Toplu Eserleri

Kum Kitabı

Jorge Luis Borges
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı:
105
Basım Tarihi:
2010
İlk Yayın Tarihi:
1993
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Orijinal Adı:
El Libro Di Arena
ISBN:
9789754700688
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·105 syf.··
2021 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2021 23:49
Kum Kitabı, on üç farklı öykülerden oluşuyor. Otobiyografi olduğu halde fantastik yanı da var. Okuması biraz zor bir kitaptı, bazı yerleri anlamlandırmak ta zorlandım. Son öykü kitaba adını veren Kum Kitabı en sevdiğim öyküydü. Sonsuz sayfaları olan, çevirdikçe sayfa eklenen, kum gibi başı sonu olmayan bir kitaptan bahsediyor. Borges okumaya da son kitabından başlamış oldum. Diğer eserlerine de sıra gelir de inşallah dilini, fikirlerini daha iyi benimserim..
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayıncılık · 20101,911 okunma
8/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2021 29. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2021 19:18
Kısa kısa öykülerden oluşan bu kitap verdiği referanslarla, yaptığı alıntılarla kişisel eğitim rotanızı çok daha zenginleştirebilir. Öykülerin geneli akıcı, anlatım dili ve hayal gücü zengin olmasına rağmen zaman zaman bir belirsizlik havası da hissediliyor.Yazar kendi öyküsüne bu bir ‘more geometrico’ değil öyküme başlamanın en iyi yolu dese de bence genel hattıyla çok boyutlu bir kitap. İleriki yıllarda ikinci bir okuma fırsatıyla daha iyi özümsenebilir.
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayıncılık · 20101,911 okunma
Sihirli, Büyülü ve Gerçekçi
10/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2021 97. kitabı
Otobiyografik öğelerin ağır bastığı bu kitaptaki öyküler, hem alabildiğine fantastiktir hem de 'gelip geçen olaylar üstüne derin düşünceler ' havası taşır. Cambridge'de kendi gencligiyle karşılaşması, yeryüzündeki tüm bilgiyi toplamak için tüm dünyadaki kitapları toplayan bir örgüt, eski İskandinav ve Anglo-Sakson efsaneleri gibi temaları içeren bu öyküleri Borges #brodieraporu 'nda olduğu gibi tümüyle kafasında oluşturdu ve sekreterine dikte ettirerek yazdırdı,; çünkü bu kitapların yazıldığı yıllarda neredeyse tümüyle kör olmuştu. (Arka kapaktan ) Latin Amerika edebiyatının dev isimlerinin katıldığı #borges 'siz olamayacakları görüşü bir yana, aynı zamanda büyük bir İngilizce ustasıydı o. Avrupa tarihi ve efsanelerine olan hakimiyeti pek çok eserinde açıkça seziliyor ve öykülere serpiliyor. Yazın sanatındaki ustalığı ise, hikayelerinde kullandığı şiir ve düzyazı eleştiri örneklerinde alenileşiyor. Kitabına yazdığı sondeyiş 'te, tüm hikayelerini kısa özüyle açıklaması ise güzel bir lezzetti. Yapıtta; ilk kez bu kadar duru şekilde gördüğüm 'İnsanın kendisiyle karşılaşması' olgusunun anlatıldığı Öteki'yi, hayal ile gerçek arasında bir gezinti olan There are more things'i, tüm şiirlerin tek sözcüğe indirgendiği Undr'yi, şahane betimleme ve anlatım sergilediği Yorgun Adamın Düşleri 'ni ve tabii ki esere adını veren 'kitabın da kumun da ne başı var ne sonu' diye anlattığı sonsuz sayfalı kitap Kum Kitabı'nı çok beğendim. #borges 'in #büyülügerçekçilik akımı ile yoğrulmuş bu harika öykü kitabını sakın kaçırmayın derim.
Edebiyat
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayıncılık · 20101,911 okunma
Puan vermedi·105 syf.··
2021 4. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2021 14:52
Kum kitabı benim için oldukça zor bir okuma oldu. Bunun en önemli sebebi kısacık ama çok yoğun hikayelerden oluşması. Bir hikayeyi kavrayıp tam kendinizi kaptırırken bambaşka bir hikayeye geçiyorsunuz ve o sancılı anlama süreci tekrar başlıyor. Hikayelerden bazılarını severken bazılarına karşı tepkisiz kaldığımı söyleyebilirim. Hikayeler eminim benim fark ettiğimden çok daha fazla mesaj içeriyor ama anladığım kadarıyla bile derinlikli öyküler olduğu çok açık. Bir oturuşta okunup bitirilebilecek bir eser olduğunu düşünmüyorum. Sayfa sayısına oranla çok fazla emek istiyor. İyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayıncılık · 20101,911 okunma
7/10
·105 syf.·
2022 8. kitabı
Öykülenmeye devam ettiğim şu sıralar, yolculuk hali, yanıma kitap almayayım, epub arşivinden devam edeyim düşüncesiyle başladım Borges okumaya. Kısa soluklu bir öykü kitabı "Kum Kitabı". 13 öyküden oluşmakta -raslantısal, ya da kaçınılmaz ve büyüsel olmayan bir şekilde- ve bende genelde şu vardır; Güney Amerika dolaylarından bir yazar okurken haklı veya haksız bir şekilde, hayal gücünün doruklarına vardıran metinler okuyacağım hissiyatına kapılırım. Bu öykülerde de kısmen, doruklarda olamasak da hayal gücü dağının eteklerinde gezindik diyebilirim kendi adıma. Birkaç öyküde kurguya kapıldığım doğrudur ama kitap boyunca ilgimi çeken, kurgudan veya hayal gücünden çok, güçlü bir anlatım ve bu anlatımın hakkını veren bir çeviriyle karşılaşmak oldu. Kitaba adını veren "Kum Kitabı" öyküsü, kitabın son öyküsü. "Assolist en son çıkar" mantığı olsa gerek, ki iyi de olmuş ama sanırım beni en çok etkileyen, ilk öykü olan "Öteki" oldu. Sonrakiler onun bıraktığı etkiyi bırakamadı pek. Sanırım yaşlanmışım... Ve şunu da söylemeden olmaz: Güney Amerika edebiyatındaki şu tarihi kesitler beni pek açmıyor. Ortalık darbeciden diktatörden geçilmiyor, bir süre sonra hepsi birbirine giriyor bende. Kırk tane de ismi var bu hergelelerin, kafa çorbaya dönüyor sonra. Yaşlandım demiş miydim? Sanırım evet... Yazarın Sondeyiş'inden alıntı yaparak güzel temennilerle bağlayalım bence: "Aceleyle kaleme alınan bu notların kitaba olan ilgiyi tüketmeyeceğini ve içerdiği düşlerin şu anda onu kapatmakta olanların konuksever hayal güçlerinde çoğalmayı sürdüreceğini umarım."
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayıncılık · 20101,911 okunma
9/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2021 68. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2021 09:44
️ #Jorgelouisborges Latin Amerikan edebiyatı büyülü gerçekçilik akımının en önemli temsilcilerinden bir yazar ve şair. Kendisini “Değişik labirentlerde değişik hayatlar yaşayan bitkin ve savaş yorgunu bir Homeros’um ben” diye tarif eden #Borges entellektüel kesimin baskılarıyla onurlandırılarak ulusal kütüphanenin müdürü yapılıyor, 800.000 kitapla kucaklaşmanın sevincini yaşadığı sırada ne yazık ki görme yetisini yitiriyor ve bunun üzerine “Karanlığı ve kitapları aynı anda verdi bana tanrı” mısralarını yazıyor. #kumkitabı yazarın kör olduktan sonra sekreterine dikte ederek yazdırdığı, hayatından otobiyografik izler taşıdığından bahsettiği son öykü kitabı. Öykülerinde birinci tekil şahıs kullanan yazar, garip ve olağanüstü olayları daha gerçekçi ve daha inanılır kılmış. Belki de kendi hayatından gerçek yaşananları eklemiş olması da inandırıcılığı arttırmış ve bu yüzden bu kadar garip öykülerin içine çekebilmeyi başarmasına sebep olmuştur. Düşünceleri açan ve geniş ufuklara doğru yelken açtıran bir kitap. İçerdiği birçok felsefi anektod ise yine okurun durup bir düşünmesine sebep oluyor. Dil sade ama anlamı derin çok cümle var. Öykü türünü sevmiyor olmama rağmen bu kitabı çok sevdim çünkü; büyülü gerçekçilikle ince ince işlenmiş, beni hayal gücümün çok ötesine, hayallerimde bile göremeyeceğim yerlere götürebilen konular -roman olarak yazılmamış ve hatta kısa öykü bile olsalar- beni etkileyebiliyorlar. Konusu (Spoiler): Kitapta 13 kısa öykü var: Öteki; yaşlı Borges’in geçmişe, genç Borges’in yanına giderek gençliği ile yaşlılığının yüzleşmesi, Ulrike; tek gecelik bir aşk hikayesi, Kongre; dünyayı temsil edecek bilgileri içeren kitapları toplayan bir kongre oluşturma çabaları ile demokrasi hicvi, There are More Things; gizemli olayların araştırılması ile polisiye tadında
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayıncılık · 20101,911 okunma
9/10
·105 syf.··
2021 53. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2021 22:09
Borges son öykü kitabını "Kum Kitabı" artık tamamen kör olması sebebiyle sekreterine yazdırmış. Kitabın adı kum kitabı çünkü; kitabın da kumun da ne başı var ne sonu diyor. Fantastik öykülerden oluşan kitabın bazı yerlerini okumakta zorlandım. Tüm kitap boyunca fantastik öykülerle, düşle gerçek arasında gidip geliyor. Derin düşünceler ve hayal gücünü harmanlayarak hayatla ilgili iyi noktalara değinmiş.
Hikaye-Öykü
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayıncılık · 20101,911 okunma
Mutluluk her zaman içtenlikle karşılanmalıdır.
Puan vermedi·143 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2022 23:16
Uzun zamandır okuma listemde olup kısa bir zaman önceye kadar okuyamadığım bir yazardı Borges. Artık onu okumuş olmanın mutluluğu var içimde. Kendisi bir röportajda; "Bazen sokakta yürürken kendimi tarif edilemez bir şekilde mutlu hissediyor ve ardından bu mutluluğu bağrıma basıyorum. Çünkü mutluluğun nereden geldiğini bilmesem de mutluluk, her zaman içtenlikle karşılanmalıdır." diyor. Ben de Borges'i okuma mutluluğunu içtenlikle karşılıyorum :) Yolları Çatallanan Bahçe kitabında yer alan Gizli Mucize ve Yolları Çatallanan Bahçe öyküleri ile Borges'in dünyasına hızlı bir giriş yaptım diyebilirim. Öyküleri anlatacak değilim ama Gizli Mucize öyküsünde vermiş olduğu umut hissi çok güzeldi. Zihinde var etme düşüncesi gerçeklikten kopuk gibi gözükse de değil. Bazı şeyler zihinde başlar ve sonrasında var olur. Borges de bunu bize bu öyküde oldukça güzel bir dille sunuyor. Yolları Çatallanan Bahçe öyküsündeki düşünce ve kurgu Borges'in müthiş bir zekaya sahip olduğunun kanıtı gibi. Aslında bir anlamda bu anlatıma aşinayım. Bu öyküyü okurken de aklıma Uykuların Doğusu romanı geldi. Toptaş da Borges'den oldukça etkilenmiş bir yazar. Bin Hüzünlü Haz romanında yer alan fantastik öğeler, masalsı anlatım, düşler, sonsuzluk, arayış, zaman... Bunların hepsi zaten Borges'in dünyası. Borgesvari bir anlatım söylemi de mevcut zaten. Bu açıdan kısmen aşinaydım anlatıma ama Borges'in dünyası gerçekten karmaşık ve zor bir dünya. Kum Kitabı'na gelecek olursak da önce İletişim Yayınlarının hazırlamış olduğu kronoloji ve sonrasındaki James Woodall önsözü yazar hakkında oldukça doyurucu bilgiler içeriyor. Bu açıdan da kitaba başlamadan bunları öğrenmek bizim için önemli. Çünkü kitap otobiyografik öğelerin oldukça fazla olduğu bir kitap. Örneğin ilk öykü
Edebiyat
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 20181,911 okunma
beyin kullanılması gereken bir kitap
7/10
·103 syf.··
2023 14. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2023 11:27
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve gerçekten ilk sayfalarda çok zorlandım. İlk sayfalarda yer alan kronolojik diyagramı ve önsözü atlayıp direk içerisinde bulunan öykülere geçince biraz rahatlar gibi oldum ama yinede 13 öykünün 4-5 tanesi hariç anlamakta çok zorlandım. Buradan asla kitabın kötü olduğu anlamını çıkarmayın lütfen. Sadece söylediğim gibi yazarın dili biraz ağır olduğu için anlaşılması zor. Belirli aralıklarla tekrar tekrar okuyarak her cümlesini anlayabilirsiniz ve gerçekten de içerisinde defalarca okunmaya değecek bir sürü cümle bulunuyor. Kitapta da bahsedildiği gibi günümüzde milyonlarca kitap basılıyor oysa kaç tanesi okumaya değer? Yine üniversitelerimizde binlerce tez yazılıyor makale yazılıyor, kaç tanesi faydalı kaç tanesi gerçekten okunuyor veya okuyan kişiye fayda sağlıyor? Ayrıca günümüzde yüzlerce kitap okuyan bir sürü insan var.. Binlerce sayfa okuyan... Ama bu kadar okuyup ne kadar anladığımız da önemli değil mi? Anlamadıktan sonra okumanın ne anlamı var, görmeden bakmanın anlamsız olması gibi. (Burada özellikle wattpad kitaplarından bahsediyorum) Kitaptan en çok Öteki, Armağanlar Gecesi, Yorgun Bir Adamın Düşülkesi, Kurs, Kum Kitabı öykülerini beğendim. Ayrıca kitabın ön sözünü atladığımı belirtmiştim ama sondeyiş bölümünü mutlaka okuyun atlamayın. Ve son olarak acaba size düşüncelerimi ne kadar anlatabildim acaba? Çünkü Bob Dylan 'ın da dediği gibi "Anladım ki, anlamak yetmiyor.". Birde karşı tarafa anlatabilmek gerekiyor... Okuduğunuz her cümleyi anlayarak düşünerek okumanız dileğiyle iyi okumalar...
Edebiyat
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 19931,911 okunma
Puan vermedi·143 syf.··
2020 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2020 00:19
Kum Kitabı, büyülü gerçekçiliğin kurucularından Jorge Luis Borges'in on üç öyküden oluşan son kitabıdır. Borges, ailesinde kalıtımsal olan kalıcı körlüğe yenik düştükten sonra Kum Kitabı'nı hem asistanı hem de eşi olan Maria Kodama'nın yardımıyla yazıya döker. Öykülerin çoğunda büyülü gerçeklik kavramıyla birlikte fantastik öğelere de yer verilir. Öykülerin bir kısmı da otobiyografik özellikler taşır. Borges düz yazıya her ne kadar yenilik getirmiş olsa da kalemi şiire de aynı ölçüde yatkındır. Bu bakımdan öykülerinde şiirsel tınılar görmek çok olağandır. Kitapta beni en çok etkileyen öyküler sırasıyla; Öteki, Ayna ve Maske, Undr, Yorgun Bir Adamın Düşülkesi, Kurs ve Kum Kitabı'ydı. İlk öykü olan "Öteki" çok derin bir anlama sahip, bir o kadar da karmaşık olan öyküdür. Aynı zamanda yazarın otobiyografik öykülerinden de biridir. Öykü de 70 yaşındaki Borges ve 20'li yaşlardaki Borges'in karşılaşması anlatılır. Aynı bedene ve akla sahip iki kişinin aslında birbirlerinden ne kadar farklı oldukları ve birbirlerini asla anlamayacakları yönünde mesajlar verilir. Son öykü olan Kum Kitabı'nda ise başı ve sonu olmayan bir kitabın sahibinde yarattığı etki kaleme alınmıştır. Genel itibariyle Borges'in öykülerinde büyülü gerçekçilik akımıyla birlikte gelen tarih, mitoloji fantastik öğeler, sihir ve efsanevi anlatım bolca bulunur. Bu yüzden de Borges'in öyküleri derin ve çok katmanlıdır. Kitapta her ne kadar sevdiğim ve çok etkilendiğim öyküler bulunsa da bu öykülere oranla daha fazla olan bir türlü anlayamadığım, anlamlandıramadığım öyküler de bulunuyor. Tekrar tekrar okusam da bu öykülerden bir şey çıkaramadım. Borges okumanın vakti değildi belki de diye düşünüyorum. Borges'i anlamanın kolay olmadığını görmüş oldum. Aradan belli bir vakit geçtikten sonra tekrar okumak isterim. Ve
Edebiyat
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 20181,911 okunma

Yazar Hakkında

Jorge Luis BorgesYazar · 40 kitap
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür. Borges, 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı. Babasının görme yetisinin azalması üzerine, aile tedavi için I. Dünya Savaşı'ndan önce (1914) Cenevre'ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevre'deyken başladı. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu. Birkaç edebi gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüslü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini "ultraistler" grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti. 1921'de ailesiyle Buenos Aires'e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebi stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır. 1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin Defteri (Cuaderno San Martin) 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Critica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi (Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz "büyülü gerçekçilik"in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı "Borges stili"nin ilk örneği denilen, hayâli bir romanı eleştirdiği Al-Motasim'e Bir Bakış isimli öyküsüdür. 1936'da denemelerini topladığı "Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad" basıldı. Bu sırada maddi sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütüphânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca'ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf'un ve William Faulkner'ın kitapları İspanyolcaya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı'nı kaleme aldı. Ardından da Tlön, Uqbar, Orbis Tertius geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo'nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942'de "Bustos Domecq" takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946'da Juan Peron'un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama ailesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef)basıldı. 1955'de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü'ne getirildi. Ailesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. "Bana aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi" diyerek bu gerçeği kabullenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı'nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges'ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956'da Buenos Aires Üniversitesi'nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961'de Samuel Beckett'le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü'nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)'la sonuçlandı. Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986'da Cenevre'de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.