Azrail Koşuyor, film izliyormuş hissi veren akıcı ve sürükleyici anlatımı, sınıfsal ayrımlara, sosyal adaletsizliğe, gücü elinde bulunduran kişilerin bireyselliğine ve acımasızlığına yönelik vurguları, macera temposu yüksek işleyişi ile bir solukta okuduğum ve beğendiğim bir kitap oldu. 1987 yapımı "The Running Man" isimli bir uyarlaması da bulunan kitap; tanıdık bir konuyu ele alsa da, su gibi akan bir üslup ve içsel dünyalara dokunan atıflarla işlenen hikaye etkileyiciliğinden bir şey kaybetmiyor.
2025 yılında hava kirliliği ve radyasyon sebebiyle hastalıklar baş göstermiş, sadece zengin kesimin erişebildiği burun filtrelerinin kullanılması zaruri hale gelmiştir. Yoksulluk ve işsizlik artmış, sınıfsal ayrımlar keskin sınırlarla belirlenmiştir. Şehrin kuzey bölgesinde yaşayan zengin kesim için; güney bölgesinde yaşayan yoksul halk ölmesi gereken önemsiz, değersiz, tehlikeli varlıklar olarak görülmeye başlanmıştır. Güney bölgesinde güvenlik güçleri, sağlık kuruluşları bulunmamakta, halk kendi haline bırakılmakta çetelere ve ölüme terk edilmektedir.
Böyle bir düzende Şebeke adı verilen bir oluşumun yürüttüğü yarışma programları, Bedava V kanalı aracılığı ile zengin , fakir herkesin evinde gün boyu yayın yapmaktadır. Varlıksız ve işsiz bireylerin para kazanma amacı ile başvurduğu bu yarışmalar, zengin halkın eğlence aracı haline gelmiştir.
Ben Richards'ın 18 aylık kızı Cathy'nin hasta olması ve tedavi edilmesi için paraya ihtiyacı vardır. Açlık sınırında yaşayan Ben için; tek çare yarışmalara katılmaktır. Muayene ve testler sonucu Koşucu yarışmasına seçilir. Bu yarışmada bütün Dünya kaçış alanıdır. Polis, halk avcı olarak Ben'i ararken , Ben de herkesin düşman olduğu bir Dünya'da 30 gün hayatta kalmak zorundadır. 6 yıldır devam eden yarışmada en uzun süre