Kitap, Yavuz Bahadıroğlu'nun Sunguroğlu serisinin adından da anlaşılacağı üzere ikincisi.Dede Akça tarafından yetiştirilen İman ve Vatan sevgisinin fazlasıyla olduğu Aykut'un yani namı değer Sunguroğlu'nun hikayesini anlatıyor.
Bu kitapta Köyüne dönen Sunguroğlu, dedesi olan olan Akça'yı göremeden, anca defnedildiği güne yetişebiliyor.O da yine herşeyden habersiz bir şekilde.
Köyünde kalması çok uzun sürmüyor ve Orhan Gazi'nin emri ile yine Bizans ellerine göreve gidiyor.
Görev; Orhan Gazi'nin istediği İmparator'u göreve getirmek.
Sunguroğlu dışında Köse Yusuf ve İbrahim bu zorlu yolculukta yer alacak diğer önemli 2 karakter.
Köse Yusuf diyorum çünkü, Köse Papaz olarak bilinen Köse Josef sonunda Müslüman oluyor ve adını Yusuf olarak değiştiriyor.
Heyecanı yüksek olan bu kitapta sonlarda istenilen işler yapılma seviyeye gelse de Sunguroğlu'nun aklı hep Osmanlı'nın elbet bir gün İstanbul'a zafer almaya gelmesinde.
Bu arada İrini diye bir kız Sunguroğlu'na aşık olsa da vatan ve millet aşkıyla tutuşan bu yiğide ister istemez abi demek zorunda kalıyor ve başkumandan yaptıkları Lagan Mişöp'le başını bağlıyorlar.
Ayrıca Nilüfer bir duysa ilk başlarda, saçını yolardı herhalde İrini'nin :)
Yavuz Bahadıroğlu Sunguroğlu 2 kitabıyla Orhan Gazi dönemini anlatıyor bizlere. Macera , aksiyon, serüvenin eksik olmadığı bir roman olmuş. Dede akça tarafından yetiştirilen sunguroğlunun hikayesine tanıklık ediyoruz.
İlk tarih romanımdır benim. Bir ödev sayesinde okumuştum ve çok beğenmiştim.
Tarihimizi ancak böyle güzel anlatılabilirdi. Sunguroglunun vatanına ve dinine olan sevdası ve yaptığı bir sürü başarılarla dolu olan bir kitap kesinlikle okumanızı tavsiye ederim..
Tam bir macera romanı. Yavuz Bahadıroğlu' ndan yine 10 numara 5 yıldız kitap. Sunguroğlu, Köse Jozef (sonradan Köse Yusuf olmak üzere) ve İbrahim. Bir de Sunguroğlu' nün sadık dostu Düka... Maceradan maceraya koşuyorlar. Herkesin okuması gereken bir kitap. Kendinizi o döneme atmak ve orada Sunguroğlu' yla yaşamak isteyeceğiniz bir kitap. Şimdiden iyi okumalar dileriz.
Sunguroğlu selikosu öldürdükten sonra köye döner sonra akça dedinin öldüğünü öğrenir sonra 3 ay boyunca çiftçilik yapar nine ve nilüfere yardim eder sonra saltuk gelir görev bildirir nine ve nilüfere alıp bursaya gelir onları bir eve yerleştirir sonra bizans a istanbula gider 5. Yoannise yardim ederler ihtilal yapıp 6.yoannis i devirmeye çalışırlar sonra gladyoya katılırlar orada bir anda birleşip krala suikast yaparlar sunguroğlu yaralanır onu bir tane kız bulup hekim olan babasına götürür iki gün kalır sonra iyileşerek gider bunlara logan mişöp de yardim eder ve 5. Yoannis i tahta geçirirler ve Orhan gazi ve Osman gazının verdiği görevi tamamlamış olurlar bu arada 5. Yoannis Orhan Gazının kayın pederi
Serinin ikinci kitabı yine bildiğimiz gibi. Aksiyon, macera, heyecan. Aykut namı diğer Sunguroğlu'nu okurken benim gibi gözlerinin önünde Cüneyt Arkın canlananlar vardır sanırım. Bu kez hedef Bizans tahtı.
Sunguroğlu serisinin ikinci ve oldukça güzel bir romanı. Söğüt'e dönen Sunguroğlu, Akça dedesinin öldüğünü öğrenir. Ancak görev onu beklemektedir. Köse Papaz, Ayasoyfa'da papazlık yapmakta ve Osmanlı lehine casusluk faaliyetinde bulunmaktadır. Bizans'ta 2 adet imparator vardır. Baba oğul imparatorlar arasında sürekli kavga çıkmaktadır. Orhan Gazi ise sürgündeki imparatorlardan birine destek kararı alır. Sunguroğlu, Çimpeli İbrahim ve Köse Josef ile Bizans'ı karıştırmaya gidecektir. İmparatorun devrilmesi gerekmektedir. Lagan Mişöp gibi mert bir adamla da Şövalye Kalyan gibi bir adamla da çalışır. Ama acaba başarılı olabilecek midir? Kalyan gerçekte kimdir? Soluksuz okunan bir roman.
Sunguroğlu bir Osmanlı akıncısının içine yiğitlik ve biraz da duygusallık katılmış serüveni. Bunun için kitap bitince zannediyorum etrafımızda ilk bulduğumuz sopayı kılıç yapıp hadeee bre naraları ile millete bir göz dağı vermişizdir, bu kitabi okuduktan sonra. Tek kelimeyle harika bir seri okuyun kaçırmayın. 10 cilt gerçi ilk 3 kitabından sonra çocuk kitabı moduna geçiyor ama olsun onlar da güzel....
Yavuz Bahadıroğlu; yazar, tarihçi, gazeteci, radyo programcısıdır. Gerçek adı Niyazi Birinci'dir. Veysel Akpınar, Şeref Baysal, Bahadır Alp, Nurcan Sevinç müstear isimleri altında da yazıları, Hayreddin Sağbaş adı ile kitapları vardır. Evli ve üç çocuk babasıdır.
1971′de İstanbul'da gazeteciliğe başladı. Muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yaptı. Gazete, dergi ve şirket yöneticisi olarak çalıştı. Gazeteciliğini muhabir ve röportajcı olarak sürdürürken, çocuklara yönelik eserler üretti. Yüzlerce çocuk romanı, hikaye yayınlandı. Aynı dönemde bir gazetede Şeref Baysal ve Veysel Akpınar isimleriyle iki köşe yazısı yazdı.
Asıl çıkışını Yavuz Bahadıroğlu ismiyle yazdığı romanlarla yaptı. İlk romanı "Sunguroğlu" ve ardından yazdığı "Buhara Yanıyor" romanı ülkenin en çok satan romanlarından oldu. Genelde Osmanlı'nın çeşitli dönemlerini ele alan otuzu aşkın romanı vardır, bunlardan biri "Biz Osmanlıyız".
Yavuz Bahadıroğlu; roman, çocuk kitapları, hikaye, araştırma, oyunlar, film yapılmış senaryolar ve fikri eserler olmak üzere yüzlerce çalışmaya imza attı. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konularda binlerce konferans verdi, çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller aldı, iki kitabı Kültür Bakanlığı tarafından yayınlandı.
Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden yazarın cenazesi Eyüp Sultan Camisi'ndeki hazireye defnedildi.