Tahrir Vazifeleri 4

·
Okunma
·
Beğeni
·
373
Gösterim
Adı:
Tahrir Vazifeleri 4
Baskı tarihi:
Temmuz 1992
Sayfa sayısı:
42
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çıdam Yayınları
Konuşurken (kimi zaman da yazarken) muhatabımızın söylediklerimizi anlamış olduğuna sevinebiliriz. Öyle ya, zaten o anlasın diye konuşmuyor muyuz? Yine de sonuç her zaman sevindirici olmayabilir. Karşımızdaki sözlerimizi anladığı için üzülmemiz de mümkün.
42 syf.
Her şeyden önce şunu netleştirelim;
Dünyada iki farklı insan var. İlki biz, yani Müslümanlar, diğeri ise kafirler.

İsmet Özel'in kitaplarında en çok rastladığımız kavramlardan biri de "kafir" kavramıdır. Ona göre; "Kafire kafir dememek, kafirin kafir olarak kalmasına razı olmaktır"

Özümüzü de tanıdığımıza göre, sıra düşmanımızı tanımaya gelmişti. "Düşmanımız kafirlerdir!" demek, İsmet Özel'e göre çok sığ, çok basit bir yaklaşımdır. Kafirden daha tehlikeli olan şey, kafirin kurmuş olduğu düzen ve sistemdir. Diğer bir adıyla "mekanizma"dır. Zira kafir; telkinleri ile bizi kendi safına çekemez. Fakat kültürümüze nüfuz ederek, bizleri kafir edebilir. Zira Alemlere Rahmet Olan Efendimiz (s.a.v) "Her kim bir kavme benzemeye çalışırsa onlardandır" buyuruyor.

Düşmanı izah etmeye gerek duymuyor İsmet Özel. Düşmanın eylemlerinden haberdar ediyor bizleri. Batı'nın ikame ettiği "insan"dan bahsediyor. Sonrasına ise bizlere dönüp; insanın aslını beyan ediyor.

İnsan aldandı ve aldatmaya başladı. Tüketti ve tükendi. Yıkıldı ve yıkıma yeltendi... "Hastaneler hastalık, mektepler cehalet, mahkemeler zulüm, piyasalar yoksulluk üretti."

Kısacası mekanizma bugüne değin işledi ve işlemeye devam ediyor. Savaşacak kadar cesareti olanlar, esarete başkaldırdı.

Distopya algımız; George Orwell'ın 1984 'ü ile şekillendi. Halbuki Jean Baudrillard 'ın Simülasyonu çoktan kurulmuştu. Oluşturulan distopik sistem, ütopik bir muşamba ile gizlenmişti. Big Brother'ı görebilenler ikna olmuştu buna. (Truman Show'u izleyenler, taşları gediğine koyacaktır. İzlemeyenler ise izledikten sonra kavrayacaktır)

Starbucks'ta, Ristretto Bianco yudumlarken, elindeki İPhone X telefon ile Twitter'da "Kahrolsun Kapitalizm" yazanların iştirak edebileceği bir savaş değildi bu. Bunun için özü tanımak gerekiyordu. Özümüzü bilmeden olayı fark etmemiz, müdahale etmemize yetmiyordu.
42 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İnsanoğlu'nun yaşam serüvenini, hayatı anlamlandırma sürecine ilişkin yazılardan oluşuyor.İnsanoğlu neyi yanlış yaptı ki medeniyet medenilik arttı dediğimiz anda cevreyi dogayı bu kadar yasanmaz hale getirdi sorusuna cevap arayan yazilar okuyoruz.
İnsani ve hareketlerini dogru anlamlandirabilmek icin ona bakışımız nasıl olmalı sorusuna da cevap aranıyor.

Konu başlıkları;
-SAFİYANE ALDANIŞTAN,
ZEKİCE ALDANIŞA
-MEKANİZMAYA KARŞI ORGANİZMA
-İNSAN BÜYÜDÜ MÜ, KÜÇÜLDÜ MÜ?
-İNSAN NASIL BİR ORTAMDIR?
-KORUNACAK ORTAMI TANIMAK
-TARİH VE ESATİR-İ EVVELİN
-OLMAMIŞ OLMAZ,
OLMUŞ OLMAMIŞ OLMAZ
bugün "dünya nasıldır?" diye sorulduğunda alınabilecek en kolay cevap "küçülmekte ve yıkılmakta olan bir dünya" olacaktır.
..... insan her an verebildiği kararlarla insan oluşunu üstlenir veya reddeder. Hayra veya şerre rücu eder. Duası hayra veya şerredir. Karşı karşıya kaldığı sonuç bir katlanmayı gerektirir. İşte insanın hayvana nisbet edilemeyen temel vasfı buradan doğar.
Dünyanın küçüldüğünden hayli zamandır sözediliyor. Bununla anlatılmak istenen ulaşım ve haberleşme ağının yerküreyi etkin ve yoğun bir kuşatma altına aldığı; aşılmak istenilen mesafelerin çok kısaldığıdır.
Nietzsche’nin dile getirdiğine göre "Hafıza bunu ben yaptım der, gurur bunu ben yapmış olamam der ve her defasında iddiasından vazgeçen hafıza olur."
Eğer insanın nesne değil, özne değil; ama kul olduğunu söylüyorsak böylece onu tanımlamış olmuyor şartlarının sınırlarına bir atıfda bulunmuş oluyoruz.
çevrenin kirlenmesi, canlı türlerinin yokolması, tarih mirasının değerinin bilinmemesi zaten yaşamaya bir anlam verememekten doğan bir sonuç, bir hataydı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tahrir Vazifeleri 4
Baskı tarihi:
Temmuz 1992
Sayfa sayısı:
42
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çıdam Yayınları
Konuşurken (kimi zaman da yazarken) muhatabımızın söylediklerimizi anlamış olduğuna sevinebiliriz. Öyle ya, zaten o anlasın diye konuşmuyor muyuz? Yine de sonuç her zaman sevindirici olmayabilir. Karşımızdaki sözlerimizi anladığı için üzülmemiz de mümkün.

Kitabı okuyanlar 86 okur

  • Mehmet Cihan Terzioğlu
  • Hatice Kılıçaslan
  • zeynep
  • Mirhan Çınar
  • ck
  • İsmail
  • GÖÇÜK HANIM
  • Atiye
  • Seda Nur
  • m,

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (10)
9
%5 (1)
8
%20 (4)
7
%15 (3)
6
%0
5
%5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%5 (1)