The Inseparables

Simone de Beauvoir
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı:
176
Basım Tarihi:
Eylül 2021
İlk Yayın Tarihi:
Ekim 2020
Yayınevi:
Random House UK
Orijinal Adı:
Les inséparables
ISBN:
9781784877002
Ülke:
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı
Dil:
İngilizce
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·128 syf.··
2023 115. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2023 00:00
Ayrılmaz İkili yeni yayımlandı. Beauvoir fazla kişisel bulduğu için yayımlamamış bu kitabı, ama başka kitaplarında bu derin ilişkiye değinmiş. Sonu trajik biten uzun süreli bir dostluk, iki burjuva genç kızın dostlukları ve gelenekler ile inancın gölgesinde kendilerini bulma çabaları. Margaret Atwood’un önsözüyle başlıyor. Sartre politik olmadığı için bu kitabı pek önemli bulmamış. Atwood ise bu ilişki olmasaydı İkinci Cinsiyet diye bir eser olmazdı düşüncesinde. Ve birçok kadının hala cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele ettiğinin altını çiziyor. #ayçasezen’ı çevirisi. Düğüne Beş Kala okuyordum Ayrılmaz İkili’yi bitirdiğim sırada. Farklı zamanlar, farklı meseleler olsa da Simone ve Jeanette’nin mücadeleleri aynı. Jeanette evlatlık bir çocuk, aşırı dindar bir aile, yanlış çocuğun verilmiş olduğunu sürekli hissettiren bir anne, yasaklar, cezalar…On altı yaşında evden kovuluyor, kendisi olduğu için! Winterson sadece çocukluk dönemiyle sınırlı kalmıyor, üniversite yılları, yazarlık süreci, biyolojik ailesini araması gibi geniş bir zaman dilimini anlatıyor, edebiyatla ilişkisini de. Bence Jeanette Winterson okumaları için olmazsa olmaz bir kitap, çok da beğendim. #pürenözgüren çevirisi Simone ve Jeanette’yi düşünürken aklıma Annie geldi. Sınıf atlama mücadelesini, ayrıldığı yere dönmeme arzusunu kitaplarında nedenleriyle birlikte okuyoruz. Annesiyle ilişkisi tabii daha iyi ama o da toplumsal değerlerin baskısını fazlasıyla yaşamış, kendisi olma mücadelesini vermiş ve bunu eserlerinde anlatan bir kadın. Bir de Duras var ve Hindiçin’de geçirdiği çocukluğu. Yoksulluk, şiddet, aşağılanma… Kendisinden yaşça büyük bir erkekle yaşadığı ilişki, annesinin ve abisinin hem bu ilişkiden faydalanmaları hem hakaretleri. Tabii toplumsal kınamayla birlikte. Hepsinin hikayesi birbirine geçiyor
Ayrılmaz İkiliSimone de Beauvoir · Can Yayınları · 2023366 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 4. kitabı
Uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar hüzünlenmemiştim.. Kitap yalnızca Simone’un gerçek hayatta çok yakın arkadaşı olan Zaza’nın hayatını kendi görüşünden aktarıyor. Zaza enerjik yaşamayı seven sevgi dolu aynı zamanda asi ve sorgulayan biri ve sıkı katolik olan ailesi, annesi başınabuyruk(!) biri olmasına izin vermedi ve kendisi çok genç yaşta, manevi bir cinayete kurban gitti… Çok üzücü…
Ayrılmaz İkiliSimone de Beauvoir · Can Yayınları · 2023366 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2026 311. kitabı
Ama tekrar ediyorum, bir kadın hakkında, üçüncü bir kişiye açıklama yapılmaz; bu işte sırdaş olsa, o bile anlamaz durumu. Melek de olsa, gene anlamaz. Kadına saygın varsa, kendine sırdaş arama; kendine biraz olsun saygın varsa gene sırdaş arama! Dostoyevski Simone de Beauvoir yazarın çocukluk arkadaşı Zaza Lacoin ile olan derin, sarsıcı ve trajik dostluğunu (kitapta Sylvie ve Andrée karakterleri olarak) anlatan otobiyografik bir romandır. 1900'lerin başındaki Fransız toplumunda kadınların yaşadığı baskıyı, eğitim sistemindeki zorlukları ve bireyselleşme çabalarını konu alır.  İki genç kızın ergenlik dönemindeki yakınlığı, entelektüel arayışları ve toplumsal kurallara karşı duruşları anlatılır. Kadın özgürlüğü, geleneksel aile yapısının baskıları ve yoğun bir dostluk bağı işlenir. Sylvie (Simone) daha rasyonel ve sorgulayıcıyken, Andrée (Zaza) isyankar, tutkulu ve trajik bir figürdür. Beauvoir'ın "Genç Bir Kızın Anıları" eserinde yer almayan, daha duygusal ve samimi detayları barındıran, yazarın felsefi kimliğinin oluşum sancılarını gösteren bir eserdir.  Özetle, toplumsal baskılar altında ezilen bir dostluğun ve bir yazarın doğuşunun hikâyesidir. Ayrılmaz İkili
Biyografi Edebiyat Roman
Ayrılmaz İkiliSimone de Beauvoir · Can Yayınları · 2023366 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 59. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 00:00
Ayrılmaz İkili- Simone de Beauvoir Şimdi sizlere feminizmin büyükannesi Simone de Beauvoir'ın ölümünden sonra yayımlanan bir roman incelemesi ile geldim. Fazla kişisel bulduğu için yayımlamamış Simone de Beauvoir bu kitabı. Bu roman Simone'un en yakın arkadaşı Zaza isimli genç bir kız ile aralarında geçen dostluğu ve ilişkiyi anlatıyor. Yani otobiyografik bir kitap. Ama Simone'dan ziyade Zaza'yı tanıyor ve anlamaya çalışıyoruz. Kitaptaki adı ile Andrée kendi olma mücadelesinde nasıl etrafındaki herkes ile mücadele ediyor , annesine olan sevgisine rağmen nasıl zorlanıyor onu okuyoruz. Katı Katolik bir ailenin kızları ve hatta kadınlar hakkındaki düşüncelerinden sonra kocaman sarılmak istiyorsunuz Andrée 'ye. Daha fazla spoiler vermeden incelemeyi bitiriyorum. Önerimdir okuyunuz efendim.
Edebiyat
Ayrılmaz İkiliSimone de Beauvoir · Can Yayınları · 2023366 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 1. kitabı
İkonik yazarın ergenlik döneminin, çocukluk arkadaşı Zaza Lacoin ‘le kurduğu dönüştürücü ve trajik dostluğun hayatını ve yazarlığını nasıl etkilediğini hissettiren otobiyografik roman…
Ayrılmaz İkiliSimone de Beauvoir · Can Yayınları · 2023366 okunma
8/10
·128 syf.··
2025 2. kitabı
lisede okusaydim cok fazla benimseyecegim ve romantize edecegim bir kitap olurdu. tek uzuldugum sey andreenin sylvienin hislerini fark edememesiydi ve sylvie ile kitabin yarisindan fazlasinda kendi erkek meselelerini konusmasi sylvie yerinde olsam uzulurdum
1000Kitap
Ayrılmaz İkiliSimone de Beauvoir · Can Yayınları · 2023366 okunma
Ayrılmaz İkili 5/5
Puan vermedi·128 syf.··
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2025 00:00
Kitabımızın konusu Sylvie karakterinin Andree isimli bir kızla tanışması ve onu çok sevmesi ile başlıyor. Bu sevgisi Andree tarafından tam anlamıyla karşılık görmese de çok sıkı dost oluyorlar. Andree katolik bir ailede büyüyen dindar bir kız ancak ruhu ve istekleri din ile örtüşmüyor. Ailesinin, dinin ve toplumun baskısı ile yaşayan özgür bir ruhun eridiğini okuyoruz. Kadın olmanın, cinsiyet eşitsizliğinin, cinsel tabuların varlığını iyice görmemizi sağlıyor. Ne yazık ki günümüzde de bu sorunlarla mücadele ediyoruz. Bu eser kısacık da olsa beni çok etkiledi. Ayrıca bu kurgunun gerçek olaylardan esinlenmesi de kalp kırıcı.
Edebiyat
Ayrılmaz İkiliSimone de Beauvoir · Can Yayınları · 2023366 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 12. kitabı
Simon De Beauvoir’ın , Katolik okulunda öğrenciyken arkadaşlık kurduğu Zaza’ya ait, aslında defalarca anlatmak istediği hikayesidir bu kitap. Defalarca diyorum çünkü diğer romanlarında da kesitler halinde yer almış. Nedir aralarındaki ilişki? Ya da Simon’u yazmaya iten güç? Aslında sondan başlamak gerek; Zaza yani kitaptaki adıyla Andree, kadınlık görevleri adı altında kimliksiz bırakılan, hayatındaki kararları iradesiyle alamayan ve kadın olarak belirlenen düzeneğin dışına çıkamayan trajik bir son. Bu sürece getiren dini referanslar çok baskın kitapta. Yaşadığı en masum duyguyu bile “günah” süzgecinden geçirmek zorunda. Yaşadığı olumsuzluklar Tanrı’nın onu görmemesi ile ilgili ve ruhunu çevreleyen bu güç ona nefes aldırmıyor. Sylvie yani Simon ise, başından beri onun hikayesine ayna tutmuş ve hayatının tüm damarlarına yerleşmiş arkadaşı. Başından beri çok etkilendiği Andree’yi asla yalnız bırakmayan dostu. Peki nedir bu kurduğu derin bağın mahiyeti? Aslında ara ara aşka yönelik referanslar da veren masum, kendini tamamlayan duyguların vücut bulmuş hali Andree. Bu yüzden çok derin ve sağlam paydaşlıkla ilerleyen bir bağ. Kitabın ana meselesi de bu zaten; bu kadar masum ve yolunu arayan duyguların, böylesine bağnaz ve basmakalıp bir düzende sıkışmış olması… Beauvoir’ın hayatındaki temel davasını düşünürsek hiç de şaşırtmayacak özgünlükte ve etkileyici kısacık bir metin.Okuyun.Günümüzde de hala süregelen kadın meselelerinin yankılarını duyacaksınız..
Ayrılmaz İkiliSimone de Beauvoir · Can Yayınları · 2023366 okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
not gay enough ama BAYILDIM kadin olmak oyle kolay degil her erkek anlamaz yani andree uzulme cnm ben senin icin butun ataerkiyi islak hortumla da doverim hepsi korksun benden
Ayrılmaz İkiliSimone de Beauvoir · Can Yayınları · 2023366 okunma
10/10
·128 syf.··
2026 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 12:59
Hüzün.. Kitapta anlatılanların gerçekle bağlantısını bilmek her sayfayı bir iç çekişle okumama sebep oldu. Sevginin farklı hallerini ve dönem olarak sevmeyi aşkı nasıl farklı yorumlanabildiğini görüyoruz. Lütfen okurken bu yaşananların gerçek olduğunu ve 1900ler Avrupa'sında yaşandığını hayal edin, yüzünüzde hafif bir tebessümle okuyacaksınız..
Ayrılmaz İkiliSimone de Beauvoir · Can Yayınları · 2023366 okunma

Yazar Hakkında

Simone de BeauvoirYazar · 37 kitap
Simone Lucie-Ernestine-Marie-Bertrand de Beauvoir (/simɔn də boˈvwaʀ/; 9 Ocak 1908 – 14 Nisan 1986) Fransız yazar ve filozof. Roman, felsefe politik ve sosyal deneme, biyografi ve otobiyografi yazarı, gazeteci. En önemli eseri 1949’da yazdığı, kadınların gördüğü baskıların bilimsel incelenmesini yaptığı ve modern feminizmin temellerini kurduğu İkinci Cins (Le Deuxième Sexe) adlı eseri sayılabilir. Yaşamı  Simone de Beauvoir 9 Ocak 1908’de Paris’te Georges Bertrand ve Françoise (Brasseur) de Beauvoir çiftinin kızı olarak dünyaya gelmiştir. Geleneksel bir ailenin büyük kızıdır. Otobiyografisinin ilk bölümünde (Bir Genç Kızın Anıları) dinine ve ülkesine bağlı ataerkil bir ailenin sorumluluklarla donatılmış kızı olarak yaşadığı dönemden bahseder. Kişiliğinin koyu katolik annesinin ve bilinemezci babasının karşıtı olarak şekillendiği söylenebilir. Çocukluk ve ergenlik çağını etkileyen iki ilişkisinden biri kardeşi Helen diğeri arkadaşı Zaza ile olan ilişkisidir. Helen’in küçüklüğünden itibaren ona sürekli bir şeyler öğretmeye onu yetiştirmeye çalışmış ilişkisinde öğretici bir kaygı içinde olmuştur. Zaza ise trajik yaşamı ve ölümü ile Simone’nun karşılaştığı ilk sorunu oluşturuyordu. Matematik ve felsefede Baccalauréat sınavını geçtikten sonra Katolik Enstitüsü’nde matematik öğrenimi ve Saınte Marie Enstitüsünde yabancı dillerde yazın eğitimi gördü. Daha sonra Sobone’da felsefe eğitimi aldı. 1929’da seçkin Ecole Normale Superieure’ye kayıt olan ve Sabone’da kurs almakta olan Jean-Paul Sartre ile tanışır. Beavuvoir’un Ecole Normele’de eğitim gördüğü yanlış ve yaygın olan bir bilgidir. Ancak bu okuldaki Sartre ve felsefe gurubundaki diğer insanlar tarafından iyi tanınmaktadır. 1929’da felsefede Agregation başaran en genç öğrenci olur. Sartre o yıl birinci olur, Simone ise ikinci. Ancak herkes bilir ki de Beauvoir felsefede en iyi idi. Sartre’a birincilik erkek olduğu için verilmişti. Sorbonne’da iken hayatı boyunca bilinecek lakabı Castor(Cesur) edinecektir. 1943 yılında Simone Konuk Kız (L'Invitée) adlı Rouen okulundaki öğrencilerinden Olga Kosakiewicz ile olan kronik lezbiyen ilişkisinin öyküsünü yayınladı. Bu öykü aynı zamanda de Beauvoir ile Sartre arasındaki karmaşık ilişkiyi ve ilişkinin bu üçlü ilişkiden nasıl zarar gördüğünü anlatır Ve II. Dünya Savaşı'ndan sonra De Beauvoir Sartre’ın Maurice Merleau-Ponty ve diğer arkadaşları ile kurduğu Modern Zamanlar (Les Temps Modernes ) adlı politik gazetede çalışmaya başladı. De Beauvoir bu gazetede kendini geliştirdi ve ölümüne kadar editör olarak çalışmaya devam etti. Belirsizlik Ahlakı Üzerine (Pour Une Morale de L'ambiguïté , 1947) kitabında Fransız varoluşçuluğu etkileri farkedilmektedir. Kitapta çok sade bir biçimde Sartre’ın olmak ve hiçlik felsefeleri arasındaki geniş açıyı göstermektedir. De Beauvoir bir biseksüeldir. Ancak bir seminerde Nelson Algren’le tanıştığı 1947 yılına kadar kadar orgazma ulaşamamıştır. Chicago’da Beauvoir Algren ile ilişkisinde ilk orgazmını yaşar. Bu Fransa’da iki ayrı kitap olarak basılan İkinci Cins kitabına da ilham olur. Bu çalışma Amerika’da da The Second Sex olarak yayıncı Alfred A. Knoph’ın karısı Blance Knopf ‘un tavsiyesi üzerine Howard Parshley tarafından çevirilerek yayınlanır. Kadın: Efsane ve Gerçek  Simone de Beauvoir önce Kadın: Efsane ve Gerçek adlı denemesini yazar. Bu denemesinde erkeklerin kadınları, erkekleri yanlış havalara, izlenimlere sokan gizemli “diğer”ler olarak gördüğünü iddia eder. Ve erkeklerin, bu “diğer”olma durumunu, kadınları ve onların problemlerini anlamadıklarına, onlara yardım etmediklerine hatta onlara uyguladıkları baskılara bir neden olarak kullandıklarını iddia eder. Bu durumun tüm toplumlarda klişeleşmiş bir hal aldığını ve her zaman hiyerarşiyi elinde tutanların güçsüzleri “diğer” olarak tanımladığını ve onları etraflarında dolaşan karanlık gölgeler olarak nitelendirdiğini savunmuştur. Bu durumun sınıflar arasındaki ilişkilerde, dinsel, ırksal ayrımların mücadelesinde her türlü karşıtlıkta görüldüğünü ama hiç karşıtlıkta “diğer” nitelendirmesinin ve “diğer”e yaklaşımın kadın-erkek ayrımındaki kadar klişeleşmiş bir hal almadığını, hayatın mevcut düzenine gerekçe olarak gösterilmediğini söyler. İkinci Cins  Yazarın bu eseri 1949’da Fransa’da yayınlanmıştır. Freudcu yönleri ağır basan feminist bir varoluşçuluk göze çarpar. Varoluşçulukta olduğu gibi de Beauvoir temel prensip olarak var oluşun özden önce geldiğini kabul eder ve “Kadın doğulmaz kadın olunur.” prensibine ulaşır. Araştırmaları diğer kavramı üzerine yoğunlaşmıştır. Kadınların diğer olarak tanımlanmasını ve mevcut sosyal konumunu, gördüğü baskının temeli olarak olarak nitelendirir De Beauvoir tarihte her zaman kadının sapkın ve anormal canlılar olarak görüldüğünü iddia eder ve Mary Wollstonecraft’ın dahi erkekleri kadınlara ulaşmaları gereken ideal örnek olarak gösterdiğini ileri sürer. De Beauvoir “Bu durum kadınların kendilerini normalden sapmış, dışta kalan ve normale ulaşmaya çalışan canlılar gibi algılamalarını sağlayarak onlarını başarılarını sınırlandırmışdır.” der. Feminizme göre bu düşünce artık bir kenara atılmalıdır. De Beauvoir iddia eder ki kadınlar erkekler kadar ayırım yapma, seçme yeteniğine sahiptir ve böylece kendilerini geliştirmeyi seçebilir, kadını mevcut durumundan ileri götürebilir, kendi hayatlarının ve dünyanın sorumluluğunu alabilir. Ölümü ve sonrası  1981’de Sartre’ın acı dolu son yıllarını anlattığı Veda Töreni’ni (Cérémonie Des Adieux) yazar. Kendisi de Paris’de Cimetière du Montparnasse mezarlığına Sartre’ın yanına gömülür. Mezar taşında isimleri alt alta yazılır. Ölümüden sonra ünü yayılmaya devam eder. Sadece 1968’lerin post-feminizminin kurucusu olduğu için değil aynı zamanda akademisyen olarak ve varoluşcu Fransız düşün insanı olarak da ünü gelişerek yayılır. Sartre’ın üzerindeki etkisi her zaman görülür. Felsefe üzerine yazdığı birçok eserde de Satre’ın varoluşçu etkisi görülebilir. Paris'te Seine Nehri üzerine yapılan bir köprüye yazarın adı verilmiştir. Eserleri  Konuk Kız, (1943) Pyrrhus ve Cineas, (1944) Başkalarının Kanı, (1945) Kim Ölecek?, (1945) Her Erkek Ölümlüdür, (1946) Belirsizlik Ahlakı Üzerine, (1947) İkinci Cins, (1949) Gün gün Amerika, (1954) Mandarinler, (1954) Sade’ı Yakmalı mı?, (1955) Uzun Yürüyüş, (1957) Bir Genç Kızın Anıları, (1958) Yaşlılık, (1960) Sessiz Bir Ölüm, (1964) Les Belles Images, (1966) The Woman Destroyed, (1967) Yaşlılık, (1970) Hesap Tamam, (1972) When Things of the Spirit Come First,(1979) Veda Töreni, (1981) Sartre’a Mektuplar, (1990) Aşk Mektupları (Nelson Algren’e), (1998) Ödülleri 1983 Sonning Ödülü