·
Okunma
·
Beğeni
·
2.974
Gösterim
Adı:
Sanat Nedir?
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
381
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757796053
Kitabın türü:
Orijinal adı:
What is Art?
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
En iyi sanat eserlerinin, kitleler tarafından anlaşılamayan, ancak bu büyük eserleri anlamaya hazır seçkinlere ulaşabilen eserler olduğu söylenir. Fakat insanların çoğunluğu bu eserleri anlamıyorsa, onları anlamayı mümkün kılan gerekli bilgi bu insanlara öğretilmeli ve açıklanmalıdır. Ancak kolyalıkla anlaşılabilir ki, böyle bir bilgi yoktur. Bu eserler açıklanamaz. 'Çoğunluk bu iyi sanat eserlerini anlamıyor' diyenler de hâlâ bu eserlerini anlamıyor' diyenler de hâlâ bu eserleri açıklayamamakta ve sadece bize onları anlamak için tekrar tekrar okumamız, görmemiz ve duymamız gerektiğini söylemektedirler. Oysa bu bir açıklama değildir, sadece alıştırmaktır. İnsanlar kendilerini herhangi bir şeye, hatta en kötü şeylere bile alıştırılabilirler. İnsanlar nasıl kendilerini kötü yiyeceklere, sert içkiye, tütüne ve ayona alıştırıyorlarsa, aynı şekilde kötü sanata da alıştırabilirler. Yapılan şey, kesinlikle budur.
(Arka Kapak)
377 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Evet, Sanat nedir?.. Sanat'ın ne olduğunu öğrenebilmek adına okumaya başladığım bu kitabı, ân itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Başlar başlamaz da sayfaların arasına toplanan böylesine zengin zekâlı insanların birbirleriyle olabildiğince eğlendikleri... Birbirlerinin yüzlerine bakarak alttan alttan gülümsedikleri... Zengin oldukları için asil görünmeğe çalıştıkları... Ve bazen de daha önce ismini bile duymadığım yazarların ve şairlerin söz ve şiirlerinden nutuklar attıkları; tanımadığım bir sürü ünlü ressamların 'el emeği göz nuru' eserlerine, tablolarına bakarak fikirlerini bildirdikleri bir ortamda olabildiğine fakirlik içinde kıvranan zekâmın 'ezik' duruma düştüğünü farkettim. Ama ilerleyen saatlerde o eziklik hissi kaybolmaya başladı yavaş yavaş. Doğrusu biraz rahatladım...

Tolstoy durumumu farketmiş olmalı ki; uzaktan bana bakarak işaret diliyle bir şeyler söylemeğe çalıştı; ben ise -tam olarak ne dediğini anlamasam da- başımı ileri geri hareket ettirerek "Tamam" diye onayladıktan sonra; Tolstoy, şeytanvâri bir tebessüm eşliğinde göz kırparak yüzünü yanındaki fransıza döndü. Sanırım,  "hiç canını sıkma. Gez, toz, dolan.. eğlenmene bak.. bir köşeye yapışıp kalma. Ortama ayak uydurmaya çalış." demek istiyordu. Göz kırpma ve tebessüm ise "bakma bunların zengin görünmelerine. Ben şimdi onlara gününü gösteririm." anlamına geliyordu. :))

İşte ondan sonra aynen öyle yaptım. Ortama ayak uydurmaya başladım. Uydurabildim mi peki?.. Evet... Hem de nasıl!.. Bir sürü insanla tanıştım. Tanıştığım insanlara ise -bir iki hal hatır kelamı ettikten sonra- ünvanladığım iki soru oluyordu: Ne iş yapıyor sunuz ve hangi ülkeden geldiniz? Ve çoğunluğun Fransız, Rus ve İngiliz yazar ve şairler olduğunu öğreniyordum. Nadiren de olsa diğer avrupa ülkelerinden şairler, yazarlar ve müzisyenler çıkıyordu karşıma. Konuşulanları olanca dikkatle dinlemeye çalışıyordum. Diyecek bir sözüm olduğu zaman da susuyordum veya çok az konuşmaya çalışıyordum. Ağzımdan çıkan her kelimeye dikkat etmeğe çalışıyordum. Çünkü; neredeyse her sözden farklı farklı anlamlar çıkıyordu ortalığa... "Bu sözle ne demek istedin.?" şeklindeki başlar hep bana taraf yöneliyordu nedense. :)) Sayfalar arasındaki ziyafetin ilerleyen saatlerinde, Tolstoy, gelen konuklara "Sanat Nedir?" diye bir şeyler soruyor, fikirlerini ve düşüncelerini öğreniyor; sonra ise konu hakkında kendi düşüncelerini de belirterek son noktayı koyuyordu. Son nokta dediysem, öyle böyle değil... Tolstoy sözünü söyledi mi kimseye söz söyleyecek boş bir yer bırakmıyordu neredeyse... Hattâ bir ara "Bilim" hakkında da bir şeyler konuşulduğunu duyar gibi oldum. Ama esas konu Sanat üzerine olduğu için fazla sürmedi bu konuşmalar. Çok iyi* bir ziyafetti gerçekten... Vedalaşırken de üzerinde birkaç yazar, şair, müzisyen ve ressam isimleri bulunan bir not bıraktı Tolstoy bana... "Belki ileride bir işine yarar" diyerekten...

Kesinlikle bu kitap okunulmalı diye düşünüyorum. Bu kitabı okumayan pişman olmaz belki ama okuyan biri, "okumayan pişman olur" diye geçirir içinden... İncelemede saçmaladığımın farkındayım. Derdini anlatamayan insanın en sonunda sükûnete dalması gibi; susmasını bilmeyen insan da çoğu zaman saçmalamaya başlar benim gibi!.. :))

Şaka bir yana da, kitap hakikaten bol bol bilgi barındırıyor. Aklınıza takılan bir sürü sorunun cevabını bulabileceksiniz şübhesiz.

Sanat nedir, ne değildir?
Sanatçı kimdir veya kimlere sanatçı denir?
Sanatçının başlıca özellikleri nelerdir?
Gerçek sanat ve taklidi sanatı birbirinden ayıran özellik nedir?
Bilim nedir?
Bilimin amacı nedir, ne olmalıdır veya ne olmamalıdır?
Bilimin faydaları ve zararları nelerdir?
Bilim faydalı mıdır, değil midir, neden faydalıdır veya neden faydalı değildir? ve saire.. ve saire.. gibi tüm bu soruların cevabı bu kitapta... Gönül rahatlığıyla yediden yetmişe herkese tavsiye edilir türden bir eser. Başlarda biraz zorlanabilirsiniz belki ama, ilerleyen sayfalarda çok kolay anlaşılıyor anlatılmak istenen her şey...

Bir de kitabın sonlarında, Şekspir'in yazmış olduğu bir oyunun uzunca bir incelemesini yazıyor Tolstoy. O oyun ki, hakkında ne medhiyyeler yapılmıştır... "İşte gerçek sanat budur!.." dedikleri... Öve öve bitirilemeyen bir oyunun aslında ne mene bir şey olduğunu anlatıyor Tolstoy bizlere. Bunun için Tolstoy'a, sanki "ne kadar bedbaht(!) bir insansın. Shakespeare'i eleştirmek ne mümkün.(!) Zavallı!.." diyenler -bakışlarıyla- bile olmuştur. Fazla detaylara girmeden incelemeyi burada sonlandırıyorum. Hoşça kalın...

Bol istifadeli okumalarınızın olması dileyiğle...


 (*), Burada, belki alışılmış bir kelime olan "güzel" kelimesini kullanmam gerekirdi ama Tolstoy; "güzel" ve "iyi" kavramlarını öylesine iyi bir şekilde açıkladı ki, "güzel bir ziyafet" yerine "iyi bir ziyafet" yazmamın daha doğru olacağını düşündüm. :)

Not: Herkesin düşüncesi kendisine hastır. Sizlerin bu kitap hakkındaki düşünceleriniz; burada yazılanlarla örtüşmeye bilir.
377 syf.
·9 günde·10/10
"Adına sanat denilen, toplumun bir avuç kesiminin ulaşabildiği etkinlik, uğruna heba edilen onca şeye, maddi ve manevi onca özveriye, hatta uğruna yitirilen onca insan canına değer mi?" diyerek başlıyor kitabına. Acaba günümüzde sanat dediğimiz olgu yalnızca toplumun yozlaşmasına hizmet ediyorsa? Ya sanat zararlı bir şeyse?

Tolstoy kitabın ilk bölümlerinde sanatla ilgili olarak düşüncelerimize hayli ters düşen görüşlerini belirtiyor. Daha sonra gerçek sanatın ne olduğunu ve gerçek sanatla, sanat sanılan saçmalıkların birbirinden nasıl ayırt edilebileceğini ele alıyor. Bunu yaparken -yerine göre- pek ağır cümleler kullanıyor. Toplumun sanatta girdiği yanlış yoldan ve bu yola nasıl girildiğinden bahsediyor; sanatla ilgili doğru bildiğimiz, alışkın olduğumuz bütün değerleri alaşağı ediyor. Her bölüm ilk okunduğunda "Bu nasıl olur, iyice abartmış!" dedirtirken, hemen ardından da bu yönde harika açıklamalar ve örneklerle görüşlerini benimsetiyor.

Ana hatlarıyla kitaptaki düşünceleri toparlarsak, "Sanat insanların birbirlerine duygularını bulaştırmasıdır. Amacı güzeli ortaya koymak olan şey gerçek sanat değildir. Sanat insanın temel içgüdüsünden doğar, içten gelir ve olduğu gibidir." denilen bu kitabın kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum.
377 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Sanat hakkında doğru bildiğimiz yanlışları ve gerçek sanatın ne olduğunu içtenlikle anlatıyor. Hayatı öğrenmek için farklı kaynaklara ve objektif olarak bakmak gerekiyor...
377 syf.
·Beğendi·8/10
Sanatın amacı, hayatımızdaki yeri, ne olduğu konusu çoğu kişinin kafasını kurcalayan sorular. Tolstoy bu kitapta bu sorulara kendi sanat anlayışıyla oldukça yalın bir şekilde cevap veriyor. Kitap kesinlikle sıkıcı bir anlatıma sahip değil. Tolstoy'un sanat anlayışını benimsemeseniz bile okuyun derim, sanatla ilgili birçok konuda görüşünüzü engelleyen puslu havayı kaldırıyor. En azından ben okuduğumda böyle oldu.
377 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Bazı yazarları incelerken had bilmek gerekiyor...
Önce sanat hakkında derin bilgiye sahip olup sonra da en az sanat hakkında ki derin bilgi kadar Tolstoy’ u bilmek gerekiyor ki yazarın 15 yıl üzerinde çalıştığı bu eserini inceleme hakkına sahip olabilelim diye düşünüyorum. Olacak iş değil. Ama yine de haddim olmayarak anladıklarımı yazmaya çalışacağım.
Tolstoy’ un hayatını incelediğimde beni en çok etkileyen bütün hayatı boyunca anlaşılmayı beklemesi ve bundan hiç vazgeçmemesi oldu. Ta ki 82 yaşına kadar. 82 yaşında ‘’Beni anlamıyorsunuz’’ diye evini terk eden Tolstoy, çocuk ruhunu hiç kaybetmedi herhalde. Yoksa o yaşta evi terketmek ve bu uğurda yolda hastalanıp bir hafta içinde küçük ve ıssız bir tren istasyonunda ölmek başka nasıl açıklanabilir ki.
Tolstoy 1828 yılında Moskova’ da dünyaya gelmiş ve ailesinin ölümünden sonra bütün mirasını yemiş bir burjuva aslında. Ama yaşamı boyunca halktan insanların hayatını ya da aristokrasinin mutsuzluğunu yazmış bir yazar. Bunu da kendi sözleri ile şöyle açıklıyor; Ben, hukuk ve duygulara saygılı olan, insan hayatına önem veren, sanatı, çıkarları için kullanan soylu sınıfı için değil de, ezilen işçi sınıfı için yapan, mazlumu düşünen kahramanlar arıyordum. Ülkemde yapay olarak oluşturulan sınıf ayrımına karşı haykırmak, dağları delmek istiyordum….
Çok ilginç genel olarak Rus edebiyatında ezilen sömürülen halkın sorunlarını yazanlar proleterler değil aksine aristokrasinin içinden gelen yazarlar. Bu durum hangi sosyolojik olgu ile açıklanmakta acaba?
Bir eserin sanat sayılabilmesi için üç temel soru sorulmalı diyor Tolstoy.
1-Yazar insanlar için ne yapıyor?
2- Yazılan eserde tutarlılık varmı ?
3- Samimi mi?... Eğer yazdıklarınızda samimi değilseniz evrensel bir yazar olmanız mümkün değil diye yazmakta.
Bu üç kurala eklenebilecek bir dördüncü özellik var ki. Tolstoy’ un olmassa olmazı. Ahlak (Din ile yoğrulmuş ahlak ama Paganizm’ den kurtarılmış din)….Eserlerinde ahlak kurallarını dikkate almayan yazarın sanatçı sayılamayacağını örneklerle açıklıyor ve kimleri kimleri sanatçı olarak saymıyor okuyunca şaşırmamak elde değil. Tolstoy’ un ahlak anlayışını okudukça günümüzde ki bazı yazarlar geldi aklıma (ki bunların bir kısmı bence iyi yazarlar). Ne yalan söyleyeyim Tolstoy 21. Y.y da yaşasaydı sanata nasıl bakardı acaba diye düşünmeden edemedim.
Elbette sanat konusunda ki düşüncelerinin hepsine katılmayabiliriz belki ama söz konusu olan Lev Nikolayeviç Tolstoy ise eleştirmek haddimize mi. Tabi ki değil….
377 syf.
·Puan vermedi
Kronolojik siralamada yanlisliklar ve bilgilerde carpitma var, ölüm korkusundan dolayi hissettigi caresizligi ofkeyle harmanlayip kusuyor tolstoy bu kitabinda. Bazi nadir incelemeleri isabetli olsa da totale vurulduğunda fazla duygusal yazilmis ve analitik yaklasimlar agirlikli degil.
375 syf.
·50 günde·Puan vermedi
Tolstoy 15 yıl gibi bir süre boyunca "Sanat Nedir?" sorusu üzerine kafa yormuş, gözlem yapmış ve defalarca kaleme almıştır. Kitapta sanat ve estetik kuramlar, sanat ve güzellik, sanat ve iyilik, güzellik ve iyilik hakkındaki ayrımlar, sanat toplum ilişkisi, taklit sanat ile gerçek sanat arasındaki farklılıklar, din ve sanat, din ile bilim vs. gibi konularda incelemelere rastlıyoruz.
Daha önce Tolstoy'un bir kitabını okuduysanız ya da yazar hakkında bir bilginiz var ise hatrı sayılır derecede din ile iç içe bir yazar olduğunu ve bunun yapıtlarında da izlerini mutlaka görürsünüz. Ben sanatın içinde bulunan ve mesleğini sanat dallarından birinde icra eden ve bunun eğitimini almış bir birey olarak sanat hakkında Tolstoy'un katılmadığım görüşleri de oldu, katıldığım çoğu güzel noktalar "gerçekten öyle" dediğim yerler de oldu. Ancak kitabında din ile sanatı, din ile bilimi bu kadar ilişkilendirmesini eleştirdim. Çünkü bu olgular doğrudan ilişkilendirildiği zaman bir noktada tıkanmalar olabilir. Ve düşünmeden edemedim, Tolstoy eğer 21.yy'da yaşasaydı sanat hakkındaki düşünceleri nasıl olurdu? Kim bilir.
377 syf.
·14 günde·8/10
Sanat hakkında hep kafamı kurcalayan bazı düşünceler vardı ve bu kitabı en çok bu yüzden okumak istedim.
Tolstoy’dan sanatı dinlemek bir başka olur diye düşünüp aldım ve öylede oldu.
Sanat hakkında bildiğim ve bildiğimi sandığım çok şey varmış. Kimseye söylemediğim bazı aykırı düşüncelerimi destekleyen söylemler görmek beni epey mutlu etti. Yalnız din ve sanatı bu denli bütünleştirmesi beni yine belirsizliğe itti.

Ders kitapları kadar sıkıcı asla değil ama bir roman gibi alıp okuyacağınız bir kitapta değil.
377 syf.
·48 günde·Beğendi·9/10
Her sanat yapıtı, onu algılayan kişiyle o yapıtı üretmiş ya da üretmekte olan arasında, yapıttaki sanatsallığı algılamış ya da algılayacak olanlar arasında belli bir ilişki kurar.
Söz, insanların düşünce ve deneyimlerini birbirlerine aktarmaya yarar; böylece o insanları bir araya getirmenin, birleştirmenin aracı işlevini görür; sanatın işlevi de tıpkı bunun gibidir. Sanatın insanlar arasında kurduğu ilişkinin sözün kurduğu ilişkiden farkı, sözün insanların birbirlerine düşüncelerini, sanatın ise duyguları aktarmanın aracı olmasıdır.
Sanat, bir başkasının yansıttığı duyguları görerek ya da duyarak algılayan birinin, bu duyguların aynısını yaşaması temeline dayanan bir etkinliktir.
377 syf.
·10/10
Sanat nedir sorusu üzerine düşünen veya çalışan biri veya edebiyat kuramı üzerine çalışan biri eğer bunlara dair derinlikli düşüncelerle karşılaşmak istiyorsa bu kitabı muhakkak okunmalıdır. Tolstoy'un burada edebiyata dair söyledikleri o kadar değerlidir ki şu anda bile edebiyat kuramı alanında çalışanlar aradan geçen yıllara rağmen Tolstoy'un derinliğini yakalayamamışlardır. Bunu anlamak için başta bu kitap konuyka ilgili ön düşünceler ışığında değil salt kendi sistemi içerisinde değerlendirilmelidir.
377 syf.
·47 günde·Puan vermedi
Sanat nedir ? Şimdilerde çıplaklık mustehcenlik adıyla yapilan sanat midir sanat toplumun geçmişi midir bu sorulara cevap aramak için yazılmış bir kült eser
Güzellik dünyada değil, güzel bir ruhta bulunur.
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 9.Basım
Kitapların kaderleri, okurların anlayışına göredir.
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 67 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 9.Basım
Sanat, günümüzün toplumunda yalnız bir avuç iyi insanın sahip olduğu kardeşlik ve sevgi duygusunu, herkes için olağan, sıradan, içgüdüsel bir duygu hâline getirmelidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sanat Nedir?
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
381
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757796053
Kitabın türü:
Orijinal adı:
What is Art?
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
En iyi sanat eserlerinin, kitleler tarafından anlaşılamayan, ancak bu büyük eserleri anlamaya hazır seçkinlere ulaşabilen eserler olduğu söylenir. Fakat insanların çoğunluğu bu eserleri anlamıyorsa, onları anlamayı mümkün kılan gerekli bilgi bu insanlara öğretilmeli ve açıklanmalıdır. Ancak kolyalıkla anlaşılabilir ki, böyle bir bilgi yoktur. Bu eserler açıklanamaz. 'Çoğunluk bu iyi sanat eserlerini anlamıyor' diyenler de hâlâ bu eserlerini anlamıyor' diyenler de hâlâ bu eserleri açıklayamamakta ve sadece bize onları anlamak için tekrar tekrar okumamız, görmemiz ve duymamız gerektiğini söylemektedirler. Oysa bu bir açıklama değildir, sadece alıştırmaktır. İnsanlar kendilerini herhangi bir şeye, hatta en kötü şeylere bile alıştırılabilirler. İnsanlar nasıl kendilerini kötü yiyeceklere, sert içkiye, tütüne ve ayona alıştırıyorlarsa, aynı şekilde kötü sanata da alıştırabilirler. Yapılan şey, kesinlikle budur.
(Arka Kapak)

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0