Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Safahat
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Her Türk insanının mutlaka okuması gerektiğine inandığım kitaptır.Daha çok küçükken içerisindeki "Çanakkale Şehitlerine" adlı şiirini ezberlemiştim. Bir şâir olarak değerlendirirsem şâyet; Üslubu ve zihniyetiyle kendime en çok benzettiğim yazarlardan biridir. Özellikle betimleme ve vurgularıyla, anlattıklarına derinlik ve heybet katmasını çok iyi bilen bir yazardır. Yazdığı "Safahat" adlı eser de, buna en iyi örnektir diyebilirim.
Edebiyat
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Türkiye Diyanet Vakfı · 20217,5bin okunma
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
Türk tarihi ve İslamiyetin detaylı bir incelemesini; aksayan yönlerini bu aksaklıkların ne gibi siyasi ve sosyolojik problemler doğurduğunu bir şair gözü ile ortaya koyan Mehmet Akif satır aralarında neler yapılması gerektiğini de ifade eder..
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Türkiye Diyanet Vakfı · 20217,5bin okunma
Kocakarı ile Ömer
Puan vermedi·560 syf.··
2022 16. kitabı
Mehmet Akif Ersoy'un 1911-1933 yılları arasında yayımladığı Safahât, Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Fatih Kürsüsünde, Hâtıralar, Âsım ve Gölgeler isimli eserlerinin toplu basımıdır. Şiirler orijinal metinleriyle alınmış, şairin açıklamaları, dipnotlar ve kitabın sonuna konan sözlükle daha anlaşılır olmasına çalışılmıştır. "Onu milletime armağan ettiğim için Safahât'ıma almadım" dediği İstiklâl Marşı da kitaba konulmamıştır.
Şiir
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Türkiye Diyanet Vakfı · 20217,5bin okunma
Âkif' e Dair
Puan vermedi·1088 syf.··
2020 42. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2020 22:49
Yaklaşık kırk beş gündür Akif' i okuma gayreti içerisindeyiz. Hakkında yazılan kitapların birinden diğerine seyahat ediyor ve tabi ki bu seyahati Safahat kaptanlığında yapmaya gayret ediyoruz. Bu gayreti açıklayacak pek çok cümle içerisinden; Sezai Karakoç' un Mehmed Akif kitabındaki, "Boşuna yaşamadın, boşuna savaşmadın ve boşuna ölmedin." cümlelerine sığınıyor akabinde "rahmetle anılmak ebediyet budur amma, sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir" mısrasının sessiz çığlığına ve Akif' in yaşayışına şahitlik ediyoruz. Ve biliyoruz ki : "Mehmed Akif' in hayatı eserlerinden de büyük bir şiirdir." Akif iyi biliriz. İstiklal Marşı her Türk evladının aklında, yüreğinde ve dilindedir. Çanakkale Şehitlerine şiirininin ilk dizelerinden itibaren savaş gözlerimizin önüne gelir. Görmeden, onun cümleleriyle hissederiz. Bursa' nın işgalini Bülbül' ün feryadında işitiriz: "Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?" Sonra Akif' in ölen arkadaşının çocuklarına baktığını biliriz mesela, İstiklal Marşı yarışmasından kazandığı beş yüz liralık ödülü - o kış sırtında ceketi yokken- darülmesaiye verdiğini biliriz. İyi güreştiğini, yürümeyi çok sevdiğini, bir de Baytar olduğunu. Ama bütün bu bildiklerimizin ardında asıl bilmemiz gerekenler durmaktadır. İşte bu okuma buna vesile oldu ve biz görünenin ardındaki asıl gerçeğin peşine düştük. "Sarıgüzel' deki Sarı Nasuh Mahallesi... 12 numaralı ev" de başlar Akif' in şiirlerinden büyük hayatı. Ragif' tir önceleri mesela. Annesi sevmemiştir bu ismi ve Akif diye seslenir ona. Ragif, Akif olur böylece: sebat eden, direnen, ibadet eden. Akif tüm bu anlamları taşır sinesinde. Babasının vefatından sonra zaruri gittiği okul: Baytar Mektebi. Hasta şiiri filizlenir tam da burda: "Hasta" Halkalı Ziraat Mektebi' nde dedi; "cenup vilayetlerden
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Beyan Yayıncılık · 20077,5bin okunma
10/10
·1088 syf.··
Beğendi
·
2025 107. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 23:21
Ve bitti... keşke biraz olsun kalemim olsaydı da hislerimi ifade edebilseydim... Bu Safahat'ı okuyabildiğim için kendimi bahtiyar hissediyorum sadece... Mukaddes bir hüzünle ,ızdırapla, gözyaşıyla harmanlanmış binlerce mısra... Mehmet Âkif Ersoy'un kendi ifadeleriyle ; "Bana sor sevgili kâri’ sana ben söyleyeyim Ne hüviyyette şu karşında duran eş’ârım : Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri; Ne tasannu’ bilirim, çünkü, ne san’atkârım. Şi’r için “göz yaşı” derler, onu bilmem, yalnız, Aczimin giryesidir bence bütün âsârım ! Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem; Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım ! Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa; Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa." Ruhun şâd olsun Koca Âkif...
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Beyan Yayıncılık · 20077,5bin okunma
Sözü sağlam, özü sağlam adam ol, ırkına çek.
10/10
·1088 syf.·
2024 40. kitabı
Tek kitap 7 bölüm veya 7 kitap olarak okuyabileceğiniz safahat içerisinde bir takım olaylar anlatsa da bütüne baktığımızda bir şiir kitabı. Anlatıların arasına katılmış şiirlerden, yazıldıkları dönemi eleştiren veya o döneme ayna tutan şiirlerden, kur'an'dan alıntılanmış ayetlerin üzerine yazılmış şiirlerden, hadisler üzerine yazılmış şiirlerden vb. birçok konuda hem o dönemi anlatan hemde o dönemi manevi olarak içinizde hissedebileceğiniz şiirler barındırıyor. İçerisinde bolca anlamını bilmediğiniz osmanlı Türkçesinde bulunan kelimeler var her sayfada bu kelimelerin günümüz Türkçesindeki anlamı yazılmış ancak tabiki böyle bile olsa okuması zor, zahmetli ve zaman alıcı oluyor okurken sıkılabilirsiniz. 7 Bölümden/kitaptan sadece birini okuyabilirim diyorsanız Safahat 3: Hakkın Sesleri 'ni okuyabilirsiniz sadece şiirlerin buluduğu bir kitap ve en ince olanı o sanırım. Şiirleri ekseriyetle uzun olduğu için ve sitede yeteri kadar alıntısı olmadığını düşündüğüm için birkaç şiirini buraya bırakıyorum, okuyabilirsiniz. Safahat / İstibdâd Safahat / Bana sor sevgili kâri Safahat / Fâtih Camii Hakkın Sesleri / Âyet Meâli (Neml, 52) Hakkın Sesleri / Âyet Meâli (A’râf, 155) Hakkın Sesleri / Âyet Meâli (Âl-i İmrân, 110) Hatıralar / Hadîs Meâl-i Celîli (Feyzu’l-Kadîr, 6-67) Gölgeler / Nevruz’a Âsım / Çanakkale Şehitlerine Mehmet Âkif Ersoy
Şiir
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Beyan Yayıncılık · 20077,5bin okunma
10/10
·510 syf.··
2025 17. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 16:32
"Hayatın değişik yüzleri, görünümleri" anlamına gelen Milli Şâirimizin eseri; Safahat, Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Fatih Kürsüsünde, Hatıralar, Âsım, Gölgeler adlı yedi bölümden oluşuyor. Şiirlerin başlıca temaları İslâm dini, yoksullara acımak, vatan sevgisi, kötülüğe karşı isyan, umut, o dönemki mevcut yönetime eleştiriler, cehalet, aile, bilimsel olarak ilerlemenin gerekliliği ve çalışmaktır. Kitapta en çok beğendiğim bölüm üçüncü kitap olan "Hakk'ın Sesleri" oldu. Beğenmemin sebebi, Milli Şairimizin şiirlerin başında âyet ve hadislere yer vermesi, toplumsal sorunlara âyet ve hadislerin açıklaması ile çare göstermesidir. Divan edebiyatı geleneğine bağlı olarak şiirlerini yazdığı için Arapça ve Farsça kelimeleri, tamlamaları şiirlerinde çok fazla kullanır. Bu nedenle bazı okurlar kitabı anlaşılır ve akıcı bulamayabilir. Sakin bir kafayla, şiirlerin verdiği mesajlar açısından düşünülüp günümüzle mukayese edilerek okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Tablet Kitabevi · 20087,5bin okunma
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
´´Ağlarım, ağlatamam, hissederim, söyleyemem. Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.´´ demiş İstiklâl şairimiz: Mehmet Âkif Ersoy Sözlerime öncelikle nereden başlasam bilemedim. Okumaya başlamadan önce birçok ön yargılarım vardı. Sayfa sayısı gözümü korkutmuştu. Tarihe yönelik kitaplar fazla ilgimi çekmezdi. Hep beni bir sıkacağına ya da içine sürüklemeyeceğine yönelik düşüncelerim vardı. Şairimiz eski döneme ait yaşamı, vatana olan sevgisini, dine olan aşkını, ilme olan vs. düşüncelerini o kadar güzel anlatmış ki, adeta içine sürüklüyor kitap sizi. Safahat demek: Evreler, safhalar anlamına geliyormuş. Özellikle şairimiz, Osmanlıca kelimelere ağırlık verdiği için okumak çok ayrı bir zevkti. Bir yandan da Türkçe anlamlarını araştırıp okumak bambaşka bir duygu. Kadim dostu Merhum İbrahim Bey'e yazdığı o şiir beni çok duygulandırmıştı. Bende okumak isteyenler için paylaşmıştım. #94755673 Mehmet Akif Ersoy kimdir ? tr.wikipedia.org/wiki/Mehmet_%C3... Mehmed Akif (İnşallah bir gün okuyacağım bu kitabı.) Haydi durma! Kap bir ''Safahat'' sende okumaya başla. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum herkese...
1000Kitap
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Elips Kitapları · 20077,5bin okunma
8/10
·511 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2021 23:07
Öyle zannediyorum ki, bir şairi anlamanın en etkili yolu bu şairin hayat hikayesinin anlatıldığı eserleri okumak değil,açıp şiir kitabındaki dizelerin gizlediği anlamları irdelemeye çalışmaktır. Bende bu kitabı okurken Mehmet Akif'i kendisi ile ilgili yazılmış bütün biyografik eserlerden ayrı, farklı bir kişilik olarak görmeye, dizelerin, mısraların arkasındaki Mehmet Akif' i anlamaya çalıştım. Biraz zorlu bir süreç oldu açıkçası 'Safahat' ı okumaya çalışmak. Çünkü dili her ne kadar yazıldığı dönem için sade ve anlaşılır kabul edilsede günümüz için biraz ağırdı. Okurken daima bir sözlüğe müracaat etmek zorunda kaldım. Sık sık sözlüğe başvurmak, kelimelerin günümüz anlamlarını bulup anlamaya çalışarak okumaya devam etmek hem vakit alıcıydı, hemde insanı birazcık sıkabilen bir durumdu. Bu yüzden okumam biraz uzun sürdü. Bu macera azıcık uzun sürmüş olsa da benim için fazlasıyla ilgi çekiciydi. Yer yer sıkılmakla birlikte ilgimi hiç yitirmeden, aynı ilgi ile okumaya devam ettim. Sanırım ilgimi hiç kaybetmememin sebebi Mehmet Akif 'i herhangi bir aracıya gereksinim duymadan(biyografik eserleri kastetmekteyim!), kendi ağzından dinlemenin heyecan verici olmasıydı. Bu durum bütün şairler/yazarlar (daha başka ne derseniz artık ;)) için geçerli bence. Biyografik bir eser okurken aslında kitapta anlatılan insanı her yönüyle görebilmek mümkün olmuyor fikrimce. Zira biyografiyi ele alan kimse, kahraman hakkında ne düşünüyorsa okura bunu yansıtmaktadır. Biyografiyi kaleme alan kişideki intibalar iyi ise kahramanın sadece iyi yönlerini, kötü ise de sadece kaleme alanın karalama çalışmalarını okuyacağız demektir. Oysa söz konusu kimseyi en iyi ve en doğru kendi eserlerinde anlamanın mümkün olduğu kanaatindeyim. Mehmet Akif 'i daha iyi anlamama faydası dokunabilir diye Safahat ile
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Billur Yayınları · 20207,5bin okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2022 164. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2022 06:37
İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy'un yedi ayrı kitabının birleşmesinden oluşan muazzam bir eser. Türkçe'nin yıllar içerisindeki değişiminden dolayı sanki başka bir dilde yazılmış gibi. Zamana yayarak sindire sindire okumuş olsam da her satırını hakkıyla anladığımı söyleyemem. Ama en anlayamadığım mısralada bile öyle bir âhenk var ki, okumak insana ayrı bir haz veriyor. Bazı şiirlerinde hikâyesel bir anlatım var, şiir okuyorsunuz ama hikayeyi öğreniyorsunuz aynı zamanda. Günümüz şiirleriyle karşılaştırdığım zaman çok fazla noktalama işareti kullanıldığını farkettim. Geçmişten günümüze yazı şekli mi değişti yoksa biz noktalama kullanmadan da her şeyi anlar olduk bilinmez. Şiirlerin çoğunu okurken bir tanıdıklık hissi var. Şarkılarda, konuşmalarda, propogandalarda çok fazla kullanılmış şairin sözleri. Vatan millet sevgisiyle dolu, yüksek maneviyatlı bu kitabı herkese tavsiye ediyorum.
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Dorlion Yayınları · 20187,5bin okunma

Yazar Hakkında

Mehmet Âkif ErsoyYazar · 42 kitap
Mehmet Âkif Ersoy, (doğum adı: Mehmet Ragif, 20 Aralık 1873 - 27 Aralık 1936), baba tarafından Arnavut, anne tarafından Özbek asıllı Türk olan Cumhuriyet Dönemi şairi, veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, Kur'an mütercimi, yüzücü, milletvekili. Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal marşı olan İstiklâl Marşı'nın yazarıdır. "Vatan Şairi" ve "Milli Şair" unvanları ile anılır. Çanakkale Destanı, Bülbül, Safahat en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim (daha sonraki adıyla Sebil'ür-Reşad ) dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM'de yer almıştır. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının aralık ayında İstanbul'da, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde Sarıgüzel mahallesinde dünyaya geldi. Nüfusa kaydı, babasının doğumundan sonra imamlık yaptığı ve Âkif'in ilk çocukluk yıllarını geçirdiği Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde yapıldığı için nüfus kağıdında doğum yeri Bayramiç olarak görünür. Annesi Buhara'dan Anadolu'ya geçmiş bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım; babası ise Kosova'nın İpek kenti doğumlu, Fatih Camii medrese hocalarından Mehmet Tahir Efendi'dir. Mehmet Tahir Efendi, ona doğum tarihini belirten "Ragif" adını verdi. Babası vefatına kadar Ragif adını kullansa da bu isim yaygın olmadığı için arkadaşları ve annesi ona "Âkif" ismiyle seslendi, zamanla bu ismi benimsedi. Çocukluğunun büyük bölümü annesinin Fatih, Sarıgüzel'deki evinde geçti. Kendisinden küçük, Nuriye adında bir kız kardeşi vardır. İlköğrenimine Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebinde, Ortaöğrenimine 1882 yılında Fatih Merkez Rüştiyesi'nde başladı. Rüştiyeyi bitirdikten sonra annesi medrese öğrenimi görmesini istiyordu, ancak babasının desteği sonucu 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi'ne kaydoldu. 1888’de okulun yüksek kısmına devam etmekteyken babasını kaybetmesi ve ertesi yıl büyük Fatih yangınında evlerinin yanması aileyi yoksulluğa düşürdü. Babasının öğrencisi Mustafa Sıtkı aynı arsa üzerine küçük bir ev yaptı, aile bu eve yerleşti. Artık bir an önce meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak isteyen Mehmet Âkif, Mülkiye İdadisini bıraktı. O yıllarda yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebine (Tarım ve Veterinerlik Okulu) kaydoldu. Dört yıllık bir okul olan Baytar Mektebi'nde bakteriyoloji öğretmeni Rıfat Hüsamettin Paşa, Akif'in pozitif bilim sevgisi kazanmasında etkili oldu. Okul yıllarında spora büyük ilgi gösterdi; mahalle arkadaşı Kıyıcı Osman Pehlivan'dan güreş öğrendi; başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına katıldı. Şiire olan ilgisi okulun son iki yılında yoğunlaştı. Mektebin baytarlık bölümünü 1893 yılında birincilikle bitirdi. Okulu bitirdikten hemen sonra Ziraat Bakanlığı’nda (Orman ve Maadin ve Ziraat Nezareti) memur olarak işe başladı. Memurluk kariyerini 1893–1913 yılları arasında sürdüren Mehmet Akif'in bakanlıktaki ilk görevi veteriner müfettiş yardımcılığı oldu. 1898 yılında Tophane-i Âmire Veznedarı Mehmet Emin Beyin kızı İsmet Hanım’la evlendi; bu evlilikten Cemile, Feride, Suadi, Emin, Tahir adlı çocukları dünyaya geldi. II. Meşrutiyet’in Âkif'in hayatında en büyük etkisi, meşrutiyetle birlikte yayın dünyasına adım atması olmuştu. Daha önce bazı şiirleri ve yazıları birkaç gazetede yayımladıysa da eser yayımlamaya uzun süredir ara vermişti. Meşrutiyetin ilanından sonra, arkadaşı Eşref Edip ve Ebül'ulâ Mardin'in çıkardığı ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908'de yayımlanan Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarı oldu. Balkan Savaşı'ndan sonra, ilk olarak 1913'te Umur-i Baytariye görevinden, sonra yayınlarının hükûmetle uygun düşmemesi nedeniyle aldığı ikaz üzerine 1914'te Darülfünun müderrisliği görevinden ayrıldı. Yalnızca Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi'ndeki görevine devam etti. Yine 1914'te, Harbiye Nezareti'ne bağlı Teşkilat-ı Mahsusa'dan gelen teklif üzerine İslam birliği kurma gayesi güden Almanya'ya (Berlin'e) Tunuslu Şeyh Salih Şerif ile birlikte gitti. İngilizlerle birlikte Osmanlı'ya karşı savaşırken Almanlara esir düşmüş Müslümanların kamplarında incelemelerde bulundu ve farkında olmadan Osmanlı'ya karşı savaşan bu Müslüman esirleri aydınlatmaya çalıştı. Fransız ordusundaki Müslümanlara yönelik yazdığı Arapça beyannameler cephelere uçaklardan atıldı. Almanya'da iken yazdığı Berlin Hatıraları adlı şiirini dönünce Sebilürreşad'da yayımladı. Lübnan'da yaşayan Mekke Şerifi Vezir Ali Haydar Paşa’nın davetiyle 1918'de bu ülkeye giden Âkif, Lübnan'dayken Şeyhülislamlığa bağlı Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye Cemiyeti başkâtipliğine atandı. Ahmet Cevdet, Mustafa Sabri, Mustafa Tevfik Efendi, Said Nursi gibi isimlerin kurduğu ve Osmanlı Devleti ile diğer İslam ülkelerinde çıkacak dini meseleleri halletmek, İslam aleyhindeki gelişmelere yanıt vermek amacıyla kurulan bu örgütte çalışırken bir yandan da Said Halim Paşa'nın "İslamlaşmak" adlı eserini Fransızcadan Türkçeye çevirdi. Bu dönemde Anadolu toprakları işgale uğramış; Türk halkı Kurtuluş Savaşı'nı başlatarak direnişe geçmişti. Bu harekete katılmak isteyen Âkif, Balıkesir'e giderek 6 Şubat 1920 günü Zağnos Paşa Camii'nde çok heyecanlı bir hutbe verdi. Halkın beklenmedik ilgisi karşısında daha birçok yerde hutbe verdi, konuşmalar yaptı ve İstanbul'a döndü. Bu arada Sebilürreşad idarehanesi, Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçmiş olanlarla İstanbul’daki yakınlarının gizli haberleşme merkezi hâline gelmişti. Âkif, Kurtuluş Savaşı’nı desteklemesi nedeniyle 1920'de Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye Cemiyetindeki görevlerinden azledildi. İstanbul'da rahat hareket etme olanağı kalmayan Mehmet Âkif, görevinden azledilmeden az önce oğlu Emin'i yanına alarak Anadolu'ya geçti. Sebilü'r-Reşad'ı Ankara'da çıkarması için Mustafa Kemal Paşa'dan davet gelmişti. TBMM'nin açılışının ertesi günü olan 24 Nisan 1920 günü Ankara'ya vardı. Millî Mücadele'ye şair, hatip, seyyah, gazeteci, siyasetçi olarak katıldı. Ankara'ya varışından bir süre sonra ailesini de yanına aldırdı. Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey kendisini ulusal marş yarışmasına katılmaya ikna etti. Konulan 500 liralık ödül nedeniyle başlangıçta katılmayı reddettiği bu yarışmaya, o güne kadar gönderilen şiirlerin hiçbiri yeterli bulunmamıştı ve en güzel şiiri Mehmet Âkif'in yazacağı kanısı mecliste hâkimdi. Mehmet Âkif'in yarışmaya katılmayı kabul etmesi üzerine kimi şairler şiirlerini yarışmadan çektiler. Şairin orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17.45'te ulusal marş olarak kabul edildi. Âkif, ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai vakfına bağışladı. İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilen Mehmet Âkif, 1922 yılında sağlık gerekçesi ile milletvekilliğinden istifa etti. 1923 yılının Mart ayının son günlerinde ortadan kaybolan yakın arkadaşı Trabzon Milletvekili Ali Şükrü'nün Mustafa Kemal'in Muhafız Alayı Kumandanı Topal Osman tarafından öldürüldüğünün anlaşılması üzerine kendine yeni bir yurt bulması gerektiğini hissetti. Kendisini, ilk kez 1914 yılında gittiği Mısır'a bir süredir davet eden Mısır Hıdivi Abbas Halim Paşa'nın davetini kabul etti ve böylece, ilki 1923 yılı olmak üzere kışlarını Mısır’da geçirmeye başladı. Birkaç sene yazları İstanbul'da, kışları Mısır'da geçiren Mehmet Âkif, annesinin ölümünden sonra 1926 kışında Mısır'a kalıcı olarak yerleşti. Mehmet Âkif, Mısır yıllarında Kur'an yorumlamasının yanı sıra, Kahire'deki "Câmiat-ül Mısriyye" adlı üniversitede Türk dili ve edebiyatı dersleri verdi. 1934'te çıkarılan Soyadı Kanunu gereği "Ersoy" soyadını aldı. Siroz hastalığına tutulunca hava değişikliğinin iyi geleceği düşüncesiyle önce Lübnan'a, sonra Antakya'ya gitti, fakat Mısır'a iyileşememiş olarak döndü. 17 Haziran 1936'da tedavi için İstanbul'a döndü. 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul'da, Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nda öldü. Edirnekapı Mezarlığı'na gömüldü.