin çok övdüğü kadar bir şey göremedim. Bilemiyorum belki de bu benim eksikliğimdir. Bu yüzden yazarın başka kitaplarını da okumayı istiyorum. Kum Kitabı, otobiyografik ve fantastik dille yazılmış. Aslında bu iki kategori tek başınayken ilgi çekici, keza çiftkende. Fakat kitapta bazı öyküleri tam olarak anlayamadım. Bunun bir sebebi de fantastik öğeleri sevmiyor oluşum diye düşünüyorum. Her neyse. Bu kadar yazdım elbette kitap kötü değildi. Altını çizdiğim birçok yer oldu. Tüm öyküler güzeldi. En çok beğendiğim ise "Öteki" oldu. Kitapta bazı ifadeler hoşuma gitmedi. Birkaç yerde sürekli "Evet, şimdi asıl konuya geliyoruz, evet, şimdi anlatıyorum..." gibi gibi öyküye bir türlü giremeyen ifadelerden vardı. Bilmiyorum belki bazı okurları bu ifadeler cezbeder ya da merak ettirir, fakat beni merak ettirmedi ve ne yazık ki bir de hikâyeden soğuttu. Kendi açımdan bilgi dışında meraksız bir insan olduğum için belki de bu ifadeleri sevemedim. Bir başka fark ettiğim husus ise yazarın kendi öykülerini sevmediğini düşündüm. Kendi öykülerinin insanları sıkacak olduğunu düşündüğünü, düşündüm. Ben kitabı okurken 'anlamadığım' yerler haricinde sıkılmadım, güzeldi. Sekreteri ve aynı zamanda eşi olan Maria Kodama'ya
Edebiyat
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 20181,911 okunma
İYİ İŞLENMİŞ BİR MERMERİN TEN ETKİSİ VERMESİ GİBİ
8/10
·143 syf.·
2019 1. kitabı
Çoğu kitabı beğeniriz fakat çok azından etkileniriz, işte bu kitapta tam olarak onlardan biri oldu benim için. Jorge Luis Borges... Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Bir öykü kitabının böylesine içine çekmesi pek de olacak şey değil gibi geliyor insana ama dili ve anlatımı öylesine şahane ki... Kendisi için Büyülü Gerçekçilik ve Gerçeküstücülük akımının Güney Amerika temsilcisi desek yeridir. "Kendi kendime birçok kereler, zamanın - şu geçmişin, şimdinin, geleceğin, her zamanın ve aslanın sonsuz örtüsü- dışında bir başka gizem olmadığını söyleyip durmuştum." Öykülerinin birçoğunda sık sık zaman ve mekan kırılması yaşatmasına rağmen ilginç bir şekilde sağlam bir zemine oturtmuştur. Bir nevi canlı veya yaşayan bir organizma gibide desek yeridir, mitolojik ve masalsı yanı oldukça ağır. Her okuyuşta okuyucuyu bambaşka düşlere ve dehlizlere itebilecek güçte bir kalem var karşınızda. Yazdığı toplam bu on üç öykülük kitapta, öykülerin neredeyse hepsinden eşit derecede keyif aldım fakat, benim için öne çıkan "Öteki" ve "Ayna ve Maske" öyküsü oldu. "Bence eseri okuyucu kendi yaratır." Bir parça gerçeklik, çoğunlukla düşsel kavramları anlamlandırmak istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 20181,911 okunma
Puan vermedi·143 syf.··
Beğendi
·
2021 40. kitabı
Okumaktan hiç bıkmayacağım yazarlar sorulsa ilk sıralarda her zaman Borges derim. Onun gerçekliği alt üst eden, görünenin ötesinde,zihnin en diplerinden çıkardığı bambaşka gerçeklikler ile bir süre sonra hayal ve gerçekliği ayırt edemediğim satırlarında kaybolmanın tadı muazzam. Kum Kitabı yazarın son öykü kitabı. Görme becerisini kaybettiği yıllarda sekreteri ve hayat arkadaşı Maria Kodama'nın yardımıyla yazmış ve en önemli eserlerinden bir tanesi olarak kabul ediliyor. Fantastik mekanlar, büyülü olaylar, mitoloji ilginizi çekiyorsa, gerçekliğin Borges'in kaleminden nasıl eridiğine ve bambaşka bir gerçekliğe dönüştüğüne tanıklık etmek isteyen herkese tavsiyemdir.
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 20181,911 okunma
Ben ne okudum şimdi?
3/10
·143 syf.··
2020 23. kitabı
Büyük beklentilerle başladığım kitabı hayal kırıklığıyla, ite kaka ha gayret diyerek bitirdim. İlk defa Borges okuyor olmasam 30-40 sayfadan sonra kesinlikle bırakırdım. İlk kitap olduğundan belki 2. defa okursam beğenirim falan diye düşünüyordum ama asla 2. defa okumam. Kolay kolay aynı çevirmenin başka bir çevirisini de okumam. İçerik olarak çok zengin olmayışı, yazarın son kitabı olması ve görme kaybı yaşadığı dönemde başkası yardımıyla yazıldığından falan mazur görülür. Tutupta dünyaya mâl olmuş koskoca Borges’e dil uzatacak değilim. Sorun elbette sinir bozucu hatalar dolu çeviriden kaynaklanıyor. Çeviremeyiden de diyebilirim. Okumasaydım hiçbir şey kaybetmeyeceğimi düşünüyorum. Olumlu hiçbir şey hissettirmedi. Aklımda kalan veya alıntı yapılabilecek cümle yok. Elbette beğenenler olur hatta okuyanların çoğu beğenebilir ama ben okuduğum için pişman olduğum kitaplar kategorisine ekledim.
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 19931,911 okunma
Puan vermedi·143 syf.·
Beğendi
·
2019 108. kitabı
Kum Kitabı, Borges'in yazdığı son kitap olup 13 farklı öyküden oluşur. Otobiyografik ögelerin ağır bastığı bu öyküler Borges'in kendi hayatından kesitler sunuyor bize. Ayrıca içerisinde gerçeküstü, fantastik, gizemli ve felsefik ögeleri de barındıran öykülerdir. Kum Kitabı, Borges'in belki de geçirdiği körlük nedeniyle son zamanlarında hayalgücünün ne kadar geliştiğinin bir kanıtı diyebileceğimiz bir kitap.
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 20181,911 okunma
Puan vermedi·143 syf.·
2021 64. kitabı
Borges ile tanışma kitabım. Büyülü gerçeklik akımının en önde gelen isimlerinden biri Borges, fakat bu akımın en bilindik isimlerinden Marquez’in anti- natüralist üslubundan oldukça farklı bir anlatım tarzına sahip. Anlaşılması zor ve okuyucudan fazla ilgi bekleyen bir kitap. Kitabı Borges 50 yaşında körleşmeye başladıktan sonra sekreteri ve hayat arkadaşı Maria Kodama yardımıyla yazmış (okurken göz önünde bulundurmanız gereken bir detay). Viktorya devrinin sonlarında doğmuş ve 70 yaşına geldiği halde halâ annesi ile yaşayan, yalnızlığı seven bir adam. Felsefe ve fizikle edebiyatı harmanlayarak postmodern öyküler yazmış. Kitabın en sevdiğim öyküsü Öteki ve Otuzlar mezhebi oldu. "Öteki" başlıklı öyküsünde kendi kişiliğinin ikili yanını (Genç Borges ile bugünün yaşlanmış Borges'i) irdeliyor.1969 yılında Borges bir parkta 1918 yılının Borges’i ile karşılaşıyor. Genç Borges idealist, atak, toplumcu; yaşlı Borges ise dingin, gerçekçi ve bireysel.Her iki Borges biribirinden farklı ama benzer yanları da var.Yaşlı Borges, genç Borges'in kendi olduğundan emin ama genç Borges, yaşlı Borges'i kendi yaşlılığı olduğuna inanmıyor.Kendisinin rüya gördüğünü sanıyor.Yaşlı Borges'e göre düş bir gerçektir. Otuzlar mezhebi öyküsü dinin kendisini uygulamasını irdeliyor eleştiriyor. Ben bu öyküyü Cem Akaş’ın 7 kitabına benzettim. Kongre öyküsü ise Kafka’nın kurgularına benzer bir yaklaşım olduğunu hissettirdi. (Kafka’nın Dava kitabı) Herkese keyifli okumalar
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 20181,911 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Jorge Luis BorgesYazar · 40 kitap
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür. Borges, 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı. Babasının görme yetisinin azalması üzerine, aile tedavi için I. Dünya Savaşı'ndan önce (1914) Cenevre'ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevre'deyken başladı. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu. Birkaç edebi gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüslü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini "ultraistler" grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti. 1921'de ailesiyle Buenos Aires'e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebi stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır. 1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin Defteri (Cuaderno San Martin) 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Critica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi (Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz "büyülü gerçekçilik"in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı "Borges stili"nin ilk örneği denilen, hayâli bir romanı eleştirdiği Al-Motasim'e Bir Bakış isimli öyküsüdür. 1936'da denemelerini topladığı "Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad" basıldı. Bu sırada maddi sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütüphânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca'ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf'un ve William Faulkner'ın kitapları İspanyolcaya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı'nı kaleme aldı. Ardından da Tlön, Uqbar, Orbis Tertius geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo'nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942'de "Bustos Domecq" takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946'da Juan Peron'un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama ailesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef)basıldı. 1955'de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü'ne getirildi. Ailesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. "Bana aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi" diyerek bu gerçeği kabullenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı'nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges'ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956'da Buenos Aires Üniversitesi'nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961'de Samuel Beckett'le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü'nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)'la sonuçlandı. Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986'da Cenevre'de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.